Çocuk edebiyatına dair kuramsal bir sorgulamada bulunmak, bu alanı belirgin kılan kavramların ve hususların irdelenmesini gerektirir. Bu anlamda çocuk ve edebiyat kavramları, ilk başvurulan ve anlam yüklenen temel bileşenler olarak karşımıza çıkar. Her ikisi de tarihi seyir içinde değişen hayatlar ve koşullar eliyle algısal ve anlamsal düzeyde farklılaşmıştır. Edebiyat, ister manzum ister mensur eserler düzeyinde olsun klasik anlatı geleneğinin farklı türlerle çeşitlendiği örneklerle modern yapılara kavuşmuştur. Akımlar, anlayışlar, ideolojiler gibi unsurlar eliyle de eserlerde içerik özellikleri değişmiş, günümüzde beğeni odağı içeriğe nazaran biçimsel özelliklere kaymıştır. Çocuk ise bilimsel gelişmeler ışığında daha merkezi bir konum kazanmış ve bu yöndeki ilgiler çocuğun söz konusu olduğu mevzuları da etkilemiştir. Bu açıdan çocuklar için metin yazmak veya onlara uygun olduğu düşünülen metinlerden bahsetmek giderek bir önem ve hassasiyet durumu içinde değerlendirilmeye başlanmıştır. Geleneksel zamanlar olarak nitelenen evrede çocuk edebiyatı genellikle yetişkinlerin kontrolünde kültürel ve dini bir aktarım unsuru olarak addedilmektedir. Çocuğun önem kazanmaya başlaması ile de çocuk merkezli yargılar yaygınlaşmış, geleneksel algı ve etkiler tartışmaya açılmıştır. Dini ve kültürel aktarım, ağırlığını çocuk psikolojisi ve gelişimine bırakmıştır. Böylece modern zamanlara has özerkleşme eğilimi, edebiyatın içinde bağımsız bir alan olarak çocuk edebiyatından bahsedilmesine olanak sunmuştur.
“Sırlarımı, düşlerimi, yüreğimi sırtladım,
Mavi diye sarıldığım umutları boşladım,
Yol boyunca dert yüklenmiş bir kervana rastladım,
Arkasından gidiyorum sizin olsun bu şehir.”
“İnsanın alışamayacağı acı yoktur” diyenler var. İnsanı alçaltmaz mı bazı acılara alışması? Acıya alışmak mı, ona uyum sağlamak mı? Acıya direnmek mi? Her neyse, bir şekilde acılar da gizlenebiliyor diğer duygular gibi.
Napoleon, bugün konuştuğumuz birçok konuda hep ilklerin adamı (tabiî ki burada müspet bir anlamda söylemiyorum) oldu. Oryantalizmi anlamaya çalışırken Napoleon’un Mısır’da yaptıklarını konuştuk, Burjuva devrimini veya askeri darbeleri konuşurken hep ondan örnekler verdik,
Tevhide dayalı bir nizam olan İslam’da bilindiği gibi hüküm ve talimatlar, ilke ve mesajlar sadece Allah’a karşı sorumluluklarımızdan ibaret olmayıp insanlara dair de çok büyük yekûn tutan vecibelerimiz vardır (Hukuk-u ‘ibad). Elbette dinin aslı başta Allah’a ve bildirdiği iman esaslarına gerektiği gibi iman etmek,
Deizm ve onun bir ileri aşaması olarak niteleyebileceğimiz ateizm, yeni kuşağı etkisi altına almış iki önemli kavramdır. Her ne kadar üstünü örtmeye çalışan, “yoktur böyle bir tehlike” diyenler olsa da gençlerle biraz zaman geçirenler, sosyal medyada bu tür grupları takip edenler ya da bu konuda yapılmış
Çocuk Edebiyatının Kuramsal Boyutu
