Post-modernistler merkezi olan her şeye karşı çıkmaya başladılar ve merkezi olan her şeyin değişmesi gerektiğini söylediler. Bununla beraber bir parçalanma kavramını gündeme getirdiler. Ve bütün kavramları parçalayarak insanı özgürleştirmeye çalıştılar. Yalnız burada enteresan bir şey vardı; modernlik kilise karşısında insanı özgürleştirmek için akıla sarılmıştı, modernizm insanın akıl yoluyla özgürleşeceğini savunmuştu, tarihin garip bir cilvesi, şimdi post-modernizm de bir özgürleşme ve özgürleştirme projesi olarak aklı redderek ortaya çıkmaya başladı, Bu, Batı entelektüellik tarihinin önemli gel-gitlerinden biri sayılır. Bunu ifrat ile tefrit şeklinde okumamız da mümkün.
Post-modernistler bir de şunu söylediler; sosyoloji her ne kadar toplumsal yasalardan bahsetse de aslında toplumsal yasaların bir önemi yok, insan eylemi yasalara değil, insanın faaliyetine bağımlıdır diye bir kavram ortaya koydular. Kavramları biz bir eleştiriye tâbi tutarsak insanları özgürleştirmiş oluruz dediler, Çünkü merkezî olan her şeyin yıkılması gerekiyor. Merkezî olan her şey otoriterliği çağrıştırıyordu.
Post-modernizm dendiğinde bugünün Müslümanları sizce tam olarak ne anlamalı? Zira çokları için ne olduğu hâlâ belirsiz bir şey. Bir süreç mi, bir ideoloji mi, tamamlanmış bir evrenin (Modernizmin) devamı mı yoksa?
Bu yazının devamı
181. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Sen onları ahlaklı olarak tanımlıyorsun ve ben de ama aynı zamanda ahlaklılığın doğasını da merak ediyorum. Ahlak, tarafsızlık, ılımlılık, her iki taraf… Bunların bağlamları yok mu? Açık adaletsizlik konusunda ılımlı olmak gerçekten bir erdem midir?
Gazze’de yaşanan olayları biliyor, acı ve çaresizlik içinde seyrediyoruz. İsrail’in dünyaya yaşattığı kötülük konuşuluyor ve bu tarz zulüm, yıkım ve acı anlarında en fazla dile getirilen şey; Tanrı neden ‘suskun’ ya da bu kadar kötülüğü neden yarattı? Bu minvalde kötülük meselesini nasıl açıklayabiliriz hocam?
İnsanoğlu, yaratıldığı andan itibaren ihtiyaçlarını gidermek için üretme ve tüketme faaliyetinin içerisinde var olagelmiştir. Ancak hiçbir dönemde ‘tüketim” denilen olgu bugün olduğu gibi toplumu belirleyen, yönlendiren bir güce dönüşmemiştir. Daha da ötesi, modern dünya ürettiği malları tüketmeye yatkın
Fütürizm, gelecek kehanetlerinden çok daha fazlası ama gaybın bilgisi de değil. Belirsizliklerden, hayallerden, planlardan, programlardan, reklamlardan ilâ-âhir geleceğe dair her şeyden beslenen bir çalışma alanı. Peki, Fütürizm; bilim kurgu, ütopya ve distopyalar arasına sıkışmış çağdaş tahakküm araçlarından biri mi yoksa kaçırdığımız dünya gerçeklerinden biri mi?
Meşru kavramına iki şeklide bakabiliriz. İlk olarak felsefi zeminde kavrama bakılabilir. Bir şeyi haklı görmek için gerekçeler ortaya koyma, bir şeye rıza gösterilmesi için gerekçeler ortaya koyma, nedenler gösterme.
