İnsan, anlam arayışı içinde olan bir varlık olarak tanımlanmakta ve bu arayış insanı ister istemez farklı adreslere yönlendirmektedir. Kimi zaman felsefî bir doktrin içerisinde, kimi zaman siyasal bir oluşum içerisinde, kimi zaman ise bir “din”in vazetmiş olduğu dünya görüşü içerisinde bu anlam arayışına cevaplar bulduğunu ifade etmektedir. Anlam arayışına cevap olacak duraklardan biri olan dinin ne anlam ifade ettiği de yine insanın anlam arayışının bir parçası olmaktadır. Anlam arayışı, ‘kişiyi yalnızca birtakım zihnî merhaleler kat ettikten sonra terk eden bir süreç mi?’ yoksa ‘sorularına bulduğu cevaplara göre hayatını dizayn etmesini sağlayacak, pratik hayatını şekillendirecek olan bir dönüşümün öncülü mü?’ olacağı arayış içinde olan ya da olduğunu zanneden kişiye göre değişiklik arz edecektir. Hayatı şekillendirecek bir dönüşümün öncülü ise şayet; devamında gelen süreç eski durumuna taban tabana zıt olmasa bile ciddi değişiklikleri beraberinde getirecektir.
Anlam arayışına cevap olabilecek duraklardan birinin de “din” olduğunu ifade ettik. Bu dinin hangisi olduğunun tartışmasını yapmaktan ziyade mensubu olduğumuzu mutlulukla ifade edebileceğimiz[1] İslâm’ın insanın varlık amacına yönelik vurguları üzerinde duracağımızı yazımızın başında belirtmek isteriz.
Bu yazının devamı
202. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Tarihten günümüze dinlerin hemen hepsi mensuplarına belirli birtakım inanışlar ve bu inanışlarla ilişkili olarak yapılması veya kaçınılması gereken davranışlar telkin etmekte ve bunları nihai kurtuluşu için gerekli görmektedir. Ancak insanlar zaman zaman, dinlerinin telkin ettiği öğretileri sürdürme, özellikle de bu öğretiler çerçevesinde uymaları gereken bazı davranışlara riayet etme hususunda ihlaller yapmakta, inançlarının telkin ettiği emir …
-Din Dilinin Politik İşlevleri Üzerine Bir Deneme- …doğa hiçbir şeyi boşuna yapmaz; insan siyasal bir hayvan yapmak amacıyla da, bütün hayvanlar arasında yalnız ona dili, anlamlı konuşma yetisini vermiştir. (Aristo, Politika, I: 2) 1. Politik Teoloji Kavramsallaştırması Tanrı bilimi, bilgisi, öğretileri ve inançların incelenmesi manasında kullanılan teoloji (İlahiyat) ile toplumların yönetilmesi (çobanlık) sanatı olarak yorumlanan …
Tarih boyunca birbirine muhalif birçok kesim tarafından övülen ve sahip çıkılan bir kavramı tartışmaya açalım; ‘Hukukun üstünlüğü’. Aristo’ya kadar götürebileceğimiz yazınsal tartışmalarda hukukun üstünlüğü söylemi ilginç bir şekilde her kesim tarafından olumlanmış bir kavramdır.
Gündelik dil felsefesinin yapıldığı döneme “İkinci Analiz Dönemi” denir. Gündelik dil filozofları biçimsel dilin analizleriyle değil; doğal dillerle ilgilenmiştir. Kuşkusuz gündelik dil filozoflarından bazıları analizlerinde biçimsel dili de kullanmışlardır. Ancak bu analizler çok azdır.
