Çoğumuz için bir kıta değil de bir ülke sandığı, medyanın yüklediği ajitatif simgesel anlamdan başka bir anlamı olmayan ve çoğunlukla ‘sömürge’liği hatırlatan ‘kara kıta’ Afrika’yı konuşmak istiyoruz. Afrika’yı konuşmak istiyoruz çünkü Afrika’nın acılı tarihinden bile bihaber iken orada bir canlılığın olduğunu ve oradaki insanların dünyanın geri kalanından daha az konuşulmaya değer olmadığını düşünüyoruz. Kolonyal sürecin açtığı yaraları saramadan post kolonyal süreç ile maddi sömürünün artık daha güçlü ve karşı konulamaz manevi sömürürü ile pekiştiği bir dönemde Afrika’yı anlamaya çalışmak bizce artık çok daha değerli. Zira gelecekte dünya nüfusunun büyük çoğunluğunun yaşaması ve küresel bir belirleyen/güç olması öngörülen Afrika’da yaşanan ve yaşanıla gelen trajedi her ne kadar umursamasa da dünyayı aynı zamanda farklı bir yönden de etkileyecek. Kolonyal zulmün ardından başlayan post kolonyal zulmün Afrika’yı öncekinden çok daha farklı bir yer haline getirdiği kesin. Ancak bu dönüşümün müspet manada olduğu veya olacağı bizce pek gerçekçi değil. Yaklaşık altı yüzyıldır her türlü vahşeti göğüsleyen; dilini, dinini, tarihini, benliğini ve hatta insanlığını kaybeden Afrika’yı Afrika üzerine yaptığı çalışmalarla da bilinen öykücü Ahmet Sait Akçay ile konuştuk.
Sömürgecilik ve Afrika; sanki özdeşleşmiş iki kavram gibi. İlk olarak Güney Afrika ve Kenya’da kaldığınız dönemlerde gözlemlerinizden yola çıkarak sömürgeci/sömürülen ilişkisi nasıl bir kimlik oluşturmuş, kısaca ona değinir misiniz?
Bu yazının devamı
189. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
(Cerh-Tadil ve Metin Tenkidi) Geçmişten günümüze İslami literatür, hususen rivayete dayalı kaynaklarımız için düşündüğümüzde ‘tenkid’ kavramını nasıl bir yere koyabiliriz? Tenkit ile ister olumlu yönleri ortaya çıkarmayı ve ister olumsuz yönleri ortaya çıkarıp eleştirmeyi kastedelim,
Mahallenin ne olduğundan çok ne olmadığı üzerinden gitmek daha sağlıklı olabilir. Soruyu tersten sormak bazen daha zihin açıcı olabiliyor. Kitapta, genel geçer bir çerçeve oluşturacak şekilde tanımını bulmaya çalıştım. Şöyle özetleyebilirim: Geleneksel mahalle, bugün gördüğümüz ve anladığımız şeyden başka bir şey aslında.
Gözünün içine baka baka hesaplaşmak şöyle dursun, düşünmenin korku nesnesi muamelesi gördüğü bir toplumsal vasatı tarif ediyor Cemil Meriç: ‘…düşüncenin kuduz bir köpek gibi kovalandığı topraklar…’ ‘Düşünce’ sahipsiz, ortada… ‘Düşünmek’ ise asil ve soylu bir aidiyete sahip…
Muhafazakârlık nedir, neyi muhafaza eder? Ya da nasıl muhafaza eder, neye karşı muhafaza eder? Aslında muhafaza edilmeli mi? Bir ideoloji veya değil, bir siyasal tepki veya değil, bir alışkanlık veya değil ama en az iki asırdır etkin olan bu güç neyin nesi? Muhafazakârlığın kültüre, siyasete ve gündelik yaşama etkileri nelerdir?
