Çocuk edebiyatına dair kuramsal bir sorgulamada bulunmak, bu alanı belirgin kılan kavramların ve hususların irdelenmesini gerektirir. Bu anlamda çocuk ve edebiyat kavramları, ilk başvurulan ve anlam yüklenen temel bileşenler olarak karşımıza çıkar. Her ikisi de tarihi seyir içinde değişen hayatlar ve koşullar eliyle algısal ve anlamsal düzeyde farklılaşmıştır. Edebiyat, ister manzum ister mensur eserler düzeyinde olsun klasik anlatı geleneğinin farklı türlerle çeşitlendiği örneklerle modern yapılara kavuşmuştur. Akımlar, anlayışlar, ideolojiler gibi unsurlar eliyle de eserlerde içerik özellikleri değişmiş, günümüzde beğeni odağı içeriğe nazaran biçimsel özelliklere kaymıştır. Çocuk ise bilimsel gelişmeler ışığında daha merkezi bir konum kazanmış ve bu yöndeki ilgiler çocuğun söz konusu olduğu mevzuları da etkilemiştir. Bu açıdan çocuklar için metin yazmak veya onlara uygun olduğu düşünülen metinlerden bahsetmek giderek bir önem ve hassasiyet durumu içinde değerlendirilmeye başlanmıştır. Geleneksel zamanlar olarak nitelenen evrede çocuk edebiyatı genellikle yetişkinlerin kontrolünde kültürel ve dini bir aktarım unsuru olarak addedilmektedir. Çocuğun önem kazanmaya başlaması ile de çocuk merkezli yargılar yaygınlaşmış, geleneksel algı ve etkiler tartışmaya açılmıştır. Dini ve kültürel aktarım, ağırlığını çocuk psikolojisi ve gelişimine bırakmıştır. Böylece modern zamanlara has özerkleşme eğilimi, edebiyatın içinde bağımsız bir alan olarak çocuk edebiyatından bahsedilmesine olanak sunmuştur.
Bu yazının devamı
206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Çocuğu yaşam ve gerçekle karşı karşıya getiren kitaplar; dilin anlatım gücünü, güzelliğini ve musikisini de sunar. Sanatsal niteliği olan resimleriyle, sözcüklerin estetik yönüyle kitaplar; okul öncesi dönemden itibaren çocukları ana dilinin güzelliğiyle karşılaştırır. Böylece çocuk, hem okuma kültürü edinir hem de estetik duyarlılığa sahip olur.
Ruhun doğal eğilimlerinden olan sanat tutkusuna, insanoğluyla yaşıt diyebiliriz. Sanat olgusunun sarmalı içinde insanın eğilimleri, hayalleri, duyguları, tasavvurları, bulunur çünkü. Evrende ve fıtratta varolduğu için sanata müştaktır ama içinin derinliklerinde bulunan sanat gerçeğini somutlaştıramaz her insan.
Bazı kavramların tümüyle, bir bölümünün ise kısmen tahrifata uğradığı, Kur’an’daki kullanılan anlam ve ilk dönemde üstlendiği fonksiyon ile günümüzdeki kullanımı arasında büyük bir kaymanın olduğu açıktır. Bir lisan içindeki kavramsal değişmelerin,
İçtihad konusunun günümüzde yeterince tartışılmaya açılmaması, gündeme getirilmemesi, getirilse bile oldukça yüzeysel söylemlerle geçiştirilmesi konunun önemini korumakta, araştırılma ihtiyacını muhafaza etmektedir. Buna ilaveten içtihad kapısı konusunda net ilkelerin belirlenememiş olması kafa karışıklığına neden olmakta, literatürün yetersiz olması da meselenin farklı anlaşılmasına neden olmaktadır.
