Umarım iyisindir diyorum ya, demeye devam edeceğim. Ümid ne kadar kıymetli bir duygu. İnsanın yürek aydınlığı, güven iklimi. İnanıyor olmanın bu dünyadaki en büyük ikramı… İstikameti belirlemede en güçlü rehberi… Ümidimizi besleyen Rabbimizin her şeye gücü yettiğini bilmek, bence bilginin temeli ve tarifi.
Öyle yapıyorum ben, ümidimi duam ile duamı ümidim ile besliyorum. Anlaşıldığından, yanlış anlaşılmayacağından emin olmak, bu dünyada sahip olunacak en büyük zihnî ve kalbî zenginlik. İsteme hakkını bize veren Allah’a hamdolsun ki doğru duaya gereği gibi durmanın yolunu göstermiş, bu da büyük bir imkân. Kendinden emin olmak ne ki Rabbinden emin olan kul için… Affedileceğine inanarak günah işlemek değil, hatalarımızdan dönme yolu için fırsat verdiğini bilmek, doğru olan için gayret gösterirken cesurca davranabilmek… Duaların ifadelerinde hangi konularda nasıl büyük yardım görebileceğimizi anlamak ne büyük zenginlik… “Eğer unutur, hata edersek sorumlu tutma, bizden öncekilere yüklediğin gibi bize yük yükleme, takatimizin yetmeyeceği yükü yükleme…” Duanın yeri yürek ve akıl olunca sükûnet eşlik ediyor hayatın her alanına. Sana da dua ediyor, dua bekliyorum. Karşılık olsun diye değil; karışıklık olmasın diye… Zira karıştı, çok karıştı; iyi ile kötü, güzel ile çirkin, evlat ile ebeveyn, öğretmen ile öğrenci…
Bu yazının devamı
211. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Şiirlerde aradığımız nedir? Acının, sevincin, yalnızlığın, hasretin, aydınlığın, hakikatin mısra mısra dile gelişi. Ruhun seyahati engin denizlerde. Dokunulan, duyulan bir iç yangını. Çekilen sızının siyah-beyaz fotoğrafı. Şu dünya yolculuğunda sesimize bir ses veren var mı? Başkasının şiirlerini okurken kendimizi de okuruz. Şiirlerde tanımak insanı, şiirlerde derinliğine…
Nuri Bilge Ceylan, filmografisine Ahlat Ağacı filmini de katarak insanın hikayesine, bu topraklarda olan bitene ve bu coğrafyanın yaşam kültürüne; yerleşik karakterler ve alışılmış ilişki biçimleri üzerinden bakmaya, düşünmeye ve göstermeye çalışıyor.
İslamcılığın ideolojik çöküşü Olivier Roy’un 1990’larda “Siyasal İslam’ın İflası” adlı kitabında dile getirilmişti. Roy’a göre, İslamcılık, başlangıçta gelenek karşıtı modern bir entelektüel akım iken uğradığı dönüşümle, marjinalize olmuş kentli gençler için ilgi çeken bir radikal protesto hareketi olmaktan öteye gidememişti. Yine, ona göre İslamcılık, batılılaşma ve karma eğitimin getirdiği ahlaki yozlaşmaya karşı çıkan ancak düşüncelerini …
Düşünüyoruz… Bir dergi olsa diyoruz; bütün aileyi kapsayacak, her yaş grubu çocuğa hitap edebilecek, anne babaların da sahiplenebileceği, okuyup okutabilecekleri, eğitici, öğretici, eğlendirici.
Biz mi çıkarsak diyoruz sonra. Ama nasıl? Gücümüz yeter mi? Öncelikle en azından beş sayıyı hazırlamalıyız ki devamının gelip gelmeyeceğini görelim. Deniyoruz ve olabileceğini görüyoruz. Adını da “Adak Çocuk” koyuyoruz dergimizin, hak yola adanmış nesillere bir dua niyetine.
Her ay içerik hazırlama, bilgisayarda temize geçirme, ressama verme, metin ve resimlerin uyumu için kontrol ve düzeltme, renk ayırımına götürme, matbaaya gönderme, heyecanla dergilerin baskıdan gelmesini bekleme, dergiler evin kapısına geldiğinde “acaba bir hata var mı” endişesiyle daha kapıdan içeri almadan göz gezdirme…
Biz zulmü tanıyamadık. Zulüm neydi anlayamadan mazlum olduk… Zalimin zulmü diyoruz bugün bu olanlara… Asırlardır aynı tuzakla parçalanıyoruz, vuruluyoruz, ölüyoruz, zulüm hâlâ devam ediyor… Ne zaman bitecek… Zulmü bir türlü ortadan kaldıramadık…
Mektup XII
Umarım iyisindir diyorum ya, demeye devam edeceğim. Ümid ne kadar kıymetli bir duygu. İnsanın yürek aydınlığı, güven iklimi. İnanıyor olmanın bu dünyadaki en büyük ikramı… İstikameti belirlemede en güçlü rehberi… Ümidimizi besleyen Rabbimizin her şeye gücü yettiğini bilmek, bence bilginin temeli ve tarifi.
