Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte pek çok değerin konumu sarsılmıştır. Teknolojik gelişmelerle beraber baş döndürücü bir hızın mağduru olan kitlelerin, çoğu zaman yaşanan savrulmanın boyutunu idrak etmesi bile mümkün olamamaktadır. Televizyonla başlayan itiraf, ifşa kültürü, görünmenin verdiği haz odaklı yaşam biçiminin özendirilmesi ve en nihayetinde sosyal medyayı kullanan her bireyin, kendi medya yayın organını oluşturabilme imkânı bu platformların kullanımını her geçen gün arttırmaktadır. Geleneksel medya aracılığıyla ‘’görünür’’ olan kitlenin toplumun modern ve seçkin kesimi olarak gösterilmesiyle, nesillerin bilinçaltına ‘görünür olmanın meşruluğu’ yerleştirilmiştir. Modernizm ve sekülerleşmeyle birlikte hayatımızda ki etkisi azaltılan din otoritesi ve bundan kaynaklı oluşan boşluk da sosyal medyanın kitleler üzerinde ki etkisini arttıran bir diğer önemli sebeptir. Dinin toplumsal alandaki etkinliği azaldıkça, insanı insan kılan değerler ve insan...
Bu yazının devamı
215. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İslamcılığın ideolojik çöküşü Olivier Roy’un 1990’larda “Siyasal İslam’ın İflası” adlı kitabında dile getirilmişti. Roy’a göre, İslamcılık, başlangıçta gelenek karşıtı modern bir entelektüel akım iken uğradığı dönüşümle, marjinalize olmuş kentli gençler için ilgi çeken bir radikal protesto hareketi olmaktan öteye gidememişti. Yine, ona göre İslamcılık, batılılaşma ve karma eğitimin getirdiği ahlaki yozlaşmaya karşı çıkan ancak düşüncelerini …
“Biz, kendi hayatımızı değerli kılacağız, her birimiz zihni kapasitelerimiz açısından, geliştirdiğimiz yeteneklerimiz bakımından birer hazine olmaya yöneleceğiz. Öyle ki, bir gün canımızı İslam uğruna vermemiz gerektiğinde Allah için hazineler feda edebilelim, ölmeyi göze alışımız basit hazlardan, basit tatmin vasıtalarından vazgeçmemiz anlamına gelmesin. Batarsak güneşler olarak batabilelim.” İSMET ÖZEL Öncelikle İslami hareket veya İslami dâvâcılık kavramlarının …
Sokaklarda başıboş dolaşan, caddelerde arabaların arasında bir şeyler satmaya çalışan çocuklar…Belki bir ömür keşfedemeyecekler kendilerini. “İnsan” olduklarının farkına bile varmadan tüketecekler koca bir ömrü. Ne pejmürde kıyafetleridir beni üzen, ne de açlıkları, sersefil hayatları. O, görünen halleridir nihayetinde. Üç-beş kuruşla düzeltilebilecek halleri… Ölünce de geçer veya biter dünyalık sıkıntıları. Her şey bu kadar mı ama? …
Malik b. Nebi, Rumuzlu Neşîdeler adlı şiirinde: “Ey ekin peşindeki kardeşim, tohumuKendi tarlandan da uzaklara saçGün gelir, uzun yollar düşerse menzilineSana doğru haykıran sesler de duyacaksın” demekteydi. Muhsin de öyle yaptı ve tohumlarını, gücünün yettiği en uzak topraklara kadar saçmaya çalıştı. Şimdi ise o tohumlar boy vermiş, bereketli bir başak misali karşısında duruyor ve kendi …
Günümüz dünyasında sabır, emek, gayret, vefa, yerini yavaş yavaş acelecilik, üşengeçlik, çabuk gözden çıkarma ve zahmetsiz bir sonuca ulaşmaya devretti. Fıtrata ters olan bu yol alış şekli insanlığın başına dermansız dert olmaya başladı.
