Tanım yapmak, uzun bir arayışın sonucunda elde edilen bilgi birikimiyle kural koymak gibi, hüküm vermek gibi, kati ve kesin yargılarda bulunmayı çağrıştıran bir iktidar alanına işaret eder. Öyle ki bilginin kendinden menkul kutsiyetiyle, sınırları belirli bir alan inşa etme sürecidir tanım yapmak. Bu sürecin öznesi olan bilginin, nesneleştirdiği varlık âleminde tanımlanan olmak, varolabilmenin yegâne imkânı gibi görünmektedir. Modernitenin kutsal olandan arınma süreci, belki de kendi kutsalını yaratma, kendi kutsalını üretme boyutuyla bilginin yüceltildiği, tartışılmaz bir kutsallık halesiyle bezendiği yeni bir iktidar alanına işaret etmektedir. Bilgiye dair kuşkuların varoluşşal bir savrulma olarak anlam ve mânâ sınırlarından çıkarılması dahi, bu yeni kutsallarla hayatımızın ne denli kuşatıldığının anlaşılması için üzerinde düşünülmesi gereken konulardandır.
Aydınlanma çağıyla birlikte bilginin deney ve gözlem gibi aklî süreçlerle doğrulanması, bilgi üretiminin sınırlarını kontrol etmek için kesin ve net sınırlar çizilmesine imkân sağlamıştır. Aydınlanma sonrası dönem hangi bilginin bilimsel yani kabul edilebilir olduğuna karar verecek yeni kıstasların geliştiği bir dönemdir. Burası yeni bir iktidar alanıdır ve bu güç bilgiyi üretenlerin elindedir. Kimdir bunlar?
Bu yazının devamı
192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Yabancı ile olan ilişkilerin pamuk ipliğine bağlı doğası onun aidiyetsizliğinden gelir. Aidiyetsizlik vurgusu yabancının kökeninedir. Yabancının kökleri, yerlinin mekânsal sınırları dışında olduğundan doğası gereği belirsiz ve öngörülemezdir. Bu nedenle yabancı, bireysel olarak değil belli bir tipte yabancı olarak algılanır.
İnsanlığı nasıl bir gelecek bekliyor? Gelecekte ekonomi, sanayi ve teknoloji hangi şekle ve renge evirilecek? Gelecekteki gençlik nelere merak saracak? Gelecekte hangi trendler, akımlar öne çıkacak? Dünyayı ve insanı bekleyen muhtemel tehlikeler nelerdir?
Günümüzde ister kalbî melekeleri açısından isterse akletmemeye bağlı olarak bir şekilde kirlenmiş olan insan isimli varlığın Yaratıcısının buyruklarıyla yaşadığı sorunlar, hayatın her alanında belirgin bir şekilde göze çarpmaktadır. Bu insan Müslüman olmadığı için kirlendiği gibi
Pragmatizm, felsefede; uygulayıcılık, uygulamacılık, pragmacılık, fiîliyye, faydacılık, yararcılık, gerçeğe ve eyleme yönelik olan, pratik sonuçlara yönelik düşünme temelleri üzerine kurulmuş olan felsefi akım. William James (1842-1910) tarafından popüler hale getirilmiştir.
Hamdi Yazır tefsirini yetmişli yılların başında okumaya başlayınca, tam dokuz ay hiç ara vermeksizin, mektebi filan da unutarak, adeta zorunlu ders gibi aralıksız sürdürmüştüm. Aynı tarihlerde tefsirden birinci elden öğrendiklerimi de arkadaşlarım arasında, değişik vesilelerle buluşmalarımızda aktarmaya başlamıştım. Anlattıklarım mevcut geleneksel din anlayışına büyük ekseriyetle muhalif düşmekteydi. Benim arkam sağlamdı. Söylediklerime karşı duranlara tefsirin adını andığımda şöyle bir duraklıyor, düşünmeye başlıyor, muhtemelen benim anlamadığıma yoruyorlardı. Fakat asla kaynağına bakma ihtiyacı duymuyorlardı. Genetik ezberleri, alışkanlıkları ve korkuları buna mani oluyordu.
Modern Kuşatılmışlık ve Eğitim
Bize filozof değil, demirci lâzım!
