Merhaba hocam. ‘Hekaton’la Son Tango’ kitabınız içeriği itibariyle çok büyük farkındalık ortaya koyan, daha da koyacak olan bir çalışma. Ellerinize sağlık. Kitabınız çerçevesindeki konular hakkında konuşalım istiyorum. Kitabınızı okurken ‘klasik ve modern dönem sömürgecilik canlandı zihnimde. Klasik ve neo-sömürgecilikten başka bir şeydi; belki de hiper sömürgecilik denebilir. Siz kitabınızda, Judith Butler ve Yuval Harari gibi isimlerden atıfla ‘İnsanlığı Yeniden Yapılandırma Küresel Projesi’ diyorsunuz.
Konuya çalışırken, derinleştikçe sizi de ürperten bir şeyle karşılaştığınızı söylüyorsunuz. Kitabı okuyan bir arkadaştan şöyle bir itiraz geldi: ‘Toplumlar sürekli bir değişim halindedir. Kadın, erkek ve aile yapısının ekonomik, siyasi ve teknolojik sebeplerle bir değişim yaşaması normaldir; bugün yaşanan da benzeri bir durumdur’. Siz ise daha komplike ve planlı bir ifsat sürecinden bahsediyorsunuz. Buradan başlayalım istiyorum. Değişim anlamında yaşananları normal değişim süreçlerinden farklı kılan nedir?
Sosyal dalgalanmaların bir hızı vardır. Farklı sebeplerden sosyal dalgalanmalar ortaya çıkar. Köyden şehre göç, endüstrileşme, küresel pandemiler, savaşlar vs. sosyal dalgalanmaları tetikler, etkiler. Ve bunların bir dinamiği vardır. Eğer bu sosyal dalgalanmalar olağanüstü bir hızla cereyan ediyorsa birisi bu dalgayı yaratıyor demektir. Jean M. Twenge’in “Ben Nesli” kitabını lütfen okuyun. Amerikalı sosyolog 2012 tarihinden itibaren dünyadaki özellikle Z kuşağının yani gençliğin geçirdiği değişimi tanımlarken bu bir tsunami diyor. ‘Ve ben, bu tsunamiyi başka hiçbir şeyle değil; akıllı telefonların devreye girmesiyle ilişkilendiriyorum’ diyor. Bu çok önemli! Normalde bildiğimiz sosyal dinamiklerin dışında bir şeyle karşı karşıyayız.
Bu sosyal dinamikler multi-merkezlidir, çok merkezlidir. Faklı ülkelerde, farklı dinamikler devreye girer. Ve daha sonra bunlar diğer ülkeleri tesiri altına alır. Ama burada tesir gücünü elinde tutan ve dinamiğe yön veren tek bir ülke var. Dünyaya ritmi veren Amerika Birleşik Devletleri. Kitapta bunu anlatmaya çalıştık, sürekli bir ülke üzerinden farklı kişilerin belirttiği azınlığın güdümünde olan bir değişimle karşı karşıyayız. Amerika’daki Yahudiler, yüzde iki buçuk oranlarıyla yüzde altmış temsil gücüne sahip.
Bu yazının devamı
220. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Düşünce tarihinde Jacques Lacan’ın yerini işaret edebildiğinizde o terminolojiler kendini açık kılacak. Yani ‘sembolik düzen nedir’ sorusunun cevabı aslında Lacan’ın teorisinin öteki kavramlarıyla bağıntısallık içerisinde kendini açık edecek.
“Beden” müdahaleye açık, kişinin estetik zevkine göre düzenleyebileceği, istediği müdahaleyi yapabileceği, tüm kullanım hakkının kendisinin olduğunu düşündüğü bir eşya mıdır? Tarihsel süreç içerisinde beden algısı değiş midir? Değişti ise bu değişimin yönü nereye bakmaktadır? Kartezyen felsefe ile derinleşmeye başlayan ruh-beden ayrımı günümüz insanının beden algısına nasıl etki etmiştir?
Mahallenin ne olduğundan çok ne olmadığı üzerinden gitmek daha sağlıklı olabilir. Soruyu tersten sormak bazen daha zihin açıcı olabiliyor. Kitapta, genel geçer bir çerçeve oluşturacak şekilde tanımını bulmaya çalıştım. Şöyle özetleyebilirim: Geleneksel mahalle, bugün gördüğümüz ve anladığımız şeyden başka bir şey aslında.
Şartlar… Ne onsuz ne de ona teslim olarak… Onsuz olunduğunda hayalci, hercaî; ona teslim olunduğundaysa statükocu, gelişime kapalı… Şartlar gözetilmeden adım atmak insanı mahcub eder.
“Hukuk, adalete yönelmiş toplumsal yaşama düzenidir.” der, Yasemin Işıktaş. Hukukun tanımlanması noktasında bir mutabakat sağlanamamış olsa da hukukun toplumsal düzeni korumak için var olan bir sistem olduğu gerçeği herkes tarafından kabul edilmektedir. Tarihe baktığımızda hukukun
“Zihni Örtülmüş Durumdaki İnsanlar Haksızlığa Karşı Nasıl Mücadele Verecek?”
