Korkuya sebep olacak çevresel faktör olmadığı halde sürekli korku duygusunu besleyenler.
Korkunun en dehşet verici halini yaşadıkları halde cesaretini kaybetmeyenler.
Seyyah gözünü çimenlerin üzerinde açmış olmanın şaşkınlığıyla doğrulmuş. Etrafını incelerken buraya nasıl ve ne zaman geldiğini hatırlamaya çalışsa da başaramamış. Bu hiç bir tepenin görülmediği dümdüz araziyi adımlamış, kocaman ovanın her hangi bir yere varmadığını görmüş. Uzay boşluğunda öylece duran koca bir bahçe mi? Rüya mı, hayal mi, masal mı bilememiş seyyah… Yemyeşil kocaman bu arazinin ortasında iki büyük kapı varmış. Kapılar dik bir şekilde arazinin orta yerinde birbirlerine dönük ve hiçbir yerle bağlantısı olmadan duruyormuş. Seyyah merakla kapılardan birini açmış, içeri adım atmış. Farklı bir dünyaya açılmış kapı; yüzyıllar önceymiş sanki… Sağında bir anne ve yanında duran 3 çocuğu görmüş, solunda birer parmak boyunda birkaç ejderha. Seyyah bir yandan minik ejderhaların çimenlere ufak kıvılcımlar saçmalarına bakıyor; bir yandan da, annenin çocuklarına ejderhaları göstererek verdiği öğütlere şahit oluyormuş.
– Bakın çocuklarım, diyormuş korku dolu sesiyle. bunlar ejderhalar.
Bu yazının devamı
205. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Malik b. Nebi, Rumuzlu Neşîdeler adlı şiirinde: “Ey ekin peşindeki kardeşim, tohumuKendi tarlandan da uzaklara saçGün gelir, uzun yollar düşerse menzilineSana doğru haykıran sesler de duyacaksın” demekteydi. Muhsin de öyle yaptı ve tohumlarını, gücünün yettiği en uzak topraklara kadar saçmaya çalıştı. Şimdi ise o tohumlar boy vermiş, bereketli bir başak misali karşısında duruyor ve kendi …
Görsel bir çağda yaşıyoruz ve hareketli görüntüler, hayatımızı şekillendirmede büyük bir rol oynuyor. Filmler bize bir şeyler öğretebilir, bazı konular hakkında bizleri haberdar
İlk yazı çalışmalarının yayımlandığı dergilerden birinde, Nida dergisinde yıllar sonra söyleşimizin konuğusun. Bunun sende nasıl bir duygu ve düşünce dalgalanması yarattığını sormak isterim. Nida’da yayımlanan öykülerim yazın kariyerimde önemli bir yerde duruyor.
İnsan nedense gelip geçtikten sonra zamanla selamlaşır ya da bu selamlaşmayı o zaman fark eder. Onun içindir geçmiş zaman çok konuşulur. Ânın içindeyken ânı fark etmek gerçekten büyük bir gayret ve anlam gerektirir. Ve genellikle de gençlik yıllarında bu çok fark edilmez.
Kendimce bir hayal kuruyorum: 1930’larda çocukluğumu yaşıyorum. Eve gelen gazetenin arka sayfalarında çocuklar için bir tefrika yayınlanıyor ve ben her gün ne olacak merakıyla babamın, aslında gazetenin yolunu gözlüyorum.
Seyyah – III – Masalda üzerinde durulan duygu: Korku
Seyyah gözünü çimenlerin üzerinde açmış olmanın şaşkınlığıyla doğrulmuş. Etrafını incelerken buraya nasıl ve ne zaman geldiğini hatırlamaya çalışsa da başaramamış. Bu hiç bir tepenin görülmediği dümdüz araziyi adımlamış, kocaman ovanın her hangi bir yere varmadığını görmüş. Uzay boşluğunda öylece duran koca bir bahçe mi? Rüya mı, hayal mi, masal mı bilememiş seyyah… Yemyeşil kocaman bu arazinin ortasında iki büyük kapı varmış. Kapılar dik bir şekilde arazinin orta yerinde birbirlerine dönük ve hiçbir yerle bağlantısı olmadan duruyormuş. Seyyah merakla kapılardan birini açmış, içeri adım atmış. Farklı bir dünyaya açılmış kapı; yüzyıllar önceymiş sanki… Sağında bir anne ve yanında duran 3 çocuğu görmüş, solunda birer parmak boyunda birkaç ejderha. Seyyah bir yandan minik ejderhaların çimenlere ufak kıvılcımlar saçmalarına bakıyor; bir yandan da, annenin çocuklarına ejderhaları göstererek verdiği öğütlere şahit oluyormuş.
– Bakın çocuklarım, diyormuş korku dolu sesiyle. bunlar ejderhalar.
Bu yazının devamı 205. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Pencere Değiştikçe Manzara Değişir
Malik b. Nebi, Rumuzlu Neşîdeler adlı şiirinde: “Ey ekin peşindeki kardeşim, tohumuKendi tarlandan da uzaklara saçGün gelir, uzun yollar düşerse menzilineSana doğru haykıran sesler de duyacaksın” demekteydi. Muhsin de öyle yaptı ve tohumlarını, gücünün yettiği en uzak topraklara kadar saçmaya çalıştı. Şimdi ise o tohumlar boy vermiş, bereketli bir başak misali karşısında duruyor ve kendi …
1 Uzun 1 Kısa İle Sinema Okuryazarlığı: Demir Dev ve Ben Filistinliyim
Görsel bir çağda yaşıyoruz ve hareketli görüntüler, hayatımızı şekillendirmede büyük bir rol oynuyor. Filmler bize bir şeyler öğretebilir, bazı konular hakkında bizleri haberdar
Kurmacanın İzinden
İlk yazı çalışmalarının yayımlandığı dergilerden birinde, Nida dergisinde yıllar sonra söyleşimizin konuğusun. Bunun sende nasıl bir duygu ve düşünce dalgalanması yarattığını sormak isterim. Nida’da yayımlanan öykülerim yazın kariyerimde önemli bir yerde duruyor.
Zamanla Anladığımız Zaman…
İnsan nedense gelip geçtikten sonra zamanla selamlaşır ya da bu selamlaşmayı o zaman fark eder. Onun içindir geçmiş zaman çok konuşulur. Ânın içindeyken ânı fark etmek gerçekten büyük bir gayret ve anlam gerektirir. Ve genellikle de gençlik yıllarında bu çok fark edilmez.
Bir Çocuğun Karakutusu Olarak Oyuncak ve Dünyanın Türlü Türlü Halleri
Kendimce bir hayal kuruyorum: 1930’larda çocukluğumu yaşıyorum. Eve gelen gazetenin arka sayfalarında çocuklar için bir tefrika yayınlanıyor ve ben her gün ne olacak merakıyla babamın, aslında gazetenin yolunu gözlüyorum.
Alışverişe devam et