Öyle yapıyorum ben, ümidimi duam ile duamı ümidim ile besliyorum. Anlaşıldığından, yanlış anlaşılmayacağından emin olmak, bu dünyada sahip olunacak en büyük zihnî ve kalbî zenginlik. İsteme hakkını bize veren Allah’a hamdolsun ki doğru duaya gereği gibi durmanın yolunu göstermiş, bu da büyük bir imkân. Kendinden emin olmak ne ki Rabbinden emin olan kul için… Affedileceğine inanarak günah işlemek değil, hatalarımızdan dönme yolu için fırsat verdiğini bilmek, doğru olan için gayret gösterirken cesurca davranabilmek… Duaların ifadelerinde hangi konularda nasıl büyük yardım görebileceğimizi anlamak ne büyük zenginlik… “Eğer unutur, hata edersek sorumlu tutma, bizden öncekilere yüklediğin gibi bize yük yükleme, takatimizin yetmeyeceği yükü yükleme…” Duanın yeri yürek ve akıl olunca sükûnet eşlik ediyor hayatın her alanına. Sana da dua ediyor, dua bekliyorum. Karşılık olsun diye değil; karışıklık olmasın diye… Zira karıştı, çok karıştı; iyi ile kötü, güzel ile çirkin, evlat ile ebeveyn, öğretmen ile öğrenci…
Bu yazının devamı 211. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Şiire Dair
Şiirlerde aradığımız nedir? Acının, sevincin, yalnızlığın, hasretin, aydınlığın, hakikatin mısra mısra dile gelişi. Ruhun seyahati engin denizlerde. Dokunulan, duyulan bir iç yangını. Çekilen sızının siyah-beyaz fotoğrafı. Şu dünya yolculuğunda sesimize bir ses veren var mı? Başkasının şiirlerini okurken kendimizi de okuruz. Şiirlerde tanımak insanı, şiirlerde derinliğine…
Ahlat Ağacı
Nuri Bilge Ceylan, filmografisine Ahlat Ağacı filmini de katarak insanın hikayesine, bu topraklarda olan bitene ve bu coğrafyanın yaşam kültürüne; yerleşik karakterler ve alışılmış ilişki biçimleri üzerinden bakmaya, düşünmeye ve göstermeye çalışıyor.
İlkeler Üzerinden Konuşmak
İslamcılığın ideolojik çöküşü Olivier Roy’un 1990’larda “Siyasal İslam’ın İflası” adlı kitabında dile getirilmişti. Roy’a göre, İslamcılık, başlangıçta gelenek karşıtı modern bir entelektüel akım iken uğradığı dönüşümle, marjinalize olmuş kentli gençler için ilgi çeken bir radikal protesto hareketi olmaktan öteye gidememişti. Yine, ona göre İslamcılık, batılılaşma ve karma eğitimin getirdiği ahlaki yozlaşmaya karşı çıkan ancak düşüncelerini …
Bir “Çocuk ve Aile Dergisi” Çıkarma Serüveni
Düşünüyoruz… Bir dergi olsa diyoruz; bütün aileyi kapsayacak, her yaş grubu çocuğa hitap edebilecek, anne babaların da sahiplenebileceği, okuyup okutabilecekleri, eğitici, öğretici, eğlendirici.
Biz mi çıkarsak diyoruz sonra. Ama nasıl? Gücümüz yeter mi? Öncelikle en azından beş sayıyı hazırlamalıyız ki devamının gelip gelmeyeceğini görelim. Deniyoruz ve olabileceğini görüyoruz. Adını da “Adak Çocuk” koyuyoruz dergimizin, hak yola adanmış nesillere bir dua niyetine.
Her ay içerik hazırlama, bilgisayarda temize geçirme, ressama verme, metin ve resimlerin uyumu için kontrol ve düzeltme, renk ayırımına götürme, matbaaya gönderme, heyecanla dergilerin baskıdan gelmesini bekleme, dergiler evin kapısına geldiğinde “acaba bir hata var mı” endişesiyle daha kapıdan içeri almadan göz gezdirme…
Mahalleden
Biz zulmü tanıyamadık. Zulüm neydi anlayamadan mazlum olduk… Zalimin zulmü diyoruz bugün bu olanlara… Asırlardır aynı tuzakla parçalanıyoruz, vuruluyoruz, ölüyoruz, zulüm hâlâ devam ediyor… Ne zaman bitecek… Zulmü bir türlü ortadan kaldıramadık…
Alışverişe devam et