Ağ Toplumu ve Mahremin İfşası
Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte pek çok değerin konumu sarsılmıştır. Teknolojik gelişmelerle beraber baş döndürücü bir hızın mağduru olan kitlelerin, çoğu zaman yaşanan savrulmanın boyutunu idrak etmesi bile mümkün olamamaktadır. Televizyonla başlayan itiraf, ifşa kültürü, görünmenin verdiği haz odaklı yaşam biçiminin özendirilmesi ve en nihayetinde sosyal medyayı kullanan her bireyin, kendi medya yayın organını oluşturabilme imkânı bu platformların kullanımını her geçen gün arttırmaktadır. Geleneksel medya aracılığıyla ‘’görünür’’ olan kitlenin toplumun modern ve seçkin kesimi olarak gösterilmesiyle, nesillerin bilinçaltına ‘görünür olmanın meşruluğu’ yerleştirilmiştir. Modernizm ve sekülerleşmeyle birlikte hayatımızda ki etkisi azaltılan din otoritesi ve bundan kaynaklı oluşan boşluk da sosyal medyanın kitleler üzerinde ki etkisini arttıran bir diğer önemli sebeptir. Dinin toplumsal alandaki etkinliği azaldıkça, insanı insan kılan değerler ve insan...
Bu yazının devamı 215. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İlkeler Üzerinden Konuşmak
İslamcılığın ideolojik çöküşü Olivier Roy’un 1990’larda “Siyasal İslam’ın İflası” adlı kitabında dile getirilmişti. Roy’a göre, İslamcılık, başlangıçta gelenek karşıtı modern bir entelektüel akım iken uğradığı dönüşümle, marjinalize olmuş kentli gençler için ilgi çeken bir radikal protesto hareketi olmaktan öteye gidememişti. Yine, ona göre İslamcılık, batılılaşma ve karma eğitimin getirdiği ahlaki yozlaşmaya karşı çıkan ancak düşüncelerini …
Bir Heves Olarak İslami Hareket Veya İslami Dâvâcılık
“Biz, kendi hayatımızı değerli kılacağız, her birimiz zihni kapasitelerimiz açısından, geliştirdiğimiz yeteneklerimiz bakımından birer hazine olmaya yöneleceğiz. Öyle ki, bir gün canımızı İslam uğruna vermemiz gerektiğinde Allah için hazineler feda edebilelim, ölmeyi göze alışımız basit hazlardan, basit tatmin vasıtalarından vazgeçmemiz anlamına gelmesin. Batarsak güneşler olarak batabilelim.” İSMET ÖZEL Öncelikle İslami hareket veya İslami dâvâcılık kavramlarının …
“İnsan” Olmanın Farkına Varmak
Sokaklarda başıboş dolaşan, caddelerde arabaların arasında bir şeyler satmaya çalışan çocuklar…Belki bir ömür keşfedemeyecekler kendilerini. “İnsan” olduklarının farkına bile varmadan tüketecekler koca bir ömrü. Ne pejmürde kıyafetleridir beni üzen, ne de açlıkları, sersefil hayatları. O, görünen halleridir nihayetinde. Üç-beş kuruşla düzeltilebilecek halleri… Ölünce de geçer veya biter dünyalık sıkıntıları. Her şey bu kadar mı ama? …
Pencere Değiştikçe Manzara Değişir
Malik b. Nebi, Rumuzlu Neşîdeler adlı şiirinde: “Ey ekin peşindeki kardeşim, tohumuKendi tarlandan da uzaklara saçGün gelir, uzun yollar düşerse menzilineSana doğru haykıran sesler de duyacaksın” demekteydi. Muhsin de öyle yaptı ve tohumlarını, gücünün yettiği en uzak topraklara kadar saçmaya çalıştı. Şimdi ise o tohumlar boy vermiş, bereketli bir başak misali karşısında duruyor ve kendi …
Şokta (Mı)yız
Günümüz dünyasında sabır, emek, gayret, vefa, yerini yavaş yavaş acelecilik, üşengeçlik, çabuk gözden çıkarma ve zahmetsiz bir sonuca ulaşmaya devretti. Fıtrata ters olan bu yol alış şekli insanlığın başına dermansız dert olmaya başladı.