Allah, adaleti emreder; taşkınlığı ve azgınlığı yasaklar. Bu emir ve yasakları dikkate almamızı ve ancak bu sayede arınabileceğimizi vazeder. (Nahl, 90)
Müslümanlar, uzun bir zamandır bu ayeti her Cuma hutbede dinler, namazını eda eder ve rızkını aramak için yeryüzüne dağılır. Gayrimüslimler de kutsal kitaplarında buna benzer vâz-ı nasihatleri okurlar ve ayinlerinde dinlerler. Diğer beşeri dinler de insanlığın saadeti için manifestolarına “adalet” ilkesini eklerler. Hukuk sistemini ise terazi sembolize eder. Ve insanlık, var olduğundan beri adalet arayışı içinde yorulup gider.
Nerededir bu aranıp da bulunamayan adalet. Saklanmış mıdır yoksa mahkûm mu edilmiştir? Yoksa idealize edildiği için realiteye ilişememiş midir?
Bu yazının devamı
202. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
‘Kelimelerin kalbi neresidir?’ diye soracak olduğumda; soruma karşı bir soruyu duyuveriyorum: ‘Kelimelerin bir kalbi var mıdır?’ Sorular çoğalıyor… ’Peki kalbin bir raf ömrü var mıdır?’ ‘Bedenin ve kalbin ölümü hep eş zamanlı mıdır?’ ‘Hem çürümenin hem de onarımın merkezi orası mı oluyor?’
Kadın ve erkeği birbirine düşman etmek, aralarındaki ilişkiyi bir çıkar ilişkisine dönüştürmek; ailede yaşanan sıkıntıları göze alamayan, tek kişilik bir hayat kurgulamak; insan fıtratına uygun olmadığı gibi sağlıklı nesiller yetiştirmenin önünde de büyük bir engeldir. Böyle bir hayat hem erkeğe hem de kadına maddi ve manevi büyük zararlar verecektir.
Hayatın yanlışlarına, insanlığın kötülük oluşumlarına karşın iyilerden olanlar hep bir hareket içinde olmalılar. Yani bunların oturmalarına çok fırsatları olmamalı. Çünkü kötülük ayakta olup yürüyüp- koştukça; İyilerinde miskin miskin oturmaları
“Edebiyat” ile “edeb” Arapçada aynı kökten türetilen kelimelerdir. Edebi eser verenlere de yine aynı kökten türetilen “edib” adı verilir. Bu sebeple edebiyat ile edeb arasında kopmaz bir bağ vardır. Bu bağı koparan her türlü eser de
Kötülüğe alışmak… Sessiz çığlıkların içinde bir metafor oluşturup kendini bunlarla oyalamak. Her gün izlenilen olumsuzluklara, yaşanılan dramlara bir yenisi eklenirken, sadece ‘oyalanma’ davranışlarının içinde kendini gereksiz bir nesne gibi kenarda köşede bırakmak…
Terazinin Adaleti
Allah, adaleti emreder; taşkınlığı ve azgınlığı yasaklar. Bu emir ve yasakları dikkate almamızı ve ancak bu sayede arınabileceğimizi vazeder. (Nahl, 90)
Müslümanlar, uzun bir zamandır bu ayeti her Cuma hutbede dinler, namazını eda eder ve rızkını aramak için yeryüzüne dağılır. Gayrimüslimler de kutsal kitaplarında buna benzer vâz-ı nasihatleri okurlar ve ayinlerinde dinlerler. Diğer beşeri dinler de insanlığın saadeti için manifestolarına “adalet” ilkesini eklerler. Hukuk sistemini ise terazi sembolize eder. Ve insanlık, var olduğundan beri adalet arayışı içinde yorulup gider.
Nerededir bu aranıp da bulunamayan adalet. Saklanmış mıdır yoksa mahkûm mu edilmiştir? Yoksa idealize edildiği için realiteye ilişememiş midir?
Bu yazının devamı 202. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Günlerden Bir Gün
‘Kelimelerin kalbi neresidir?’ diye soracak olduğumda; soruma karşı bir soruyu duyuveriyorum: ‘Kelimelerin bir kalbi var mıdır?’ Sorular çoğalıyor… ’Peki kalbin bir raf ömrü var mıdır?’ ‘Bedenin ve kalbin ölümü hep eş zamanlı mıdır?’ ‘Hem çürümenin hem de onarımın merkezi orası mı oluyor?’
Algı Yönetimine Feda Edilen Kurum: Aile
Kadın ve erkeği birbirine düşman etmek, aralarındaki ilişkiyi bir çıkar ilişkisine dönüştürmek; ailede yaşanan sıkıntıları göze alamayan, tek kişilik bir hayat kurgulamak; insan fıtratına uygun olmadığı gibi sağlıklı nesiller yetiştirmenin önünde de büyük bir engeldir. Böyle bir hayat hem erkeğe hem de kadına maddi ve manevi büyük zararlar verecektir.
Beşinci Olma Helak Olursun
Hayatın yanlışlarına, insanlığın kötülük oluşumlarına karşın iyilerden olanlar hep bir hareket içinde olmalılar. Yani bunların oturmalarına çok fırsatları olmamalı. Çünkü kötülük ayakta olup yürüyüp- koştukça; İyilerinde miskin miskin oturmaları
Sosyal Medya Edebiyatı (Mı?)
“Edebiyat” ile “edeb” Arapçada aynı kökten türetilen kelimelerdir. Edebi eser verenlere de yine aynı kökten türetilen “edib” adı verilir. Bu sebeple edebiyat ile edeb arasında kopmaz bir bağ vardır. Bu bağı koparan her türlü eser de
Samimiyetin Hüneri
Kötülüğe alışmak… Sessiz çığlıkların içinde bir metafor oluşturup kendini bunlarla oyalamak. Her gün izlenilen olumsuzluklara, yaşanılan dramlara bir yenisi eklenirken, sadece ‘oyalanma’ davranışlarının içinde kendini gereksiz bir nesne gibi kenarda köşede bırakmak…
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.