Sinemada hayata, hayallere, tahayyüllere ve düşüncelere yolculuğuna çıkan çok sayıda film vardır. Filmler çoğu kez yazılmış, çekilmiş ve kurgulanmış bir eser gibi düşünülmemelidir. İzlendikçe, yeniden gözden geçirildikçe ve bazen filmde kare kare ilerledikçe düşünülmeyeni, ihtimal dahilinde olmayanı akıllara getirmeye başlar. Öteki’nin ne olduğunu, kim olduğunu ve neden orada olduğunu sorguladığımız filmler, izlediğimizi anlamlandırmaya, anlamaya, yorumlamaya davet etmeye devam ediyor, edecek de galiba. Filmlerdeki ötekinin karşısında kurgulanan “biz”, doğal olarak farklı kutuplara atıf yapıyor, bir karşıtlık durumu resmediliyor.
11 Eylül’ün yıldönümü zamanlarında kaleme aldığımız bu yazıda, Mahsun Kırmızıgül’ün New York’ta Beş Minare (2010) adlı filmine yer ayırdık ve filmdeki iki farklı kavrama (Ilımlı İslam-Radikal İslam) nasıl bir vurgu yapıldığı, biz ve öteki katmanlarının nasıl kurgulandığı üzerinde düşündük. Bu sebeple ki yazıya, düşünce dünyamızda yer edinmemiş Batılı aklın öne sürdüğü Ilımlı İslam (Moderate Islam) ve Radikal İslam (Radical Islam) tanımlarını açmakla başlayalım.
11 Eylül olayları sonrasında dünya medyasının odağı El-Kaide’ye ve bu yapı üzerinden İslam coğrafyalarının dört bir yanına çevrilir ve bu coğrafyalardaki yapıların şiddeti besleyen, teröre başvuran yönüne sıklıkla öne çıkarılır.
Bu yazının devamı
198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
1935’te İbrahim Hasan Sirhan tarafından çekilen “Prens Suud’un Yafa ve Kudüs ziyareti”, Filistin sinema tarihindeki ilk belgesel film olarak kabul edilir. Filistin sineması, çeşitli kaynaklardan ve
Yine uzun uzun yollar yürüdükten sonra seyyahın yolu bir kasabaya varmış. Bu kasaba; ormanın içinde, ince toprak yolları olan, evleri birbirine mesafeli, güzel, ferah bir yermiş. Kış artık kendini iyice hissettirdiğinden, seyyah hemen kendine kalacak yer bulma kaygısına düşmüş.
Yıllar diyorum, geçip gidiyorlar… Biraz tortuları, biraz pişmanlıkları, biraz ümitleri besleyip-silmekle birlikte. Takvimler diyorum, rakamlardan ibaret değil sadece. Neler neler hatırlatıyor o günü işaret eden takvimler. Öyle ya mezar taşlarındaki tarih de rakamdan ibaret değil bildiğin gibi.
Küçük kız babasının elinden tutmuştu. Cümleye, babası küçük kızın elinden tutmuştu diye başlamak daha doğru olabilirdi aslında. Yürüdükleri kaldırım asfalta sıfırdı ve babanın tüm gayreti, gidecekleri yere kazasız belasız varmaktı.
New York’ta Beş Minare’de Yükselen Ilımlı-Radikal İslam Sesleri
Sinemada hayata, hayallere, tahayyüllere ve düşüncelere yolculuğuna çıkan çok sayıda film vardır. Filmler çoğu kez yazılmış, çekilmiş ve kurgulanmış bir eser gibi düşünülmemelidir. İzlendikçe, yeniden gözden geçirildikçe ve bazen filmde kare kare ilerledikçe düşünülmeyeni, ihtimal dahilinde olmayanı akıllara getirmeye başlar. Öteki’nin ne olduğunu, kim olduğunu ve neden orada olduğunu sorguladığımız filmler, izlediğimizi anlamlandırmaya, anlamaya, yorumlamaya davet etmeye devam ediyor, edecek de galiba. Filmlerdeki ötekinin karşısında kurgulanan “biz”, doğal olarak farklı kutuplara atıf yapıyor, bir karşıtlık durumu resmediliyor.
11 Eylül’ün yıldönümü zamanlarında kaleme aldığımız bu yazıda, Mahsun Kırmızıgül’ün New York’ta Beş Minare (2010) adlı filmine yer ayırdık ve filmdeki iki farklı kavrama (Ilımlı İslam-Radikal İslam) nasıl bir vurgu yapıldığı, biz ve öteki katmanlarının nasıl kurgulandığı üzerinde düşündük. Bu sebeple ki yazıya, düşünce dünyamızda yer edinmemiş Batılı aklın öne sürdüğü Ilımlı İslam (Moderate Islam) ve Radikal İslam (Radical Islam) tanımlarını açmakla başlayalım.
11 Eylül olayları sonrasında dünya medyasının odağı El-Kaide’ye ve bu yapı üzerinden İslam coğrafyalarının dört bir yanına çevrilir ve bu coğrafyalardaki yapıların şiddeti besleyen, teröre başvuran yönüne sıklıkla öne çıkarılır.
Bu yazının devamı 198. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Düşünmek mi Yazmak mı? Forrester’ı Bulmak Üzerine Bir Deneme
Son zamanlarda yaptığım küçük bir araştırma sonucunda sinemada eğitim ve eğitimcileri konu alan filmlerin sayısının 2000’e yakın olduğunu fark ettim.
Filistin Sinemasına 3000 Gece’den Bakmak: Hapishane Ve Kopuş
1935’te İbrahim Hasan Sirhan tarafından çekilen “Prens Suud’un Yafa ve Kudüs ziyareti”, Filistin sinema tarihindeki ilk belgesel film olarak kabul edilir. Filistin sineması, çeşitli kaynaklardan ve
Seyyah II
Yine uzun uzun yollar yürüdükten sonra seyyahın yolu bir kasabaya varmış. Bu kasaba; ormanın içinde, ince toprak yolları olan, evleri birbirine mesafeli, güzel, ferah bir yermiş. Kış artık kendini iyice hissettirdiğinden, seyyah hemen kendine kalacak yer bulma kaygısına düşmüş.
Mektup XIII
Yıllar diyorum, geçip gidiyorlar… Biraz tortuları, biraz pişmanlıkları, biraz ümitleri besleyip-silmekle birlikte. Takvimler diyorum, rakamlardan ibaret değil sadece. Neler neler hatırlatıyor o günü işaret eden takvimler. Öyle ya mezar taşlarındaki tarih de rakamdan ibaret değil bildiğin gibi.
Kuşluk Vakti
Küçük kız babasının elinden tutmuştu. Cümleye, babası küçük kızın elinden tutmuştu diye başlamak daha doğru olabilirdi aslında. Yürüdükleri kaldırım asfalta sıfırdı ve babanın tüm gayreti, gidecekleri yere kazasız belasız varmaktı.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.