Göç, insanlık için kaçınılmaz bir olgu. Kıtlık, savaş, yeni yerler keşfetme ihtiyacı gibi birçok etmen insanoğlunun göç yolculuğunun temel motivasyon kaynağını oluşturuyor. Göç, beraberinde birçok olumlu kazanıma vesile olmakla birlikte birçok problemin ortaya çıkmasına da sebep olabiliyor. Göçmenler; uyum problemlerinden, asimilasyon ve yok etmeye kadar birçok olumsuz tavırla karşı karşıya da kalabiliyorlar. Özellikle de modernleşme ve savaşlarla birlikte artan göç olayının sağlıklı bir değerlendirmesini yapabildiğimiz de söylenemez. Suriye, Irak ve Afganistan gibi savaş yaşamış ülkelerin kaynaklık ettiği uluslararası göçün önemli duraklarından biri olan ülkemizde de benzeri sıkıntıların baş gösterdiği bir gerçek. Ülkede göçmen ve sığınmacıların sayısının giderek artması ve ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılarla birlikte, toplumda bu bireylere yönelik algı ve tutumlar, giderek olumsuz bir hal almaya da başlamıştır. Göç ile birlikte ortaya çıkan yabancı düşmanlığı konusunda nasıl bir tavrın daha sağlıklı olacağı konusunda fikir üretmek amacındayız. Bu amaçla göç ve yabancı düşmanlığı bağlamında üç önemli isimle gerçekleştirdiğimiz soruşturmayı siz değerli okurlarımızın istifadesine sunuyoruz.
Bir imkânı sonuna kadar kullanmak geliyor. İçerisinde bulunduğumuz dünyada mecburen değerler ve normlar öldüğü için kişiler de ilişkilerini çıkar ilişkileri üzerinden kurmaktalar. Bu anlamda ikili ilişkiler sadece pragmatizm üzerinden kuruluyor çünkü maddi süreçler (pozitivist anlamda)
Kelimeler, zihninizde beliren düşünce ve kalbinizde oluşan duygunun varlık sahnesine çıkma ihtiyacından doğar. Duygu ve düşüncenin bir tür tecessüm ettirilmiş halidir. Hangi duygu ve düşünceyi hangi kelimenin karşılayıp o duygu ve düşünceye hangisinin daha iyi
Nesnelliğin, teorinin ya da temsilin çöktüğü; bunlar üzerine kurulmuş bir bilgi telakkisinin ona ilişkin tarihsel birikimin arkeolojik bir kalıntıya dönüştüğü; doğrunun, yanlışın, siyaset ve sanat telakkisinin yerlerde süründüğü bir çağda artık yaşıyoruz.
‘Şartlar böyle’ ifadesi, genelde mevcut hali kanıksamayı, biraz daha ağırdan almayı veya tedbirli olmayı salık veriyor bize. Gençler ne düşünüyorlar acaba? Şartları zorlayacak, ona teslim olmayacak ruhu taşıyan gençler! Cesur çıkışların, cesur ve özgüvenli
İçtihat, etimolojik kökeninde yer alan “cehd” ve “gayret” kavramlarından da anlaşılacağı üzere, şer‘î hükümlerin belirlenmesinde, özellikle kesin bilgi (kat’i delil) bulunmayan durumlarda, zann-ı galibe (kuvvetli kanaate) dayalı bir hükme ulaşma çabasını ifade eder.
Göç ve Zenofobi Kim Yerli, Kim Yabancı?
Göç, insanlık için kaçınılmaz bir olgu. Kıtlık, savaş, yeni yerler keşfetme ihtiyacı gibi birçok etmen insanoğlunun göç yolculuğunun temel motivasyon kaynağını oluşturuyor. Göç, beraberinde birçok olumlu kazanıma vesile olmakla birlikte birçok problemin ortaya çıkmasına da sebep olabiliyor. Göçmenler; uyum problemlerinden, asimilasyon ve yok etmeye kadar birçok olumsuz tavırla karşı karşıya da kalabiliyorlar. Özellikle de modernleşme ve savaşlarla birlikte artan göç olayının sağlıklı bir değerlendirmesini yapabildiğimiz de söylenemez. Suriye, Irak ve Afganistan gibi savaş yaşamış ülkelerin kaynaklık ettiği uluslararası göçün önemli duraklarından biri olan ülkemizde de benzeri sıkıntıların baş gösterdiği bir gerçek. Ülkede göçmen ve sığınmacıların sayısının giderek artması ve ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılarla birlikte, toplumda bu bireylere yönelik algı ve tutumlar, giderek olumsuz bir hal almaya da başlamıştır. Göç ile birlikte ortaya çıkan yabancı düşmanlığı konusunda nasıl bir tavrın daha sağlıklı olacağı konusunda fikir üretmek amacındayız. Bu amaçla göç ve yabancı düşmanlığı bağlamında üç önemli isimle gerçekleştirdiğimiz soruşturmayı siz değerli okurlarımızın istifadesine sunuyoruz.
Bu yazının devamı 207. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
207. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Pragmatizmden Ötesi Var mı?
Bir imkânı sonuna kadar kullanmak geliyor. İçerisinde bulunduğumuz dünyada mecburen değerler ve normlar öldüğü için kişiler de ilişkilerini çıkar ilişkileri üzerinden kurmaktalar. Bu anlamda ikili ilişkiler sadece pragmatizm üzerinden kuruluyor çünkü maddi süreçler (pozitivist anlamda)
Dil Evreninden Söz Ülkesine
Kelimeler, zihninizde beliren düşünce ve kalbinizde oluşan duygunun varlık sahnesine çıkma ihtiyacından doğar. Duygu ve düşüncenin bir tür tecessüm ettirilmiş halidir. Hangi duygu ve düşünceyi hangi kelimenin karşılayıp o duygu ve düşünceye hangisinin daha iyi
Kamusal ve Özel Alan’dan Bütünlüklü Ahlaki Bir Yaşama
Nesnelliğin, teorinin ya da temsilin çöktüğü; bunlar üzerine kurulmuş bir bilgi telakkisinin ona ilişkin tarihsel birikimin arkeolojik bir kalıntıya dönüştüğü; doğrunun, yanlışın, siyaset ve sanat telakkisinin yerlerde süründüğü bir çağda artık yaşıyoruz.
Efendim Şartlar Böyle!
‘Şartlar böyle’ ifadesi, genelde mevcut hali kanıksamayı, biraz daha ağırdan almayı veya tedbirli olmayı salık veriyor bize. Gençler ne düşünüyorlar acaba? Şartları zorlayacak, ona teslim olmayacak ruhu taşıyan gençler! Cesur çıkışların, cesur ve özgüvenli
Fıkıhta İçtihadın Yeri ve Önemi Üzerine
İçtihat, etimolojik kökeninde yer alan “cehd” ve “gayret” kavramlarından da anlaşılacağı üzere, şer‘î hükümlerin belirlenmesinde, özellikle kesin bilgi (kat’i delil) bulunmayan durumlarda, zann-ı galibe (kuvvetli kanaate) dayalı bir hükme ulaşma çabasını ifade eder.
Alışverişe devam et