İnsan var olduğu andan itibaren kendini arayış, varlığını sorgulayış, kâinattaki oluşumun nasıllığını ve nedenselliğini araştırma, bilgiye vâkıf olabilme gayreti ve yorumlama çabası içinde olmuştur. Kendisi ve kâinatın yaratılışı hakkında bir ilim edinebilmenin aslî kaynaklarından birisi ise yerkürede ikâme edilen, tüm yaratılmışlarafarklı vakit ve zamanlardagönderilmiş olan din ve o dinin yasalarını içeren kutsal kitaplardır. Zîra insan, tüm cihetiyle olmasa bile, vahyedilenin haricinde kısmen müphem olan yaratılış unsurunu sathi müşahede yoluyla anlamlandırabilmesi ve kavrama yetisi tahdid edilmiş salt bir akıl ile oluş’u bir bütünlük içinde yorumlamaya çalışması tecessüs etmekten öteye gidemeyecektir (İsra,17/85). Buna binaen Tevrat’ın aksine Kur’ân’da müstakil bir konu başlığı altında yer almayan, tafsilat ile tarihselleştirilmeyen yaratılış kıssası, fer’i bir mevzu olarak tevhid ve meâd konu başlıklarının altında muhtelif nâslarda zikredilmekte ve yaratılışın aslî gayesi hatırlatılmaktadır. (Zariyat, 51/56) Zira Kur’ân, yaratılış konusundaki bilgileri maddeler halinde tebyin etmek yerine, yaratılışa sebeb olan gayeyi ön plana çıkarmıştır. Bu sebeble modernist bir aklın salt bilimsel veriler almak maksadıyla Kur’ân nâslarında yaratılış mevzusu hakkında bilgi edinmeye çalışması fonksiyonel bir tahkik boyutuna ulaşamayacak ve oldukça yüzeysel kalacaktır.
Giriş
Geçmişten günümüze kadar olan zaman diliminde geçmiş dinlere, kültür sistemlerine, mitolojik tasavvurlarına baktığımızda, Allah, insan ve evren üçlemesi üzerindeki ilişkiler, evrende hâkim olan düzen, evrenin ilk oluşum ve gelişimini başlatan kuvve-i muharrike, bu kuvveye binâen yaratılış süreçleri muhtelif analizler ve inanışlar üzerinde şekillenmiştir. Bu inanışların şekillenmesinde, içinde bulunulan çağın ve inanışların, o çağda oluşturulmuş ve oluşmuş aklın etkisinin yadsınamaz olduğu bir hakikattir. Bu sebeble kendisini, varoluşunu anlamlandırabilme gayreti içindeki her insan, ya içinde bulunduğu kültürün etkisi ile şekillenecek ya da Tanrı’nın takdir ettiği oluşmuş aklı “akl-ı mukevvin” kulllanarak vahyedilmiş hakikati, kendisine vahyedildiği şekliyle ideolojik öğretilerin yönlendirmesine ihtiyaç duymadan, salt buyruğu esas alarak pratiğe, eyleme ve ibadet biçimine aktarabilecektir. Bu minvalde vahye dayalı kutsal kitaplar olması hasebiyle Tevrat ve Kur’ân ekseninde, vahye mündemiç yaratılış konusuna Tevrat’taki yaratılış kıssası ile başlamak, akabinde Kur’ân perspektifinden neticeyi ortaya koyabilmemiz açısından daha da önem arzedecektir.
Bu yazının devamı
180. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
WordPress adlı Batılı bir araştırma şirketinin WEN Themes Eğitim Merkezi tarafından gerçekleştirilen 2019 yılına ait “İslamilik Endeksleri” başlıklı istatistik çalışması dikkat çekici tespitlerle kamuoyuna sunulmuştur. İşbu tespitler üzerinden ana başlığı “İslam İnsanlığa Ne Vadediyor” olan değerlendirme dosyasına bir yazıyla katkıda bulunmayı düşünürken ister istemez söz konusu istatistiğin üst ve alt sıralarına bakarak bir mukayese yapma ihtiyacı doğdu. Öteden beri, benzer istatistikler karşısında mesafeli bir duruşum vardı; mevcut endeks aramızdaki makası biraz daha açtı, öncelikle okuyucularıma bu kanaatimi iletmek istiyorum.
Çocuk edebiyatı; çocuklara dilin ve çizginin anlatım imkânlarıyla insan doğasını anlatır, sevdirir, hayatı tanımlamalarına ve anlamlandırmalarına yardımcı olur; estetik bir araçtır. Çocuk edebiyatı; efsaneleri, destanları, masalları hayal gücünün yardımıyla uçlara taşıyarak gerçekliğin sınırlarını genişletip düşseli geliştirmeye daha fazla imkân sağlayan ve ayrıca insan ile doğa, insan ile hayvan arasındaki ayrımları büyük oranda ortadan kaldıran ikili bir nitelik taşır. Ağaçlar konuşur, hayvanlar konuşur, bulutlar konuşur, ayrımlar silinir…
Kimi temel kavramlar günlük yaşamımızın içine o kadar çok girerler ki, kavram bilincimizde herhangi bir yer etmezler. Biz hiçbir zaman bu kavramlar üzerine düşünmeyiz. Bu kavramları bir değişim veya güçlüklerin yaşandığı dönemler geçirirken farkına varırız. Bu kavramlardan en önemlilerinden biri benlik kavramıdır.
