Peygamber sorar Muaz’a: “Sana hâlli için herhangi bir dâva getirildiği zaman nasıl ve neye göre hüküm verirsin?”“Allah’ın kitabındaki hükümlerle hüküm veririm.” dedi Muaz, “Eğer Allah’ın kitabında onunla ilgili bir hüküm bulamazsan neye göre hüküm verirsin?” diye sordu Peygamber, “Resûlullah’ın sünnetine göre hüküm veririm.” dedi Muaz, “Resûlullah’ın sünnetinde de onunla ilgili bir hüküm bulamazsan ne yaparsın?” diye sordu. Peygamber, “O zaman, kendi görüşüme göre içtihat eder, hüküm veririm.” dedi Muaz. Peygamber bundan son derece memnun oldu. Bu memnuniyetini şöyle ifade etti:” Allah’a hamdolsun ki Resûlullah’ın elçisini, Resûlullah’ın razı olduğu şeye muvaffak kıldı.”
İçtihadın fıkıh kaynaklarındaki yeri bu hadis üzerine kurulmuştur. Sonrasında konu birçok tartışmaya gebe olarak ilerlemiş ve bugün fıkıh dediğimiz ilmin bir yapıtaşı haline gelmiştir. Dönem dönem uygulama yönünden kapalı olduğu tartışılmış olsa da İslam’ın özü itibari ile gelişen sorunlara Müslümanların çözüm bulmaları zarureti bu tartışmayı boşa çıkarmıştır. Bizler de bu soruşturma ile içtihat konusu çerçevesinde tartışılmakta olan bazı hususları değerli hocalarımıza sorduk. Onların cevaplarını sizlere ileterek, sizleri de kendi cevaplarınızı bulmaya davet ediyoruz.
Özgür Kavak
Prof. Dr., Marmara Üniv. İlahiyat Fak. İslam Hukuku
İçtihat ne demektir; İçtihat, fıkıh literatürü içerisinde nasıl bir yere sahiptir ve hangi durumlarda ona ihtiyaç duyulur?
İçtihat, etimolojik kökeninde yer alan “cehd” ve “gayret” kavramlarından da anlaşılacağı üzere, şer‘î hükümlerin belirlenmesinde, özellikle kesin bilgi (kat’i delil) bulunmayan durumlarda, zann-ı galibe (kuvvetli kanaate) dayalı bir hükme ulaşma çabasını ifade eder. Bu bağlamda içtihat, bir yandan anlamı kapalı olan veya yoruma açık nasların (ayet ve hadislerin) bulunduğu durumlarda devreye girerken, diğer yandan hakkında doğrudan nas bulunmayan yeni meselelerin şer‘î hükmünün belirlenmesinde de işlevseldir. Fıkıh ilmi, temel olarak “amel” (niyet, söz ve davranışlar) kavramını merkeze aldığından, amellerin şer‘î hükmünün tespiti söz konusu olduğu sürece, içtihada olan ihtiyaç da devam eder. Dolayısıyla içtihat, İslam hukukunun dinamik yapısını koruyan ve değişen şartlara uyum sağlayan temel bir metodolojik araç olarak önemini sürdürür.
Bu yazının devamı
219. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Kredi kartları, alışveriş merkezleri, tüketici kredileri… Son dönemler iyiden iyiye toplumun birer parçası haline gelmiş durumda. Tüketimin kışkırtıldığı, insanların zaaflarının tahrik edildiği, emeğin ve kazancın sömürüldüğü bir dünyada yaşıyoruz artık.
Eskiden tanıdık olmayan, bizden olmayan kimseler yabancıydılar. Şimdi bu tanım değişti, yabancı aslında tanıdık bir kategoridir. Küresel sistemin tıkandığı noktada insanları ayrıştırarak yarattığı ekonomik gerilim sonucu “yabancı”, “düşman ya da öteki” olarak belirlenmiştir.
Bu tarz kitlesel cinnet hallerinin tek bir sebebi yoktur. Tek bir sebebe indirgendiğinde ise anlamaktan, anlaşılır hale getirilmekten ziyade vakıa ya saptırılmış ya da bütüncül izahını ıskalanmış oluyor. İktisatta Ceteris Paribus kavramsallaştırılması vardır.
Hangi tanımlama biçiminden hareket ettiğimize ve zaman ve mekana bağlı olarak bu sorunun cevabı değişir. Klasik kamusal-özel ayrımı ya da Türkiye’de anlaşılageldiği şekliyle kamusal alan, devletle alakalı bir alana, kamu hizmetlerinin görüldüğü yerlere işaret ediyordu.
