20.Yüzyılın ikinci yarısından itibaren mekân ve coğrafya, düşünürlerin sistematik çalışma konularından biri olagelmiştir. Özellikle Marksist geleneğin temsilcilerinden Henri Lefebvre ve David Harvey, bu çalışmaların seyrinde en ciddi katkısı olan düşünürlerdendir. Mekân, toplumsal süreçlerden ve iktisadi değişimlerden azade bir olgu olmayıp tersine bunlarla diyalektik bir etkileşim içindedir. Bu etkileşim çok yönlü olup ancak farklı disiplinlerin birlikteliğini kapsayan bir bakış açısıyla değerlendirmek mümkündür. Bu bağlamda değerlendirmeye çalışacağımız Sosyal Adalet ve Şehir[1] kitabı, David Harvey’in mekân ve iktisat bağlamında yazmış olduğu kuramsal bir çalışmadır. Mekân çalışmalarında önemli kilometre taşlarından kabul edilen eserde Harvey, kentsellikle ilgili kapitalist ve sosyalist formülasyonlar eşliğinde eleştirel inceleme gerçekleştiriyor.
Harvey, toplumsal süreçler ve mekânsal biçimler arasındaki ayrımın yapay bir ayrım olduğunu vurgular. Mekânsal biçimler toplumsal süreçleri içerirken, toplumsal süreçler de mekânsaldır. İnsan adetlerinden doğan toplumsal süreçler ve mekânsal biçimin birbiriyle iç içe girmesinin en iyi nasıl canlandırılacağı, insan pratiklerinin üstesinden gelmesi gereken bir sorundur (s.16).
İnsanlık tüketmeyi öğrendiğinden beri huzura kavuşamadı. Çünkü tüketmeyi öğrenen insanın kodlarına yok etmenin temel hazları işlendi. Temel sorun yok edilenin de evrende bir yer kaplayacağını düşünmemekti. Sonsuzluk algısında meydana gelen dönüşüm de bu konuda etkili. Ebediyet fikrinde olmuş olan, olacak olan ve olan birbirinden kopmaz bir bütündür ve her şeyin bir yeri vardır bu evrende.
“Eleştiri seküler midir?” adlı kitap Talal Asad, Judith Butler, Saba Mahmood ve Wendy Brown’un kolektif bir çalışması. Şüphesiz eleştirinin seküler olduğu iddiası çok büyük ve sansasyonel bir iddia. Bu iddiaya yöneltilmiş eleştirileri mezkûr yazarların düşünceleri ve kitap bağlamında sizler için konuşmaya çalıştık.
Bu noktadan hareketle de salt mekân seçimi bağlamında bile olsa, bazen bir roman, bir mekânı öylesine sahiplenir ki, o yer artık yalnızca coğrafi bir nokta olmaktan çıkar, edebiyatın bir parçasına dönüşür ve biz o romanı okurken işlenen tema bir yana, öte yandan da bu temanın ve konunun geçmiş olduğu seçilen mekânı da okumuş ve bu okuma süreci içerisinde de o mekânda olmanın gerçekliğini hissederiz ki, salt mekân seçimi bağlamında da olsa işte orada olma başarısını sağlamış oluşu ile de okuduğumuz romanın içinde buluruz kendimizi.
Zygmunt Bauman ve David Lyon’un birlikte hazırlamış oldukları ve dilimize ‘Akışkan Gözetim’ olarak tercüme edilen Liquid Surveillance adlı kitap, gözetim olarak adlandırılan gözetleme, izleme, takip etme, sınıflandırma, kontrol etme ve sistemli olarak izleme dünyasında neler yaşandığını idrak etmemizde akışkan gözetim kavramını ele almaktadır. Bu bağlamda akışkan gözetimle ortaya çıkan bazı kavramlar ile küreselleşmiş bir bakışta …
Toplumu oluşturan en önemli unsurlardan birisi dindir. İnsanlık tarihindeki örneklerine bakıldığında tüm dinlerde görevi dinî öğretileri temsil etmek ve bunları insanlara anlatmak olan bir sınıfla karşılaşılır. Diğer dinlere nazaran İslam’da din adamı ve ruhban sınıfı olmadığı kabul edilir. Bu tespit Hz. Peygamber ve yakın arkadaşlarının örnekliği esas alındığında doğru kabul edilebilir. Ancak ilk halifeler döneminde …
Sosyal Adalet ve Şehir
20.Yüzyılın ikinci yarısından itibaren mekân ve coğrafya, düşünürlerin sistematik çalışma konularından biri olagelmiştir. Özellikle Marksist geleneğin temsilcilerinden Henri Lefebvre ve David Harvey, bu çalışmaların seyrinde en ciddi katkısı olan düşünürlerdendir. Mekân, toplumsal süreçlerden ve iktisadi değişimlerden azade bir olgu olmayıp tersine bunlarla diyalektik bir etkileşim içindedir. Bu etkileşim çok yönlü olup ancak farklı disiplinlerin birlikteliğini kapsayan bir bakış açısıyla değerlendirmek mümkündür. Bu bağlamda değerlendirmeye çalışacağımız Sosyal Adalet ve Şehir[1] kitabı, David Harvey’in mekân ve iktisat bağlamında yazmış olduğu kuramsal bir çalışmadır. Mekân çalışmalarında önemli kilometre taşlarından kabul edilen eserde Harvey, kentsellikle ilgili kapitalist ve sosyalist formülasyonlar eşliğinde eleştirel inceleme gerçekleştiriyor.
