Post-modernistler merkezi olan her şeye karşı çıkmaya başladılar ve merkezi olan her şeyin değişmesi gerektiğini söylediler. Bununla beraber bir parçalanma kavramını gündeme getirdiler. Ve bütün kavramları parçalayarak insanı özgürleştirmeye çalıştılar. Yalnız burada enteresan bir şey vardı; modernlik kilise karşısında insanı özgürleştirmek için akıla sarılmıştı, modernizm insanın akıl yoluyla özgürleşeceğini savunmuştu, tarihin garip bir cilvesi, şimdi post-modernizm de bir özgürleşme ve özgürleştirme projesi olarak aklı redderek ortaya çıkmaya başladı, Bu, Batı entelektüellik tarihinin önemli gel-gitlerinden biri sayılır. Bunu ifrat ile tefrit şeklinde okumamız da mümkün.
Post-modernistler bir de şunu söylediler; sosyoloji her ne kadar toplumsal yasalardan bahsetse de aslında toplumsal yasaların bir önemi yok, insan eylemi yasalara değil, insanın faaliyetine bağımlıdır diye bir kavram ortaya koydular. Kavramları biz bir eleştiriye tâbi tutarsak insanları özgürleştirmiş oluruz dediler, Çünkü merkezî olan her şeyin yıkılması gerekiyor. Merkezî olan her şey otoriterliği çağrıştırıyordu.
Post-modernizm dendiğinde bugünün Müslümanları sizce tam olarak ne anlamalı? Zira çokları için ne olduğu hâlâ belirsiz bir şey. Bir süreç mi, bir ideoloji mi, tamamlanmış bir evrenin (Modernizmin) devamı mı yoksa?
Cemâleddîn Efgânî çokça yanlış tanınan, çokça eleştirilen, çokça istismar edilen, çokça konuşulup/tartışılan ve belki de çok az anlaşılan bir isim. Son yüzyıllarda İslam Dünyasında hatta Dünyada bu kadar etkili olmuş ikinci bir isim bulmak gerçekten zor.
Gazze’de yaşanan olayları biliyor, acı ve çaresizlik içinde seyrediyoruz. İsrail’in dünyaya yaşattığı kötülük konuşuluyor ve bu tarz zulüm, yıkım ve acı anlarında en fazla dile getirilen şey; Tanrı neden ‘suskun’ ya da bu kadar kötülüğü neden yarattı? Bu minvalde kötülük meselesini nasıl açıklayabiliriz hocam?
İslam insanlığa ne vaat ediyor? Çok genel bir konu olmasına rağmen birçok alimin, hocanın bu konuyu yazıp tartıştığını biliyoruz ama biz size Müslüman düşüncenin geleceği ve Müslüman halkların sıkıntıları, hastalıkları ve tedavi önerilerinize dair sorular soracağız.
İslamcılık bitti, İslamcılık zaten tarihin en büyük felaketi, din elden gitti, din iyi ki elden gitti, din elden gitmeli, İslam diye bir şey kalmadı vs… Bu ve benzeri söylemlerle çokça karşılaştığımız bu günlerde aklımıza ‘Din’e karşı ciddi bir yorgunluk mu oluştu? Müslümanlar bir yılgınlık mı yaşıyor? Bu ve benzeri söylemlerin asıl sebebi nedir?
Sosyoloji disiplini için önemli başlıklardan olan köy ve şehir ayrımı konusu, özellikle bizim gibi geç ve ithal-ikameci modernleşen toplumlar için sosyal, siyasi, ekonomik ve sanatsal birçok açıdan önemli bir gerilime neden olmuştur. Gündelik hayatımızın derinliklerinde, sinemadan edebiyata, sosyal ilişkilerimizden, siyasal alana kadar her yerde
Post-Modernizm, Hakikat ve Algı Üzerine
Post-modernistler merkezi olan her şeye karşı çıkmaya başladılar ve merkezi olan her şeyin değişmesi gerektiğini söylediler. Bununla beraber bir parçalanma kavramını gündeme getirdiler. Ve bütün kavramları parçalayarak insanı özgürleştirmeye çalıştılar. Yalnız burada enteresan bir şey vardı; modernlik kilise karşısında insanı özgürleştirmek için akıla sarılmıştı, modernizm insanın akıl yoluyla özgürleşeceğini savunmuştu, tarihin garip bir cilvesi, şimdi post-modernizm de bir özgürleşme ve özgürleştirme projesi olarak aklı redderek ortaya çıkmaya başladı, Bu, Batı entelektüellik tarihinin önemli gel-gitlerinden biri sayılır. Bunu ifrat ile tefrit şeklinde okumamız da mümkün.