Post-Modernizm, Hakikat ve Algı Üzerine
Röportaj: Haluk Polat
Post-modernistler merkezi olan her şeye karşı çıkmaya başladılar ve merkezi olan her şeyin değişmesi gerektiğini söylediler. Bununla beraber bir parçalanma kavramını gündeme getirdiler. Ve bütün kavramları parçalayarak insanı özgürleştirmeye çalıştılar. Yalnız burada enteresan bir şey vardı; modernlik kilise karşısında insanı özgürleştirmek için akıla sarılmıştı, modernizm insanın akıl yoluyla özgürleşeceğini savunmuştu, tarihin garip bir cilvesi, şimdi post-modernizm de bir özgürleşme ve özgürleştirme projesi olarak aklı redderek ortaya çıkmaya başladı, Bu, Batı entelektüellik tarihinin önemli gel-gitlerinden biri sayılır. Bunu ifrat ile tefrit şeklinde okumamız da mümkün.
Post-modernistler bir de şunu söylediler; sosyoloji her ne kadar toplumsal yasalardan bahsetse de aslında toplumsal yasaların bir önemi yok, insan eylemi yasalara değil, insanın faaliyetine bağımlıdır diye bir kavram ortaya koydular. Kavramları biz bir eleştiriye tâbi tutarsak insanları özgürleştirmiş oluruz dediler, Çünkü merkezî olan her şeyin yıkılması gerekiyor. Merkezî olan her şey otoriterliği çağrıştırıyordu.
Post-modernizm dendiğinde bugünün Müslümanları sizce tam olarak ne anlamalı? Zira çokları için ne olduğu hâlâ belirsiz bir şey. Bir süreç mi, bir ideoloji mi, tamamlanmış bir evrenin (Modernizmin) devamı mı yoksa?
Bu yazının devamı 181. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Güney Afrikalı Nazarında İsrail Apartheidi
Sen onları ahlaklı olarak tanımlıyorsun ve ben de ama aynı zamanda ahlaklılığın doğasını da merak ediyorum. Ahlak, tarafsızlık, ılımlılık, her iki taraf… Bunların bağlamları yok mu? Açık adaletsizlik konusunda ılımlı olmak gerçekten bir erdem midir?
Gazze Özelinde ‘Tanrı Suskunluğu’ ve Teodise
Gazze’de yaşanan olayları biliyor, acı ve çaresizlik içinde seyrediyoruz. İsrail’in dünyaya yaşattığı kötülük konuşuluyor ve bu tarz zulüm, yıkım ve acı anlarında en fazla dile getirilen şey; Tanrı neden ‘suskun’ ya da bu kadar kötülüğü neden yarattı? Bu minvalde kötülük meselesini nasıl açıklayabiliriz hocam?
‘Tüketim’ ‘Toplum’ ‘Tüketim Toplumu’ Üzerine
İnsanoğlu, yaratıldığı andan itibaren ihtiyaçlarını gidermek için üretme ve tüketme faaliyetinin içerisinde var olagelmiştir. Ancak hiçbir dönemde ‘tüketim” denilen olgu bugün olduğu gibi toplumu belirleyen, yönlendiren bir güce dönüşmemiştir. Daha da ötesi, modern dünya ürettiği malları tüketmeye yatkın
Fütürizm Üzerine
Fütürizm, gelecek kehanetlerinden çok daha fazlası ama gaybın bilgisi de değil. Belirsizliklerden, hayallerden, planlardan, programlardan, reklamlardan ilâ-âhir geleceğe dair her şeyden beslenen bir çalışma alanı. Peki, Fütürizm; bilim kurgu, ütopya ve distopyalar arasına sıkışmış çağdaş tahakküm araçlarından biri mi yoksa kaçırdığımız dünya gerçeklerinden biri mi?
Meşruluğun Değişim ve Dönüşümü Üzerine
Meşru kavramına iki şeklide bakabiliriz. İlk olarak felsefi zeminde kavrama bakılabilir. Bir şeyi haklı görmek için gerekçeler ortaya koyma, bir şeye rıza gösterilmesi için gerekçeler ortaya koyma, nedenler gösterme.
Alışverişe devam et