Rum suresinin 21. ayetinde mealen: “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” buyurulmaktadır. Buradan hareketle kadın ve erkeğin, birbirini tamamlamakla birlikte birbirleri için huzur ve güven kaynağı olduğunu/olması gerektiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Kadın ve erkek; birbirinin dostu, sığınağı ve hayat arkadaşıdır. Kadın ve erkeğin fıtratında var olan sevgi ve merhamet duygusu sayesindedir ki evlilik kurumu varlığını devam ettirmekte, çocuklar bu sevgi ve merhamet ikliminde büyütülebilmektedirler. Bu sevgi ve merhamet duygusu fıtratımızda olmasa idi hem evliliğin hem de çocuklar büyütülürken yaşanan sıkıntıların üstesinden gelinebilmesi, çocukların sağlıklı bir aile ortamında büyütülebilmesi hatta belki de insan neslinin devam edebilmesi mümkün olmazdı.
Kadın ve erkeği birbirine düşman etmek, aralarındaki ilişkiyi bir çıkar ilişkisine dönüştürmek; ailede yaşanan sıkıntıları göze alamayan, tek kişilik bir hayat kurgulamak; insan fıtratına uygun olmadığı gibi sağlıklı nesiller yetiştirmenin önünde de büyük bir engeldir. Böyle bir hayat hem erkeğe hem de kadına maddi ve manevi büyük zararlar verecektir. Hele hele tek gecelik ve sadece maddi haz üzerine kurulan ilişkilerin kadına ya da erkeğe âyette bahsedilen sevgi ve merhamet duygusunu yaşatabilmesi mümkün değildir.
Aile hem ebeveynler hem çocuklar hem de yaşlılar için en güvenli sığınaktır. Aileyi yok ettiğiniz ya da en azından aileye olan güveni yıktığınız andan itibaren değerlerinizi yeni nesillere aktaramadığınız gibi toplumun sağlıklı bir şekilde devamını da sağlayamazsınız. Böyle bir durumda toplumu ayakta tutan dinamikler yavaş yavaş yıkılır ve toplum hızlıca yok oluşa doğru sürüklenir. Bugün aile kurumunu ayakta tutmakta zorlanan her toplumu benzeri bir akıbet beklemektedir.
Bu yazının devamı
218. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İnsan nedense gelip geçtikten sonra zamanla selamlaşır ya da bu selamlaşmayı o zaman fark eder. Onun içindir geçmiş zaman çok konuşulur. Ânın içindeyken ânı fark etmek gerçekten büyük bir gayret ve anlam gerektirir. Ve genellikle de gençlik yıllarında bu çok fark edilmez.
Başka birinin sana çiçek getirmesini beklemeden
Kendi bahçeni yeşert…
Ve kendi ruhunu kendin süsle.
Ne kadar dayanıklı olduğunu göreceksin…
Ne kadar güçlü olduğunu
Ve ne kadar değerli olduğunu öğreneceksin…
Her yeni elveda ile öğreneceksin…”
“Şair ilhamının kaynağı nedir?” sorusu kökleri eskiçağlara kadar uzanan hukuki bir meseleydi. Sorun, cahiliye dönemi Araplarının bir tür edebi eğlencesi olan kaside şairlerine yönelik bakışlarından daha köklüydü. Zira Müslümanlar şiir konusunda iki taraftan Yunan-Roma ve Sasani ahlâkıyla yüzleştiler. Yunan-Roma düşüncesinde şiir etika, Sasani düşüncesinde ise edeb denilen köklü siyasi-hukuki yapıları yeniden diriltebilirdi.
Evet, tek bir çiçekle baharın bütünü hemen gelmeyecektir elbet…
Ve belki o erken açan çiçek gelecek bahar mevsimini de göremeyecektir. Ama baharın mutlak gelecek ve yaşanılacak bir gerçek olacağının umudunu aşılayacaktır; baharı bekleyenlere…
Bir kelebeğin kanat çırpışının yarattığı etkiyi bilirim… İyimserliğin, umudun boşa kürek çekişin diğer adı olmadığını da… Bir tebessümün nasıl bulaşıcı olduğunu, bir iyiliğin hiçbir zaman unutulup gitmeyeceğini ve yarattığı kalıcı eserleri bilirim…
Sen nelere kadirsin ey Umut!
