İnsanlık tüketmeyi öğrendiğinden beri huzura kavuşamadı. Çünkü tüketmeyi öğrenen insanın kodlarına yok etmenin temel hazları işlendi. Temel sorun yok edilenin de evrende bir yer kaplayacağını düşünmemekti. Sonsuzluk algısında meydana gelen dönüşüm de bu konuda etkili. Ebediyet fikrinde olmuş olan, olacak olan ve olan birbirinden kopmaz bir bütündür ve her şeyin bir yeri vardır bu evrende. Bauman’a göre yaşayan ile ölmüş olan arasında bir fark yoktur. ‘Buna yer yok’ düşüncesine yer yoktur. Yer bulamama diye bir sorun yoktur.
İnsan ömrü kısıtlı olduğundan, ebediyetin sınırlarını kavramak ve onda hiçbir şeyin gereksiz olmadığı fikrine erişmek kolay değil. Modern insan soyut sonsuzluğu ve ölümü anlayabilmek için günlere sayılar verdi, onu anlamlı bir zincirin parçası haline getirmeye çalıştı. Somutlaştırılan soyutun anlaşılması ve sorunlara çözüm bulması gerekti. Daha büyük bir soruna sebep olacağı düşünülmeden…
Ebediyeti Yendik mi?
Bu yazının devamı
210. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Değişmek, dönüşmek veya dönüştürmek… İnsan yaşamının vazgeçilmez kavramları. Bunlar olmadan ‘ben yaşıyorum’ ve ‘ben de varım’ diyebilmek gerçekten çok zor. Çünkü insan hayatı sürekli biyolojik, sosyolojik ve psikolojik bir değişim
11 Eylül sonrası İslam coğrafyalarında öteki mefhumunu anlatan birçok ülke sineması ve bu ülkelerde yaşayan yönetmenlerin ürettiği filmlerden şimdiye kadar söz ettik.
Kesin bende bir tuhaflık var, bundan eminim. Bir şeyleri yanlış anlıyor, yapayanlış değerlendiriyor olmalıyım. Yoksa insanlık tarihinin baştan aşağı çarpık bir gelişimini; tüm kurumlarının insanlığa rağmen karakter kazandıklarını kabullenmemiz gerekir ki bu pek mümkün gözükmüyor.
Coğrafya kaderdir sözü son zamanlarda hep olumsuz çağrışımıyla kullanılıyor. Sanki iki üç bin yıl medeniyetlerin en işlek hattı Mısır-Mezopotamya-Hindistan değilmiş gibi bugünkü trajediler hep bu söze bağlanıyor.
Yaşadığımız müddetçe cevaplanması gereken bir sürü soru bizi bekliyor. Bazen hiç zorlanmadan çözeriz soruları. Başkalarının sorularına da yardım ederiz üstelik. Ama bazen çözümü öyle zor sorularla karşılaşırız ki, içinden çıkmak şöyle dursun, altında ezildikçe eziliriz.
Baumanın Iskarta Hayatlar Kavramı Üzerinden ‘İsraf Atık Ve Getto’
İnsanlık tüketmeyi öğrendiğinden beri huzura kavuşamadı. Çünkü tüketmeyi öğrenen insanın kodlarına yok etmenin temel hazları işlendi. Temel sorun yok edilenin de evrende bir yer kaplayacağını düşünmemekti. Sonsuzluk algısında meydana gelen dönüşüm de bu konuda etkili. Ebediyet fikrinde olmuş olan, olacak olan ve olan birbirinden kopmaz bir bütündür ve her şeyin bir yeri vardır bu evrende. Bauman’a göre yaşayan ile ölmüş olan arasında bir fark yoktur. ‘Buna yer yok’ düşüncesine yer yoktur. Yer bulamama diye bir sorun yoktur.
İnsan ömrü kısıtlı olduğundan, ebediyetin sınırlarını kavramak ve onda hiçbir şeyin gereksiz olmadığı fikrine erişmek kolay değil. Modern insan soyut sonsuzluğu ve ölümü anlayabilmek için günlere sayılar verdi, onu anlamlı bir zincirin parçası haline getirmeye çalıştı. Somutlaştırılan soyutun anlaşılması ve sorunlara çözüm bulması gerekti. Daha büyük bir soruna sebep olacağı düşünülmeden…
Ebediyeti Yendik mi?
Bu yazının devamı 210. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Hayat Yansıttıklarımızdan mı İbaret
Değişmek, dönüşmek veya dönüştürmek… İnsan yaşamının vazgeçilmez kavramları. Bunlar olmadan ‘ben yaşıyorum’ ve ‘ben de varım’ diyebilmek gerçekten çok zor. Çünkü insan hayatı sürekli biyolojik, sosyolojik ve psikolojik bir değişim
Kefernahum’da Çocuk Olmak ve Ötekileri Yeniden Düşünmek
11 Eylül sonrası İslam coğrafyalarında öteki mefhumunu anlatan birçok ülke sineması ve bu ülkelerde yaşayan yönetmenlerin ürettiği filmlerden şimdiye kadar söz ettik.
Asla Süper Kahraman Olmayan Bir Çocuğun Dünyaya Tutunma Macerası
Kesin bende bir tuhaflık var, bundan eminim. Bir şeyleri yanlış anlıyor, yapayanlış değerlendiriyor olmalıyım. Yoksa insanlık tarihinin baştan aşağı çarpık bir gelişimini; tüm kurumlarının insanlığa rağmen karakter kazandıklarını kabullenmemiz gerekir ki bu pek mümkün gözükmüyor.
Hikâye Değirmeninde Öğütülen İnsan
Coğrafya kaderdir sözü son zamanlarda hep olumsuz çağrışımıyla kullanılıyor. Sanki iki üç bin yıl medeniyetlerin en işlek hattı Mısır-Mezopotamya-Hindistan değilmiş gibi bugünkü trajediler hep bu söze bağlanıyor.
İmtihanı Zorlaştırmak
Yaşadığımız müddetçe cevaplanması gereken bir sürü soru bizi bekliyor. Bazen hiç zorlanmadan çözeriz soruları. Başkalarının sorularına da yardım ederiz üstelik. Ama bazen çözümü öyle zor sorularla karşılaşırız ki, içinden çıkmak şöyle dursun, altında ezildikçe eziliriz.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.