“İnsan özgür doğar, oysa her yerde zincire vurulmuştur.”
(Jean-Jacques Rousseau)
Öz
Çağdaş dünyada, manipülasyon bireylerin veya toplumların düşünce, duygu ve davranışlarını yönlendirme sanatı olarak ele alınırken; sosyal medya, siyaset ve kültür endüstrisi gibi alanlarda etkisini hissettirir. Zira böylesi bir yönelimi yorumlamak ise felsefenin sınırlarına dahil olan özgür irade, etik ve toplumsal dinamikler üzerine derin sorular doğurur. Böylesi bir dünyanın imalindeki sorulara yaklaşım çağdaş düşünürler tarafından insanın merkeze alındığı düşüncenin bireyi, toplumsal ve kültürel kodlarla sınırlayarak özgürlükten uzaklaştırdığını savunurlar. İktidar ilişkileri ve güç istenci bağlamında Foucault, bireylerin yönetim arzularının, manipülasyonun meşruiyetine katkı sağladığını belirtir. Deleuze ve Guattari, kapitalizmin bilinç ve bilinçdışı üzerindeki manipülatif etkilerini eleştirerek bireyin “şizo-özne” anlayışıyla bu etkilere karşı koyabileceğini vurgular. Kültür endüstrisi, sanat ve estetiği ticarileştirip yüzeyselleştirerek bireylerin duygusal algılarını yönetir, özgünlük yerine manipüle edilmiş bir özgürlük algısı sunar. Ancak düşüncenin yön değiştirmesi ve hakikate bağlılık, manipülatif çerçeveyi aşmak için bir çıkış yolu sunar. İnsan, bu bağlamda, düşünce ufkunu genişleterek özgürlük ve farkındalık yolculuğunu sürdürebilir.
Anahtar Kavramlar: Çağdaş Felsefe, Özne, Manipülasyon, Foucault, Deleuze ve Guattari.
Manipülasyon, bireylerin ya da toplumların düşüncelerini, duygularını veya davranışlarını bilinçli kontrol etme sanatıdır.
Bu yazının devamı
218. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bilinen insanlık tarihinin en kadim meselesidir göç… Bir yerden başka bir yere gitmek anlamında hareketi/dinamizmi/devingenliği havi bir boyuta sahiptir. Nedenleri çeşitlidir… Coğrafyanın zorlayıcılığı olabileceği gibi açlık-yoksulluk-kıtlık-savaş da olabilir… Bir inancın-itikadın-ideolojinin yayılmasını sağlamak ya da ticari faaliyetler de dahildir bu nedenlerin arasına… Her halükarda mekan değişimi söz konusudur ve bu değişim tarih boyunca başka değişimleri de beraberinde getirmiştir.
Tüm Müslüman toplumlarında, dolayısıyla ve özellikle Türkiye’de oldukça problemli, son derece tuhaf bir süreç yaşanıyor. Gerçi hemen herkesin kolaylıkla
“Sil” diyor “eğer bunu kabul etmiş olsaydık, savaşmazdık!”
Biri silmiyor, öteki bakıyor.
Sitem ve öfke; hücum ettiği gözlerde bir noktaya sabitlenmiş.
Bekliyorlar ama o, kendisi siliyor; artık anlaşma sağlanabilir…
Umutsuzluk ve ikilem.
Büyük insanlık kalabalığının tarih boyunca boy gösterdiği tutuculuğun en çok sanat olayı bahsinde ortaya çıktığı bilinmektedir. Yobazlar bazen sanatın herhangi bir dalını kullanarak öteki türlerine ve tiplerine muhalefet ederken bazen de doğrudan doğruya herhangi bir sanat dalını yasaklamaya, karalamaya, kötülemeye çalışarak icraatlarını sürdürmüşlerdir. Bu tutumun en vahim yanı kanaatimce din kisvesi altında yapılmış olmasıdır; en tehlikeli hali de budur.
İslam dünyası siyasal sömürgecilikten sonra epistemik sömürgecilik sürecini yaşamaktadır. Kendi dünyasına, tarihine, medeniyetine seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle ve kavramlarla bakanların epistemik sömürgenin ağına düşmeleri kaçınılmazdır. Kimilerinin İslam’ı, Kur’an’ı, hadisleri bile seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle değerlendirmesi, yorumlaması gelinen noktanın ne kadar endişe verici olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Çağdaş Dünyada Manipülasyonun İnşası
“İnsan özgür doğar, oysa her yerde zincire vurulmuştur.”
