-Din Dilinin Politik İşlevleri Üzerine Bir Deneme-
…doğa hiçbir şeyi boşuna yapmaz; insan siyasal bir hayvan yapmak amacıyla da, bütün hayvanlar arasında yalnız ona dili, anlamlı konuşma yetisini vermiştir. (Aristo, Politika, I: 2)
1. Politik Teoloji Kavramsallaştırması
Tanrı bilimi, bilgisi, öğretileri ve inançların incelenmesi manasında kullanılan teoloji (İlahiyat) ile toplumların yönetilmesi (çobanlık) sanatı olarak yorumlanan siyasetin ilişkisi, düşünce tarihinin en problematik konusudur. Modern dönemde din ve devlet ilişkileri başlığında sınırlandırılan sorun, aslında çok daha boyutlu ve karmaşıktır. Çünkü gerçekte dinin nerede başladığı devletin nerede bittiği o kadar açık ve belirgin değildir. Teoloji, esasen dinlerin özünü oluşturan Tanrı telakkisidir. Yani dinsel kural ve pratiklerin son tahlilde dayandığı asli öz, Tanrı inancı ve algısında düğümlenir. Politika ise benzer şekilde son tahlilde devlet yönetimidir, siyasetin özü, devlet telakkisi ve algısıdır. Tarihsel süreç, teoloji ile yani Tanrı telakkisi ile politika yani devlet telakkisinin birbirinin uzantısı ve yansıması olduğunu açık bir şekilde gösterir.[1] Dolayısıyla politik teoloji karşılıklı ve dönüşümsel olarak dinin bir devlet devletin de bir din haline gelmesinin imkânını belki de kaçınılmaz bir kader oluşuna göndermede bulunur.
Bu yazının devamı
184. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Müslümanın en büyük ideali iyi bir ölümle ölmektir. Müslüman olarak ölmektir ama dönüşen neydi, ne oldu da hâlihazırda Müslümanlara gelecekle ilgili en büyük beklentin, talebin nedir diye sorulduğunda “Müslüman olarak ölmektir.” cevabı alınamaz hâle gelindi? Elbette belli şeyleri yitirerek belli tarzda bir varoluşa dayalı hale geldiğimiz, belli tarzda var olma pratiğine angaje olduğumuz için artık öyle bir soruya böyle bir cevap verilemediği ifade edilebilir.
Hamdi Yazır tefsirini yetmişli yılların başında okumaya başlayınca, tam dokuz ay hiç ara vermeksizin, mektebi filan da unutarak, adeta zorunlu ders gibi aralıksız sürdürmüştüm. Aynı tarihlerde tefsirden birinci elden öğrendiklerimi de arkadaşlarım arasında, değişik vesilelerle buluşmalarımızda aktarmaya başlamıştım. Anlattıklarım mevcut geleneksel din anlayışına büyük ekseriyetle muhalif düşmekteydi. Benim arkam sağlamdı. Söylediklerime karşı duranlara tefsirin adını andığımda şöyle bir duraklıyor, düşünmeye başlıyor, muhtemelen benim anlamadığıma yoruyorlardı. Fakat asla kaynağına bakma ihtiyacı duymuyorlardı. Genetik ezberleri, alışkanlıkları ve korkuları buna mani oluyordu.
Bir zamanlar sadece Web vardı… Bilgi temeli üzerine kurulan yapısının sınırları zorlanana kadar “insan bilişimi”, kısmen tedirgin edici de olsa genellikle iyimser yaklaşımlara ev sahipliği yapan geniş bir alandı. 2000/2001 yılında internet ekonomisi adı verilen balonun
Sibeveyh, kelimeyi merfu olarak okumayı tercih etmiş, ancak bu okuyuşuyla, kelimenin yerme anlamına geldiğini ifade etmemiştir. O sadece bazı kimselerin, kelimeyi yerme anlamına gelmesi için mansub olarak okuduklarını söylemiştir.
