Özet: “Akıl-vahiy ilişkisi üzerine mülahazalar” yazısı, bilginin kaynağı sorunu ekseninde kapsamlı bir çalışmanın önsözü mahiyetindedir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Yazıda İslâm düşüncesinde esas itibariyle ‘bilginin kaynağı sorunu’nun olmadığına ancak daha sonraki dönemlerde kirlenmeye başlayan ‘Müslüman aklı’yla birlikte zihnî karışıklığın (teşevvüş) oluştuğuna dikkat çekilmiştir. Farklı kültür ve inançların müslüman düşünceye karışmasıyla oluşan kirlenme, kendi kavramlarını üretmede gecikmeyip kurumsallaşmıştır. Bugün birçok soruna kaynaklık eden husus, İslâm’ın âlemşümul muhtevasının buharlaşması, uçları açık mistik heyulaya malzeme kılınması ya da hermenötik bir okumayla tarihsel bir uzaya indirgenmeye dayanır. Neticede zıtlar; gelenek ve modern, aynı hedefe yönelmiş, vahyî telakkî sekülerleşme tehdidiyle karşı karşıya kalmıştır. Bilginin hikâyesinde de bu vardır. Batılı normda aklın yüklendiği anlam ile Kur’ân’ın, aklın ne olduğundan ziyâde işlev ve sınırlarıyla ilgili getirdiği ölçü/tanım tamamen farklı iken aynılaştırılmak istenmiştir. Bu farklılık dikkate alınmadan yapılacak her mülahaza zihnî karışıklığı karmaşaya, ardından kargaşaya dönüştürmekte gecikmeyecektir.
Makale bu değerlendirmeler bağlamında tamamlanmıştır.
Bu yazının devamı
199. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Türkçeye çoğunlukla ‘faydacılık’ olarak tercüme edilen pragmatizm, esasında, doğrudan ‘fayda’ kelimesinin çağrıştırdığı anlam dünyasına değil, ‘pragma’ya yani ‘pratik’e dönük, uygulamayı merkeze koyan bir düşünme biçimine karşılık gelir.
Epeyce zamandır İslamcı aktivist ve entelektüeller İslam’ı bir ‘din’ olarak görmeyi bilinçli olarak terk etmiş görünüyorlar. Hatta böyle görenlerin İslam’ı tam anlamadıklarını veya kasıtlı olarak daraltmaya ve zayıflatmaya (örneğin Hıristiyanlık gibi bir din olarak göstermeye) çalıştıklarını düşünüyorlar. Çünkü onlara göre İslam’ı din olarak görmek onun bir “dünya nizamı” (da) olduğunu veya böyle bir nizam getirdiğini göz ardı veya inkâr etmek demektir. Zaman zaman ideoloji, siyaset, ekonomi, sanat, edebiyat vs. gibi kelimelerin başına bir sıfat olarak İslam’ı getirerek (İslami siyaset, İslami ekonomi vs.) yapılan; daha çok da İslam siyaseti, İslam ekonomisi gibi isim tamlaması şeklinde ortaya çıkan kullanımlar da bu yaklaşımın tezahürleridir.
Çocuk edebiyatı alanındaki nitelikli ürünlerden söz edebilmek için eserler, bütüncül bir bakışla ele alınmalıdır. Kitabın biçimsel yapısından, içeriğine doğru bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu alanda üretilen metinlerin çocuğun yazıyla, yazın dünyasıyla ilk karşılaşması ve yaşamı boyunca onun kitaba bakışını, yaklaşımını şekillendiren ilk örnekler olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamda, kitabın hikâyesinden önce kapak kalitesi, kullanılan hamur, kapak tasarımı, içerik tasarımı, çizimler, renk tercihleri… gibi her bir ayrıntı çok daha önemli bir hale gelmektedir.
İnsanlar ekonomik güç olarak birbirinden farklıdır. Her toplumda zenginler de vardır yoksullar da. Kimileri zenginliğiyle kimileri de yoksulluğuyla sınanmaktadır. Herkes helal rızkını elde etmek için çalışmak zorundadır elbet. Allah dilediğinin rızkını genişletir,
Akıl-Vahiy İlişkisi Üzerine Mülahazalar – Bilginin Kaynağı Sorunu -I-
Anahtar Kavramlar: Akıl, vahiy, bilgi, epistemik şiddet, bilginin kaynağı, akletme, kalb/fuâd, atalar yolu, marifet, keşf, batınî te’vil.
