Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte pek çok değerin konumu sarsılmıştır. Teknolojik gelişmelerle beraber baş döndürücü bir hızın mağduru olan kitlelerin, çoğu zaman yaşanan savrulmanın boyutunu idrak etmesi bile mümkün olamamaktadır. Televizyonla başlayan itiraf, ifşa kültürü, görünmenin verdiği haz odaklı yaşam biçiminin özendirilmesi ve en nihayetinde sosyal medyayı kullanan her bireyin, kendi medya yayın organını oluşturabilme imkânı bu platformların kullanımını her geçen gün arttırmaktadır. Geleneksel medya aracılığıyla ‘’görünür’’ olan kitlenin toplumun modern ve seçkin kesimi olarak gösterilmesiyle, nesillerin bilinçaltına ‘görünür olmanın meşruluğu’ yerleştirilmiştir. Modernizm ve sekülerleşmeyle birlikte hayatımızda ki etkisi azaltılan din otoritesi ve bundan kaynaklı oluşan boşluk da sosyal medyanın kitleler üzerinde ki etkisini arttıran bir diğer önemli sebeptir. Dinin toplumsal alandaki etkinliği azaldıkça, insanı insan kılan değerler ve insan...
Bu yazının devamı
215. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“İslam, pragmatik bir din midir?” sorusuna; “Evet, İslam pragmatik bir dindir.” diye cevap vermek de “Hayır, pragmatik değildir.” diye cevap vermek de mümkündür. Peki, aynı soruya hem “Evet” hem “Hayır” diyerek cevap vermek saçmalık değil midir? diye soran birine de: “Evet, saçmalık gibi görünüyor fakat aynı zamanda saçmalık değil, makul ve mantıklıdır.” diye de cevap …
Cahit Koytak’ın şiiri hakkında farklı değerlendirmelere olanak tanıyan pek çok boyuttan bahsedilebilir. Bunu, hem ortaya koyduğu şiirin hacmi hem de şiirlerinde eğildiği temalar çerçevesinde
Yine yeni bir mektup… Okuman ümidi kelimelerin sığınağı gibi… Yazma gayreti benim işim. İyi olman ümidim ve duamla. Nasıl da hızlı geçiyor zaman, gözden kaçırdıklarımız, farkına varamadıklarımız için bazen telaşlanır yüreğim. Her saniye biricik, bir daha asla yaşanmayacak, bunu düşününce zamanı ve zamanda ikram edilen her nimeti görememekten insan endişe ediyor, en azından ben endişeliyim. Öyle ya çözebileceğim bir sorunu, mutlu edebileceğim bir çocuğu, ümit ekebileceğim bir yüreği farkında olmadan kaçırmak onun için de benim için de büyük ziyan.
İnsan eğitimi netameli bir konu, çünkü muhatabı da hitap edeni de insan. Eğitimin ne olduğu, nasıl olması gerektiğine dair binlerce kez konuşulmasına, tartışılmasına, yazılıp çizilmesine rağmen sorun
“Bilir misin nedir o sarp yokuş? Bir kişiyi daha zincirlerinden kurtarmaktır. Veya açlık gününde muhtaçları doyurmaktır. Mesela yakın olan bir yetimi, ya da evsiz, barksız, yurtsuz, yuvasız bir düşkünü… Daha sonra iman edenlerden olmak ve birbirine hakkı ve merhameti tavsiye etmektir”. Beled/12-17 Bir nefes, bir nefes daha diyorum… Bir nefes daha istiyorum Allah’ım! Şu uçlarını …
Ağ Toplumu ve Mahremin İfşası
Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte pek çok değerin konumu sarsılmıştır. Teknolojik gelişmelerle beraber baş döndürücü bir hızın mağduru olan kitlelerin, çoğu zaman yaşanan savrulmanın boyutunu idrak etmesi bile mümkün olamamaktadır. Televizyonla başlayan itiraf, ifşa kültürü, görünmenin verdiği haz odaklı yaşam biçiminin özendirilmesi ve en nihayetinde sosyal medyayı kullanan her bireyin, kendi medya yayın organını oluşturabilme imkânı bu platformların kullanımını her geçen gün arttırmaktadır. Geleneksel medya aracılığıyla ‘’görünür’’ olan kitlenin toplumun modern ve seçkin kesimi olarak gösterilmesiyle, nesillerin bilinçaltına ‘görünür olmanın meşruluğu’ yerleştirilmiştir. Modernizm ve sekülerleşmeyle birlikte hayatımızda ki etkisi azaltılan din otoritesi ve bundan kaynaklı oluşan boşluk da sosyal medyanın kitleler üzerinde ki etkisini arttıran bir diğer önemli sebeptir. Dinin toplumsal alandaki etkinliği azaldıkça, insanı insan kılan değerler ve insan...
Bu yazının devamı 215. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Pragmatizmden Ekmek Çıkmaz; Fikir Jimnastiğinden Gayri
“İslam, pragmatik bir din midir?” sorusuna; “Evet, İslam pragmatik bir dindir.” diye cevap vermek de “Hayır, pragmatik değildir.” diye cevap vermek de mümkündür. Peki, aynı soruya hem “Evet” hem “Hayır” diyerek cevap vermek saçmalık değil midir? diye soran birine de: “Evet, saçmalık gibi görünüyor fakat aynı zamanda saçmalık değil, makul ve mantıklıdır.” diye de cevap …
Cahit Koytak’ın İşporta Tezgâhı Şiirini Bir Adanma Eylemi Olarak Okumak
Cahit Koytak’ın şiiri hakkında farklı değerlendirmelere olanak tanıyan pek çok boyuttan bahsedilebilir. Bunu, hem ortaya koyduğu şiirin hacmi hem de şiirlerinde eğildiği temalar çerçevesinde
Mektup-X
Yine yeni bir mektup… Okuman ümidi kelimelerin sığınağı gibi… Yazma gayreti benim işim. İyi olman ümidim ve duamla. Nasıl da hızlı geçiyor zaman, gözden kaçırdıklarımız, farkına varamadıklarımız için bazen telaşlanır yüreğim. Her saniye biricik, bir daha asla yaşanmayacak, bunu düşününce zamanı ve zamanda ikram edilen her nimeti görememekten insan endişe ediyor, en azından ben endişeliyim. Öyle ya çözebileceğim bir sorunu, mutlu edebileceğim bir çocuğu, ümit ekebileceğim bir yüreği farkında olmadan kaçırmak onun için de benim için de büyük ziyan.
Eğitim üzerine Değiniler
İnsan eğitimi netameli bir konu, çünkü muhatabı da hitap edeni de insan. Eğitimin ne olduğu, nasıl olması gerektiğine dair binlerce kez konuşulmasına, tartışılmasına, yazılıp çizilmesine rağmen sorun
Sarp Yokuşu Aşabilmek
“Bilir misin nedir o sarp yokuş? Bir kişiyi daha zincirlerinden kurtarmaktır. Veya açlık gününde muhtaçları doyurmaktır. Mesela yakın olan bir yetimi, ya da evsiz, barksız, yurtsuz, yuvasız bir düşkünü… Daha sonra iman edenlerden olmak ve birbirine hakkı ve merhameti tavsiye etmektir”. Beled/12-17 Bir nefes, bir nefes daha diyorum… Bir nefes daha istiyorum Allah’ım! Şu uçlarını …