İnsan, anlam arayışı içinde olan bir varlık olarak tanımlanmakta ve bu arayış insanı ister istemez farklı adreslere yönlendirmektedir. Kimi zaman felsefî bir doktrin içerisinde, kimi zaman siyasal bir oluşum içerisinde, kimi zaman ise bir “din”in vazetmiş olduğu dünya görüşü içerisinde bu anlam arayışına cevaplar bulduğunu ifade etmektedir. Anlam arayışına cevap olacak duraklardan biri olan dinin ne anlam ifade ettiği de yine insanın anlam arayışının bir parçası olmaktadır. Anlam arayışı, ‘kişiyi yalnızca birtakım zihnî merhaleler kat ettikten sonra terk eden bir süreç mi?’ yoksa ‘sorularına bulduğu cevaplara göre hayatını dizayn etmesini sağlayacak, pratik hayatını şekillendirecek olan bir dönüşümün öncülü mü?’ olacağı arayış içinde olan ya da olduğunu zanneden kişiye göre değişiklik arz edecektir. Hayatı şekillendirecek bir dönüşümün öncülü ise şayet; devamında gelen süreç eski durumuna taban tabana zıt olmasa bile ciddi değişiklikleri beraberinde getirecektir.
Anlam arayışına cevap olabilecek duraklardan birinin de “din” olduğunu ifade ettik. Bu dinin hangisi olduğunun tartışmasını yapmaktan ziyade mensubu olduğumuzu mutlulukla ifade edebileceğimiz[1] İslâm’ın insanın varlık amacına yönelik vurguları üzerinde duracağımızı yazımızın başında belirtmek isteriz.
Bu yazının devamı
202. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Modernizm, gelenekle olan göbek bağını radikal bir biçimde keserken, ortaya koyduğu temel iddiası ve hedefi; insanı boş bir sayfa (Tabula Rasa) olarak görüp onu “yeniden” “yeni” olarak inşa etmekti. Eski ve Yeni Dünya karşıtlığına dayanan bu faaliyet,
Çağdaş dönemde Müslümanların moderniteye yönelik eleştirilerini değerlendirirken, Müslüman Düşüncesi içerisindeki 3 temel yaklaşımdan yardım alabiliriz. Malum olduğu üzere, Çağdaş Dönem Müslüman Düşüncesi’nin ana yaklaşımlarını,‘Gelenekçiler’, ‘Müslüman Modernistler’ ve ‘İslamcılar’ temsil etmektedir.
Hayat ve ölüm hakkını elinde tutan modern iktidar sistemleri eylemlerin de işlevsizleştirmesini sağlarlar, eylem özünde bir potansiyeli göstermekten ziyade onu terbiye etme yöntemi olarak vardır. Dolayısıyla hakikatin ve anlamın değersizleştiği bir dünyada ifade etme özgürlüğünü tartışamazsın. Ölüm ve yaşam hakkının ifade etmeyle özdeşleştiği bir dünyada eylemin değil susmanın özgürlüğünü tartışmamız lazım. Susma hakkını elinde tutabildiğin ölçüde potansiyel bir tehdit olabilirsin. Bu da elbette nefes alma hürriyetiyle alakalıdır.
Bugün Gazze’de yaşanan trajik gerçek, tam da nekroiktidarın gücünü gösterir.
Tanım yapmak, uzun bir arayışın sonucunda elde edilen bilgi birikimiyle kural koymak gibi, hüküm vermek gibi, kati ve kesin yargılarda bulunmayı çağrıştıran bir iktidar alanına işaret eder. Öyle ki bilginin kendinden menkul kutsiyetiyle, sınırları belirli bir alan inşa etme sürecidir tanım yapmak.