(Jean-Jacques Rousseau)
Öz
Çağdaş dünyada, manipülasyon bireylerin veya toplumların düşünce, duygu ve davranışlarını yönlendirme sanatı olarak ele alınırken; sosyal medya, siyaset ve kültür endüstrisi gibi alanlarda etkisini hissettirir. Zira böylesi bir yönelimi yorumlamak ise felsefenin sınırlarına dahil olan özgür irade, etik ve toplumsal dinamikler üzerine derin sorular doğurur. Böylesi bir dünyanın imalindeki sorulara yaklaşım çağdaş düşünürler tarafından insanın merkeze alındığı düşüncenin bireyi, toplumsal ve kültürel kodlarla sınırlayarak özgürlükten uzaklaştırdığını savunurlar. İktidar ilişkileri ve güç istenci bağlamında Foucault, bireylerin yönetim arzularının, manipülasyonun meşruiyetine katkı sağladığını belirtir. Deleuze ve Guattari, kapitalizmin bilinç ve bilinçdışı üzerindeki manipülatif etkilerini eleştirerek bireyin “şizo-özne” anlayışıyla bu etkilere karşı koyabileceğini vurgular. Kültür endüstrisi, sanat ve estetiği ticarileştirip yüzeyselleştirerek bireylerin duygusal algılarını yönetir, özgünlük yerine manipüle edilmiş bir özgürlük algısı sunar. Ancak düşüncenin yön değiştirmesi ve hakikate bağlılık, manipülatif çerçeveyi aşmak için bir çıkış yolu sunar. İnsan, bu bağlamda, düşünce ufkunu genişleterek özgürlük ve farkındalık yolculuğunu sürdürebilir.
Anahtar Kavramlar: Çağdaş Felsefe, Özne, Manipülasyon, Foucault, Deleuze ve Guattari.
Bu yazının devamı 218. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kim Yerli? Kim Göçmen? Kim Yabancı?
Bilinen insanlık tarihinin en kadim meselesidir göç… Bir yerden başka bir yere gitmek anlamında hareketi/dinamizmi/devingenliği havi bir boyuta sahiptir. Nedenleri çeşitlidir… Coğrafyanın zorlayıcılığı olabileceği gibi açlık-yoksulluk-kıtlık-savaş da olabilir… Bir inancın-itikadın-ideolojinin yayılmasını sağlamak ya da ticari faaliyetler de dahildir bu nedenlerin arasına… Her halükarda mekan değişimi söz konusudur ve bu değişim tarih boyunca başka değişimleri de beraberinde getirmiştir.
“Dosdoğru Yol”un Sapakları ve Gidişatı Dosdoğru Kılmak Üzerine
Tüm Müslüman toplumlarında, dolayısıyla ve özellikle Türkiye’de oldukça problemli, son derece tuhaf bir süreç yaşanıyor. Gerçi hemen herkesin kolaylıkla
Diplomatik Tavır: İlkesiz İlişkiler
“Sil” diyor “eğer bunu kabul etmiş olsaydık, savaşmazdık!”
Biri silmiyor, öteki bakıyor.
Sitem ve öfke; hücum ettiği gözlerde bir noktaya sabitlenmiş.
Bekliyorlar ama o, kendisi siliyor; artık anlaşma sağlanabilir…
Umutsuzluk ve ikilem.
Kaçıncı Sanattır Müzik
Büyük insanlık kalabalığının tarih boyunca boy gösterdiği tutuculuğun en çok sanat olayı bahsinde ortaya çıktığı bilinmektedir. Yobazlar bazen sanatın herhangi bir dalını kullanarak öteki türlerine ve tiplerine muhalefet ederken bazen de doğrudan doğruya herhangi bir sanat dalını yasaklamaya, karalamaya, kötülemeye çalışarak icraatlarını sürdürmüşlerdir. Bu tutumun en vahim yanı kanaatimce din kisvesi altında yapılmış olmasıdır; en tehlikeli hali de budur.
Postmodern Dönemde Epistemik Şiddet
İslam dünyası siyasal sömürgecilikten sonra epistemik sömürgecilik sürecini yaşamaktadır. Kendi dünyasına, tarihine, medeniyetine seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle ve kavramlarla bakanların epistemik sömürgenin ağına düşmeleri kaçınılmazdır. Kimilerinin İslam’ı, Kur’an’ı, hadisleri bile seküler zihin kalıplarıyla, perspektiflerle değerlendirmesi, yorumlaması gelinen noktanın ne kadar endişe verici olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.