Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte pek çok değerin konumu sarsılmıştır. Teknolojik gelişmelerle beraber baş döndürücü bir hızın mağduru olan kitlelerin, çoğu zaman yaşanan savrulmanın boyutunu idrak etmesi bile mümkün olamamaktadır. Televizyonla başlayan itiraf, ifşa kültürü, görünmenin verdiği haz odaklı yaşam biçiminin özendirilmesi ve en nihayetinde sosyal medyayı kullanan her bireyin, kendi medya yayın organını oluşturabilme imkânı bu platformların kullanımını her geçen gün arttırmaktadır. Geleneksel medya aracılığıyla ‘’görünür’’ olan kitlenin toplumun modern ve seçkin kesimi olarak gösterilmesiyle, nesillerin bilinçaltına ‘görünür olmanın meşruluğu’ yerleştirilmiştir. Modernizm ve sekülerleşmeyle birlikte hayatımızda ki etkisi azaltılan din otoritesi ve bundan kaynaklı oluşan boşluk da sosyal medyanın kitleler üzerinde ki etkisini arttıran bir diğer önemli sebeptir. Dinin toplumsal alandaki etkinliği azaldıkça, insanı insan kılan değerler ve insan fıtratı her yönüyle yozlaşmaya başlamıştır. İnsanların düşünme, davranış ve yaşam biçimlerinin temel referansı olan din ve toplumsal değerlerin yerine; hazların ve arzuların kutsandığı bir dönem başlamıştır. Böylece sosyal medyanın dayattığı ‘’görünür’’ olma, ifşa ve itirafla gelen popülarite kültürü mekânsal, bireysel, toplumsal veya inanç biçimimizden kaynaklı tüm sınırların kalktığı şeffaf bir ‘’ağ’’ toplumu oluşturmuştur.
Modernizmin dayattığı şeffaf ağ toplumu projesi insanı insan kılan pek çok dini, fıtri veya kültürel değeri kendi varoluşu için tehdit olarak görmektedir. Bu değerlerin en başında ise şüphesiz mahremiyet gelmektedir. Çünkü;
“Rabbim beni bağışla!” Hz. Musa Hikâyeye göre bir bilgenin iki köpeği varmış. Köpeklerden birinin adı “kötü”; diğerinin adı “iyi” imiş. Bir gün kendisini ziyarete gelen genç misafirlerinden biri, köpeklerin birbirleriyle oynadıklarını görünce: “Ne de güzel oynuyorlar!” demiş. Bilge: “Onların aralarındaki bu oyun menfaatleri ortaya çıkana kadar devam eder. Ortalarına bir parça et at bakalım, aynı …
Şoklardayız… “Yaşlı çifte sorarlar: —Tam 65 yıl… Bunca sene, nasıl evli kaldınız..? Yaşlı çift cevap verir: —Bizim doğduğumuz zamanlarda, bir şey kırıldığında tamir edilirdi… Çöpe atılmazdı… O yüzden…” Tamir etmek veya çöpe atmak… Veya çöpten sanat devşirmek… Her biri kitaplık çaptaki bu eylemlerden bir yazı yazmaya çalışmak. Günümüz dünyasında sabır, emek, gayret, vefa, yerini yavaş …
“İslam, pragmatik bir din midir?” sorusuna; “Evet, İslam pragmatik bir dindir.” diye cevap vermek de “Hayır, pragmatik değildir.” diye cevap vermek de mümkündür. Peki, aynı soruya hem “Evet” hem “Hayır” diyerek cevap vermek saçmalık değil midir? diye soran birine de: “Evet, saçmalık gibi görünüyor fakat aynı zamanda saçmalık değil, makul ve mantıklıdır.” diye de cevap …
“Yolculuğunuza hicret sevabı versin Rabbim… Yolcunun duası kabul olur. Esas yolculuk Allah’tan Allah’a olandır evladım. Ahiret yolcusuyuz hepimiz. Gönlü açık olanın yolu da açık olur. Sadakamızı vermeden aman ha! Görünmez belayı def eder sadaka. Sıla-i rahim ettiniz, bağları koparmadınız. Sıla-i rahim ta cennete uzanan bir bağdır.”
Öğretmen mi iyi değil, yanlış öğretmene mi denk geldiler acaba? Ama torpil işlerini sevmiyorlar, kısmetlerine hangi öğretmen düşerse… dediklerine pişman olmuş gibiydiler. Çünkü, falanca öğretmenin özel eğitim görmesi gereken bir çocuğu bile en iyi okullara yerleştirecek eğitim metodları izlediğini de duymuşlardı. Özel eğitim hangi şartlarda gerekir? Falanca arkadaşın çocuğu, üzerinden kendi çocuğunun özel durumunu çözmek için acele eden , ortaya çıkan sorunları bir an önce çözmeye çalışan anne ve baba! Ve tüm bunları izlerken resim defterine hiç resim yapmadan ilk tatile ulaşan, okul çıkışında hararetli konuşmaları uzaktan izleyen o çocuk, gerçekte nasıldı?
