Bugün için çocukluk dediğimizde ne anlıyoruz? Bu çağ, çocukluk için nasıl bir çağ?
Çocukluk, bir kavram olarak ortaya çıktığı ilk dönemden bu yana tasarlanmış bir şeydir. Bu yüzden çocukluk deyince biyolojik bir süreçten ziyade sosyolojik bir tanımdan bahsediyoruzdur. Yoksa çocuk hep vardı. Ama çocukluğun tarihi daha yeni bir kavram. Neil Postman’ın tespitleriyle biz bu çocukluğu görünür kılan etmenlerin başında yazının yaygınlaşması ve okullaşmayı görüyoruz. Dolayısıyla çocukluk; işlenen, tasarlanan, üretilen bir kategori hâline geliyor. Çocukluk anlayışları her dönemde değişik tanımlanıyor. Hatta dünya hızlı sosyolojik değişimlerden geçtiği için çocuklukla ilgili anlayışlar da sık sık değişiklik gösteriyor. Günümüzde pedagoji, çocukluğu tanımlamada tek otorite olarak kabul ediliyor. Onun “çocuk budur” dediği tanımlar hemen içselleştirilip yürürlüğe konuluyor. Bugün artık “çocukerkil” bir modelden bahsediliyor. Çocuğun özneliğini vurgulayan, onu öne çıkaran, çocuk merkezli bir pedagojik yaklaşım söz konusu. Bu yaklaşımı sosyal medya araçları ve serbest piyasa çok iyi besliyor. Geçmişin eğitim yanlışlarıyla büyüyen ebeveynler benzer hatalara düşmemek için bu söylemin haklılığına inandı. Tabii bunda sosyal medyadaki anlık paylaşımlar da çok etkili. Kişi sürekli olarak başkalarını takip ettiğinde bir kıyas başlıyor ve bunun sonucu taklit ve bir süre sonra da yetersizlik hissiyle devam ediyor.
Ben içinde bulunduğumuz çağı çelişkiler çağı olarak değerlendiriyorum. Doğrularımız, ilkelerimiz, öğretilerimiz kurguladığımız veya alışageldiğimiz hayatımızla çelişmeye başlıyor. Bir bakmışsınız trend kabuller sizi de esir almış. Dolayısıyla çocuklar da çelişkiler içinde yaşıyor. Sözde çok demokrat bir pedagoji var çocuklar aslında ne istediği sorulmuyor. Onların özgürlüklerinden, özgüvenlerinin gelişiminden bahsediliyor ama daha dünyaya gelir gelmez sürekli bir yerlere sabitlenerek yaşamak zorundalar. Bebek çantası, ana kucağı, pusetler, bebek arabaları, oto koltukları vs. Okul sıralarıyla çok erken yaşta tanışıyorlar. Sürekli olarak başkalarıyla tanışmaları ve kendilerini ifade etmeleri bekleniyor. Çocuğun öz disiplini ve gelişimi isteniyor ama çocuğa kendi öz bakımı için yeterli alan açılmıyor. Hem masum, saf kalması isteniyor hem de gerçekleri bir an önce öğrenmesi. Kısaca bir sürü çelişki…
Bu yazının devamı
180. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Beraberlikerimizi zedeleyen bencilliklerimizdir, cümlesinin altını ısrarla çizmiştim. Kitabın ismi Ağabeyime Mektuplar’dı. Ancak mektuplara muhattap olmak için illa ağabey olmaya gerek yoktu. Bahsedilenler çoğumuzun ahvaliydi.
“Bir davası vardır Hakan’ın. Uğruna ölünecek, öldürülecek, kutsal ve nihayetinde cehennemi yaşayan dünyada cenneti inşa edecek bir dava: ‘Bir dava vardı. Baştan aşağı tarumar edilmiş bir coğrafyanın gözü yaşlı çocuklarının hıçkırıkları uğuldardı kulaklarımızda.”
Değerler eğitimi, değerlerin öğretimi ile ilgili yapılan tüm etkinlikler şeklinde tanımlanabilir. Hayatımızda bizleri yönlendiren pek çok değer türü vardır. ‘Değerlerin öğretiminde edebiyatın, bilhassa çocuk edebiyatının işlevi nedir?’
Filistin edebiyatı, düşmanlarının varlığını dahi inkâr ettikleri bir toplumu vurgular. En önemli hedefi, hafızayı sürekli canlı tutmaktır ki Siyonist siyasi ve kültürel uygulamaların en önemli hedefi unutturmayı başarabilmektir.
Henüz dünyaya gözlerimizi açar açmaz kendimizi, masallar, hikâyeler ve kıssalarla örülü bir coğrafyada buluyoruz. ‘Hikâyemiz’in farkına henüz varmamış olmak bu gerçeği etkilemiyor. Ancak hikâyemizin ve bizden bağımsız gelişen hikâyelerin farkına varmaya başlayınca kendimizi bambaşka bir evrende buluyoruz.
Çelişkiler Çağı: Doğrularımız, İlkelerimiz, Öğretilerimiz Kurguladığımız veya Alışageldiğimiz Hayatımız
Söyleşi: Ferda Bütün
Bugün için çocukluk dediğimizde ne anlıyoruz? Bu çağ, çocukluk için nasıl bir çağ?
