Çoğumuz için bir kıta değil de bir ülke sandığı, medyanın yüklediği ajitatif simgesel anlamdan başka bir anlamı olmayan ve çoğunlukla ‘sömürge’liği hatırlatan ‘kara kıta’ Afrika’yı konuşmak istiyoruz. Afrika’yı konuşmak istiyoruz çünkü Afrika’nın acılı tarihinden bile bihaber iken orada bir canlılığın olduğunu ve oradaki insanların dünyanın geri kalanından daha az konuşulmaya değer olmadığını düşünüyoruz. Kolonyal sürecin açtığı yaraları saramadan post kolonyal süreç ile maddi sömürünün artık daha güçlü ve karşı konulamaz manevi sömürürü ile pekiştiği bir dönemde Afrika’yı anlamaya çalışmak bizce artık çok daha değerli. Zira gelecekte dünya nüfusunun büyük çoğunluğunun yaşaması ve küresel bir belirleyen/güç olması öngörülen Afrika’da yaşanan ve yaşanıla gelen trajedi her ne kadar umursamasa da dünyayı aynı zamanda farklı bir yönden de etkileyecek. Kolonyal zulmün ardından başlayan post kolonyal zulmün Afrika’yı öncekinden çok daha farklı bir yer haline getirdiği kesin. Ancak bu dönüşümün müspet manada olduğu veya olacağı bizce pek gerçekçi değil. Yaklaşık altı yüzyıldır her türlü vahşeti göğüsleyen; dilini, dinini, tarihini, benliğini ve hatta insanlığını kaybeden Afrika’yı Afrika üzerine yaptığı çalışmalarla da bilinen öykücü Ahmet Sait Akçay ile konuştuk.
Sömürgecilik ve Afrika; sanki özdeşleşmiş iki kavram gibi. İlk olarak Güney Afrika ve Kenya’da kaldığınız dönemlerde gözlemlerinizden yola çıkarak sömürgeci/sömürülen ilişkisi nasıl bir kimlik oluşturmuş, kısaca ona değinir misiniz?
Çok çarpıcı bir kavrama dikkat çekiyorsunuz: ‘Tarihsizlik’… İslam Dünyası Fikri kitabınız, ‘tarihsizliğin’ uzantısı olarak ortaya çıkan bir kavram olan İslam Dünyası ve bu kavram çerçevesince oluşmuş bir kavramlar kümesine işaret ediyor.
Batı’da cereyan eden fikrî ve toplumsal değişimlerle beraber bilhassa Rönesans’tan itibaren Skolastik düşünce ve dönemini temsil ve inşa eden Scholar’ın yerine bu defa modern düşünce ve dönemi inşa edecek olan Entelektüel geçiyor. Yani Hristiyanlığı temsil eden din adamının entelektüel kuvveti azalınca ve hadiseleri anlama ve açıklayıcı olmakta zorlanınca,
Mahallenin ne olduğundan çok ne olmadığı üzerinden gitmek daha sağlıklı olabilir. Soruyu tersten sormak bazen daha zihin açıcı olabiliyor. Kitapta, genel geçer bir çerçeve oluşturacak şekilde tanımını bulmaya çalıştım. Şöyle özetleyebilirim: Geleneksel mahalle, bugün gördüğümüz ve anladığımız şeyden başka bir şey aslında.
Sen onları ahlaklı olarak tanımlıyorsun ve ben de ama aynı zamanda ahlaklılığın doğasını da merak ediyorum. Ahlak, tarafsızlık, ılımlılık, her iki taraf… Bunların bağlamları yok mu? Açık adaletsizlik konusunda ılımlı olmak gerçekten bir erdem midir?
“Kekemelik” halinin bilgi alışverişiyle, akletmekle, tefekkür etmekle alakası olmadığına göre, burada lisana yansıyan arızaları söz konusu ediyoruz demektir. Röportaj boyunca da kekemeliği içten kaynaklanan bir arıza olarak göreceğimizi beyan edelim.
