Duyguların en gerçeğidir “acı”. Renkler, diller, dinler, yaşam biçimleri, fiziksel özellikler değişse de insanın yüzündeki acı ifadesi hiç değişmemiştir. Üzüntünün kalbe yansımasını yüzler hep aynı mimikle gösterir çünkü. Olumsuz bir durum, olay, davranış karşısında verilen tepkilerden biridir acı. İnsanda bırakılan derin izlerin dışavurumudur acı. Aklın, kalbin, ruhun, bedenin, zihnin uyumlu çalışmasıyla ancak kendi anlamını kavrayabilen insan için bu bütünlüğü sağlama yolunda uyarıcı bir iletidir acı.
“İnsanın alışamayacağı acı yoktur” diyenler var. İnsanı alçaltmaz mı bazı acılara alışması? Acıya alışmak mı, ona uyum sağlamak mı? Acıya direnmek mi? Her neyse, bir şekilde acılar da gizlenebiliyor diğer duygular gibi.
Gerçek acıyı tadınca acıya alışamadığını anlıyor insan. Ruhun derinliklerinde gözyaşlarını akıtıp da acıya boyun bükmek zorunda kaldığı zaman anlıyor insan acıya alışılamadığını. Enkaz altından çıkarılan bebekleri, yanmış yüzleri gördüğü zaman… Ağlama yeteneğini kaybettiği zaman… Kas ağrılarına benzemiyor çünkü bu acı. Nasıl alışabilir insan derinlere inen acıya?
Bu yazının devamı
216. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İslam’a göre tevhid olmadan, vahye dayanmadan bütüncül ve sahici adaletin sağlanması mümkün değildir. Adalet; hikmet, şecaat ve iffet faziletlerinin gerçekleşmesi ile kazanılan ve bunların üçünü de içine alan dördüncü temel fazilettir,
Deizm ve onun bir ileri aşaması olarak niteleyebileceğimiz ateizm, yeni kuşağı etkisi altına almış iki önemli kavramdır. Her ne kadar üstünü örtmeye çalışan, “yoktur böyle bir tehlike” diyenler olsa da gençlerle biraz zaman geçirenler, sosyal medyada bu tür grupları takip edenler ya da bu konuda yapılmış
İslam dünyasında zihni daralmaya yol açan belli başlı faktörleri şöyle sıralayabiliriz:
1. Dinin Araçsallaştırılması
2. Ulusalcılık
3. Araçsal Metinlerin Kutsallaştırılması
4. Laiklik ve Deizm
5. Mezhepçilik
Ayrımcılığın önlenmesi, çocuğun yüksek yararı, yaşama ve gelişme hakkı, çocuğun görüşlerinin dikkate alınması gibi dört temel ilke üzerine bina edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ilk maddesi çocuğun tanımıyla başlar. Her türlü ayrımcılığı yasaklayan sözleşmede çocuğun yüksek yararı,
Tarih boyunca müziğin saraylarda yer aldığı ve hükmedenler tarafından müzisyenlerin himaye edildiği bilinmektedir. Türk tarihinde de müzisyenlerin himaye edildiği örneklere rastlamak mümkündür. Kadim Türk devletlerinde de müzisyenlerin himaye edildikleri bilinen gerçektir.
Gazze ya da Acının Onmaz Hali
Duyguların en gerçeğidir “acı”. Renkler, diller, dinler, yaşam biçimleri, fiziksel özellikler değişse de insanın yüzündeki acı ifadesi hiç değişmemiştir. Üzüntünün kalbe yansımasını yüzler hep aynı mimikle gösterir çünkü. Olumsuz bir durum, olay, davranış karşısında verilen tepkilerden biridir acı. İnsanda bırakılan derin izlerin dışavurumudur acı. Aklın, kalbin, ruhun, bedenin, zihnin uyumlu çalışmasıyla ancak kendi anlamını kavrayabilen insan için bu bütünlüğü sağlama yolunda uyarıcı bir iletidir acı.
“İnsanın alışamayacağı acı yoktur” diyenler var. İnsanı alçaltmaz mı bazı acılara alışması? Acıya alışmak mı, ona uyum sağlamak mı? Acıya direnmek mi? Her neyse, bir şekilde acılar da gizlenebiliyor diğer duygular gibi.
Gerçek acıyı tadınca acıya alışamadığını anlıyor insan. Ruhun derinliklerinde gözyaşlarını akıtıp da acıya boyun bükmek zorunda kaldığı zaman anlıyor insan acıya alışılamadığını. Enkaz altından çıkarılan bebekleri, yanmış yüzleri gördüğü zaman… Ağlama yeteneğini kaybettiği zaman… Kas ağrılarına benzemiyor çünkü bu acı. Nasıl alışabilir insan derinlere inen acıya?
Bu yazının devamı 216. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İnsan Odaklı Bir Yönetim Anlayışı
İslam’a göre tevhid olmadan, vahye dayanmadan bütüncül ve sahici adaletin sağlanması mümkün değildir. Adalet; hikmet, şecaat ve iffet faziletlerinin gerçekleşmesi ile kazanılan ve bunların üçünü de içine alan dördüncü temel fazilettir,
Deizm mi Ateizm mi ya da Sorun Nerede?
Deizm ve onun bir ileri aşaması olarak niteleyebileceğimiz ateizm, yeni kuşağı etkisi altına almış iki önemli kavramdır. Her ne kadar üstünü örtmeye çalışan, “yoktur böyle bir tehlike” diyenler olsa da gençlerle biraz zaman geçirenler, sosyal medyada bu tür grupları takip edenler ya da bu konuda yapılmış
Müslüman Zihnin Daralmasındaki Toplumsal ve Siyasal Sebepler
İslam dünyasında zihni daralmaya yol açan belli başlı faktörleri şöyle sıralayabiliriz:
1. Dinin Araçsallaştırılması
2. Ulusalcılık
3. Araçsal Metinlerin Kutsallaştırılması
4. Laiklik ve Deizm
5. Mezhepçilik
BM Çocuk Hakları Sözleşmesine Eleştirel Yaklaşım
Ayrımcılığın önlenmesi, çocuğun yüksek yararı, yaşama ve gelişme hakkı, çocuğun görüşlerinin dikkate alınması gibi dört temel ilke üzerine bina edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ilk maddesi çocuğun tanımıyla başlar. Her türlü ayrımcılığı yasaklayan sözleşmede çocuğun yüksek yararı,
Elhân-ı Osmanî (Osmanlı Sarayında Müzik ve Himâye)
Tarih boyunca müziğin saraylarda yer aldığı ve hükmedenler tarafından müzisyenlerin himaye edildiği bilinmektedir. Türk tarihinde de müzisyenlerin himaye edildiği örneklere rastlamak mümkündür. Kadim Türk devletlerinde de müzisyenlerin himaye edildikleri bilinen gerçektir.
Alışverişe devam et