Yusuf AKÇURA
Tanım yapmak, uzun bir arayışın sonucunda elde edilen bilgi birikimiyle kural koymak gibi, hüküm vermek gibi, kati ve kesin yargılarda bulunmayı çağrıştıran bir iktidar alanına işaret eder. Öyle ki bilginin kendinden menkul kutsiyetiyle, sınırları belirli bir alan inşa etme sürecidir tanım yapmak. Bu sürecin öznesi olan bilginin, nesneleştirdiği varlık âleminde tanımlanan olmak, varolabilmenin yegâne imkânı gibi görünmektedir. Modernitenin kutsal olandan arınma süreci, belki de kendi kutsalını yaratma, kendi kutsalını üretme boyutuyla bilginin yüceltildiği, tartışılmaz bir kutsallık halesiyle bezendiği yeni bir iktidar alanına işaret etmektedir. Bilgiye dair kuşkuların varoluşşal bir savrulma olarak anlam ve mânâ sınırlarından çıkarılması dahi, bu yeni kutsallarla hayatımızın ne denli kuşatıldığının anlaşılması için üzerinde düşünülmesi gereken konulardandır.
Aydınlanma çağıyla birlikte bilginin deney ve gözlem gibi aklî süreçlerle doğrulanması, bilgi üretiminin sınırlarını kontrol etmek için kesin ve net sınırlar çizilmesine imkân sağlamıştır. Aydınlanma sonrası dönem hangi bilginin bilimsel yani kabul edilebilir olduğuna karar verecek yeni kıstasların geliştiği bir dönemdir. Burası yeni bir iktidar alanıdır ve bu güç bilgiyi üretenlerin elindedir. Kimdir bunlar?
Bu yazının devamı 192. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Yabancılarla Dolu Bir Dünyada Zenofobi ve Birlikte Yaşamının İmkânı Üzerine
Yabancı ile olan ilişkilerin pamuk ipliğine bağlı doğası onun aidiyetsizliğinden gelir. Aidiyetsizlik vurgusu yabancının kökeninedir. Yabancının kökleri, yerlinin mekânsal sınırları dışında olduğundan doğası gereği belirsiz ve öngörülemezdir. Bu nedenle yabancı, bireysel olarak değil belli bir tipte yabancı olarak algılanır.
Dijital Çağda Geleceğin Dünyasını Tasarlamak
İnsanlığı nasıl bir gelecek bekliyor? Gelecekte ekonomi, sanayi ve teknoloji hangi şekle ve renge evirilecek? Gelecekteki gençlik nelere merak saracak? Gelecekte hangi trendler, akımlar öne çıkacak? Dünyayı ve insanı bekleyen muhtemel tehlikeler nelerdir?
İnsanın Bireysel ve Toplumsal Kirlenme Sorunu
Günümüzde ister kalbî melekeleri açısından isterse akletmemeye bağlı olarak bir şekilde kirlenmiş olan insan isimli varlığın Yaratıcısının buyruklarıyla yaşadığı sorunlar, hayatın her alanında belirgin bir şekilde göze çarpmaktadır. Bu insan Müslüman olmadığı için kirlendiği gibi
Pragmatik Siyasetten İlkeli Politika Çıkar mı
Pragmatizm, felsefede; uygulayıcılık, uygulamacılık, pragmacılık, fiîliyye, faydacılık, yararcılık, gerçeğe ve eyleme yönelik olan, pratik sonuçlara yönelik düşünme temelleri üzerine kurulmuş olan felsefi akım. William James (1842-1910) tarafından popüler hale getirilmiştir.
Hamdi Yazır Tefsirinden Kavramsal İzdüşümler
Hamdi Yazır tefsirini yetmişli yılların başında okumaya başlayınca, tam dokuz ay hiç ara vermeksizin, mektebi filan da unutarak, adeta zorunlu ders gibi aralıksız sürdürmüştüm. Aynı tarihlerde tefsirden birinci elden öğrendiklerimi de arkadaşlarım arasında, değişik vesilelerle buluşmalarımızda aktarmaya başlamıştım. Anlattıklarım mevcut geleneksel din anlayışına büyük ekseriyetle muhalif düşmekteydi. Benim arkam sağlamdı. Söylediklerime karşı duranlara tefsirin adını andığımda şöyle bir duraklıyor, düşünmeye başlıyor, muhtemelen benim anlamadığıma yoruyorlardı. Fakat asla kaynağına bakma ihtiyacı duymuyorlardı. Genetik ezberleri, alışkanlıkları ve korkuları buna mani oluyordu.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.