“Kader! Değiştirilmesi ve önceden bilinmesi mümkün olmayan bir hakikat. Alın yazısı dedikleri herkes için büyük bir sır. Yaşanır, yaşarken de öğrenilir. Kader de insanın kaderidir. Dünyanın yaratıldığı andan, Âdem ile Havva’nın cennetten çıkarıldığından beri bu hep böyledir. Aslında kaderin sır olması bile bir kaderdir. Ta o andan itibaren asırlar boyu, günden güne, her dakika ve her an bir sır olan kader, herkes için sonsuza dek gizemini korumaya devam edecektir…”
Can, Cengiz Aytmatov’a ait “Dağlar Devrildiğinde” isimli romanın daha ilk paragrafını okuduktan sonra kitabı masaya bıraktı. Dirseklerini masaya koyarak, başını ellerinin arasına aldı. Gözlerini yumdu. Sabah önünden geçtiği apartmanın bahçe duvarındaki yazıyı düşündü. “Eller ne derse desin, kullar kader yazamaz!” “Bu kadar da olmaz!” diye geçirdi içinden.
Kaderle ilgili iki ayrı yazı, aynı gün içinde Can’ın gündemine girmişti. Duvara yazılan sözün kim tarafından ve ne maksatla yazıldığını merak etti, sonra da o sözün kime ait olduğunu.
“Dünü sev ama bugünü yaşa. Bugünü daha iyi yaşamana katkısı yoksa hiç sevme. Dün bagajımız değil fenerimiz olmalıdır.” Hasan Boynukara İnsan nedense gelip geçtikten sonra zamanla selamlaşır ya da bu selamlaşmayı o zaman fark eder. Onun içindir geçmiş zaman çok konuşulur. Ânın içindeyken ânı fark etmek gerçekten büyük bir gayret ve anlam gerektirir. Ve genellikle …
Adanma kavramı etrafında ilerleyecek olduğumuzda, sadece ilahi eksenle sınırlı kalmaz bu şiirin örnekleri. Bütün bir varlık dünyasının ilahi çatı altında bir kaynaşma ve dayanışma içinde anlamlı bir birliktelikle resmedildiği görülür. Bu açıdan Koytak şiirinin ilahi eksende yeryüzünün hallerine de bir ses olma peşinde farklı adanma durumları gösterdiği söylenebilir. Mazlumlara kulak kesilen, yaralılara kol kanat geren, bütün düşkünlerin elinden tutmaya çalışan ve böylece insanın kapabileceği türlü kirlerden arınmanın hissedileceği nice şiir örnekleri, bu külliyatın sayfaları arsında yer almaktadır.
Bundan birkaç yıl önce içinde bulunduğum okuma gruplarından biriyle “Hatırat” okumaları yapmıştık. Bir sene devam etmişti bu okumalar. Seçtiğimiz kitaplar/hatıratlar arasında kimler yoktu ki? Bu bir senelik liste sayılabilir elbette. Ancak bu okumanın öncesine dayanıyordu benim hatırat okuma merakım.
Kalabalık, gün be gün kaş üstünde göz arar oldu. Ben gün be gün kabuğuma çekilmekten kabuğum kavladı, çıplak kaldım. Yaşlı anam ve ben, bu uçsuz bucaksız düzlüğün ortasında, üstünde biriken karlardan beli bükülmüş bu ihtiyar damda, yalnızlığın kandiline katran olduk. Pili zayıflayan radyonun fersiz sesi, sönmeye yüz tutmuş sobanın cılız çıtırtısı, anamın yorgan altında ovduğu dizlerindeki müzmin sızı; yalnızlığı ve çaresizliği yüzümüze soğuk bir şamar gibi çarpıyordu.