Afrika, Sömürgecilik ve Kimlik Üzerine
Çoğumuz için bir kıta değil de bir ülke sandığı, medyanın yüklediği ajitatif simgesel anlamdan başka bir anlamı olmayan ve çoğunlukla ‘sömürge’liği hatırlatan ‘kara kıta’ Afrika’yı konuşmak istiyoruz. Afrika’yı konuşmak istiyoruz çünkü Afrika’nın acılı tarihinden bile bihaber iken orada bir canlılığın olduğunu ve oradaki insanların dünyanın geri kalanından daha az konuşulmaya değer olmadığını düşünüyoruz. Kolonyal sürecin açtığı yaraları saramadan post kolonyal süreç ile maddi sömürünün artık daha güçlü ve karşı konulamaz manevi sömürürü ile pekiştiği bir dönemde Afrika’yı anlamaya çalışmak bizce artık çok daha değerli. Zira gelecekte dünya nüfusunun büyük çoğunluğunun yaşaması ve küresel bir belirleyen/güç olması öngörülen Afrika’da yaşanan ve yaşanıla gelen trajedi her ne kadar umursamasa da dünyayı aynı zamanda farklı bir yönden de etkileyecek. Kolonyal zulmün ardından başlayan post kolonyal zulmün Afrika’yı öncekinden çok daha farklı bir yer haline getirdiği kesin. Ancak bu dönüşümün müspet manada olduğu veya olacağı bizce pek gerçekçi değil. Yaklaşık altı yüzyıldır her türlü vahşeti göğüsleyen; dilini, dinini, tarihini, benliğini ve hatta insanlığını kaybeden Afrika’yı Afrika üzerine yaptığı çalışmalarla da bilinen öykücü Ahmet Sait Akçay ile konuştuk.
Sömürgecilik ve Afrika; sanki özdeşleşmiş iki kavram gibi. İlk olarak Güney Afrika ve Kenya’da kaldığınız dönemlerde gözlemlerinizden yola çıkarak sömürgeci/sömürülen ilişkisi nasıl bir kimlik oluşturmuş, kısaca ona değinir misiniz?
Bu yazının devamı 189. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
189. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Dilin, Zihnin ve Ufkun Değişmesi Meselesi Üzerine
Çok çarpıcı bir kavrama dikkat çekiyorsunuz: ‘Tarihsizlik’… İslam Dünyası Fikri kitabınız, ‘tarihsizliğin’ uzantısı olarak ortaya çıkan bir kavram olan İslam Dünyası ve bu kavram çerçevesince oluşmuş bir kavramlar kümesine işaret ediyor.
İktidarın Soykütükleri
Batı’da cereyan eden fikrî ve toplumsal değişimlerle beraber bilhassa Rönesans’tan itibaren Skolastik düşünce ve dönemini temsil ve inşa eden Scholar’ın yerine bu defa modern düşünce ve dönemi inşa edecek olan Entelektüel geçiyor. Yani Hristiyanlığı temsil eden din adamının entelektüel kuvveti azalınca ve hadiseleri anlama ve açıklayıcı olmakta zorlanınca,
Mahalle, Değişen Mahalleler Ve Toplumsal Yapı Üzerine
Mahallenin ne olduğundan çok ne olmadığı üzerinden gitmek daha sağlıklı olabilir. Soruyu tersten sormak bazen daha zihin açıcı olabiliyor. Kitapta, genel geçer bir çerçeve oluşturacak şekilde tanımını bulmaya çalıştım. Şöyle özetleyebilirim: Geleneksel mahalle, bugün gördüğümüz ve anladığımız şeyden başka bir şey aslında.
Güney Afrikalı Nazarında İsrail Apartheidi
Sen onları ahlaklı olarak tanımlıyorsun ve ben de ama aynı zamanda ahlaklılığın doğasını da merak ediyorum. Ahlak, tarafsızlık, ılımlılık, her iki taraf… Bunların bağlamları yok mu? Açık adaletsizlik konusunda ılımlı olmak gerçekten bir erdem midir?
Müslüman Aydın Kekemeliği Üzerine
“Kekemelik” halinin bilgi alışverişiyle, akletmekle, tefekkür etmekle alakası olmadığına göre, burada lisana yansıyan arızaları söz konusu ediyoruz demektir. Röportaj boyunca da kekemeliği içten kaynaklanan bir arıza olarak göreceğimizi beyan edelim.
Alışverişe devam et