Röportaj: Fatih Bütün
Merhaba hocam. ‘Hekaton’la Son Tango’ kitabınız içeriği itibariyle çok büyük farkındalık ortaya koyan, daha da koyacak olan bir çalışma. Ellerinize sağlık. Kitabınız çerçevesindeki konular hakkında konuşalım istiyorum. Kitabınızı okurken ‘klasik ve modern dönem sömürgecilik canlandı zihnimde. Klasik ve neo-sömürgecilikten başka bir şeydi; belki de hiper sömürgecilik denebilir. Siz kitabınızda, Judith Butler ve Yuval Harari gibi isimlerden atıfla ‘İnsanlığı Yeniden Yapılandırma Küresel Projesi’ diyorsunuz.
Konuya çalışırken, derinleştikçe sizi de ürperten bir şeyle karşılaştığınızı söylüyorsunuz. Kitabı okuyan bir arkadaştan şöyle bir itiraz geldi: ‘Toplumlar sürekli bir değişim halindedir. Kadın, erkek ve aile yapısının ekonomik, siyasi ve teknolojik sebeplerle bir değişim yaşaması normaldir; bugün yaşanan da benzeri bir durumdur’. Siz ise daha komplike ve planlı bir ifsat sürecinden bahsediyorsunuz. Buradan başlayalım istiyorum. Değişim anlamında yaşananları normal değişim süreçlerinden farklı kılan nedir?
Sosyal dalgalanmaların bir hızı vardır. Farklı sebeplerden sosyal dalgalanmalar ortaya çıkar. Köyden şehre göç, endüstrileşme, küresel pandemiler, savaşlar vs. sosyal dalgalanmaları tetikler, etkiler. Ve bunların bir dinamiği vardır. Eğer bu sosyal dalgalanmalar olağanüstü bir hızla cereyan ediyorsa birisi bu dalgayı yaratıyor demektir. Jean M. Twenge’in “Ben Nesli” kitabını lütfen okuyun. Amerikalı sosyolog 2012 tarihinden itibaren dünyadaki özellikle Z kuşağının yani gençliğin geçirdiği değişimi tanımlarken bu bir tsunami diyor. ‘Ve ben, bu tsunamiyi başka hiçbir şeyle değil; akıllı telefonların devreye girmesiyle ilişkilendiriyorum’ diyor. Bu çok önemli! Normalde bildiğimiz sosyal dinamiklerin dışında bir şeyle karşı karşıyayız.
Bu sosyal dinamikler multi-merkezlidir, çok merkezlidir. Faklı ülkelerde, farklı dinamikler devreye girer. Ve daha sonra bunlar diğer ülkeleri tesiri altına alır. Ama burada tesir gücünü elinde tutan ve dinamiğe yön veren tek bir ülke var. Dünyaya ritmi veren Amerika Birleşik Devletleri. Kitapta bunu anlatmaya çalıştık, sürekli bir ülke üzerinden farklı kişilerin belirttiği azınlığın güdümünde olan bir değişimle karşı karşıyayız. Amerika’daki Yahudiler, yüzde iki buçuk oranlarıyla yüzde altmış temsil gücüne sahip.
Bu yazının devamı 220. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Post-çağlarda Din ve Dinsellikler Üzerine
Düşünce tarihinde Jacques Lacan’ın yerini işaret edebildiğinizde o terminolojiler kendini açık kılacak. Yani ‘sembolik düzen nedir’ sorusunun cevabı aslında Lacan’ın teorisinin öteki kavramlarıyla bağıntısallık içerisinde kendini açık edecek.
Beden Üzerine
“Beden” müdahaleye açık, kişinin estetik zevkine göre düzenleyebileceği, istediği müdahaleyi yapabileceği, tüm kullanım hakkının kendisinin olduğunu düşündüğü bir eşya mıdır? Tarihsel süreç içerisinde beden algısı değiş midir? Değişti ise bu değişimin yönü nereye bakmaktadır? Kartezyen felsefe ile derinleşmeye başlayan ruh-beden ayrımı günümüz insanının beden algısına nasıl etki etmiştir?
Mahalle, Değişen Mahalleler Ve Toplumsal Yapı Üzerine
Mahallenin ne olduğundan çok ne olmadığı üzerinden gitmek daha sağlıklı olabilir. Soruyu tersten sormak bazen daha zihin açıcı olabiliyor. Kitapta, genel geçer bir çerçeve oluşturacak şekilde tanımını bulmaya çalıştım. Şöyle özetleyebilirim: Geleneksel mahalle, bugün gördüğümüz ve anladığımız şeyden başka bir şey aslında.
“Şartlar Böyle” Üzerine
Şartlar… Ne onsuz ne de ona teslim olarak… Onsuz olunduğunda hayalci, hercaî; ona teslim olunduğundaysa statükocu, gelişime kapalı… Şartlar gözetilmeden adım atmak insanı mahcub eder.
Toplumsal Düzeni Sağlayan Hukukumuzun Çıkmazları Üzerine
“Hukuk, adalete yönelmiş toplumsal yaşama düzenidir.” der, Yasemin Işıktaş. Hukukun tanımlanması noktasında bir mutabakat sağlanamamış olsa da hukukun toplumsal düzeni korumak için var olan bir sistem olduğu gerçeği herkes tarafından kabul edilmektedir. Tarihe baktığımızda hukukun
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.