Güncel ve güncelliğini de yitirmeyecek bir konu; eğitim. Nasıl olmalı, nerde olmalı, kim vermeli gibi birçok temel sorunun yanı sıra küresel ve yerel politikalarla çok alâkalı olan bir konu, eğitim. Hayatın bu kadar içinden, hayatı bu kadar ilgilendiren bir konu ama bir o kadar da bizlere sorulmayan ve hep maruz kaldığımız bir konu, eğitim. Mevcut eğitim sistemi ve toplumun eğitim algısı nasıl seyrediyor? Geleneksel eğitim, post-modern eğitim, anarşist eğitim ve zorunlu eğitim nedir, bunlar dünyamıza nasıl etkiler yapmaktadır? Eğitim İlke-Sen bu konularda nasıl düşünüyor, neler teklif ediyor ve İslam’ın eğitime yaklaşımını nasıl değerlendiriyor? Bütün bu soruların cevapları için sizleri yazar, aktivist ve bir eğitimci olan Ahmet Örs ile sohbet tadında yaptığımız röportajımızla baş başa bırakıyoruz.
Günümüz Türkiye’si için eğitim politikalarını, amaçları ve işlevselliği açısından değerlendirebilirmisiniz?
Standart yaklaşımlar için malzeme sağlamaya devam ediyor Türkiye’deki eğitim sistemi. İşte resmî ideolojinin türlü vesilelerle yeniden üretimi, bu bağlamda dayatmacı yaklaşımlar, şekilcilik alabildiğine sürüyor. Bunun yanında sermayenin arzuları pek de yeni olmayan bir şekillendirici ama etkisi giderek artıyor. Küreselleşmenin hizmetkârı kuşaklar ulus-devlet hassasiyetleri görünümlü bir formda sunuluyor. Bunun nereye kadar ve nasıl gideceğini kestirmek zor açıkçası. Bir kaos hâlinin egemen olduğunu söyleyebilirim. Bu kanaatim, uygulayıcıların dâimî bir şekilde sisteme müdahale etmeleriyle de çok rahat kanıtlanabilir.
Meşru kavramına iki şeklide bakabiliriz. İlk olarak felsefi zeminde kavrama bakılabilir. Bir şeyi haklı görmek için gerekçeler ortaya koyma, bir şeye rıza gösterilmesi için gerekçeler ortaya koyma, nedenler gösterme.
“Hukuk, adalete yönelmiş toplumsal yaşama düzenidir.” der, Yasemin Işıktaş. Hukukun tanımlanması noktasında bir mutabakat sağlanamamış olsa da hukukun toplumsal düzeni korumak için var olan bir sistem olduğu gerçeği herkes tarafından kabul edilmektedir. Tarihe baktığımızda hukukun
“Renk, ırk, cins, dil, din, statü/hür köle ayrımı gözetmeksizin, bütün insanlar tarağın dişleri gibi eşittirler. Üstünlük, sadece Allah’a karşı gelmeme ve kulluk bilincini yaşama üstünlüğündedir. Batı da Allah’ın kontrolü altında, Allah bilinci ile bir insana hizmet etme düşüncesi yoktur.
Aslında sosyoloji diğer alanlara ne kazandırıyorsa müziğe de onu kazandırmış oluyor. Bauman’ın çok güzel bir kitabı var “Sosyolojik Düşünmek” diye. Herkese de tavsiye ederim. Özellikle bu alana dışardan girenler için.
Eğitim Üzerine
Güncel ve güncelliğini de yitirmeyecek bir konu; eğitim. Nasıl olmalı, nerde olmalı, kim vermeli gibi birçok temel sorunun yanı sıra küresel ve yerel politikalarla çok alâkalı olan bir konu, eğitim. Hayatın bu kadar içinden, hayatı bu kadar ilgilendiren bir konu ama bir o kadar da bizlere sorulmayan ve hep maruz kaldığımız bir konu, eğitim. Mevcut eğitim sistemi ve toplumun eğitim algısı nasıl seyrediyor? Geleneksel eğitim, post-modern eğitim, anarşist eğitim ve zorunlu eğitim nedir, bunlar dünyamıza nasıl etkiler yapmaktadır? Eğitim İlke-Sen bu konularda nasıl düşünüyor, neler teklif ediyor ve İslam’ın eğitime yaklaşımını nasıl değerlendiriyor? Bütün bu soruların cevapları için sizleri yazar, aktivist ve bir eğitimci olan Ahmet Örs ile sohbet tadında yaptığımız röportajımızla baş başa bırakıyoruz.
Günümüz Türkiye’si için eğitim politikalarını, amaçları ve işlevselliği açısından değerlendirebilir misiniz?
Standart yaklaşımlar için malzeme sağlamaya devam ediyor Türkiye’deki eğitim sistemi. İşte resmî ideolojinin türlü vesilelerle yeniden üretimi, bu bağlamda dayatmacı yaklaşımlar, şekilcilik alabildiğine sürüyor. Bunun yanında sermayenin arzuları pek de yeni olmayan bir şekillendirici ama etkisi giderek artıyor. Küreselleşmenin hizmetkârı kuşaklar ulus-devlet hassasiyetleri görünümlü bir formda sunuluyor. Bunun nereye kadar ve nasıl gideceğini kestirmek zor açıkçası. Bir kaos hâlinin egemen olduğunu söyleyebilirim. Bu kanaatim, uygulayıcıların dâimî bir şekilde sisteme müdahale etmeleriyle de çok rahat kanıtlanabilir.
Bu yazının devamı 192. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
192. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Meşruluğun Değişim ve Dönüşümü Üzerine
Meşru kavramına iki şeklide bakabiliriz. İlk olarak felsefi zeminde kavrama bakılabilir. Bir şeyi haklı görmek için gerekçeler ortaya koyma, bir şeye rıza gösterilmesi için gerekçeler ortaya koyma, nedenler gösterme.
Toplumsal Düzeni Sağlayan Hukukumuzun Çıkmazları Üzerine
“Hukuk, adalete yönelmiş toplumsal yaşama düzenidir.” der, Yasemin Işıktaş. Hukukun tanımlanması noktasında bir mutabakat sağlanamamış olsa da hukukun toplumsal düzeni korumak için var olan bir sistem olduğu gerçeği herkes tarafından kabul edilmektedir. Tarihe baktığımızda hukukun
Mücadele için, İlim, Hikmet ve Tefekkür Gerekir
“Renk, ırk, cins, dil, din, statü/hür köle ayrımı gözetmeksizin, bütün insanlar tarağın dişleri gibi eşittirler. Üstünlük, sadece Allah’a karşı gelmeme ve kulluk bilincini yaşama üstünlüğündedir. Batı da Allah’ın kontrolü altında, Allah bilinci ile bir insana hizmet etme düşüncesi yoktur.
“Yardımlaşmak ve Birr’e Ermek”
Halis Aydemir ile Röportaj Yardımlaşma kavramı ile tefsiri buluşturmadan evvel, tefsir ile olan ünsiyetinizin hikâyesini bizimle paylaşır mısınız? …
Müzik ve Müzik Sosyolojisi Üzerine
Aslında sosyoloji diğer alanlara ne kazandırıyorsa müziğe de onu kazandırmış oluyor. Bauman’ın çok güzel bir kitabı var “Sosyolojik Düşünmek” diye. Herkese de tavsiye ederim. Özellikle bu alana dışardan girenler için.
Alışverişe devam et