Yaptığımız davranışın Hakk’ın isteğine uymadığını, hakiki olmadığını fark etmektir tövbe. Çok değerli bir farkındalık bu. Kişinin davranmadan önce harekete geçmesini sağlayan süreçten haberdar kılar bizi ve tövbe de o sürecin iman için ne kadar önemli olduğunu öğretir. Gözümüz kapalı, otomatik olarak yaptığımız işler ve karar aşaması uzun süren işler arasında fark gözetmeksizin tövbe, dikkatleri eylemden önceki sürece çeker. Zira insanı tövbeye sevk eden süreçte tövbe sebebi, kimi zaman daha o davranışı yaparken farkına vardığımız, hoşumuza gitmeyen bir hâlimiz de olabilir. Bu bakımdan tövbe, her zaman yanlış bir davranışla ilgili olmak zorunda da değil; kendimiz için daha iyi olacağını düşündüğümüz bir hâl veya davranışa atılmış bir adım, yeni bir hedef olarak da değerlendirilebilir.[1] Gerek böyle bir durumda gerekse yanlış bir şey yaptığımızda, bunu bize söyleyen ve bizi huzursuz eden iç sesi sevmek, dinlemek ve beslemek insanın kendine kök salmasıdır çünkü insanı tefekküre sevk eder. Yanlış bir şey yaptığını bilen bir çocuğun gözlerinde yakalanan bulutlar, işte bu yüzden çok kıymetli.
Bu yazının devamı
209. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Geçimsizlik… İlk bakışta akla olumsuz şeyler getiren bu kelime, saklı kalmış bir mücevherdir aslında. Ama bu mücevherin de tıpkı diğer mücevherat gibi ağırlık ve değer bakımından ucuzu vardır, pahalısı vardır. Buna rağmen bizim aklımıza ucuz olanı gelir çoğu zaman. Tıpkı yalnızlık gibi… Yalnızlık da tıpkı geçimsizlik gibi iki türlüdür ve akla hep ucuz olanı gelir. Bu iki yalnızlıktan birinde yalnız kalmak kişinin kendi seçimi değildir, kişi bunu istemese de yalnız kalmıştır. Buna “yalnız kalmak” denir ve cebrî bir tarafı vardır.
“Cehennem, arkasını dönüp yüz çevireni ve (servet) toplayıp yığan kimseyi kendine çağırır.” (Me’aric 17-18) Telaşla elindekileri kasaya bıraktı. Sonra mağaza içinde sağa sola koşuşturdu. Ritim tutar gibi bir sağ reyondan bir sol reyondan kıyafetler topladı. Topladıkça iştahı kabarıyor, içinde tuhaf bir haz ve mutluluk oluşuyordu. Evet, evet mutluydu. Çünkü hepsi onundu. Ve eve gelip her …
“Senin asrında yaşamadığım için üzgünüm ey Muhammed! Öğreteni ve neşredeni olduğun bu kitap, senin sözlerin değildir. Bunun Allah’tan geldiğini inkâr etmek, mevcut ilimlerin yanlışlığını ileri sürmek kadar gülünçtür. Bunun için insanlık, senin gibi seçilmiş bir kudreti bir defa görmüş, bundan sonra göremeyecektir. Ben huzuru muhabbetinde kemal-i hürmetle eğilirim.” Otto Von Bismarck.
Her ölüm bir imtihan çıkışını hatırlatır bana.“İmtihanı bitti, imtihandan çıktı” derim o kişi için hüzünlenerek. Vakit dolmuştur. İmtihan kağıdını teslim etmiştir. Geri dönüşü yoktur bir daha. Yanlış yaptığını anlar, ama faydası yoktur, düzeltemez. Yarını yoktur artık onun. Hayalleri bitmiştir.
Zemheride gül açanlar! Ağustos’ta buz tutanlar! Su üstüne yazı yazan sevda kahramanları! Türkülerle Anadolu’yu dolaşmak için sabırsızlananlar! Daha ne bekliyorsunuz? Haydi, artık düşün yollara…
Tövbe: Unuttuğunu Fark Etmek!