Özet: “Akıl-vahiy ilişkisi üzerine mülahazalar” yazısı, bilginin kaynağı sorunu ekseninde kapsamlı bir çalışmanın önsözü mahiyetindedir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Yazıda İslâm düşüncesinde esas itibariyle ‘bilginin kaynağı sorunu’nun olmadığına ancak daha sonraki dönemlerde kirlenmeye başlayan ‘Müslüman aklı’yla birlikte zihnî karışıklığın (teşevvüş) oluştuğuna dikkat çekilmiştir. Farklı kültür ve inançların müslüman düşünceye karışmasıyla oluşan kirlenme, kendi kavramlarını üretmede gecikmeyip kurumsallaşmıştır. Bugün birçok soruna kaynaklık eden husus, İslâm’ın âlemşümul muhtevasının buharlaşması, uçları açık mistik heyulaya malzeme kılınması ya da hermenötik bir okumayla tarihsel bir uzaya indirgenmeye dayanır. Neticede zıtlar; gelenek ve modern, aynı hedefe yönelmiş, vahyî telakkî sekülerleşme tehdidiyle karşı karşıya kalmıştır. Bilginin hikâyesinde de bu vardır. Batılı normda aklın yüklendiği anlam ile Kur’ân’ın, aklın ne olduğundan ziyâde işlev ve sınırlarıyla ilgili getirdiği ölçü/tanım tamamen farklı iken aynılaştırılmak istenmiştir. Bu farklılık dikkate alınmadan yapılacak her mülahaza zihnî karışıklığı karmaşaya, ardından kargaşaya dönüştürmekte gecikmeyecektir.
Makale bu değerlendirmeler bağlamında tamamlanmıştır.
Bu yazının devamı 199. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Pragmatizm Müslümana Uyar Mı
Türkçeye çoğunlukla ‘faydacılık’ olarak tercüme edilen pragmatizm, esasında, doğrudan ‘fayda’ kelimesinin çağrıştırdığı anlam dünyasına değil, ‘pragma’ya yani ‘pratik’e dönük, uygulamayı merkeze koyan bir düşünme biçimine karşılık gelir.
İslam’ın Vaadleri İle Müslümanların Hayatı Arasındaki Mesafeye Dair Bir Açıklama Denemesi
Epeyce zamandır İslamcı aktivist ve entelektüeller İslam’ı bir ‘din’ olarak görmeyi bilinçli olarak terk etmiş görünüyorlar. Hatta böyle görenlerin İslam’ı tam anlamadıklarını veya kasıtlı olarak daraltmaya ve zayıflatmaya (örneğin Hıristiyanlık gibi bir din olarak göstermeye) çalıştıklarını düşünüyorlar. Çünkü onlara göre İslam’ı din olarak görmek onun bir “dünya nizamı” (da) olduğunu veya böyle bir nizam getirdiğini göz ardı veya inkâr etmek demektir. Zaman zaman ideoloji, siyaset, ekonomi, sanat, edebiyat vs. gibi kelimelerin başına bir sıfat olarak İslam’ı getirerek (İslami siyaset, İslami ekonomi vs.) yapılan; daha çok da İslam siyaseti, İslam ekonomisi gibi isim tamlaması şeklinde ortaya çıkan kullanımlar da bu yaklaşımın tezahürleridir.
Çocuk Yazınında Nitelikli Kitap Sorunu
Çocuk edebiyatı alanındaki nitelikli ürünlerden söz edebilmek için eserler, bütüncül bir bakışla ele alınmalıdır. Kitabın biçimsel yapısından, içeriğine doğru bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu alanda üretilen metinlerin çocuğun yazıyla, yazın dünyasıyla ilk karşılaşması ve yaşamı boyunca onun kitaba bakışını, yaklaşımını şekillendiren ilk örnekler olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamda, kitabın hikâyesinden önce kapak kalitesi, kullanılan hamur, kapak tasarımı, içerik tasarımı, çizimler, renk tercihleri… gibi her bir ayrıntı çok daha önemli bir hale gelmektedir.
Hukukun Profesyonelleşmesi ve Yabancılaşma: İbn Haldun’un Devlet Kuramından Bir Okuma
Bu yazı, İbn Haldun’un umran bilimi (beşerî bilimler/humanities) ve asabiyye kuramı çerçevesinde hukukun profesyonelleşmesi sorununu ele almaktadır.
Yardım Faaliyetleri Ve Yoksulluk Kültürü
İnsanlar ekonomik güç olarak birbirinden farklıdır. Her toplumda zenginler de vardır yoksullar da. Kimileri zenginliğiyle kimileri de yoksulluğuyla sınanmaktadır. Herkes helal rızkını elde etmek için çalışmak zorundadır elbet. Allah dilediğinin rızkını genişletir,
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.