Sizleri bir yolculuğa çıkarmak istiyorum. Dolunayın şavkının parladığı bir gecede girin sevda ırmağına, binin aşkın kayığına ve yüreğinizi kürek eyleyin serin sulara. Kim bilir nerelere uğrayacak, neler göreceksiniz?
Zemheride gül açanlar! Ağustos’ta buz tutanlar! Su üstüne yazı yazan sevda kahramanları! Türkülerle Anadolu’yu dolaşmak için sabırsızlananlar! Daha ne bekliyorsunuz? Haydi, artık düşün yollara…
Bağlamaya ömür verenlerden rahmetli Şemsi Yastıman ustanın İstanbul’daki saz evinin girişinde “Türk’ü anlamak için Türkü dinlemek lâzım” yazılı bir levhanın asılı olduğunu şair dostlarımdan yıllar önce öğrenmiştim. Cengiz Aytmatov’un Selvi Boylum Al Yazmalım romanındaki “Bitmemiş türküm benim” etkisinde bir sözdü söylenen. Bu cinaslı sözü çok beğenmiştim. Hâlâ da aklıma geldikçe yeni duymuşçasına etkilenirim ve yüreğim türkü türkü dillenir, acılarım bozlaklarla demlenir.
Köy türkülerini dinledikçe Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “Şairim zifiri karanlıkta gelse şiirin hası ayak seslerinden tanırım/ Ne zaman bir köy türküsü duysam şairliğimden utanırım” mısralarına gönülden hak veririm.
Bu yazının devamı
213. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Herkesin kendine yeteceği, kendini hep öncelemesi gerektiği; kendi çıkarlarını herkesin çıkarının üstünde tutması gerektiği, bir düşünce dünyası inşa ediliyor. Öyle ki hayatın merkezine sadece kendi benliğini koyup onun için gerekeni gözünü kırpmadan yapabiliyor.
Medeniyet yüzyıllar boyu güneydeydi, sıcağa yakın ılıklık ve soğuktan uzak serinlik zihinlerin olduğu gibi tarımın, ticaretin bereketli ve selamette kalmasını sağlıyordu. Kuzey bilinmeyendi, sertlikti, barbarlıktı, öcüler diyarıydı, ilkesizlik, ölçüsüzlüktü.
Tüm bu arayışlar, sorular, cevaplar, kaçışlar ve duvara toslayışlar bana öğretti ki hayat herkes için başka bir yaşta, başka bir boyutta, birçok kez ve bambaşka olaylarla başlıyor. Hayat; tekdüze giden yaşamın (olumlu veya olumsuz fark etmeksizin) var olanın zıddıyla temasında başlıyor zannımca.
Bu yazıda edebiyatın iyileştirici ve birleştirici gücünü arkasına alarak, tekdüze didaktik bir öğretiden uzaklaşıp lirik bir atmosfer içinde çocuk okurları hayatın her zerresinde bir mucize aramaya davet eden Mustafa Ökkeş Evren’in 40 Hazine adlı eseri,
Coğrafya kaderdir sözü son zamanlarda hep olumsuz çağrışımıyla kullanılıyor. Sanki iki üç bin yıl medeniyetlerin en işlek hattı Mısır-Mezopotamya-Hindistan değilmiş gibi bugünkü trajediler hep bu söze bağlanıyor.
Anadolu Türkü Dolu
Türküler Anadolu insanının romanıdır.
Hamdi Tanpınar
Sizleri bir yolculuğa çıkarmak istiyorum. Dolunayın şavkının parladığı bir gecede girin sevda ırmağına, binin aşkın kayığına ve yüreğinizi kürek eyleyin serin sulara. Kim bilir nerelere uğrayacak, neler göreceksiniz?
Zemheride gül açanlar! Ağustos’ta buz tutanlar! Su üstüne yazı yazan sevda kahramanları! Türkülerle Anadolu’yu dolaşmak için sabırsızlananlar! Daha ne bekliyorsunuz? Haydi, artık düşün yollara…
Bağlamaya ömür verenlerden rahmetli Şemsi Yastıman ustanın İstanbul’daki saz evinin girişinde “Türk’ü anlamak için Türkü dinlemek lâzım” yazılı bir levhanın asılı olduğunu şair dostlarımdan yıllar önce öğrenmiştim. Cengiz Aytmatov’un Selvi Boylum Al Yazmalım romanındaki “Bitmemiş türküm benim” etkisinde bir sözdü söylenen. Bu cinaslı sözü çok beğenmiştim. Hâlâ da aklıma geldikçe yeni duymuşçasına etkilenirim ve yüreğim türkü türkü dillenir, acılarım bozlaklarla demlenir.
Bu yazının devamı 213. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Ne Kadar İhtimam Gösteriyoruz?
Herkesin kendine yeteceği, kendini hep öncelemesi gerektiği; kendi çıkarlarını herkesin çıkarının üstünde tutması gerektiği, bir düşünce dünyası inşa ediliyor. Öyle ki hayatın merkezine sadece kendi benliğini koyup onun için gerekeni gözünü kırpmadan yapabiliyor.
Çocuk Özerkliği Olarak Makul Medeniyet
Medeniyet yüzyıllar boyu güneydeydi, sıcağa yakın ılıklık ve soğuktan uzak serinlik zihinlerin olduğu gibi tarımın, ticaretin bereketli ve selamette kalmasını sağlıyordu. Kuzey bilinmeyendi, sertlikti, barbarlıktı, öcüler diyarıydı, ilkesizlik, ölçüsüzlüktü.
Dikkat! Hayat Çıkabilir.
Tüm bu arayışlar, sorular, cevaplar, kaçışlar ve duvara toslayışlar bana öğretti ki hayat herkes için başka bir yaşta, başka bir boyutta, birçok kez ve bambaşka olaylarla başlıyor. Hayat; tekdüze giden yaşamın (olumlu veya olumsuz fark etmeksizin) var olanın zıddıyla temasında başlıyor zannımca.
Kelimelerin Kalbinden Çocukların Dünyasına: 40 Hazine
Bu yazıda edebiyatın iyileştirici ve birleştirici gücünü arkasına alarak, tekdüze didaktik bir öğretiden uzaklaşıp lirik bir atmosfer içinde çocuk okurları hayatın her zerresinde bir mucize aramaya davet eden Mustafa Ökkeş Evren’in 40 Hazine adlı eseri,
Hikâye Değirmeninde Öğütülen İnsan
Coğrafya kaderdir sözü son zamanlarda hep olumsuz çağrışımıyla kullanılıyor. Sanki iki üç bin yıl medeniyetlerin en işlek hattı Mısır-Mezopotamya-Hindistan değilmiş gibi bugünkü trajediler hep bu söze bağlanıyor.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.