“Kutsal Bilgelik Kilisesi, İmparator Iustininaos’un dünyaya meydan okumak ve geçmişin büyüklerini geçmek yönündeki bir hamlesiydi. ‘Süleyman, seni geçtim.’ diye fısıldadığı söylenir,
Çocuk Edebiyatının Kuramsal Boyutu
Çocuk edebiyatına dair kuramsal bir sorgulamada bulunmak, bu alanı belirgin kılan kavramların ve hususların irdelenmesini gerektirir. Bu anlamda çocuk ve edebiyat kavramları, ilk başvurulan ve anlam yüklenen temel bileşenler olarak karşımıza çıkar. Her ikisi de tarihi seyir içinde değişen hayatlar ve koşullar eliyle algısal ve anlamsal düzeyde farklılaşmıştır. Edebiyat, ister manzum ister mensur eserler düzeyinde olsun klasik anlatı geleneğinin farklı türlerle çeşitlendiği örneklerle modern yapılara kavuşmuştur. Akımlar, anlayışlar, ideolojiler gibi unsurlar eliyle de eserlerde içerik özellikleri değişmiş, günümüzde beğeni odağı içeriğe nazaran biçimsel özelliklere kaymıştır. Çocuk ise bilimsel gelişmeler ışığında daha merkezi bir konum kazanmış ve bu yöndeki ilgiler çocuğun söz konusu olduğu mevzuları da etkilemiştir. Bu açıdan çocuklar için metin yazmak veya onlara uygun olduğu düşünülen metinlerden bahsetmek giderek bir önem ve hassasiyet durumu içinde değerlendirilmeye başlanmıştır. Geleneksel zamanlar olarak nitelenen evrede çocuk edebiyatı genellikle yetişkinlerin kontrolünde kültürel ve dini bir aktarım unsuru olarak addedilmektedir. Çocuğun önem kazanmaya başlaması ile de çocuk merkezli yargılar yaygınlaşmış, geleneksel algı ve etkiler tartışmaya açılmıştır. Dini ve kültürel aktarım, ağırlığını çocuk psikolojisi ve gelişimine bırakmıştır. Böylece modern zamanlara has özerkleşme eğilimi, edebiyatın içinde bağımsız bir alan olarak çocuk edebiyatından bahsedilmesine olanak sunmuştur.
Bu yazının devamı 206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Çocuğun Beşerî ve Estetik Dünyasına Dokunmada Kitaplar
Çocuğu yaşam ve gerçekle karşı karşıya getiren kitaplar; dilin anlatım gücünü, güzelliğini ve musikisini de sunar. Sanatsal niteliği olan resimleriyle, sözcüklerin estetik yönüyle kitaplar; okul öncesi dönemden itibaren çocukları ana dilinin güzelliğiyle karşılaştırır. Böylece çocuk, hem okuma kültürü edinir hem de estetik duyarlılığa sahip olur.
Sanat ve Sanatımız
Ruhun doğal eğilimlerinden olan sanat tutkusuna, insanoğluyla yaşıt diyebiliriz. Sanat olgusunun sarmalı içinde insanın eğilimleri, hayalleri, duyguları, tasavvurları, bulunur çünkü. Evrende ve fıtratta varolduğu için sanata müştaktır ama içinin derinliklerinde bulunan sanat gerçeğini somutlaştıramaz her insan.
Hilm Ve Halim’in Semantiği
Bazı kavramların tümüyle, bir bölümünün ise kısmen tahrifata uğradığı, Kur’an’daki kullanılan anlam ve ilk dönemde üstlendiği fonksiyon ile günümüzdeki kullanımı arasında büyük bir kaymanın olduğu açıktır. Bir lisan içindeki kavramsal değişmelerin,
İçtihad Kapısı Kapalı mıydı Gerçekten, Ya da Hangi İçtihad?
İçtihad konusunun günümüzde yeterince tartışılmaya açılmaması, gündeme getirilmemesi, getirilse bile oldukça yüzeysel söylemlerle geçiştirilmesi konunun önemini korumakta, araştırılma ihtiyacını muhafaza etmektedir. Buna ilaveten içtihad kapısı konusunda net ilkelerin belirlenememiş olması kafa karışıklığına neden olmakta, literatürün yetersiz olması da meselenin farklı anlaşılmasına neden olmaktadır.
Politik Estetiğin Alacakaranlığında Kadim Zaman-Mekân Estetiği
“Kutsal Bilgelik Kilisesi, İmparator Iustininaos’un dünyaya meydan okumak ve geçmişin büyüklerini geçmek yönündeki bir hamlesiydi. ‘Süleyman, seni geçtim.’ diye fısıldadığı söylenir,
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.