İnsan bir muamma… İkna olduğunu yapmada birçok şeyini hatta hayatını ortaya koyacak denli kararlı; yapmak istemediğindeyse mazeret üreten, bin bir dereden su getirip yapmamanın yolunu da bulabilen bir varlık…
Sağlam bir kulpa tutunmamışsa gelgitler yaşıyor. Bu gelgitlerle hem kendisini yoruyor hem de karşısındakileri davranış bozukluğuna itiyor.
Aslında fıtratına aykırı davrandığında benliğindeki bu zıtlaşmanın hesaplaşmasını yapmaya başlıyor. Bu savaşımın üstesinden gelebilirse özüne sadakat gösteriyor. Bunu başaramazsa yavaş yavaş yaptığı işe, bulunduğu hâle mazeretler, nedenler üretmeye başlıyor. Arzularını yaşama isteği helali aşmaya başladığında, nefsinde taşıdığı zaaflar dışarıya taşmaya başlıyor.
Bu yazının devamı
194. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Şiirin en çok hangi mısrası Demirel’in derhal faksa sarılmasına yol açmıştır, bunu kestirmek güç. Belki tamamı, belki de bazı bölümleri. Ancak “Köylü milletin efendisidir.” şiarının söylem olarak takipçisi sayılan ve “Çoban Sülü” olarak da anılan mezkûr politikacı, belki de şu mısradan daha fazla rahatsız olmuştur:
Köylüleri niçin öldürmeliyiz?
Çünkü onlar yanlış partilere oy verirler.
Manipülatörler, kişinin zihnini ikna edemezlerse davranışlarını, davranışlarını kontrol edemezlerse çevresini manipüle etmeye çalışırlar. Pes etmez manipülatörler çünkü kendilerini manipülasyonlara karşı korudukları gibi hakikate karşı da kör ve sağır kesilmişlerdir.
“Kitap ehlinden bir grup, ‘Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar (size bakarak) dönerler.’ dedi.” (Âl-i ʿİmran 72)
Gazzelilerin önünde iki seçenek vardı: ya yavaş yavaş ölecekler ya da bir huruç harekâtı yaparak İsrail’e hiç tatmadığı bir acıyı yaşatacaklardı. Onlar ikinci yolu seçtiler ve bunun bedelini de ödediler, ödemeye de devam ediyorlar. Bu bedel karşılığında Gazzelilerin satın aldıkları neydi? Kimilerine göre tahammülü zor bir acı, kimilerine göre ise onur ve izzet!
Doğa, insanın özüne açılan büyük bir kapı gibidir. Her an yeni bir şeyler keşfedecek, her an yeni şeyler öğrenecek büyük bir ansiklopedi misali… Doğa, izlediğin her anında duygu cümbüşü yaşayacağın, hissiyatının neşv-ü nemâ bulacağı büyük bir açık hava sineması gibidir.
Önceden sırlar vardı, herkesle paylaşılmayan… Herkese anlatılmayan özel anlar vardı. Herkese açılmayan kapılar, herkese gösterilmeyen güzellikler ve kimi zaman kusurlar… Özel olan, özel insanını arar bulurdu. Herkese söylenilmez, herkesle paylaşılmazdı.
‘Allah’ın Bildiğini Kuldan mı Saklayacağım’
İnsan bir muamma… İkna olduğunu yapmada birçok şeyini hatta hayatını ortaya koyacak denli kararlı; yapmak istemediğindeyse mazeret üreten, bin bir dereden su getirip yapmamanın yolunu da bulabilen bir varlık…
Sağlam bir kulpa tutunmamışsa gelgitler yaşıyor. Bu gelgitlerle hem kendisini yoruyor hem de karşısındakileri davranış bozukluğuna itiyor.
Aslında fıtratına aykırı davrandığında benliğindeki bu zıtlaşmanın hesaplaşmasını yapmaya başlıyor. Bu savaşımın üstesinden gelebilirse özüne sadakat gösteriyor. Bunu başaramazsa yavaş yavaş yaptığı işe, bulunduğu hâle mazeretler, nedenler üretmeye başlıyor. Arzularını yaşama isteği helali aşmaya başladığında, nefsinde taşıdığı zaaflar dışarıya taşmaya başlıyor.
Bu yazının devamı 194. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Köylülerin Öç Alma Vakti mi?
Şiirin en çok hangi mısrası Demirel’in derhal faksa sarılmasına yol açmıştır, bunu kestirmek güç. Belki tamamı, belki de bazı bölümleri. Ancak “Köylü milletin efendisidir.” şiarının söylem olarak takipçisi sayılan ve “Çoban Sülü” olarak da anılan mezkûr politikacı, belki de şu mısradan daha fazla rahatsız olmuştur:
Köylüleri niçin öldürmeliyiz?
Çünkü onlar yanlış partilere oy verirler.
Vahiy Kılavuzluğunda Manipülasyona Dair
Manipülatörler, kişinin zihnini ikna edemezlerse davranışlarını, davranışlarını kontrol edemezlerse çevresini manipüle etmeye çalışırlar. Pes etmez manipülatörler çünkü kendilerini manipülasyonlara karşı korudukları gibi hakikate karşı da kör ve sağır kesilmişlerdir.
“Kitap ehlinden bir grup, ‘Mü’minlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar (size bakarak) dönerler.’ dedi.” (Âl-i ʿİmran 72)
Acı ve Onur
Gazzelilerin önünde iki seçenek vardı: ya yavaş yavaş ölecekler ya da bir huruç harekâtı yaparak İsrail’e hiç tatmadığı bir acıyı yaşatacaklardı. Onlar ikinci yolu seçtiler ve bunun bedelini de ödediler, ödemeye de devam ediyorlar. Bu bedel karşılığında Gazzelilerin satın aldıkları neydi? Kimilerine göre tahammülü zor bir acı, kimilerine göre ise onur ve izzet!
Doğada Olmak Dua da Olmaktır
Doğa, insanın özüne açılan büyük bir kapı gibidir. Her an yeni bir şeyler keşfedecek, her an yeni şeyler öğrenecek büyük bir ansiklopedi misali… Doğa, izlediğin her anında duygu cümbüşü yaşayacağın, hissiyatının neşv-ü nemâ bulacağı büyük bir açık hava sineması gibidir.
Mahremiyet ve Ayna
Önceden sırlar vardı, herkesle paylaşılmayan… Herkese anlatılmayan özel anlar vardı. Herkese açılmayan kapılar, herkese gösterilmeyen güzellikler ve kimi zaman kusurlar… Özel olan, özel insanını arar bulurdu. Herkese söylenilmez, herkesle paylaşılmazdı.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.