Düşünceler, kelebeklerin kelebek doğurduğu gibi doğmazlar; düşünceler, kendilerinden önceki düşüncelere ve içinde yer aldıkları çağın problemlerine tepkiden doğarlar. Bu genelleme her genelleme gibi istisnaları içinde barındırır;
Kulluğun Bir Cüz’ü Olarak Oruç ve Ramazan
İnsanın Anlam Arayışında “Kul Olma” Durağı
İnsan, anlam arayışı içinde olan bir varlık olarak tanımlanmakta ve bu arayış insanı ister istemez farklı adreslere yönlendirmektedir. Kimi zaman felsefî bir doktrin içerisinde, kimi zaman siyasal bir oluşum içerisinde, kimi zaman ise bir “din”in vazetmiş olduğu dünya görüşü içerisinde bu anlam arayışına cevaplar bulduğunu ifade etmektedir. Anlam arayışına cevap olacak duraklardan biri olan dinin ne anlam ifade ettiği de yine insanın anlam arayışının bir parçası olmaktadır. Anlam arayışı, ‘kişiyi yalnızca birtakım zihnî merhaleler kat ettikten sonra terk eden bir süreç mi?’ yoksa ‘sorularına bulduğu cevaplara göre hayatını dizayn etmesini sağlayacak, pratik hayatını şekillendirecek olan bir dönüşümün öncülü mü?’ olacağı arayış içinde olan ya da olduğunu zanneden kişiye göre değişiklik arz edecektir. Hayatı şekillendirecek bir dönüşümün öncülü ise şayet; devamında gelen süreç eski durumuna taban tabana zıt olmasa bile ciddi değişiklikleri beraberinde getirecektir.
Anlam arayışına cevap olabilecek duraklardan birinin de “din” olduğunu ifade ettik. Bu dinin hangisi olduğunun tartışmasını yapmaktan ziyade mensubu olduğumuzu mutlulukla ifade edebileceğimiz[1] İslâm’ın insanın varlık amacına yönelik vurguları üzerinde duracağımızı yazımızın başında belirtmek isteriz.
Bu yazının devamı 202. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Dinlerde Tövbe
Tarihten günümüze dinlerin hemen hepsi mensuplarına belirli birtakım inanışlar ve bu inanışlarla ilişkili olarak yapılması veya kaçınılması gereken davranışlar telkin etmekte ve bunları nihai kurtuluşu için gerekli görmektedir. Ancak insanlar zaman zaman, dinlerinin telkin ettiği öğretileri sürdürme, özellikle de bu öğretiler çerçevesinde uymaları gereken bazı davranışlara riayet etme hususunda ihlaller yapmakta, inançlarının telkin ettiği emir …
Politik Teolojide Din Dilinin Stratejik Ağırlığı
-Din Dilinin Politik İşlevleri Üzerine Bir Deneme- …doğa hiçbir şeyi boşuna yapmaz; insan siyasal bir hayvan yapmak amacıyla da, bütün hayvanlar arasında yalnız ona dili, anlamlı konuşma yetisini vermiştir. (Aristo, Politika, I: 2) 1. Politik Teoloji Kavramsallaştırması Tanrı bilimi, bilgisi, öğretileri ve inançların incelenmesi manasında kullanılan teoloji (İlahiyat) ile toplumların yönetilmesi (çobanlık) sanatı olarak yorumlanan …
Hukukun Üstünlüğü Bir Safsatadan mı İbaret?
Tarih boyunca birbirine muhalif birçok kesim tarafından övülen ve sahip çıkılan bir kavramı tartışmaya açalım; ‘Hukukun üstünlüğü’. Aristo’ya kadar götürebileceğimiz yazınsal tartışmalarda hukukun üstünlüğü söylemi ilginç bir şekilde her kesim tarafından olumlanmış bir kavramdır.
Gündelik Dil Felsefesi
Gündelik dil felsefesinin yapıldığı döneme “İkinci Analiz Dönemi” denir. Gündelik dil filozofları biçimsel dilin analizleriyle değil; doğal dillerle ilgilenmiştir. Kuşkusuz gündelik dil filozoflarından bazıları analizlerinde biçimsel dili de kullanmışlardır. Ancak bu analizler çok azdır.
Modernizmin Tarihi Kodları
Düşünceler, kelebeklerin kelebek doğurduğu gibi doğmazlar; düşünceler, kendilerinden önceki düşüncelere ve içinde yer aldıkları çağın problemlerine tepkiden doğarlar. Bu genelleme her genelleme gibi istisnaları içinde barındırır;
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.