“Barış iğneyi kendine batırır/Çuvaldızı başkasına”
Rivayet olunur ki İran Modernleşmesi’nin öncülerinden Rıza Pehlevi, kendisine “Harf ve Dil” konusunda da yenilik tavsiye edenlere: “O zaman halkımız Hafız’ı nasıl okuyacak?” diye sormuştur ve bu talebe sırt çevirmiştir. Çünkü Hafız, İranlılar için bir milletin atan kalbidir. Her evde en az bir tane Hafız Divanı olduğu söylenir. Benzer bir durumu Rusya’da Puşkin üzerinden okuyabiliriz. Rusya, eskinin izlerini silme adına, yerleşim yerlerinin adlarını değiştirme yoluna gitmiştir. Böylece yeni düzeni yerleştirmek daha kolay olacaktır. Pek çok yer ismi değiştirilirken sadece birkaç isme dokunulmamıştır. Onlardan birisi de Bahçesaray’dır. Çünkü Bahçesaray, Puşkin’in mısralarında geçmektedir. Bu mısralar Rus halkının zihninden silinmedikçe Bahçesaray’ın adını değiştirmek pek mümkün olmayacaktır. Üçüncü bir örnek olaraksa Mehmet Akif Ersoy ve İstiklal Marşı’nı anabiliriz. Her ne kadar kimi dönemler yalnızlığa terk edilse de, Mehmet Akif yazmış olduğu şiirle pek çok kavram ve kelimeyi de koruma altına almıştır. Onların etrafına muhkem surlar örmüştür. Zamanla, kullanım ve dolaşım alanları azalsa bile, bir kelime İstiklal Marşı’nda kendisine yer bulmuşsa, zamanın ve insanların üzerine yığdığı tortuları temizlemek daha kolay olacaktır.
Bu yazının devamı
213. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Malik b. Nebi, Rumuzlu Neşîdeler adlı şiirinde: “Ey ekin peşindeki kardeşim, tohumuKendi tarlandan da uzaklara saçGün gelir, uzun yollar düşerse menzilineSana doğru haykıran sesler de duyacaksın” demekteydi. Muhsin de öyle yaptı ve tohumlarını, gücünün yettiği en uzak topraklara kadar saçmaya çalıştı. Şimdi ise o tohumlar boy vermiş, bereketli bir başak misali karşısında duruyor ve kendi …
11 Eylül sonrası dünya sinemalarında öne çıkan önemli bir mesele de Müslüman kadınların toplumdaki konumu, değeri üzerindedir. Bu meselenin can alıcı tarafını ikiye ayırdığımızda kadınların gerek İslam toplumunda gerekse
Ken Loach’un “Sorry We Mıssed You” filmi, modern kapitalist dünyanın en güncel ve en görünmez yüzü olan güvencesiz çalışma biçimlerini ve bunun bir ailenin dokusuna nasıl sirayet ettiğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Tevfikbey Mahallesi’nin ara sokaklarında yeni aldığı Chelsea botunun kaldırımı döven sesiyle yürüyordu. Otobüsten iner inmez akşam ezanı kulaklarına dolmuştu. Etrafı şöyle bir kolaçan etti, Sefaköy’ün boğuk, tıkış tıkış binaları arasında tek bir minare yükselmiyordu.
‘Kelimelerin kalbi neresidir?’ diye soracak olduğumda; soruma karşı bir soruyu duyuveriyorum: ‘Kelimelerin bir kalbi var mıdır?’ Sorular çoğalıyor… ’Peki kalbin bir raf ömrü var mıdır?’ ‘Bedenin ve kalbin ölümü hep eş zamanlı mıdır?’ ‘Hem çürümenin hem de onarımın merkezi orası mı oluyor?’ ‘Ne emek ne ekmek önce kalbimiz bozuluyor, diyen haklı mı?’