Yaptığımız davranışın Hakk’ın isteğine uymadığını, hakiki olmadığını fark etmektir tövbe. Çok değerli bir farkındalık bu. Kişinin davranmadan önce harekete geçmesini sağlayan süreçten haberdar kılar bizi ve tövbe de o sürecin iman için ne kadar önemli olduğunu öğretir. Gözümüz kapalı, otomatik olarak yaptığımız işler ve karar aşaması uzun süren işler arasında fark gözetmeksizin tövbe, dikkatleri eylemden önceki sürece çeker. Zira insanı tövbeye sevk eden süreçte tövbe sebebi, kimi zaman daha o davranışı yaparken farkına vardığımız, hoşumuza gitmeyen bir hâlimiz de olabilir. Bu bakımdan tövbe, her zaman yanlış bir davranışla ilgili olmak zorunda da değil; kendimiz için daha iyi olacağını düşündüğümüz bir hâl veya davranışa atılmış bir adım, yeni bir hedef olarak da değerlendirilebilir.[1] Gerek böyle bir durumda gerekse yanlış bir şey yaptığımızda, bunu bize söyleyen ve bizi huzursuz eden iç sesi sevmek, dinlemek ve beslemek insanın kendine kök salmasıdır çünkü insanı tefekküre sevk eder. Yanlış bir şey yaptığını bilen bir çocuğun gözlerinde yakalanan bulutlar, işte bu yüzden çok kıymetli.
Bu yazının devamı 209. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Geçimsiz Çöl Sessizliği
Geçimsizlik… İlk bakışta akla olumsuz şeyler getiren bu kelime, saklı kalmış bir mücevherdir aslında. Ama bu mücevherin de tıpkı diğer mücevherat gibi ağırlık ve değer bakımından ucuzu vardır, pahalısı vardır. Buna rağmen bizim aklımıza ucuz olanı gelir çoğu zaman. Tıpkı yalnızlık gibi… Yalnızlık da tıpkı geçimsizlik gibi iki türlüdür ve akla hep ucuz olanı gelir. Bu iki yalnızlıktan birinde yalnız kalmak kişinin kendi seçimi değildir, kişi bunu istemese de yalnız kalmıştır. Buna “yalnız kalmak” denir ve cebrî bir tarafı vardır.
Neleri Topluyoruz
“Cehennem, arkasını dönüp yüz çevireni ve (servet) toplayıp yığan kimseyi kendine çağırır.” (Me’aric 17-18) Telaşla elindekileri kasaya bıraktı. Sonra mağaza içinde sağa sola koşuşturdu. Ritim tutar gibi bir sağ reyondan bir sol reyondan kıyafetler topladı. Topladıkça iştahı kabarıyor, içinde tuhaf bir haz ve mutluluk oluşuyordu. Evet, evet mutluydu. Çünkü hepsi onundu. Ve eve gelip her …
“Çün Okudun Bilmezsin Ha Bir Kuru Emektir”
“Senin asrında yaşamadığım için üzgünüm ey Muhammed! Öğreteni ve neşredeni olduğun bu kitap, senin sözlerin değildir. Bunun Allah’tan geldiğini inkâr etmek, mevcut ilimlerin yanlışlığını ileri sürmek kadar gülünçtür. Bunun için insanlık, senin gibi seçilmiş bir kudreti bir defa görmüş, bundan sonra göremeyecektir. Ben huzuru muhabbetinde kemal-i hürmetle eğilirim.” Otto Von Bismarck.
İmtihandan Çıkış
Her ölüm bir imtihan çıkışını hatırlatır bana.“İmtihanı bitti, imtihandan çıktı” derim o kişi için hüzünlenerek. Vakit dolmuştur. İmtihan kağıdını teslim etmiştir. Geri dönüşü yoktur bir daha. Yanlış yaptığını anlar, ama faydası yoktur, düzeltemez. Yarını yoktur artık onun. Hayalleri bitmiştir.
Anadolu Türkü Dolu
Zemheride gül açanlar! Ağustos’ta buz tutanlar! Su üstüne yazı yazan sevda kahramanları! Türkülerle Anadolu’yu dolaşmak için sabırsızlananlar! Daha ne bekliyorsunuz? Haydi, artık düşün yollara…
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.