Yardımlaşma kavramı ile tefsiri buluşturmadan evvel, tefsir ile olan ünsiyetinizin hikâyesini bizimle paylaşır mısınız? Çocukken, hafızlık yaparken; bir yandan da Kur’an-ı Kerim’in mânâları dikkatimi çekerdi. Zaman zaman bazı konuları düşünüp sorularıma cevaplar aradığımda; bir bakardım ki o konuyla ilgili çok çarpıcı bir ayetle karşılaşmışım. Bu da çok hoşuma giderdi. Kur’an’ın bu yanı çok dikkat çekiciydi benim için. Yine aynı şekilde okuduğum kaynaklarda, tefsirlerde yahut da zaman zaman dinlediğim hatiplerin, bir konuyu işlerken Kur’an-ı Kerim’in farklı surelerinden ayetler getirip buluşturdukları ve bir anlam bütünlüğü içerisinde, adeta örgüyü andıran ve çok hoş bir resme dönüşen anlatımlar bütünlüğü, gerçekten çok hoşuma giderdi. Kur’an-ı Kerim’in adeta bu dinamik yanı çok çarpıcıydı. Dolayısıyla buna merak saldım. Dikkatimi çeken, hoşuma giden, beni ansızın çarpan ayetleri kendi kendime düşünür, bunlar üzerinde tefekkür ederdim. Bu bireysel boyutta olan şeyler yani. Ve daha sonra bunları paylaşmaya başlayınca etrafımızdaki başka insanların da, çok çarpıcı bulduğunuz ayetleri aynı şekilde değerlendirebildiğini, hissedebildiğini görüyorsunuz. Bu bir süreç, yani böyle devam ediyor.
Bu yazının devamı
186. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Gözünün içine baka baka hesaplaşmak şöyle dursun, düşünmenin korku nesnesi muamelesi gördüğü bir toplumsal vasatı tarif ediyor Cemil Meriç: ‘…düşüncenin kuduz bir köpek gibi kovalandığı topraklar…’ ‘Düşünce’ sahipsiz, ortada… ‘Düşünmek’ ise asil ve soylu bir aidiyete sahip…
Gerek üniversite, gerek sivil toplum kuruluşları, gerekse de toplumsal tepkilerin ekseriyeti Filistin’in yanında, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı şiddet ve ‘soykırım’ sarmalının karşısında… Olayın bir de entelektüel, akademik dünyaya yansımaları söz konusu.
İslam dininin siyaset ile ilişkisi ihtiyaçlar, şartlar, mecburiyetler karşısında ve bir doğallık içerisinde akıp gelmiştir. Dahası, yeni kitabımda açıklamaya çalıştığım gibi, sekiz ile on birinci asırlar arasındaki İslam dinini temsil eden, günümüz terminolojisi ile Sünni ve Şii dediğimiz ulema, devletle aralarına mesafe koymuşlardır.
Dolayısıyla ne yapmamız lazım? Evvela uyanış. Artık anlamamız lazım bu projenin detaylarını ama bütün cephelerini anlamamız lazım. Sonra da karşı tedbir olarak evvela bir korunma, yani bir algoritma analizi yapan, algoritma filtrasyonu yapan
“İnsan insanın kurdudur.” kabulünden yola çıkan Hobbes, bu insanların güvenli bir şekilde yaşayabilmeleri için Leviathan’a ihtiyaçları olduğunu belirtir. Bu ihtiyacın oluşumu olan modern devlet, insanı da oluşumunun içine dahil ederek onu vatandaş kılar.
“Yardımlaşmak ve Birr’e Ermek”
Röportaj: Nida Dergisi
Halis Aydemir ile Röportaj
Yardımlaşma kavramı ile tefsiri buluşturmadan evvel, tefsir ile olan ünsiyetinizin hikâyesini bizimle paylaşır mısınız? Çocukken, hafızlık yaparken; bir yandan da Kur’an-ı Kerim’in mânâları dikkatimi çekerdi. Zaman zaman bazı konuları düşünüp sorularıma cevaplar aradığımda; bir bakardım ki o konuyla ilgili çok çarpıcı bir ayetle karşılaşmışım. Bu da çok hoşuma giderdi. Kur’an’ın bu yanı çok dikkat çekiciydi benim için. Yine aynı şekilde okuduğum kaynaklarda, tefsirlerde yahut da zaman zaman dinlediğim hatiplerin, bir konuyu işlerken Kur’an-ı Kerim’in farklı surelerinden ayetler getirip buluşturdukları ve bir anlam bütünlüğü içerisinde, adeta örgüyü andıran ve çok hoş bir resme dönüşen anlatımlar bütünlüğü, gerçekten çok hoşuma giderdi. Kur’an-ı Kerim’in adeta bu dinamik yanı çok çarpıcıydı. Dolayısıyla buna merak saldım. Dikkatimi çeken, hoşuma giden, beni ansızın çarpan ayetleri kendi kendime düşünür, bunlar üzerinde tefekkür ederdim. Bu bireysel boyutta olan şeyler yani. Ve daha sonra bunları paylaşmaya başlayınca etrafımızdaki başka insanların da, çok çarpıcı bulduğunuz ayetleri aynı şekilde değerlendirebildiğini, hissedebildiğini görüyorsunuz. Bu bir süreç, yani böyle devam ediyor.
Bu yazının devamı 186. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Dilin, Zihnin ve Ufkun Daralması Meselesi Üzerine
Gözünün içine baka baka hesaplaşmak şöyle dursun, düşünmenin korku nesnesi muamelesi gördüğü bir toplumsal vasatı tarif ediyor Cemil Meriç: ‘…düşüncenin kuduz bir köpek gibi kovalandığı topraklar…’ ‘Düşünce’ sahipsiz, ortada… ‘Düşünmek’ ise asil ve soylu bir aidiyete sahip…
Filozofun Gazze ile İmtihanına Dair
Gerek üniversite, gerek sivil toplum kuruluşları, gerekse de toplumsal tepkilerin ekseriyeti Filistin’in yanında, İsrail’in Gazze’ye uyguladığı şiddet ve ‘soykırım’ sarmalının karşısında… Olayın bir de entelektüel, akademik dünyaya yansımaları söz konusu.
İslam ve Siyaset Üzerine
İslam dininin siyaset ile ilişkisi ihtiyaçlar, şartlar, mecburiyetler karşısında ve bir doğallık içerisinde akıp gelmiştir. Dahası, yeni kitabımda açıklamaya çalıştığım gibi, sekiz ile on birinci asırlar arasındaki İslam dinini temsil eden, günümüz terminolojisi ile Sünni ve Şii dediğimiz ulema, devletle aralarına mesafe koymuşlardır.
“Zihni Örtülmüş Durumdaki İnsanlar Haksızlığa Karşı Nasıl Mücadele Verecek?”
Dolayısıyla ne yapmamız lazım? Evvela uyanış. Artık anlamamız lazım bu projenin detaylarını ama bütün cephelerini anlamamız lazım. Sonra da karşı tedbir olarak evvela bir korunma, yani bir algoritma analizi yapan, algoritma filtrasyonu yapan
Devletin Ne’liği Üzerine
“İnsan insanın kurdudur.” kabulünden yola çıkan Hobbes, bu insanların güvenli bir şekilde yaşayabilmeleri için Leviathan’a ihtiyaçları olduğunu belirtir. Bu ihtiyacın oluşumu olan modern devlet, insanı da oluşumunun içine dahil ederek onu vatandaş kılar.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.