Harvey, toplumsal süreçler ve mekânsal biçimler arasındaki ayrımın yapay bir ayrım olduğunu vurgular. Mekânsal biçimler toplumsal süreçleri içerirken, toplumsal süreçler de mekânsaldır. İnsan adetlerinden doğan toplumsal süreçler ve mekânsal biçimin birbiriyle iç içe girmesinin en iyi nasıl canlandırılacağı, insan pratiklerinin üstesinden gelmesi gereken bir sorundur (s.16).
Bu yazının devamı 202. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
202. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Baumanın Iskarta Hayatlar Kavramı Üzerinden ‘İsraf Atık Ve Getto’
İnsanlık tüketmeyi öğrendiğinden beri huzura kavuşamadı. Çünkü tüketmeyi öğrenen insanın kodlarına yok etmenin temel hazları işlendi. Temel sorun yok edilenin de evrende bir yer kaplayacağını düşünmemekti. Sonsuzluk algısında meydana gelen dönüşüm de bu konuda etkili. Ebediyet fikrinde olmuş olan, olacak olan ve olan birbirinden kopmaz bir bütündür ve her şeyin bir yeri vardır bu evrende.
“Eleştiri Seküler midir?” Tartışmasını Tartışmak
“Eleştiri seküler midir?” adlı kitap Talal Asad, Judith Butler, Saba Mahmood ve Wendy Brown’un kolektif bir çalışması. Şüphesiz eleştirinin seküler olduğu iddiası çok büyük ve sansasyonel bir iddia. Bu iddiaya yöneltilmiş eleştirileri mezkûr yazarların düşünceleri ve kitap bağlamında sizler için konuşmaya çalıştık.
Zeyniler Köyü ve Çalıkuşu’nun İzinde Bir Yolculuk
Bu noktadan hareketle de salt mekân seçimi bağlamında bile olsa, bazen bir roman, bir mekânı öylesine sahiplenir ki, o yer artık yalnızca coğrafi bir nokta olmaktan çıkar, edebiyatın bir parçasına dönüşür ve biz o romanı okurken işlenen tema bir yana, öte yandan da bu temanın ve konunun geçmiş olduğu seçilen mekânı da okumuş ve bu okuma süreci içerisinde de o mekânda olmanın gerçekliğini hissederiz ki, salt mekân seçimi bağlamında da olsa işte orada olma başarısını sağlamış oluşu ile de okuduğumuz romanın içinde buluruz kendimizi.
“Akışkan Gözetim” Üzerine Bir Değerlendirme
Zygmunt Bauman ve David Lyon’un birlikte hazırlamış oldukları ve dilimize ‘Akışkan Gözetim’ olarak tercüme edilen Liquid Surveillance adlı kitap, gözetim olarak adlandırılan gözetleme, izleme, takip etme, sınıflandırma, kontrol etme ve sistemli olarak izleme dünyasında neler yaşandığını idrak etmemizde akışkan gözetim kavramını ele almaktadır. Bu bağlamda akışkan gözetimle ortaya çıkan bazı kavramlar ile küreselleşmiş bir bakışta …
Vaazcı Dinî Söylemin İnsan ve Toplum Psikolojisine Etkisi (Ali el-Verdî’nin “Sultanların Vaizleri” Adlı Eseri Üzerine)
Toplumu oluşturan en önemli unsurlardan birisi dindir. İnsanlık tarihindeki örneklerine bakıldığında tüm dinlerde görevi dinî öğretileri temsil etmek ve bunları insanlara anlatmak olan bir sınıfla karşılaşılır. Diğer dinlere nazaran İslam’da din adamı ve ruhban sınıfı olmadığı kabul edilir. Bu tespit Hz. Peygamber ve yakın arkadaşlarının örnekliği esas alındığında doğru kabul edilebilir. Ancak ilk halifeler döneminde …
Alışverişe devam et