Cabbar ve kahhar olan bir ülkenin, zalim bir topluluğun ürünlerini, siyasetini boykot etmek bence insani olarak da İslami olarak da son derece erdemli ve değerli bir tutum. Ama burada boykotun düzeyinin böyle Starbucks kahve zinciri veya başka bir market üzerinden
Afrika, Sömürgecilik ve Kimlik Üzerine
Röportaj: Haluk Polat
Çoğumuz için bir kıta değil de bir ülke sandığı, medyanın yüklediği ajitatif simgesel anlamdan başka bir anlamı olmayan ve çoğunlukla ‘sömürge’liği hatırlatan ‘kara kıta’ Afrika’yı konuşmak istiyoruz. Afrika’yı konuşmak istiyoruz çünkü Afrika’nın acılı tarihinden bile bihaber iken orada bir canlılığın olduğunu ve oradaki insanların dünyanın geri kalanından daha az konuşulmaya değer olmadığını düşünüyoruz. Kolonyal sürecin açtığı yaraları saramadan post kolonyal süreç ile maddi sömürünün artık daha güçlü ve karşı konulamaz manevi sömürürü ile pekiştiği bir dönemde Afrika’yı anlamaya çalışmak bizce artık çok daha değerli. Zira gelecekte dünya nüfusunun büyük çoğunluğunun yaşaması ve küresel bir belirleyen/güç olması öngörülen Afrika’da yaşanan ve yaşanıla gelen trajedi her ne kadar umursamasa da dünyayı aynı zamanda farklı bir yönden de etkileyecek. Kolonyal zulmün ardından başlayan post kolonyal zulmün Afrika’yı öncekinden çok daha farklı bir yer haline getirdiği kesin. Ancak bu dönüşümün müspet manada olduğu veya olacağı bizce pek gerçekçi değil. Yaklaşık altı yüzyıldır her türlü vahşeti göğüsleyen; dilini, dinini, tarihini, benliğini ve hatta insanlığını kaybeden Afrika’yı Afrika üzerine yaptığı çalışmalarla da bilinen öykücü Ahmet Sait Akçay ile konuştuk.
Sömürgecilik ve Afrika; sanki özdeşleşmiş iki kavram gibi. İlk olarak Güney Afrika ve Kenya’da kaldığınız dönemlerde gözlemlerinizden yola çıkarak sömürgeci/sömürülen ilişkisi nasıl bir kimlik oluşturmuş, kısaca ona değinir misiniz?
Bu yazının devamı 189. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Rivayete Dayalı Kaynaklarımızı Tenkid Zorunluluğu Üzerine
(Cerh-Tadil ve Metin Tenkidi) Geçmişten günümüze İslami literatür, hususen rivayete dayalı kaynaklarımız için düşündüğümüzde ‘tenkid’ kavramını nasıl bir yere koyabiliriz? Tenkit ile ister olumlu yönleri ortaya çıkarmayı ve ister olumsuz yönleri ortaya çıkarıp eleştirmeyi kastedelim,
Mahalle, Değişen Mahalleler Ve Toplumsal Yapı Üzerine
Mahallenin ne olduğundan çok ne olmadığı üzerinden gitmek daha sağlıklı olabilir. Soruyu tersten sormak bazen daha zihin açıcı olabiliyor. Kitapta, genel geçer bir çerçeve oluşturacak şekilde tanımını bulmaya çalıştım. Şöyle özetleyebilirim: Geleneksel mahalle, bugün gördüğümüz ve anladığımız şeyden başka bir şey aslında.
Dilin, Zihnin ve Ufkun Daralması Meselesi Üzerine
Gözünün içine baka baka hesaplaşmak şöyle dursun, düşünmenin korku nesnesi muamelesi gördüğü bir toplumsal vasatı tarif ediyor Cemil Meriç: ‘…düşüncenin kuduz bir köpek gibi kovalandığı topraklar…’ ‘Düşünce’ sahipsiz, ortada… ‘Düşünmek’ ise asil ve soylu bir aidiyete sahip…
Muhafazakârlık Üzerine
Muhafazakârlık nedir, neyi muhafaza eder? Ya da nasıl muhafaza eder, neye karşı muhafaza eder? Aslında muhafaza edilmeli mi? Bir ideoloji veya değil, bir siyasal tepki veya değil, bir alışkanlık veya değil ama en az iki asırdır etkin olan bu güç neyin nesi? Muhafazakârlığın kültüre, siyasete ve gündelik yaşama etkileri nelerdir?
Filistin Üzerine; Ameli Boyutu Olmayan Siyaset
Cabbar ve kahhar olan bir ülkenin, zalim bir topluluğun ürünlerini, siyasetini boykot etmek bence insani olarak da İslami olarak da son derece erdemli ve değerli bir tutum. Ama burada boykotun düzeyinin böyle Starbucks kahve zinciri veya başka bir market üzerinden
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.