“İnsan özgür doğar, oysa her yerde zincire vurulmuştur.”
(Jean-Jacques Rousseau)
Öz
Çağdaş dünyada, manipülasyon bireylerin veya toplumların düşünce, duygu ve davranışlarını yönlendirme sanatı olarak ele alınırken; sosyal medya, siyaset ve kültür endüstrisi gibi alanlarda etkisini hissettirir. Zira böylesi bir yönelimi yorumlamak ise felsefenin sınırlarına dahil olan özgür irade, etik ve toplumsal dinamikler üzerine derin sorular doğurur. Böylesi bir dünyanın imalindeki sorulara yaklaşım çağdaş düşünürler tarafından insanın merkeze alındığı düşüncenin bireyi, toplumsal ve kültürel kodlarla sınırlayarak özgürlükten uzaklaştırdığını savunurlar. İktidar ilişkileri ve güç istenci bağlamında Foucault, bireylerin yönetim arzularının, manipülasyonun meşruiyetine katkı sağladığını belirtir. Deleuze ve Guattari, kapitalizmin bilinç ve bilinçdışı üzerindeki manipülatif etkilerini eleştirerek bireyin “şizo-özne” anlayışıyla bu etkilere karşı koyabileceğini vurgular. Kültür endüstrisi, sanat ve estetiği ticarileştirip yüzeyselleştirerek bireylerin duygusal algılarını yönetir, özgünlük yerine manipüle edilmiş bir özgürlük algısı sunar. Ancak düşüncenin yön değiştirmesi ve hakikate bağlılık, manipülatif çerçeveyi aşmak için bir çıkış yolu sunar. İnsan, bu bağlamda, düşünce ufkunu genişleterek özgürlük ve farkındalık yolculuğunu sürdürebilir.
Anahtar Kavramlar: Çağdaş Felsefe, Özne, Manipülasyon, Foucault, Deleuze ve Guattari.
Manipülasyon, bireylerin ya da toplumların düşüncelerini, duygularını veya davranışlarını bilinçli kontrol etme sanatıdır.
Bu yazının devamı
218. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Kur’ân, insanın pusulası, yol haritası, rehberi, delili… Fertlerin, ailelerin ve toplumların hayat anayasası… Kur’ân, hayatın kullanma kılavuzu… Ona itibar etmeden kullanılan hayat, hayat değildir.
Her şey insan için yaratıldı. İnsanı insan olarak inşa eden, eşref-i mahlûkat derecesine yükselten ise Allah’ın kitabıdır. Allah’ın kitabından
Müslümanın en büyük ideali iyi bir ölümle ölmektir. Müslüman olarak ölmektir ama dönüşen neydi, ne oldu da hâlihazırda Müslümanlara gelecekle ilgili en büyük beklentin, talebin nedir diye sorulduğunda “Müslüman olarak ölmektir.” cevabı alınamaz hâle gelindi? Elbette belli şeyleri yitirerek belli tarzda bir varoluşa dayalı hale geldiğimiz, belli tarzda var olma pratiğine angaje olduğumuz için artık öyle bir soruya böyle bir cevap verilemediği ifade edilebilir.
Vicdan’ı nasıl tanımlayabiliriz? Onu, iyiyi kötüden ayırt etmeyi sağlayan içsel/fıtrî bir his olarak mı görmeliyiz, yoksa o ‘edinilmiş’ bir şey midir? Bir davranış ile ilgili olarak örneğin “vicdanım elvermiyor” yahut “bu yapılan vicdansızlıktır’ şeklinde
Geçen gün bir tv kanalında sevdiğim bir doçent kardeşimiz İslam’ın korkulacak bir din olmadığını, aksine barış ve esenlik dini olduğunu, İslamafobyanın insanları ürkütüp İslam’dan uzak tutmak için İslam ve Müslüman sevmez emperyalist güçler tarafından kasıtlı olarak oluşturulduğunu anlatıyordu.
Hep aynı pencereden mi bakılması gerek hayata, olaylara, geçmişe, geleceğe? Sormak, sorgulamak, eleştirmek gerekmez mi alışılmışları, öne sürülenleri? Sormak, sorgulamak, eleştirmek başka pencereler açmaktır hayata, olaylara. Başka ufuklar kazandırmak, başka imkânlar bulmak…
Çağdaş Dünyada Manipülasyonun İnşası
“İnsan özgür doğar, oysa her yerde zincire vurulmuştur.”
