Kavramlar, tarihsel süreç içinde yüklendiği anlamlar ile birlikte günümüze kadar gelmektedirler. Kavramların bugün taşıdığı anlamı kavrayabilmek için tarihsel süreç içinde geçirmiş oldukları değişim ve dönüşüme de bakmak gerekmektedir. Bizler de adalet kavramını bu bağlam içerisinde değerlendirerek, adalet kavramının bugün gelmiş olduğu noktayı anlamak için geçmişe giderek, kavramın geçirmiş olduğu süreçleri konuşmaya ve anlamaya çalıştık. Hayatın merkezî kavramlarından biri olan adalet kavramının izini Platon’dan başlayarak günümüze kadar takip etmeye gayret ettik. Bu süreç okumasının kavramı anlamamıza fayda sağlayacağı kanaatindeyiz. Adalet kavramının felsefî alt yapısını birlikte ele aldığımız değerli felsefe tarihi profesörü Kasım Küçükalp ile yapmış olduğumuz hoş sohbetle sizleri baş başa bırakıyoruz.
Platon’un adalete yüklediği anlam ile Aristoteles’in adalete yüklediği anlam arasında derin bir farklılık olduğu görülmekte. Siz bu farklılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Buranın altında yatan temel saik sizce nedir?
Dolayısıyla ne yapmamız lazım? Evvela uyanış. Artık anlamamız lazım bu projenin detaylarını ama bütün cephelerini anlamamız lazım. Sonra da karşı tedbir olarak evvela bir korunma, yani bir algoritma analizi yapan, algoritma filtrasyonu yapan
İnsan, kırılgan bir varlık. Çabuk üzülüyor, hemen öfkeleniyor, sık sık korkuyor, bir o kadar da seviniyor, mutlu oluyor. Bu kırılganlığı sayesinde insan çevresiyle empatik bir ilişki kurabiliyor. Varlığı okuyor, hissediyor, taştan ağaca, yerden göğe, kuştan denize türlü türlü varlıkla beraber yaralanıyor, beraber onarılıyor.
İslâm siyaset düşüncesine konu olan bir külliyatla karşı karşıyayız. Bunların birçoğu gün yüzüne çıkmış, büyük bir çoğunluğuysa gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor gibi. Bu külliyat hakkında konuşalım istiyoruz.
“Renk, ırk, cins, dil, din, statü/hür köle ayrımı gözetmeksizin, bütün insanlar tarağın dişleri gibi eşittirler. Üstünlük, sadece Allah’a karşı gelmeme ve kulluk bilincini yaşama üstünlüğündedir. Batı da Allah’ın kontrolü altında, Allah bilinci ile bir insana hizmet etme düşüncesi yoktur.
Sosyoloji disiplini için önemli başlıklardan olan köy ve şehir ayrımı konusu, özellikle bizim gibi geç ve ithal-ikameci modernleşen toplumlar için sosyal, siyasi, ekonomik ve sanatsal birçok açıdan önemli bir gerilime neden olmuştur. Gündelik hayatımızın derinliklerinde, sinemadan edebiyata, sosyal ilişkilerimizden, siyasal alana kadar her yerde
Felsefî Bağlamda Adalet Kavramı ve Yansımaları Üzerine
Kavramlar, tarihsel süreç içinde yüklendiği anlamlar ile birlikte günümüze kadar gelmektedirler. Kavramların bugün taşıdığı anlamı kavrayabilmek için tarihsel süreç içinde geçirmiş oldukları değişim ve dönüşüme de bakmak gerekmektedir. Bizler de adalet kavramını bu bağlam içerisinde değerlendirerek, adalet kavramının bugün gelmiş olduğu noktayı anlamak için geçmişe giderek, kavramın geçirmiş olduğu süreçleri konuşmaya ve anlamaya çalıştık. Hayatın merkezî kavramlarından biri olan adalet kavramının izini Platon’dan başlayarak günümüze kadar takip etmeye gayret ettik. Bu süreç okumasının kavramı anlamamıza fayda sağlayacağı kanaatindeyiz. Adalet kavramının felsefî alt yapısını birlikte ele aldığımız değerli felsefe tarihi profesörü Kasım Küçükalp ile yapmış olduğumuz hoş sohbetle sizleri baş başa bırakıyoruz.
Platon’un adalete yüklediği anlam ile Aristoteles’in adalete yüklediği anlam arasında derin bir farklılık olduğu görülmekte. Siz bu farklılığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Buranın altında yatan temel saik sizce nedir?
Bu yazının devamı 202. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
202. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
“Zihni Örtülmüş Durumdaki İnsanlar Haksızlığa Karşı Nasıl Mücadele Verecek?”
Dolayısıyla ne yapmamız lazım? Evvela uyanış. Artık anlamamız lazım bu projenin detaylarını ama bütün cephelerini anlamamız lazım. Sonra da karşı tedbir olarak evvela bir korunma, yani bir algoritma analizi yapan, algoritma filtrasyonu yapan
Tövbe Üzerine
İnsan, kırılgan bir varlık. Çabuk üzülüyor, hemen öfkeleniyor, sık sık korkuyor, bir o kadar da seviniyor, mutlu oluyor. Bu kırılganlığı sayesinde insan çevresiyle empatik bir ilişki kurabiliyor. Varlığı okuyor, hissediyor, taştan ağaca, yerden göğe, kuştan denize türlü türlü varlıkla beraber yaralanıyor, beraber onarılıyor.
İslam Siyaset Metinleri ve Eleştirellik Üzerine
İslâm siyaset düşüncesine konu olan bir külliyatla karşı karşıyayız. Bunların birçoğu gün yüzüne çıkmış, büyük bir çoğunluğuysa gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor gibi. Bu külliyat hakkında konuşalım istiyoruz.
Mücadele için, İlim, Hikmet ve Tefekkür Gerekir
“Renk, ırk, cins, dil, din, statü/hür köle ayrımı gözetmeksizin, bütün insanlar tarağın dişleri gibi eşittirler. Üstünlük, sadece Allah’a karşı gelmeme ve kulluk bilincini yaşama üstünlüğündedir. Batı da Allah’ın kontrolü altında, Allah bilinci ile bir insana hizmet etme düşüncesi yoktur.
Şehir ve Köy Ayrımı Üzerine
Sosyoloji disiplini için önemli başlıklardan olan köy ve şehir ayrımı konusu, özellikle bizim gibi geç ve ithal-ikameci modernleşen toplumlar için sosyal, siyasi, ekonomik ve sanatsal birçok açıdan önemli bir gerilime neden olmuştur. Gündelik hayatımızın derinliklerinde, sinemadan edebiyata, sosyal ilişkilerimizden, siyasal alana kadar her yerde
Alışverişe devam et