Çocuk edebiyatına dair kuramsal bir sorgulamada bulunmak, bu alanı belirgin kılan kavramların ve hususların irdelenmesini gerektirir. Bu anlamda çocuk ve edebiyat kavramları, ilk başvurulan ve anlam yüklenen temel bileşenler olarak karşımıza çıkar. Her ikisi de tarihi seyir içinde değişen hayatlar ve koşullar eliyle algısal ve anlamsal düzeyde farklılaşmıştır. Edebiyat, ister manzum ister mensur eserler düzeyinde olsun klasik anlatı geleneğinin farklı türlerle çeşitlendiği örneklerle modern yapılara kavuşmuştur. Akımlar, anlayışlar, ideolojiler gibi unsurlar eliyle de eserlerde içerik özellikleri değişmiş, günümüzde beğeni odağı içeriğe nazaran biçimsel özelliklere kaymıştır. Çocuk ise bilimsel gelişmeler ışığında daha merkezi bir konum kazanmış ve bu yöndeki ilgiler çocuğun söz konusu olduğu mevzuları da etkilemiştir. Bu açıdan çocuklar için metin yazmak veya onlara uygun olduğu düşünülen metinlerden bahsetmek giderek bir önem ve hassasiyet durumu içinde değerlendirilmeye başlanmıştır. Geleneksel zamanlar olarak nitelenen evrede çocuk edebiyatı genellikle yetişkinlerin kontrolünde kültürel ve dini bir aktarım unsuru olarak addedilmektedir. Çocuğun önem kazanmaya başlaması ile de çocuk merkezli yargılar yaygınlaşmış, geleneksel algı ve etkiler tartışmaya açılmıştır. Dini ve kültürel aktarım, ağırlığını çocuk psikolojisi ve gelişimine bırakmıştır. Böylece modern zamanlara has özerkleşme eğilimi, edebiyatın içinde bağımsız bir alan olarak çocuk edebiyatından bahsedilmesine olanak sunmuştur.
Bu yazının devamı 206. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
206. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
İnsanlar mı Şehirlerini Kaybetti Şehirler mi İnsanlarını
“Sırlarımı, düşlerimi, yüreğimi sırtladım,
Mavi diye sarıldığım umutları boşladım,
Yol boyunca dert yüklenmiş bir kervana rastladım,
Arkasından gidiyorum sizin olsun bu şehir.”
Gazze ya da Acının Onmaz Hali
“İnsanın alışamayacağı acı yoktur” diyenler var. İnsanı alçaltmaz mı bazı acılara alışması? Acıya alışmak mı, ona uyum sağlamak mı? Acıya direnmek mi? Her neyse, bir şekilde acılar da gizlenebiliyor diğer duygular gibi.
Yazılımcı Modernite’nin Online İnsan Tipi
Napoleon, bugün konuştuğumuz birçok konuda hep ilklerin adamı (tabiî ki burada müspet bir anlamda söylemiyorum) oldu. Oryantalizmi anlamaya çalışırken Napoleon’un Mısır’da yaptıklarını konuştuk, Burjuva devrimini veya askeri darbeleri konuşurken hep ondan örnekler verdik,
Kur’ân’da İnfak
Tevhide dayalı bir nizam olan İslam’da bilindiği gibi hüküm ve talimatlar, ilke ve mesajlar sadece Allah’a karşı sorumluluklarımızdan ibaret olmayıp insanlara dair de çok büyük yekûn tutan vecibelerimiz vardır (Hukuk-u ‘ibad). Elbette dinin aslı başta Allah’a ve bildirdiği iman esaslarına gerektiği gibi iman etmek,
Deizm mi Ateizm mi ya da Sorun Nerede?
Deizm ve onun bir ileri aşaması olarak niteleyebileceğimiz ateizm, yeni kuşağı etkisi altına almış iki önemli kavramdır. Her ne kadar üstünü örtmeye çalışan, “yoktur böyle bir tehlike” diyenler olsa da gençlerle biraz zaman geçirenler, sosyal medyada bu tür grupları takip edenler ya da bu konuda yapılmış
Alışverişe devam et