Çocukluk, bir kavram olarak ortaya çıktığı ilk dönemden bu yana tasarlanmış bir şeydir. Bu yüzden çocukluk deyince biyolojik bir süreçten ziyade sosyolojik bir tanımdan bahsediyoruzdur. Yoksa çocuk hep vardı. Ama çocukluğun tarihi daha yeni bir kavram. Neil Postman’ın tespitleriyle biz bu çocukluğu görünür kılan etmenlerin başında yazının yaygınlaşması ve okullaşmayı görüyoruz. Dolayısıyla çocukluk; işlenen, tasarlanan, üretilen bir kategori hâline geliyor. Çocukluk anlayışları her dönemde değişik tanımlanıyor. Hatta dünya hızlı sosyolojik değişimlerden geçtiği için çocuklukla ilgili anlayışlar da sık sık değişiklik gösteriyor. Günümüzde pedagoji, çocukluğu tanımlamada tek otorite olarak kabul ediliyor. Onun “çocuk budur” dediği tanımlar hemen içselleştirilip yürürlüğe konuluyor. Bugün artık “çocukerkil” bir modelden bahsediliyor. Çocuğun özneliğini vurgulayan, onu öne çıkaran, çocuk merkezli bir pedagojik yaklaşım söz konusu. Bu yaklaşımı sosyal medya araçları ve serbest piyasa çok iyi besliyor. Geçmişin eğitim yanlışlarıyla büyüyen ebeveynler benzer hatalara düşmemek için bu söylemin haklılığına inandı. Tabii bunda sosyal medyadaki anlık paylaşımlar da çok etkili. Kişi sürekli olarak başkalarını takip ettiğinde bir kıyas başlıyor ve bunun sonucu taklit ve bir süre sonra da yetersizlik hissiyle devam ediyor.
Ben içinde bulunduğumuz çağı çelişkiler çağı olarak değerlendiriyorum. Doğrularımız, ilkelerimiz, öğretilerimiz kurguladığımız veya alışageldiğimiz hayatımızla çelişmeye başlıyor. Bir bakmışsınız trend kabuller sizi de esir almış. Dolayısıyla çocuklar da çelişkiler içinde yaşıyor. Sözde çok demokrat bir pedagoji var çocuklar aslında ne istediği sorulmuyor. Onların özgürlüklerinden, özgüvenlerinin gelişiminden bahsediliyor ama daha dünyaya gelir gelmez sürekli bir yerlere sabitlenerek yaşamak zorundalar. Bebek çantası, ana kucağı, pusetler, bebek arabaları, oto koltukları vs. Okul sıralarıyla çok erken yaşta tanışıyorlar. Sürekli olarak başkalarıyla tanışmaları ve kendilerini ifade etmeleri bekleniyor. Çocuğun öz disiplini ve gelişimi isteniyor ama çocuğa kendi öz bakımı için yeterli alan açılmıyor. Hem masum, saf kalması isteniyor hem de gerçekleri bir an önce öğrenmesi. Kısaca bir sürü çelişki…
Bu yazının devamı 180. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
“Taşranın Direnci, Şehrin Bilinci ” Metin Önal Mengüşoğlu Kitabı Üzerine
Beraberlikerimizi zedeleyen bencilliklerimizdir, cümlesinin altını ısrarla çizmiştim. Kitabın ismi Ağabeyime Mektuplar’dı. Ancak mektuplara muhattap olmak için illa ağabey olmaya gerek yoktu. Bahsedilenler çoğumuzun ahvaliydi.
“Sarsıntı” Adlı Romanı Üzerine
“Bir davası vardır Hakan’ın. Uğruna ölünecek, öldürülecek, kutsal ve nihayetinde cehennemi yaşayan dünyada cenneti inşa edecek bir dava: ‘Bir dava vardı. Baştan aşağı tarumar edilmiş bir coğrafyanın gözü yaşlı çocuklarının hıçkırıkları uğuldardı kulaklarımızda.”
“Çocuk Edebiyatında Değerlerin Önemi” Üzerine
Değerler eğitimi, değerlerin öğretimi ile ilgili yapılan tüm etkinlikler şeklinde tanımlanabilir. Hayatımızda bizleri yönlendiren pek çok değer türü vardır. ‘Değerlerin öğretiminde edebiyatın, bilhassa çocuk edebiyatının işlevi nedir?’
Filistin ve Direniş Edebiyatı Üzerine
Filistin edebiyatı, düşmanlarının varlığını dahi inkâr ettikleri bir toplumu vurgular. En önemli hedefi, hafızayı sürekli canlı tutmaktır ki Siyonist siyasi ve kültürel uygulamaların en önemli hedefi unutturmayı başarabilmektir.
“Nim” Romanı Üzerine
Henüz dünyaya gözlerimizi açar açmaz kendimizi, masallar, hikâyeler ve kıssalarla örülü bir coğrafyada buluyoruz. ‘Hikâyemiz’in farkına henüz varmamış olmak bu gerçeği etkilemiyor. Ancak hikâyemizin ve bizden bağımsız gelişen hikâyelerin farkına varmaya başlayınca kendimizi bambaşka bir evrende buluyoruz.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.