Giriş Bu makalede post-modern düşüncenin mikro düzeydeki parçalanmışlığına dikkat çekilmeye çalışılacaktır. Her şeyiyle tamamen değişen bir dünyada, her şeyiyle tamamen değişen evrende ve insanda, bugünün popüler ve dahi küresel denebilecek post-modern düşüncenin etkisini görmemek mümkün değildir. Bireyden (insandan) başlayan ve akla gelebilecek her alanda ve olguda kendisini hissettiren post-modern düşünce, bu düşüncenin dayattığı hayat tasavvuru, …
Kulluğun Bir Cüz’ü Olarak Oruç ve Ramazan
İnsanın Anlam Arayışında “Kul Olma” Durağı
İnsan, anlam arayışı içinde olan bir varlık olarak tanımlanmakta ve bu arayış insanı ister istemez farklı adreslere yönlendirmektedir. Kimi zaman felsefî bir doktrin içerisinde, kimi zaman siyasal bir oluşum içerisinde, kimi zaman ise bir “din”in vazetmiş olduğu dünya görüşü içerisinde bu anlam arayışına cevaplar bulduğunu ifade etmektedir. Anlam arayışına cevap olacak duraklardan biri olan dinin ne anlam ifade ettiği de yine insanın anlam arayışının bir parçası olmaktadır. Anlam arayışı, ‘kişiyi yalnızca birtakım zihnî merhaleler kat ettikten sonra terk eden bir süreç mi?’ yoksa ‘sorularına bulduğu cevaplara göre hayatını dizayn etmesini sağlayacak, pratik hayatını şekillendirecek olan bir dönüşümün öncülü mü?’ olacağı arayış içinde olan ya da olduğunu zanneden kişiye göre değişiklik arz edecektir. Hayatı şekillendirecek bir dönüşümün öncülü ise şayet; devamında gelen süreç eski durumuna taban tabana zıt olmasa bile ciddi değişiklikleri beraberinde getirecektir.
Anlam arayışına cevap olabilecek duraklardan birinin de “din” olduğunu ifade ettik. Bu dinin hangisi olduğunun tartışmasını yapmaktan ziyade mensubu olduğumuzu mutlulukla ifade edebileceğimiz[1] İslâm’ın insanın varlık amacına yönelik vurguları üzerinde duracağımızı yazımızın başında belirtmek isteriz.
Bu yazının devamı 202. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Modernizmden Çıktık Yola Post-modernizm’de Verdik Mola;
Modernizm, gelenekle olan göbek bağını radikal bir biçimde keserken, ortaya koyduğu temel iddiası ve hedefi; insanı boş bir sayfa (Tabula Rasa) olarak görüp onu “yeniden” “yeni” olarak inşa etmekti. Eski ve Yeni Dünya karşıtlığına dayanan bu faaliyet,
Modernizm Eleştirisi Ve Müslümanlar
Çağdaş dönemde Müslümanların moderniteye yönelik eleştirilerini değerlendirirken, Müslüman Düşüncesi içerisindeki 3 temel yaklaşımdan yardım alabiliriz. Malum olduğu üzere, Çağdaş Dönem Müslüman Düşüncesi’nin ana yaklaşımlarını,‘Gelenekçiler’, ‘Müslüman Modernistler’ ve ‘İslamcılar’ temsil etmektedir.
Nekropolitikalar ve Ortadoğu
Hayat ve ölüm hakkını elinde tutan modern iktidar sistemleri eylemlerin de işlevsizleştirmesini sağlarlar, eylem özünde bir potansiyeli göstermekten ziyade onu terbiye etme yöntemi olarak vardır. Dolayısıyla hakikatin ve anlamın değersizleştiği bir dünyada ifade etme özgürlüğünü tartışamazsın. Ölüm ve yaşam hakkının ifade etmeyle özdeşleştiği bir dünyada eylemin değil susmanın özgürlüğünü tartışmamız lazım. Susma hakkını elinde tutabildiğin ölçüde potansiyel bir tehdit olabilirsin. Bu da elbette nefes alma hürriyetiyle alakalıdır.
Bugün Gazze’de yaşanan trajik gerçek, tam da nekroiktidarın gücünü gösterir.
Modern Kuşatılmışlık ve Eğitim
Tanım yapmak, uzun bir arayışın sonucunda elde edilen bilgi birikimiyle kural koymak gibi, hüküm vermek gibi, kati ve kesin yargılarda bulunmayı çağrıştıran bir iktidar alanına işaret eder. Öyle ki bilginin kendinden menkul kutsiyetiyle, sınırları belirli bir alan inşa etme sürecidir tanım yapmak.
Post-modernizm; Mikro Parçalanmışlık
Giriş Bu makalede post-modern düşüncenin mikro düzeydeki parçalanmışlığına dikkat çekilmeye çalışılacaktır. Her şeyiyle tamamen değişen bir dünyada, her şeyiyle tamamen değişen evrende ve insanda, bugünün popüler ve dahi küresel denebilecek post-modern düşüncenin etkisini görmemek mümkün değildir. Bireyden (insandan) başlayan ve akla gelebilecek her alanda ve olguda kendisini hissettiren post-modern düşünce, bu düşüncenin dayattığı hayat tasavvuru, …
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.