Birkaç yüzyıllık geçmişi olan “Müslümanlar neden geri kaldı” sorusuna çeşitli ve birbirine zıt cevaplar verilmiştir. İslam’ın bir din olması dolayısıyla bilimsel gelişmeler ve ilerleme karşısında engel olduğunu iddia edenlere karşı, bu geri kalmanın sebebinin Müslümanların İslam’ı hakkıyla yaşamadıklarını iddia edenler de olmuştur. Bu iki görüş, birbirine karşı iki zıt kutbu ifade eder. İslam’ın aslından uzaklaşılması nedeniyle geri kalındığı tezi, İslamcılık düşüncesinin de temel iddialarından biridir. Burada hem İslam’ı akla, bilime ve ilerlemeye karşı olmakla itham eden görüşe hem de İslam’ın aslından uzaklaşan ve onu bir kültür ve gelenek olarak yaşayanlara karşı çıkılmaktadır. İslamcılığın tarihsel süreklilikte ve coğrafi farklılıklarla kendi sınırlarında farklı yorumları olmuştur. Burada konunun detaylarına girilmeyecek, Kur’an’a dönüş iddiasında bulunanların geleneksel dindarlıkla aralarına mesafe koyma anlayışlarının reaksiyonerliği aşıp aşamadığı...
Bu yazının devamı
210. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bu bakımdan mevcut içtihat şartlarına ilave olarak günümüzdeki içtihat faaliyeti için “realiteyi görme ve dikkate alma” şartı da ilave edilmelidir. Tarihsel fıkıh birikiminin potansiyelini açığa çıkarmak ve bu yolla hayata katkıda bulunup yanlış uygulamaları ahlâki zemine çekecek şekilde yön vermek üzere günümüz İslam hukukçularının/fıkıhçıların karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik içtihat faaliyetinde bulunmaları hem bir hak hem de görevdir.
Algı yönetimi, bireylerin veya toplulukların olaylara, kavramlara ya da mesajlara dair algılarını belirli bir yönde şekillendirmek amacıyla kullanılan stratejik bir süreçtir. Bu süreç, insanların bilgi edinme yollarını etkileyerek onların düşünce ve davranışlarını yönlendirmeyi hedefler.
“Sil” diyor “eğer bunu kabul etmiş olsaydık, savaşmazdık!”
Biri silmiyor, öteki bakıyor.
Sitem ve öfke; hücum ettiği gözlerde bir noktaya sabitlenmiş.
Bekliyorlar ama o, kendisi siliyor; artık anlaşma sağlanabilir…
Umutsuzluk ve ikilem.
Hata nerede? Nerede yanlış yaptık? Ve nerede yanlış yapmaya devam ediyoruz? Müslüman bir defa sokulduğu delikten ikinci defa sokulur muydu? Hatalarımızdan ders çıkaramadık mı yoksa? Hangi soruyu sormalı doğru yerden başlamak için? Öyle ya doğru cevapların öncülü doğru soruları sormaktı.
Bilim insanları, etik konularını çalışanlar, politika yapıcılar vs. biyo-teknoloji ile siber-teknoloji (yapay zekâ) kesişmesinin ne gibi sonuçlar doğuracağı üzerinde düşünmesi gerekir. Zira sentetik biyoloji ile yapay zekâ teknolojilerinin sağlıklı ve güvenli biçimde ilerlemesi için böylesi bir sorumluluğa ihtiyaç var. Yapay zekânın tasarımı ve uygulanması süreçleri gittikçe karmaşıklaşması kontrolü, denetimi ve düzenlenmesini zorlaştıracak görünüyor.
Gelenekçiliğin Reaksiyon Girdabı ve Eleştirel Düşünce
Birkaç yüzyıllık geçmişi olan “Müslümanlar neden geri kaldı” sorusuna çeşitli ve birbirine zıt cevaplar verilmiştir. İslam’ın bir din olması dolayısıyla bilimsel gelişmeler ve ilerleme karşısında engel olduğunu iddia edenlere karşı, bu geri kalmanın sebebinin Müslümanların İslam’ı hakkıyla yaşamadıklarını iddia edenler de olmuştur. Bu iki görüş, birbirine karşı iki zıt kutbu ifade eder. İslam’ın aslından uzaklaşılması nedeniyle geri kalındığı tezi, İslamcılık düşüncesinin de temel iddialarından biridir. Burada hem İslam’ı akla, bilime ve ilerlemeye karşı olmakla itham eden görüşe hem de İslam’ın aslından uzaklaşan ve onu bir kültür ve gelenek olarak yaşayanlara karşı çıkılmaktadır. İslamcılığın tarihsel süreklilikte ve coğrafi farklılıklarla kendi sınırlarında farklı yorumları olmuştur. Burada konunun detaylarına girilmeyecek, Kur’an’a dönüş iddiasında bulunanların geleneksel dindarlıkla aralarına mesafe koyma anlayışlarının reaksiyonerliği aşıp aşamadığı...
Bu yazının devamı 210. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Günümüzde İçtihadın Anlamı ve İmkânı
Bu bakımdan mevcut içtihat şartlarına ilave olarak günümüzdeki içtihat faaliyeti için “realiteyi görme ve dikkate alma” şartı da ilave edilmelidir. Tarihsel fıkıh birikiminin potansiyelini açığa çıkarmak ve bu yolla hayata katkıda bulunup yanlış uygulamaları ahlâki zemine çekecek şekilde yön vermek üzere günümüz İslam hukukçularının/fıkıhçıların karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik içtihat faaliyetinde bulunmaları hem bir hak hem de görevdir.
Algoritmik Değnekler ve Firavun’un Saltanatı: Dijital Dünyanın Yönettiği Manipülatif Krallık
Algı yönetimi, bireylerin veya toplulukların olaylara, kavramlara ya da mesajlara dair algılarını belirli bir yönde şekillendirmek amacıyla kullanılan stratejik bir süreçtir. Bu süreç, insanların bilgi edinme yollarını etkileyerek onların düşünce ve davranışlarını yönlendirmeyi hedefler.
Diplomatik Tavır: İlkesiz İlişkiler
“Sil” diyor “eğer bunu kabul etmiş olsaydık, savaşmazdık!”
Biri silmiyor, öteki bakıyor.
Sitem ve öfke; hücum ettiği gözlerde bir noktaya sabitlenmiş.
Bekliyorlar ama o, kendisi siliyor; artık anlaşma sağlanabilir…
Umutsuzluk ve ikilem.
Vusûlsüzlüğümüz Samimiyet Yoksunluğundan(mı)dır?
Hata nerede? Nerede yanlış yaptık? Ve nerede yanlış yapmaya devam ediyoruz? Müslüman bir defa sokulduğu delikten ikinci defa sokulur muydu? Hatalarımızdan ders çıkaramadık mı yoksa? Hangi soruyu sormalı doğru yerden başlamak için? Öyle ya doğru cevapların öncülü doğru soruları sormaktı.
Kalpsiz Bir Dünyadan Kalpsiz Bir Algoritmaya
Bilim insanları, etik konularını çalışanlar, politika yapıcılar vs. biyo-teknoloji ile siber-teknoloji (yapay zekâ) kesişmesinin ne gibi sonuçlar doğuracağı üzerinde düşünmesi gerekir. Zira sentetik biyoloji ile yapay zekâ teknolojilerinin sağlıklı ve güvenli biçimde ilerlemesi için böylesi bir sorumluluğa ihtiyaç var. Yapay zekânın tasarımı ve uygulanması süreçleri gittikçe karmaşıklaşması kontrolü, denetimi ve düzenlenmesini zorlaştıracak görünüyor.