Hafızamıza kazınan ağaçlar olurdu, yazları. Yaza mahsus bir resim gibi. Yola düşmek, eşe dosta, memlekete dönmekti. Çabucak geçen sayılı günler ipe serilirdi avluda. Yıkanan çamaşırlarla sadece bu resimde göz göze gelinirdi sanki. Şirin, ufak bir valiz. Ufak tefek hediyeler. Özenle katlanmış kıyafetler. Gidişte ve dönüşte aynı yol kullanılır, aynı şaşkınlıkla fark edilirdi biten yol çalışmaları, ağaçları seyreltilmiş mezarlık, yaptırılan çeşme… Çeşmede durulurdu. Sesli bir şekilde hayrat sahibi tespit edilirdi. Dedesi de yol kenarlarına üzüm koyarmış, gelen geçen yesin diye, bağları varmış.
Bu yazının devamı
204. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Dünya hayatı bir imtihan yeridir. İmtihanın çeşitleri içinde zenginlikle imtihan kadar fakirlikle imtihan da vardır. İmtihan için cevap hazırlama gayretinde olanlar başaranlardır. Hazırlıksız sınava girenler kaybetmeyi göze alarak sınava girmişlerdir.
Fikretme, tefekkür etme, insanı kendine getiren, kendilik olma becerisini ortaya çıkaran büyük erdem. İnsanı, toplumu içerisinde ayırt ettiren, ona şuur katan, onda farkındalık yaratan büyük beceri…
Rabbin insana sunduğu, bahşettiği türlü türlü yetenekleri ortaya çıkaran
Şiirlerde aradığımız nedir? Acının, sevincin, yalnızlığın, hasretin, aydınlığın, hakikatin mısra mısra dile gelişi. Ruhun seyahati engin denizlerde. Dokunulan, duyulan bir iç yangını. Çekilen sızının siyah-beyaz fotoğrafı. Şu dünya yolculuğunda sesimize bir ses veren var mı? Başkasının şiirlerini okurken kendimizi de okuruz. Şiirlerde tanımak insanı, şiirlerde derinliğine…
Bu yazıda edebiyatın iyileştirici ve birleştirici gücünü arkasına alarak, tekdüze didaktik bir öğretiden uzaklaşıp lirik bir atmosfer içinde çocuk okurları hayatın her zerresinde bir mucize aramaya davet eden Mustafa Ökkeş Evren’in 40 Hazine adlı eseri,
İnsan olma gerçeği siyah- beyaz, Kürt- Türk, zengin- fakir, güçlü- güçsüz, aristokrat- proleter diye sınıflara ayırılınca biri diğerini farklı görmeye başladı. Hâlbuki hepsi de etten kandan müteşekkil, ihtiyaçları aynı olan, acıkan, uyuyan, hasta olan ve bir diğerinin yardımına muhtaç olan varlıklardı. Çoğalma tutkusu, yok olma endişesi, gelecek kaygısı, geçmişin korkusu hepsinde vardı. Güçlü olma çabası güçsüzü ezmek içindi. Ötekine kene gibi yapışıp semirdikçe güçlenir, semirdiğini güçsüzleştirdikçe pazusu kuvvetlenir, bununla iftihar eder, semirmeye devam ederdi zavallı muhteris insan.
Yoldan Öyküler
Hafızamıza kazınan ağaçlar olurdu, yazları. Yaza mahsus bir resim gibi. Yola düşmek, eşe dosta, memlekete dönmekti. Çabucak geçen sayılı günler ipe serilirdi avluda. Yıkanan çamaşırlarla sadece bu resimde göz göze gelinirdi sanki. Şirin, ufak bir valiz. Ufak tefek hediyeler. Özenle katlanmış kıyafetler. Gidişte ve dönüşte aynı yol kullanılır, aynı şaşkınlıkla fark edilirdi biten yol çalışmaları, ağaçları seyreltilmiş mezarlık, yaptırılan çeşme… Çeşmede durulurdu. Sesli bir şekilde hayrat sahibi tespit edilirdi. Dedesi de yol kenarlarına üzüm koyarmış, gelen geçen yesin diye, bağları varmış.
Bu yazının devamı 204. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Gönüllü Fakirlik
Dünya hayatı bir imtihan yeridir. İmtihanın çeşitleri içinde zenginlikle imtihan kadar fakirlikle imtihan da vardır. İmtihan için cevap hazırlama gayretinde olanlar başaranlardır. Hazırlıksız sınava girenler kaybetmeyi göze alarak sınava girmişlerdir.
Tefekkür Teşekkürdür
Fikretme, tefekkür etme, insanı kendine getiren, kendilik olma becerisini ortaya çıkaran büyük erdem. İnsanı, toplumu içerisinde ayırt ettiren, ona şuur katan, onda farkındalık yaratan büyük beceri…
Rabbin insana sunduğu, bahşettiği türlü türlü yetenekleri ortaya çıkaran
Şiire Dair
Şiirlerde aradığımız nedir? Acının, sevincin, yalnızlığın, hasretin, aydınlığın, hakikatin mısra mısra dile gelişi. Ruhun seyahati engin denizlerde. Dokunulan, duyulan bir iç yangını. Çekilen sızının siyah-beyaz fotoğrafı. Şu dünya yolculuğunda sesimize bir ses veren var mı? Başkasının şiirlerini okurken kendimizi de okuruz. Şiirlerde tanımak insanı, şiirlerde derinliğine…
Kelimelerin Kalbinden Çocukların Dünyasına: 40 Hazine
Bu yazıda edebiyatın iyileştirici ve birleştirici gücünü arkasına alarak, tekdüze didaktik bir öğretiden uzaklaşıp lirik bir atmosfer içinde çocuk okurları hayatın her zerresinde bir mucize aramaya davet eden Mustafa Ökkeş Evren’in 40 Hazine adlı eseri,
Birlikte Yaşamak Neden Zor Olsun?
İnsan olma gerçeği siyah- beyaz, Kürt- Türk, zengin- fakir, güçlü- güçsüz, aristokrat- proleter diye sınıflara ayırılınca biri diğerini farklı görmeye başladı. Hâlbuki hepsi de etten kandan müteşekkil, ihtiyaçları aynı olan, acıkan, uyuyan, hasta olan ve bir diğerinin yardımına muhtaç olan varlıklardı. Çoğalma tutkusu, yok olma endişesi, gelecek kaygısı, geçmişin korkusu hepsinde vardı. Güçlü olma çabası güçsüzü ezmek içindi. Ötekine kene gibi yapışıp semirdikçe güçlenir, semirdiğini güçsüzleştirdikçe pazusu kuvvetlenir, bununla iftihar eder, semirmeye devam ederdi zavallı muhteris insan.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.