Post-modernistler bir de şunu söylediler; sosyoloji her ne kadar toplumsal yasalardan bahsetse de aslında toplumsal yasaların bir önemi yok, insan eylemi yasalara değil, insanın faaliyetine bağımlıdır diye bir kavram ortaya koydular. Kavramları biz bir eleştiriye tâbi tutarsak insanları özgürleştirmiş oluruz dediler, Çünkü merkezî olan her şeyin yıkılması gerekiyor. Merkezî olan her şey otoriterliği çağrıştırıyordu.
Post-modernizm dendiğinde bugünün Müslümanları sizce tam olarak ne anlamalı? Zira çokları için ne olduğu hâlâ belirsiz bir şey. Bir süreç mi, bir ideoloji mi, tamamlanmış bir evrenin (Modernizmin) devamı mı yoksa?
Bu yazının devamı 181. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
181. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Cemâleddîn Efgânî, Etkileri ve Hakkındaki Tartışmalara Dair
Cemâleddîn Efgânî çokça yanlış tanınan, çokça eleştirilen, çokça istismar edilen, çokça konuşulup/tartışılan ve belki de çok az anlaşılan bir isim. Son yüzyıllarda İslam Dünyasında hatta Dünyada bu kadar etkili olmuş ikinci bir isim bulmak gerçekten zor.
Gazze Özelinde ‘Tanrı Suskunluğu’ ve Teodise
Gazze’de yaşanan olayları biliyor, acı ve çaresizlik içinde seyrediyoruz. İsrail’in dünyaya yaşattığı kötülük konuşuluyor ve bu tarz zulüm, yıkım ve acı anlarında en fazla dile getirilen şey; Tanrı neden ‘suskun’ ya da bu kadar kötülüğü neden yarattı? Bu minvalde kötülük meselesini nasıl açıklayabiliriz hocam?
“İslam, İnsanlık ve Gelecek Düşüncesi”
İslam insanlığa ne vaat ediyor? Çok genel bir konu olmasına rağmen birçok alimin, hocanın bu konuyu yazıp tartıştığını biliyoruz ama biz size Müslüman düşüncenin geleceği ve Müslüman halkların sıkıntıları, hastalıkları ve tedavi önerilerinize dair sorular soracağız.
İslamcılık ve Müslümanlar Üzerine
İslamcılık bitti, İslamcılık zaten tarihin en büyük felaketi, din elden gitti, din iyi ki elden gitti, din elden gitmeli, İslam diye bir şey kalmadı vs… Bu ve benzeri söylemlerle çokça karşılaştığımız bu günlerde aklımıza ‘Din’e karşı ciddi bir yorgunluk mu oluştu? Müslümanlar bir yılgınlık mı yaşıyor? Bu ve benzeri söylemlerin asıl sebebi nedir?
Şehir ve Köy Ayrımı Üzerine
Sosyoloji disiplini için önemli başlıklardan olan köy ve şehir ayrımı konusu, özellikle bizim gibi geç ve ithal-ikameci modernleşen toplumlar için sosyal, siyasi, ekonomik ve sanatsal birçok açıdan önemli bir gerilime neden olmuştur. Gündelik hayatımızın derinliklerinde, sinemadan edebiyata, sosyal ilişkilerimizden, siyasal alana kadar her yerde
Alışverişe devam et