-Din Dilinin Politik İşlevleri Üzerine Bir Deneme-
…doğa hiçbir şeyi boşuna yapmaz; insan siyasal bir hayvan yapmak amacıyla da, bütün hayvanlar arasında yalnız ona dili, anlamlı konuşma yetisini vermiştir. (Aristo, Politika, I: 2)
1. Politik Teoloji Kavramsallaştırması
Tanrı bilimi, bilgisi, öğretileri ve inançların incelenmesi manasında kullanılan teoloji (İlahiyat) ile toplumların yönetilmesi (çobanlık) sanatı olarak yorumlanan siyasetin ilişkisi, düşünce tarihinin en problematik konusudur. Modern dönemde din ve devlet ilişkileri başlığında sınırlandırılan sorun, aslında çok daha boyutlu ve karmaşıktır. Çünkü gerçekte dinin nerede başladığı devletin nerede bittiği o kadar açık ve belirgin değildir. Teoloji, esasen dinlerin özünü oluşturan Tanrı telakkisidir. Yani dinsel kural ve pratiklerin son tahlilde dayandığı asli öz, Tanrı inancı ve algısında düğümlenir. Politika ise benzer şekilde son tahlilde devlet yönetimidir, siyasetin özü, devlet telakkisi ve algısıdır. Tarihsel süreç, teoloji ile yani Tanrı telakkisi ile politika yani devlet telakkisinin birbirinin uzantısı ve yansıması olduğunu açık bir şekilde gösterir.[1] Dolayısıyla politik teoloji karşılıklı ve dönüşümsel olarak dinin bir devlet devletin de bir din haline gelmesinin imkânını belki de kaçınılmaz bir kader oluşuna göndermede bulunur.
Bu yazının devamı
184. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Giriş Din bilimci Rudolf Otto, dinin özünde insanların kutsalla olan etkileşimlerinin yattığını belirtir. Ancak dinler insanlara, kutsal ve gizemli olanla etkileşimlerinin ötesinde yaşadıkları dünya ve evrende anlamlı ve doğru yaşayabilme konusunda kişisel ve aşkın çok sayıda deneyimleri de paylaşma imkânı sağlar (Kalın, 2012). İbrahimi dinlerin hakikat söylemleri ortak ahlâki ilkelere sahip olmakla birlikte, tarihi süreçte …
Bu makalede, modernliğin epistemik şiddetinin tazyiki altında tek bir hakikat ve gerçekliğin iddia edildiği, kutsalın ve ilahi olanın ötekileştirildiği ve sekülerleştiği ancak dinsel olanın modernliğin menfaatleri doğrultusunda araçsallaştırıldığı anomi
Modern şiddetin en belirgin özelliklerinden olan ordu, sağlık, eğitim ve medya gibi organlara müdahale yoluyla muhatapların sindirilmeye çalışılması olgusu , Doğu Türkistan için sıradan bir durum hâline gelmiştir.
Şiddet her ne kadar görünümünü değiştirse de her daim hayatın içinde yerini almaktadır. Bazen görmek oldukça zorlaşsa da sonuçları itibariyle karşımızda durmaktadır. Bazı dönemlerde fiziksel, bazı dönemlerde ruhsal, bazı dönemlerde somut, bazı dönemlerde ise soyut… Fakat her daim varlığını ikame ettirmektedir. Bu değişimi yakalayabilmek biraz da tarihsel süreci doğru okuyabilmekle ilgilidir.
Şiddet, görselliğini sakınmadığı dönemlerde meşrûiyet problemi yaşamamakta zira meşrûiyetin yegâne kaynağı olmaktadır. Şiddet gücü, güç ise varoluşsal kabiliyeti imlemektedir.
Bütünsel Yaklaşım son dönemde İslâmî metinlerin bilimsel bir perspektifle tetkik edilmesini konu edinen metot önerilerinden birisidir. Aynı zamanda Mehmet Apaydın’ın doktora tezi olan bu metot, araştırmacılara geçmiş dönemde metinlerin anlaşılması maksadıyla uygulanagelen yöntemlerden farklı bir yol önermektedir. Bu çalışmada gerek İslâmî ilimler alanında uzmanlaşmış gerekse ilgili araştırmaları yakından takip eden okuyucu kitlesi açısından bu metodun neler önerdiği ve gelecekte ne tür sonuçlar verme potansiyeline sahip olduğu hususunu irdelemeye çalışacağız.