(Jean-Jacques Rousseau)
Öz
Çağdaş dünyada, manipülasyon bireylerin veya toplumların düşünce, duygu ve davranışlarını yönlendirme sanatı olarak ele alınırken; sosyal medya, siyaset ve kültür endüstrisi gibi alanlarda etkisini hissettirir. Zira böylesi bir yönelimi yorumlamak ise felsefenin sınırlarına dahil olan özgür irade, etik ve toplumsal dinamikler üzerine derin sorular doğurur. Böylesi bir dünyanın imalindeki sorulara yaklaşım çağdaş düşünürler tarafından insanın merkeze alındığı düşüncenin bireyi, toplumsal ve kültürel kodlarla sınırlayarak özgürlükten uzaklaştırdığını savunurlar. İktidar ilişkileri ve güç istenci bağlamında Foucault, bireylerin yönetim arzularının, manipülasyonun meşruiyetine katkı sağladığını belirtir. Deleuze ve Guattari, kapitalizmin bilinç ve bilinçdışı üzerindeki manipülatif etkilerini eleştirerek bireyin “şizo-özne” anlayışıyla bu etkilere karşı koyabileceğini vurgular. Kültür endüstrisi, sanat ve estetiği ticarileştirip yüzeyselleştirerek bireylerin duygusal algılarını yönetir, özgünlük yerine manipüle edilmiş bir özgürlük algısı sunar. Ancak düşüncenin yön değiştirmesi ve hakikate bağlılık, manipülatif çerçeveyi aşmak için bir çıkış yolu sunar. İnsan, bu bağlamda, düşünce ufkunu genişleterek özgürlük ve farkındalık yolculuğunu sürdürebilir.
Anahtar Kavramlar: Çağdaş Felsefe, Özne, Manipülasyon, Foucault, Deleuze ve Guattari.
Bu yazının devamı 218. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kur’ân Güfte mi?
Kur’ân, insanın pusulası, yol haritası, rehberi, delili… Fertlerin, ailelerin ve toplumların hayat anayasası… Kur’ân, hayatın kullanma kılavuzu… Ona itibar etmeden kullanılan hayat, hayat değildir.
Her şey insan için yaratıldı. İnsanı insan olarak inşa eden, eşref-i mahlûkat derecesine yükselten ise Allah’ın kitabıdır. Allah’ın kitabından
Mülkiyet, Özgürlük ve Adalet Bağlamında İktisadi İnsanın İmali
Müslümanın en büyük ideali iyi bir ölümle ölmektir. Müslüman olarak ölmektir ama dönüşen neydi, ne oldu da hâlihazırda Müslümanlara gelecekle ilgili en büyük beklentin, talebin nedir diye sorulduğunda “Müslüman olarak ölmektir.” cevabı alınamaz hâle gelindi? Elbette belli şeyleri yitirerek belli tarzda bir varoluşa dayalı hale geldiğimiz, belli tarzda var olma pratiğine angaje olduğumuz için artık öyle bir soruya böyle bir cevap verilemediği ifade edilebilir.
Vicdan Körelmesi’ Hayra Alamet Değildir!
Vicdan’ı nasıl tanımlayabiliriz? Onu, iyiyi kötüden ayırt etmeyi sağlayan içsel/fıtrî bir his olarak mı görmeliyiz, yoksa o ‘edinilmiş’ bir şey midir? Bir davranış ile ilgili olarak örneğin “vicdanım elvermiyor” yahut “bu yapılan vicdansızlıktır’ şeklinde
İslam’dan Değil, Ama Müslümanlardan Korkulur
Geçen gün bir tv kanalında sevdiğim bir doçent kardeşimiz İslam’ın korkulacak bir din olmadığını, aksine barış ve esenlik dini olduğunu, İslamafobyanın insanları ürkütüp İslam’dan uzak tutmak için İslam ve Müslüman sevmez emperyalist güçler tarafından kasıtlı olarak oluşturulduğunu anlatıyordu.
Eleştirel Düşünme Ya Da Nida Dergisi
Hep aynı pencereden mi bakılması gerek hayata, olaylara, geçmişe, geleceğe? Sormak, sorgulamak, eleştirmek gerekmez mi alışılmışları, öne sürülenleri? Sormak, sorgulamak, eleştirmek başka pencereler açmaktır hayata, olaylara. Başka ufuklar kazandırmak, başka imkânlar bulmak…
Alışverişe devam et