Ağ Toplumu ve Mahremin İfşası
Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte pek çok değerin konumu sarsılmıştır. Teknolojik gelişmelerle beraber baş döndürücü bir hızın mağduru olan kitlelerin, çoğu zaman yaşanan savrulmanın boyutunu idrak etmesi bile mümkün olamamaktadır. Televizyonla başlayan itiraf, ifşa kültürü, görünmenin verdiği haz odaklı yaşam biçiminin özendirilmesi ve en nihayetinde sosyal medyayı kullanan her bireyin, kendi medya yayın organını oluşturabilme imkânı bu platformların kullanımını her geçen gün arttırmaktadır. Geleneksel medya aracılığıyla ‘’görünür’’ olan kitlenin toplumun modern ve seçkin kesimi olarak gösterilmesiyle, nesillerin bilinçaltına ‘görünür olmanın meşruluğu’ yerleştirilmiştir. Modernizm ve sekülerleşmeyle birlikte hayatımızda ki etkisi azaltılan din otoritesi ve bundan kaynaklı oluşan boşluk da sosyal medyanın kitleler üzerinde ki etkisini arttıran bir diğer önemli sebeptir. Dinin toplumsal alandaki etkinliği azaldıkça, insanı insan kılan değerler ve insan fıtratı her yönüyle yozlaşmaya başlamıştır. İnsanların düşünme, davranış ve yaşam biçimlerinin temel referansı olan din ve toplumsal değerlerin yerine; hazların ve arzuların kutsandığı bir dönem başlamıştır. Böylece sosyal medyanın dayattığı ‘’görünür’’ olma, ifşa ve itirafla gelen popülarite kültürü mekânsal, bireysel, toplumsal veya inanç biçimimizden kaynaklı tüm sınırların kalktığı şeffaf bir ‘’ağ’’ toplumu oluşturmuştur.
Modernizmin dayattığı şeffaf ağ toplumu projesi insanı insan kılan pek çok dini, fıtri veya kültürel değeri kendi varoluşu için tehdit olarak görmektedir. Bu değerlerin en başında ise şüphesiz mahremiyet gelmektedir. Çünkü;
Bu yazının devamı 215. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
215. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Günahın Tâlimi
“Rabbim beni bağışla!” Hz. Musa Hikâyeye göre bir bilgenin iki köpeği varmış. Köpeklerden birinin adı “kötü”; diğerinin adı “iyi” imiş. Bir gün kendisini ziyarete gelen genç misafirlerinden biri, köpeklerin birbirleriyle oynadıklarını görünce: “Ne de güzel oynuyorlar!” demiş. Bilge: “Onların aralarındaki bu oyun menfaatleri ortaya çıkana kadar devam eder. Ortalarına bir parça et at bakalım, aynı …
Şokta (Mı)yız
Şoklardayız… “Yaşlı çifte sorarlar: —Tam 65 yıl… Bunca sene, nasıl evli kaldınız..? Yaşlı çift cevap verir: —Bizim doğduğumuz zamanlarda, bir şey kırıldığında tamir edilirdi… Çöpe atılmazdı… O yüzden…” Tamir etmek veya çöpe atmak… Veya çöpten sanat devşirmek… Her biri kitaplık çaptaki bu eylemlerden bir yazı yazmaya çalışmak. Günümüz dünyasında sabır, emek, gayret, vefa, yerini yavaş …
Pragmatizmden Ekmek Çıkmaz; Fikir Jimnastiğinden Gayri
“İslam, pragmatik bir din midir?” sorusuna; “Evet, İslam pragmatik bir dindir.” diye cevap vermek de “Hayır, pragmatik değildir.” diye cevap vermek de mümkündür. Peki, aynı soruya hem “Evet” hem “Hayır” diyerek cevap vermek saçmalık değil midir? diye soran birine de: “Evet, saçmalık gibi görünüyor fakat aynı zamanda saçmalık değil, makul ve mantıklıdır.” diye de cevap …
Yoldan Öyküler
“Yolculuğunuza hicret sevabı versin Rabbim… Yolcunun duası kabul olur. Esas yolculuk Allah’tan Allah’a olandır evladım. Ahiret yolcusuyuz hepimiz. Gönlü açık olanın yolu da açık olur. Sadakamızı vermeden aman ha! Görünmez belayı def eder sadaka. Sıla-i rahim ettiniz, bağları koparmadınız. Sıla-i rahim ta cennete uzanan bir bağdır.”
Çocuğum Nasıl
Öğretmen mi iyi değil, yanlış öğretmene mi denk geldiler acaba? Ama torpil işlerini sevmiyorlar, kısmetlerine hangi öğretmen düşerse… dediklerine pişman olmuş gibiydiler. Çünkü, falanca öğretmenin özel eğitim görmesi gereken bir çocuğu bile en iyi okullara yerleştirecek eğitim metodları izlediğini de duymuşlardı. Özel eğitim hangi şartlarda gerekir? Falanca arkadaşın çocuğu, üzerinden kendi çocuğunun özel durumunu çözmek için acele eden , ortaya çıkan sorunları bir an önce çözmeye çalışan anne ve baba! Ve tüm bunları izlerken resim defterine hiç resim yapmadan ilk tatile ulaşan, okul çıkışında hararetli konuşmaları uzaktan izleyen o çocuk, gerçekte nasıldı?
Alışverişe devam et