Algı Yönetimine Feda Edilen Kurum: Aile
Rum suresinin 21. ayetinde mealen: “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” buyurulmaktadır. Buradan hareketle kadın ve erkeğin, birbirini tamamlamakla birlikte birbirleri için huzur ve güven kaynağı olduğunu/olması gerektiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Kadın ve erkek; birbirinin dostu, sığınağı ve hayat arkadaşıdır. Kadın ve erkeğin fıtratında var olan sevgi ve merhamet duygusu sayesindedir ki evlilik kurumu varlığını devam ettirmekte, çocuklar bu sevgi ve merhamet ikliminde büyütülebilmektedirler. Bu sevgi ve merhamet duygusu fıtratımızda olmasa idi hem evliliğin hem de çocuklar büyütülürken yaşanan sıkıntıların üstesinden gelinebilmesi, çocukların sağlıklı bir aile ortamında büyütülebilmesi hatta belki de insan neslinin devam edebilmesi mümkün olmazdı.
Kadın ve erkeği birbirine düşman etmek, aralarındaki ilişkiyi bir çıkar ilişkisine dönüştürmek; ailede yaşanan sıkıntıları göze alamayan, tek kişilik bir hayat kurgulamak; insan fıtratına uygun olmadığı gibi sağlıklı nesiller yetiştirmenin önünde de büyük bir engeldir. Böyle bir hayat hem erkeğe hem de kadına maddi ve manevi büyük zararlar verecektir. Hele hele tek gecelik ve sadece maddi haz üzerine kurulan ilişkilerin kadına ya da erkeğe âyette bahsedilen sevgi ve merhamet duygusunu yaşatabilmesi mümkün değildir.
Aile hem ebeveynler hem çocuklar hem de yaşlılar için en güvenli sığınaktır. Aileyi yok ettiğiniz ya da en azından aileye olan güveni yıktığınız andan itibaren değerlerinizi yeni nesillere aktaramadığınız gibi toplumun sağlıklı bir şekilde devamını da sağlayamazsınız. Böyle bir durumda toplumu ayakta tutan dinamikler yavaş yavaş yıkılır ve toplum hızlıca yok oluşa doğru sürüklenir. Bugün aile kurumunu ayakta tutmakta zorlanan her toplumu benzeri bir akıbet beklemektedir.
Bu yazının devamı 218. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Zamanla Anladığımız Zaman…
İnsan nedense gelip geçtikten sonra zamanla selamlaşır ya da bu selamlaşmayı o zaman fark eder. Onun içindir geçmiş zaman çok konuşulur. Ânın içindeyken ânı fark etmek gerçekten büyük bir gayret ve anlam gerektirir. Ve genellikle de gençlik yıllarında bu çok fark edilmez.
Kendi Bahçeni Sen Yeşertmelisin…
Başka birinin sana çiçek getirmesini beklemeden
Kendi bahçeni yeşert…
Ve kendi ruhunu kendin süsle.
Ne kadar dayanıklı olduğunu göreceksin…
Ne kadar güçlü olduğunu
Ve ne kadar değerli olduğunu öğreneceksin…
Her yeni elveda ile öğreneceksin…”
Şiir Hukuku
“Şair ilhamının kaynağı nedir?” sorusu kökleri eskiçağlara kadar uzanan hukuki bir meseleydi. Sorun, cahiliye dönemi Araplarının bir tür edebi eğlencesi olan kaside şairlerine yönelik bakışlarından daha köklüydü. Zira Müslümanlar şiir konusunda iki taraftan Yunan-Roma ve Sasani ahlâkıyla yüzleştiler. Yunan-Roma düşüncesinde şiir etika, Sasani düşüncesinde ise edeb denilen köklü siyasi-hukuki yapıları yeniden diriltebilirdi.
Bir Çiçekle Bahar Gelmez Bilirim…
Evet, tek bir çiçekle baharın bütünü hemen gelmeyecektir elbet…
Ve belki o erken açan çiçek gelecek bahar mevsimini de göremeyecektir. Ama baharın mutlak gelecek ve yaşanılacak bir gerçek olacağının umudunu aşılayacaktır; baharı bekleyenlere…
Bir kelebeğin kanat çırpışının yarattığı etkiyi bilirim… İyimserliğin, umudun boşa kürek çekişin diğer adı olmadığını da… Bir tebessümün nasıl bulaşıcı olduğunu, bir iyiliğin hiçbir zaman unutulup gitmeyeceğini ve yarattığı kalıcı eserleri bilirim…
Sen nelere kadirsin ey Umut!
Kadim Medeniyetlerin Efsunlu Coğrafyası: İran
İsfahan, Kaşhan, Tebriz, Tahran, Kum, Meşhed, Nişabur, Şiraz gibi şehirleriyle şarkın şiiri… Hafız, Firdevsî, Sadi, Şehriyar, Furuğ bu şiirle sesleniyorlar efsunlu ülkeden kalplerimize ve ele geçiriyor ruhumuzu bir tutam şiir…
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.