Bir kekemeliktir gidiyor, Dillerimiz mi kekeme yoksa akıl-fikirlerimiz mi? Yoksa ikisi mi? Bizce ikisi birbiriyle ilintili. Kekemelik derken, bir şeyler ‘der gibi’ vapıp dememek, diyecekmiş gibi ümitlendirmek ama ‘diyemeyip’ hakikatin arkasında-çevresinde dolanıp
Fıkıhta İçtihadın Yeri ve Önemi Üzerine
Soruşturma: Ferhat Koç
Peygamber sorar Muaz’a: “Sana hâlli için herhangi bir dâva getirildiği zaman nasıl ve neye göre hüküm verirsin?” “Allah’ın kitabındaki hükümlerle hüküm veririm.” dedi Muaz, “Eğer Allah’ın kitabında onunla ilgili bir hüküm bulamazsan neye göre hüküm verirsin?” diye sordu Peygamber, “Resûlullah’ın sünnetine göre hüküm veririm.” dedi Muaz, “Resûlullah’ın sünnetinde de onunla ilgili bir hüküm bulamazsan ne yaparsın?” diye sordu. Peygamber, “O zaman, kendi görüşüme göre içtihat eder, hüküm veririm.” dedi Muaz. Peygamber bundan son derece memnun oldu. Bu memnuniyetini şöyle ifade etti:” Allah’a hamdolsun ki Resûlullah’ın elçisini, Resûlullah’ın razı olduğu şeye muvaffak kıldı.”
İçtihadın fıkıh kaynaklarındaki yeri bu hadis üzerine kurulmuştur. Sonrasında konu birçok tartışmaya gebe olarak ilerlemiş ve bugün fıkıh dediğimiz ilmin bir yapıtaşı haline gelmiştir. Dönem dönem uygulama yönünden kapalı olduğu tartışılmış olsa da İslam’ın özü itibari ile gelişen sorunlara Müslümanların çözüm bulmaları zarureti bu tartışmayı boşa çıkarmıştır. Bizler de bu soruşturma ile içtihat konusu çerçevesinde tartışılmakta olan bazı hususları değerli hocalarımıza sorduk. Onların cevaplarını sizlere ileterek, sizleri de kendi cevaplarınızı bulmaya davet ediyoruz.
Özgür Kavak
Prof. Dr., Marmara Üniv. İlahiyat Fak. İslam Hukuku
İçtihat ne demektir; İçtihat, fıkıh literatürü içerisinde nasıl bir yere sahiptir ve hangi durumlarda ona ihtiyaç duyulur?
İçtihat, etimolojik kökeninde yer alan “cehd” ve “gayret” kavramlarından da anlaşılacağı üzere, şer‘î hükümlerin belirlenmesinde, özellikle kesin bilgi (kat’i delil) bulunmayan durumlarda, zann-ı galibe (kuvvetli kanaate) dayalı bir hükme ulaşma çabasını ifade eder. Bu bağlamda içtihat, bir yandan anlamı kapalı olan veya yoruma açık nasların (ayet ve hadislerin) bulunduğu durumlarda devreye girerken, diğer yandan hakkında doğrudan nas bulunmayan yeni meselelerin şer‘î hükmünün belirlenmesinde de işlevseldir. Fıkıh ilmi, temel olarak “amel” (niyet, söz ve davranışlar) kavramını merkeze aldığından, amellerin şer‘î hükmünün tespiti söz konusu olduğu sürece, içtihada olan ihtiyaç da devam eder. Dolayısıyla içtihat, İslam hukukunun dinamik yapısını koruyan ve değişen şartlara uyum sağlayan temel bir metodolojik araç olarak önemini sürdürür.
Bu yazının devamı 219. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Tüketmek ve Tükenmek Denkleminde Tüketim Toplumu
Kredi kartları, alışveriş merkezleri, tüketici kredileri… Son dönemler iyiden iyiye toplumun birer parçası haline gelmiş durumda. Tüketimin kışkırtıldığı, insanların zaaflarının tahrik edildiği, emeğin ve kazancın sömürüldüğü bir dünyada yaşıyoruz artık.
Göç ve Zenofobi Kim Yerli, Kim Yabancı?
Eskiden tanıdık olmayan, bizden olmayan kimseler yabancıydılar. Şimdi bu tanım değişti, yabancı aslında tanıdık bir kategoridir. Küresel sistemin tıkandığı noktada insanları ayrıştırarak yarattığı ekonomik gerilim sonucu “yabancı”, “düşman ya da öteki” olarak belirlenmiştir.
Göç ve Zenofobi Kim Yerli, Kim Yabancı?
Bu tarz kitlesel cinnet hallerinin tek bir sebebi yoktur. Tek bir sebebe indirgendiğinde ise anlamaktan, anlaşılır hale getirilmekten ziyade vakıa ya saptırılmış ya da bütüncül izahını ıskalanmış oluyor. İktisatta Ceteris Paribus kavramsallaştırılması vardır.
Kamusal ve Özel Alan’dan Bütünlüklü Ahlaki Bir Yaşama
Hangi tanımlama biçiminden hareket ettiğimize ve zaman ve mekana bağlı olarak bu sorunun cevabı değişir. Klasik kamusal-özel ayrımı ya da Türkiye’de anlaşılageldiği şekliyle kamusal alan, devletle alakalı bir alana, kamu hizmetlerinin görüldüğü yerlere işaret ediyordu.
Kekemelik Zihinde ve Kalptedir
Bir kekemeliktir gidiyor, Dillerimiz mi kekeme yoksa akıl-fikirlerimiz mi? Yoksa ikisi mi? Bizce ikisi birbiriyle ilintili. Kekemelik derken, bir şeyler ‘der gibi’ vapıp dememek, diyecekmiş gibi ümitlendirmek ama ‘diyemeyip’ hakikatin arkasında-çevresinde dolanıp
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.