Korkuya sebep olacak çevresel faktör olmadığı halde sürekli korku duygusunu besleyenler.
Korkunun en dehşet verici halini yaşadıkları halde cesaretini kaybetmeyenler.
Seyyah gözünü çimenlerin üzerinde açmış olmanın şaşkınlığıyla doğrulmuş. Etrafını incelerken buraya nasıl ve ne zaman geldiğini hatırlamaya çalışsa da başaramamış. Bu hiç bir tepenin görülmediği dümdüz araziyi adımlamış, kocaman ovanın her hangi bir yere varmadığını görmüş. Uzay boşluğunda öylece duran koca bir bahçe mi? Rüya mı, hayal mi, masal mı bilememiş seyyah… Yemyeşil kocaman bu arazinin ortasında iki büyük kapı varmış. Kapılar dik bir şekilde arazinin orta yerinde birbirlerine dönük ve hiçbir yerle bağlantısı olmadan duruyormuş. Seyyah merakla kapılardan birini açmış, içeri adım atmış. Farklı bir dünyaya açılmış kapı; yüzyıllar önceymiş sanki… Sağında bir anne ve yanında duran 3 çocuğu görmüş, solunda birer parmak boyunda birkaç ejderha. Seyyah bir yandan minik ejderhaların çimenlere ufak kıvılcımlar saçmalarına bakıyor; bir yandan da, annenin çocuklarına ejderhaları göstererek verdiği öğütlere şahit oluyormuş.
– Bakın çocuklarım, diyormuş korku dolu sesiyle. bunlar ejderhalar.
Bu yazının devamı
205. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Herkesin kendine yeteceği, kendini hep öncelemesi gerektiği; kendi çıkarlarını herkesin çıkarının üstünde tutması gerektiği, bir düşünce dünyası inşa ediliyor. Öyle ki hayatın merkezine sadece kendi benliğini koyup onun için gerekeni gözünü kırpmadan yapabiliyor.
Sinema ile yaşanmışlıklar arasında sıkı bir bağ olduğu gibi, sinemasal konjonktür ile gerçeklik, temsil ve ideolojilerin aktarımı üçgeninde de önemli bağlantılar mevcuttur. Sinema filmleri tarihsel olayları ve toplumsal vakaları yeniden irdelerken kurgu devreye girmektedir.
“Ey Rabbim! Bana ve anne-babama verdiğin nimet için şükretmeyi ve seni hoşnut edeceğim salih ameller yapmayı bana nasip et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!” (Neml, 27/19) Yokluk, fakirlik, kıt kanaat geçinmek hep fazilet sanıldı bir dönem… Haline şükretmek, isyan etmemekten bahsetmiyorum. Meşru sınırlar içinde daha fazla kazanmayı kerih görmenin yanlışlığına dikkat çekmek istiyorum. …
Kurduğunuz sistemin içinde kontrolü elden kaybederseniz yok olmaya mahkumsunuzdur. Devasa bir sistemin küçük dişlilerinden olarak, büyüklük rolüne soyunursanız da yok olmaya mahkum olursunuz. Gelişiminizi tamamlamadan, kendinizi olanın üzerinde görmek hem kendinizi hem de etrafınızdakileri felakete sürekler. Bunun farkına da varamazsınız. Farkındalık, ancak; felaketin size isabet etmesinden sonra gerçekleşir
Seyyah – III – Masalda üzerinde durulan duygu: Korku
Seyyah gözünü çimenlerin üzerinde açmış olmanın şaşkınlığıyla doğrulmuş. Etrafını incelerken buraya nasıl ve ne zaman geldiğini hatırlamaya çalışsa da başaramamış. Bu hiç bir tepenin görülmediği dümdüz araziyi adımlamış, kocaman ovanın her hangi bir yere varmadığını görmüş. Uzay boşluğunda öylece duran koca bir bahçe mi? Rüya mı, hayal mi, masal mı bilememiş seyyah… Yemyeşil kocaman bu arazinin ortasında iki büyük kapı varmış. Kapılar dik bir şekilde arazinin orta yerinde birbirlerine dönük ve hiçbir yerle bağlantısı olmadan duruyormuş. Seyyah merakla kapılardan birini açmış, içeri adım atmış. Farklı bir dünyaya açılmış kapı; yüzyıllar önceymiş sanki… Sağında bir anne ve yanında duran 3 çocuğu görmüş, solunda birer parmak boyunda birkaç ejderha. Seyyah bir yandan minik ejderhaların çimenlere ufak kıvılcımlar saçmalarına bakıyor; bir yandan da, annenin çocuklarına ejderhaları göstererek verdiği öğütlere şahit oluyormuş.
– Bakın çocuklarım, diyormuş korku dolu sesiyle. bunlar ejderhalar.
Bu yazının devamı 205. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Ne Kadar İhtimam Gösteriyoruz?
Herkesin kendine yeteceği, kendini hep öncelemesi gerektiği; kendi çıkarlarını herkesin çıkarının üstünde tutması gerektiği, bir düşünce dünyası inşa ediliyor. Öyle ki hayatın merkezine sadece kendi benliğini koyup onun için gerekeni gözünü kırpmadan yapabiliyor.
Süreyya’yı Sinemada Taşlamak
Sinema ile yaşanmışlıklar arasında sıkı bir bağ olduğu gibi, sinemasal konjonktür ile gerçeklik, temsil ve ideolojilerin aktarımı üçgeninde de önemli bağlantılar mevcuttur. Sinema filmleri tarihsel olayları ve toplumsal vakaları yeniden irdelerken kurgu devreye girmektedir.
Şair Tutanağı: Yağmur Duası
Bir karanlık bul ve onu yıka.
Akıl kıyısında eşelenme, kalp denizine dal. Karanlığı karanlıkla yenebileceğin düşüncesinden tevbe et.
“Var Evi Kerem Evi, Yok Evi Verem Evi”
“Ey Rabbim! Bana ve anne-babama verdiğin nimet için şükretmeyi ve seni hoşnut edeceğim salih ameller yapmayı bana nasip et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!” (Neml, 27/19) Yokluk, fakirlik, kıt kanaat geçinmek hep fazilet sanıldı bir dönem… Haline şükretmek, isyan etmemekten bahsetmiyorum. Meşru sınırlar içinde daha fazla kazanmayı kerih görmenin yanlışlığına dikkat çekmek istiyorum. …
Kurtlukta Düşeni Yemek Kanundur
Kurduğunuz sistemin içinde kontrolü elden kaybederseniz yok olmaya mahkumsunuzdur. Devasa bir sistemin küçük dişlilerinden olarak, büyüklük rolüne soyunursanız da yok olmaya mahkum olursunuz. Gelişiminizi tamamlamadan, kendinizi olanın üzerinde görmek hem kendinizi hem de etrafınızdakileri felakete sürekler. Bunun farkına da varamazsınız. Farkındalık, ancak; felaketin size isabet etmesinden sonra gerçekleşir
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.