İsfahan, Kaşhan, Tebriz, Tahran, Kum, Meşhed, Nişabur, Şiraz gibi şehirleriyle şarkın şiiri… Hafız, Firdevsî, Sadi, Şehriyar, Furuğ bu şiirle sesleniyorlar efsunlu ülkeden kalplerimize ve ele geçiriyor ruhumuzu bir tutam şiir…
Ünlü tarihçi Arnold Toynbee’nin tespitine göre, durduğu yerde medeniyet üreten üç büyük medeniyet vardır; bunların biri Çin, biri Hint biri de Fars (İran) medeniyeti. Seyahat etmek ön yargıları kırar derler hakikaten de öyle. Uzun zamandır İran ülkesi, halkları hakkında araştırma yapıyor ve ilgiyle başta sineması olmak üzere kültür, medeniyet birikimi üzerine okumalara devam ediyorum. Anadolu’yu ve onun ruhunu tam anlamıyla kavrayabilmek için de bu coğrafyayı tanımaya ihtiyacımız var. Nitekim ortak köklere sahip medeniyetlerden geliyoruz.
Bu yazının devamı
196. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bir ülke sinemasında eğitim ve eğitimciler konusu araştırıldığında bunun farklı bileşenleri olduğu gözlenebilir. Nitekim sinemamızda 1960-1990 yılları arasında eğitimci/öğretmen mevzusunu ele alan yapımlara bakıldığında askeri vesayet,
Zayıf, güçlüye; aciz, kuvvetliye; eksik, mükemmele; çirkin, güzele; küçük, büyüğe özenir, benzemek ister. İnsanlar da böyledir, toplumlar da. Edebiyatta da çoğunlukla benzetme (teşbih) sanatının kuralı budur. Güçlü zayıfa benzetilmez; zayıf güçlüye benzetilir.
“Edebiyat” ile “edeb” Arapçada aynı kökten türetilen kelimelerdir. Edebi eser verenlere de yine aynı kökten türetilen “edib” adı verilir. Bu sebeple edebiyat ile edeb arasında kopmaz bir bağ vardır. Bu bağı koparan her türlü eser de
Yol bazen çok uzunmuş gibi gelir insana.
Yapılacak şeyleri yaymışsındır daha yaşayacağını sandığın hayatına.
Kafanda hayata dair kaba taslak bir plan vardır.
Birgün aniden birşeyler oluverir.
Birden yolunun kısaldığını anlarsın.
Her an başka başka nedenlerle seni bulabilecek “son” düşüncesi daha da yakınlaşmıştır sana.
Sığdırmaya çalışırsın kısalan yoluna, uzunca gördüğün yol için düşündüklerini.
Sırada ne var? Sükûnun ebedi olmadığı aşikâr. O halde bir ses çık-ar-malı. Bir ses ki çarkı yeniden döndürsün. İlk kıvılcımı atsın da hareket başlasın. Peki, nasıl olmalı bu ses? Hafifçe mi, aniden mi, sert bir şekilde mi? Tercih ikinciden yana.
Kadim Medeniyetlerin Efsunlu Coğrafyası: İran
Âşık garip coğrafyasına özlemle…
İran… Şiirin ve güllerin ülkesi…
İsfahan, Kaşhan, Tebriz, Tahran, Kum, Meşhed, Nişabur, Şiraz gibi şehirleriyle şarkın şiiri… Hafız, Firdevsî, Sadi, Şehriyar, Furuğ bu şiirle sesleniyorlar efsunlu ülkeden kalplerimize ve ele geçiriyor ruhumuzu bir tutam şiir…
Ünlü tarihçi Arnold Toynbee’nin tespitine göre, durduğu yerde medeniyet üreten üç büyük medeniyet vardır; bunların biri Çin, biri Hint biri de Fars (İran) medeniyeti. Seyahat etmek ön yargıları kırar derler hakikaten de öyle. Uzun zamandır İran ülkesi, halkları hakkında araştırma yapıyor ve ilgiyle başta sineması olmak üzere kültür, medeniyet birikimi üzerine okumalara devam ediyorum. Anadolu’yu ve onun ruhunu tam anlamıyla kavrayabilmek için de bu coğrafyayı tanımaya ihtiyacımız var. Nitekim ortak köklere sahip medeniyetlerden geliyoruz.
Bu yazının devamı 196. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
1980’li Yıllarda Türkiye’de Öğretmen (1988) Olmak
Bir ülke sinemasında eğitim ve eğitimciler konusu araştırıldığında bunun farklı bileşenleri olduğu gözlenebilir. Nitekim sinemamızda 1960-1990 yılları arasında eğitimci/öğretmen mevzusunu ele alan yapımlara bakıldığında askeri vesayet,
İslam Neyin Nesi
Zayıf, güçlüye; aciz, kuvvetliye; eksik, mükemmele; çirkin, güzele; küçük, büyüğe özenir, benzemek ister. İnsanlar da böyledir, toplumlar da. Edebiyatta da çoğunlukla benzetme (teşbih) sanatının kuralı budur. Güçlü zayıfa benzetilmez; zayıf güçlüye benzetilir.
Sosyal Medya Edebiyatı (Mı?)
“Edebiyat” ile “edeb” Arapçada aynı kökten türetilen kelimelerdir. Edebi eser verenlere de yine aynı kökten türetilen “edib” adı verilir. Bu sebeple edebiyat ile edeb arasında kopmaz bir bağ vardır. Bu bağı koparan her türlü eser de
Yolun Sonu Görününce!
Yol bazen çok uzunmuş gibi gelir insana.
Yapılacak şeyleri yaymışsındır daha yaşayacağını sandığın hayatına.
Kafanda hayata dair kaba taslak bir plan vardır.
Birgün aniden birşeyler oluverir.
Birden yolunun kısaldığını anlarsın.
Her an başka başka nedenlerle seni bulabilecek “son” düşüncesi daha da yakınlaşmıştır sana.
Sığdırmaya çalışırsın kısalan yoluna, uzunca gördüğün yol için düşündüklerini.
Sessizlik Öyküleri I
Sırada ne var? Sükûnun ebedi olmadığı aşikâr. O halde bir ses çık-ar-malı. Bir ses ki çarkı yeniden döndürsün. İlk kıvılcımı atsın da hareket başlasın. Peki, nasıl olmalı bu ses? Hafifçe mi, aniden mi, sert bir şekilde mi? Tercih ikinciden yana.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.