Kavramsal kökenini 5. yüzyılda Hristiyanlığın Roma/Pagan inancından farklı olduğunu ifade etmek ve Roma/Pagan inancı ile zamanla birleşen, temas eden, iç içe geçen kavramları, kurumları, anlamları koparmak anlamında kullanılan,
Politik Teolojide Din Dilinin Stratejik Ağırlığı
-Din Dilinin Politik İşlevleri Üzerine Bir Deneme-
…doğa hiçbir şeyi boşuna yapmaz; insan siyasal bir hayvan yapmak amacıyla da, bütün hayvanlar arasında yalnız ona dili, anlamlı konuşma yetisini vermiştir. (Aristo, Politika, I: 2)
1. Politik Teoloji Kavramsallaştırması
Tanrı bilimi, bilgisi, öğretileri ve inançların incelenmesi manasında kullanılan teoloji (İlahiyat) ile toplumların yönetilmesi (çobanlık) sanatı olarak yorumlanan siyasetin ilişkisi, düşünce tarihinin en problematik konusudur. Modern dönemde din ve devlet ilişkileri başlığında sınırlandırılan sorun, aslında çok daha boyutlu ve karmaşıktır. Çünkü gerçekte dinin nerede başladığı devletin nerede bittiği o kadar açık ve belirgin değildir. Teoloji, esasen dinlerin özünü oluşturan Tanrı telakkisidir. Yani dinsel kural ve pratiklerin son tahlilde dayandığı asli öz, Tanrı inancı ve algısında düğümlenir. Politika ise benzer şekilde son tahlilde devlet yönetimidir, siyasetin özü, devlet telakkisi ve algısıdır. Tarihsel süreç, teoloji ile yani Tanrı telakkisi ile politika yani devlet telakkisinin birbirinin uzantısı ve yansıması olduğunu açık bir şekilde gösterir.[1] Dolayısıyla politik teoloji karşılıklı ve dönüşümsel olarak dinin bir devlet devletin de bir din haline gelmesinin imkânını belki de kaçınılmaz bir kader oluşuna göndermede bulunur.
Bu yazının devamı 184. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Mülkiyet, Özgürlük ve Adalet Bağlamında İktisadi İnsanın İmali
Müslümanın en büyük ideali iyi bir ölümle ölmektir. Müslüman olarak ölmektir ama dönüşen neydi, ne oldu da hâlihazırda Müslümanlara gelecekle ilgili en büyük beklentin, talebin nedir diye sorulduğunda “Müslüman olarak ölmektir.” cevabı alınamaz hâle gelindi? Elbette belli şeyleri yitirerek belli tarzda bir varoluşa dayalı hale geldiğimiz, belli tarzda var olma pratiğine angaje olduğumuz için artık öyle bir soruya böyle bir cevap verilemediği ifade edilebilir.
Hamdi Yazır Tefsirinden Kavramsal İzdüşümler
Hamdi Yazır tefsirini yetmişli yılların başında okumaya başlayınca, tam dokuz ay hiç ara vermeksizin, mektebi filan da unutarak, adeta zorunlu ders gibi aralıksız sürdürmüştüm. Aynı tarihlerde tefsirden birinci elden öğrendiklerimi de arkadaşlarım arasında, değişik vesilelerle buluşmalarımızda aktarmaya başlamıştım. Anlattıklarım mevcut geleneksel din anlayışına büyük ekseriyetle muhalif düşmekteydi. Benim arkam sağlamdı. Söylediklerime karşı duranlara tefsirin adını andığımda şöyle bir duraklıyor, düşünmeye başlıyor, muhtemelen benim anlamadığıma yoruyorlardı. Fakat asla kaynağına bakma ihtiyacı duymuyorlardı. Genetik ezberleri, alışkanlıkları ve korkuları buna mani oluyordu.
Sanrı Ve Zaaf Sarmalında E-İnsan
Bir zamanlar sadece Web vardı… Bilgi temeli üzerine kurulan yapısının sınırları zorlanana kadar “insan bilişimi”, kısmen tedirgin edici de olsa genellikle iyimser yaklaşımlara ev sahipliği yapan geniş bir alandı. 2000/2001 yılında internet ekonomisi adı verilen balonun
Leheb Suresi Tefsiri – 2
Sibeveyh, kelimeyi merfu olarak okumayı tercih etmiş, ancak bu okuyuşuyla, kelimenin yerme anlamına geldiğini ifade etmemiştir. O sadece bazı kimselerin, kelimeyi yerme anlamına gelmesi için mansub olarak okuduklarını söylemiştir.
Modernizme İtirazdan Hakikatin Yıkılışına Post-modernizm
Kavramsal kökenini 5. yüzyılda Hristiyanlığın Roma/Pagan inancından farklı olduğunu ifade etmek ve Roma/Pagan inancı ile zamanla birleşen, temas eden, iç içe geçen kavramları, kurumları, anlamları koparmak anlamında kullanılan,
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.