“Eller Ne Derse Desin, Kullar Kader Yazamaz”
“Kader! Değiştirilmesi ve önceden bilinmesi mümkün olmayan bir hakikat. Alın yazısı dedikleri herkes için büyük bir sır. Yaşanır, yaşarken de öğrenilir. Kader de insanın kaderidir. Dünyanın yaratıldığı andan, Âdem ile Havva’nın cennetten çıkarıldığından beri bu hep böyledir. Aslında kaderin sır olması bile bir kaderdir. Ta o andan itibaren asırlar boyu, günden güne, her dakika ve her an bir sır olan kader, herkes için sonsuza dek gizemini korumaya devam edecektir…”
Can, Cengiz Aytmatov’a ait “Dağlar Devrildiğinde” isimli romanın daha ilk paragrafını okuduktan sonra kitabı masaya bıraktı. Dirseklerini masaya koyarak, başını ellerinin arasına aldı. Gözlerini yumdu. Sabah önünden geçtiği apartmanın bahçe duvarındaki yazıyı düşündü. “Eller ne derse desin, kullar kader yazamaz!” “Bu kadar da olmaz!” diye geçirdi içinden.
Kaderle ilgili iki ayrı yazı, aynı gün içinde Can’ın gündemine girmişti. Duvara yazılan sözün kim tarafından ve ne maksatla yazıldığını merak etti, sonra da o sözün kime ait olduğunu.
Bu yazının devamı 196. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
196. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Zamanla Anladığımız Zaman…
“Dünü sev ama bugünü yaşa. Bugünü daha iyi yaşamana katkısı yoksa hiç sevme. Dün bagajımız değil fenerimiz olmalıdır.” Hasan Boynukara İnsan nedense gelip geçtikten sonra zamanla selamlaşır ya da bu selamlaşmayı o zaman fark eder. Onun içindir geçmiş zaman çok konuşulur. Ânın içindeyken ânı fark etmek gerçekten büyük bir gayret ve anlam gerektirir. Ve genellikle …
Cahit Koytak’ın İşporta Tezgâhı Şiirini Bir Adanma Eylemi Olarak Okumak
Adanma kavramı etrafında ilerleyecek olduğumuzda, sadece ilahi eksenle sınırlı kalmaz bu şiirin örnekleri. Bütün bir varlık dünyasının ilahi çatı altında bir kaynaşma ve dayanışma içinde anlamlı bir birliktelikle resmedildiği görülür. Bu açıdan Koytak şiirinin ilahi eksende yeryüzünün hallerine de bir ses olma peşinde farklı adanma durumları gösterdiği söylenebilir. Mazlumlara kulak kesilen, yaralılara kol kanat geren, bütün düşkünlerin elinden tutmaya çalışan ve böylece insanın kapabileceği türlü kirlerden arınmanın hissedileceği nice şiir örnekleri, bu külliyatın sayfaları arsında yer almaktadır.
Mustafa Ökkeş Evren Kitabı: Düne Düşen Yazılar
Bundan birkaç yıl önce içinde bulunduğum okuma gruplarından biriyle “Hatırat” okumaları yapmıştık. Bir sene devam etmişti bu okumalar. Seçtiğimiz kitaplar/hatıratlar arasında kimler yoktu ki? Bu bir senelik liste sayılabilir elbette. Ancak bu okumanın öncesine dayanıyordu benim hatırat okuma merakım.
Kar/Anlık Ağlıyor
Kalabalık, gün be gün kaş üstünde göz arar oldu. Ben gün be gün kabuğuma çekilmekten kabuğum kavladı, çıplak kaldım. Yaşlı anam ve ben, bu uçsuz bucaksız düzlüğün ortasında, üstünde biriken karlardan beli bükülmüş bu ihtiyar damda, yalnızlığın kandiline katran olduk. Pili zayıflayan radyonun fersiz sesi, sönmeye yüz tutmuş sobanın cılız çıtırtısı, anamın yorgan altında ovduğu dizlerindeki müzmin sızı; yalnızlığı ve çaresizliği yüzümüze soğuk bir şamar gibi çarpıyordu.
Kadim Medeniyetlerin Efsunlu Coğrafyası: İran
İran… Şiirin ve güllerin ülkesi…
İsfahan, Kaşhan, Tebriz, Tahran, Kum, Meşhed, Nişabur, Şiraz gibi şehirleriyle şarkın şiiri… Hafız, Firdevsî, Sadi, Şehriyar, Furuğ bu şiirle sesleniyorlar efsunlu ülkeden kalplerimize ve ele geçiriyor ruhumuzu bir tutam şiir…
Alışverişe devam et