Politik Teolojide Din Dilinin Stratejik Ağırlığı
-Din Dilinin Politik İşlevleri Üzerine Bir Deneme-
…doğa hiçbir şeyi boşuna yapmaz; insan siyasal bir hayvan yapmak amacıyla da, bütün hayvanlar arasında yalnız ona dili, anlamlı konuşma yetisini vermiştir. (Aristo, Politika, I: 2)
1. Politik Teoloji Kavramsallaştırması
Tanrı bilimi, bilgisi, öğretileri ve inançların incelenmesi manasında kullanılan teoloji (İlahiyat) ile toplumların yönetilmesi (çobanlık) sanatı olarak yorumlanan siyasetin ilişkisi, düşünce tarihinin en problematik konusudur. Modern dönemde din ve devlet ilişkileri başlığında sınırlandırılan sorun, aslında çok daha boyutlu ve karmaşıktır. Çünkü gerçekte dinin nerede başladığı devletin nerede bittiği o kadar açık ve belirgin değildir. Teoloji, esasen dinlerin özünü oluşturan Tanrı telakkisidir. Yani dinsel kural ve pratiklerin son tahlilde dayandığı asli öz, Tanrı inancı ve algısında düğümlenir. Politika ise benzer şekilde son tahlilde devlet yönetimidir, siyasetin özü, devlet telakkisi ve algısıdır. Tarihsel süreç, teoloji ile yani Tanrı telakkisi ile politika yani devlet telakkisinin birbirinin uzantısı ve yansıması olduğunu açık bir şekilde gösterir.[1] Dolayısıyla politik teoloji karşılıklı ve dönüşümsel olarak dinin bir devlet devletin de bir din haline gelmesinin imkânını belki de kaçınılmaz bir kader oluşuna göndermede bulunur.
Bu yazının devamı 184. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Dinlerde Tevhidi Bilinç Kaybının Toplumsal Hayattaki Etkilerini Müslüman Dünyasında Değerlendirme
Giriş Din bilimci Rudolf Otto, dinin özünde insanların kutsalla olan etkileşimlerinin yattığını belirtir. Ancak dinler insanlara, kutsal ve gizemli olanla etkileşimlerinin ötesinde yaşadıkları dünya ve evrende anlamlı ve doğru yaşayabilme konusunda kişisel ve aşkın çok sayıda deneyimleri de paylaşma imkânı sağlar (Kalın, 2012). İbrahimi dinlerin hakikat söylemleri ortak ahlâki ilkelere sahip olmakla birlikte, tarihi süreçte …
Modern Anomali ile Postmodern Parodi Arasında Dinselliğin Ahir Zaman Halleri
Bu makalede, modernliğin epistemik şiddetinin tazyiki altında tek bir hakikat ve gerçekliğin iddia edildiği, kutsalın ve ilahi olanın ötekileştirildiği ve sekülerleştiği ancak dinsel olanın modernliğin menfaatleri doğrultusunda araçsallaştırıldığı anomi
Gazze’den Doğu Türkistan’a: Şiddet ve Acının Görünmezliği
Modern şiddetin en belirgin özelliklerinden olan ordu, sağlık, eğitim ve medya gibi organlara müdahale yoluyla muhatapların sindirilmeye çalışılması olgusu , Doğu Türkistan için sıradan bir durum hâline gelmiştir.
Şiddetin Meşrûiyetinden Meşrûiyetin Şiddetine: Döngüsel Bir İlişkiye Dair
Şiddet her ne kadar görünümünü değiştirse de her daim hayatın içinde yerini almaktadır. Bazen görmek oldukça zorlaşsa da sonuçları itibariyle karşımızda durmaktadır. Bazı dönemlerde fiziksel, bazı dönemlerde ruhsal, bazı dönemlerde somut, bazı dönemlerde ise soyut… Fakat her daim varlığını ikame ettirmektedir. Bu değişimi yakalayabilmek biraz da tarihsel süreci doğru okuyabilmekle ilgilidir.
Şiddet, görselliğini sakınmadığı dönemlerde meşrûiyet problemi yaşamamakta zira meşrûiyetin yegâne kaynağı olmaktadır. Şiddet gücü, güç ise varoluşsal kabiliyeti imlemektedir.
Bir Metin Usûlü Önerisi Olarak “Bütünsel Yaklaşım Metodu”
Bütünsel Yaklaşım son dönemde İslâmî metinlerin bilimsel bir perspektifle tetkik edilmesini konu edinen metot önerilerinden birisidir. Aynı zamanda Mehmet Apaydın’ın doktora tezi olan bu metot, araştırmacılara geçmiş dönemde metinlerin anlaşılması maksadıyla uygulanagelen yöntemlerden farklı bir yol önermektedir. Bu çalışmada gerek İslâmî ilimler alanında uzmanlaşmış gerekse ilgili araştırmaları yakından takip eden okuyucu kitlesi açısından bu metodun neler önerdiği ve gelecekte ne tür sonuçlar verme potansiyeline sahip olduğu hususunu irdelemeye çalışacağız.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.