Barış’a da Bir Sorsalar
“Barış iğneyi kendine batırır/Çuvaldızı başkasına”
Rivayet olunur ki İran Modernleşmesi’nin öncülerinden Rıza Pehlevi, kendisine “Harf ve Dil” konusunda da yenilik tavsiye edenlere: “O zaman halkımız Hafız’ı nasıl okuyacak?” diye sormuştur ve bu talebe sırt çevirmiştir. Çünkü Hafız, İranlılar için bir milletin atan kalbidir. Her evde en az bir tane Hafız Divanı olduğu söylenir. Benzer bir durumu Rusya’da Puşkin üzerinden okuyabiliriz. Rusya, eskinin izlerini silme adına, yerleşim yerlerinin adlarını değiştirme yoluna gitmiştir. Böylece yeni düzeni yerleştirmek daha kolay olacaktır. Pek çok yer ismi değiştirilirken sadece birkaç isme dokunulmamıştır. Onlardan birisi de Bahçesaray’dır. Çünkü Bahçesaray, Puşkin’in mısralarında geçmektedir. Bu mısralar Rus halkının zihninden silinmedikçe Bahçesaray’ın adını değiştirmek pek mümkün olmayacaktır. Üçüncü bir örnek olaraksa Mehmet Akif Ersoy ve İstiklal Marşı’nı anabiliriz. Her ne kadar kimi dönemler yalnızlığa terk edilse de, Mehmet Akif yazmış olduğu şiirle pek çok kavram ve kelimeyi de koruma altına almıştır. Onların etrafına muhkem surlar örmüştür. Zamanla, kullanım ve dolaşım alanları azalsa bile, bir kelime İstiklal Marşı’nda kendisine yer bulmuşsa, zamanın ve insanların üzerine yığdığı tortuları temizlemek daha kolay olacaktır.
Bu yazının devamı 213. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Pencere Değiştikçe Manzara Değişir
Malik b. Nebi, Rumuzlu Neşîdeler adlı şiirinde: “Ey ekin peşindeki kardeşim, tohumuKendi tarlandan da uzaklara saçGün gelir, uzun yollar düşerse menzilineSana doğru haykıran sesler de duyacaksın” demekteydi. Muhsin de öyle yaptı ve tohumlarını, gücünün yettiği en uzak topraklara kadar saçmaya çalıştı. Şimdi ise o tohumlar boy vermiş, bereketli bir başak misali karşısında duruyor ve kendi …
Afganistan’a Yolculuk ve Sabır Taşı’nın Çatlaması
11 Eylül sonrası dünya sinemalarında öne çıkan önemli bir mesele de Müslüman kadınların toplumdaki konumu, değeri üzerindedir. Bu meselenin can alıcı tarafını ikiye ayırdığımızda kadınların gerek İslam toplumunda gerekse
Neo-Liberal Zincirler: Gig Ekonomisinin Görünmez Prangaları ve Kurye Hayatları
Ken Loach’un “Sorry We Mıssed You” filmi, modern kapitalist dünyanın en güncel ve en görünmez yüzü olan güvencesiz çalışma biçimlerini ve bunun bir ailenin dokusuna nasıl sirayet ettiğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Kaymak
Tevfikbey Mahallesi’nin ara sokaklarında yeni aldığı Chelsea botunun kaldırımı döven sesiyle yürüyordu. Otobüsten iner inmez akşam ezanı kulaklarına dolmuştu. Etrafı şöyle bir kolaçan etti, Sefaköy’ün boğuk, tıkış tıkış binaları arasında tek bir minare yükselmiyordu.
Günlerden Bir Gün
‘Kelimelerin kalbi neresidir?’ diye soracak olduğumda; soruma karşı bir soruyu duyuveriyorum: ‘Kelimelerin bir kalbi var mıdır?’ Sorular çoğalıyor… ’Peki kalbin bir raf ömrü var mıdır?’ ‘Bedenin ve kalbin ölümü hep eş zamanlı mıdır?’ ‘Hem çürümenin hem de onarımın merkezi orası mı oluyor?’ ‘Ne emek ne ekmek önce kalbimiz bozuluyor, diyen haklı mı?’
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.