Geçen gün bir tv kanalında sevdiğim bir doçent kardeşimiz İslam’ın korkulacak bir din olmadığını, aksine barış ve esenlik dini olduğunu, İslamafobyanın insanları ürkütüp İslam’dan uzak tutmak için İslam ve Müslüman sevmez emperyalist güçler tarafından kasıtlı olarak oluşturulduğunu anlatıyordu.
Herkesin kabul edebileceği ortak davranış kuralları var mıdır? Yoksa kişiden kişiye, toplumdan topluma değişen rölatif bir durum mu söz konusudur? İnsan, tüm zaman ve mekânlarda değişmeden kalan bir öze sahip midir? Eğer sahip ise insanın bu özü ahlâklı bir varlık olmasına elverişli midir?
Yaratılış Bağlamında Kutsal Metinlerin Mukayesesi
TEVRAT VE KUR’ÂN
Öz
İnsan var olduğu andan itibaren kendini arayış, varlığını sorgulayış, kâinattaki oluşumun nasıllığını ve nedenselliğini araştırma, bilgiye vâkıf olabilme gayreti ve yorumlama çabası içinde olmuştur. Kendisi ve kâinatın yaratılışı hakkında bir ilim edinebilmenin aslî kaynaklarından birisi ise yerkürede ikâme edilen, tüm yaratılmışlara farklı vakit ve zamanlarda gönderilmiş olan din ve o dinin yasalarını içeren kutsal kitaplardır. Zîra insan, tüm cihetiyle olmasa bile, vahyedilenin haricinde kısmen müphem olan yaratılış unsurunu sathi müşahede yoluyla anlamlandırabilmesi ve kavrama yetisi tahdid edilmiş salt bir akıl ile oluş’u bir bütünlük içinde yorumlamaya çalışması tecessüs etmekten öteye gidemeyecektir (İsra,17/85). Buna binaen Tevrat’ın aksine Kur’ân’da müstakil bir konu başlığı altında yer almayan, tafsilat ile tarihselleştirilmeyen yaratılış kıssası, fer’i bir mevzu olarak tevhid ve meâd konu başlıklarının altında muhtelif nâslarda zikredilmekte ve yaratılışın aslî gayesi hatırlatılmaktadır. (Zariyat, 51/56) Zira Kur’ân, yaratılış konusundaki bilgileri maddeler halinde tebyin etmek yerine, yaratılışa sebeb olan gayeyi ön plana çıkarmıştır. Bu sebeble modernist bir aklın salt bilimsel veriler almak maksadıyla Kur’ân nâslarında yaratılış mevzusu hakkında bilgi edinmeye çalışması fonksiyonel bir tahkik boyutuna ulaşamayacak ve oldukça yüzeysel kalacaktır.
Giriş
Geçmişten günümüze kadar olan zaman diliminde geçmiş dinlere, kültür sistemlerine, mitolojik tasavvurlarına baktığımızda, Allah, insan ve evren üçlemesi üzerindeki ilişkiler, evrende hâkim olan düzen, evrenin ilk oluşum ve gelişimini başlatan kuvve-i muharrike, bu kuvveye binâen yaratılış süreçleri muhtelif analizler ve inanışlar üzerinde şekillenmiştir. Bu inanışların şekillenmesinde, içinde bulunulan çağın ve inanışların, o çağda oluşturulmuş ve oluşmuş aklın etkisinin yadsınamaz olduğu bir hakikattir. Bu sebeble kendisini, varoluşunu anlamlandırabilme gayreti içindeki her insan, ya içinde bulunduğu kültürün etkisi ile şekillenecek ya da Tanrı’nın takdir ettiği oluşmuş aklı “akl-ı mukevvin” kulllanarak vahyedilmiş hakikati, kendisine vahyedildiği şekliyle ideolojik öğretilerin yönlendirmesine ihtiyaç duymadan, salt buyruğu esas alarak pratiğe, eyleme ve ibadet biçimine aktarabilecektir. Bu minvalde vahye dayalı kutsal kitaplar olması hasebiyle Tevrat ve Kur’ân ekseninde, vahye mündemiç yaratılış konusuna Tevrat’taki yaratılış kıssası ile başlamak, akabinde Kur’ân perspektifinden neticeyi ortaya koyabilmemiz açısından daha da önem arzedecektir.
Bu yazının devamı 180. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İslamilik Endeksi Ne Kadar İnsanidir
WordPress adlı Batılı bir araştırma şirketinin WEN Themes Eğitim Merkezi tarafından gerçekleştirilen 2019 yılına ait “İslamilik Endeksleri” başlıklı istatistik çalışması dikkat çekici tespitlerle kamuoyuna sunulmuştur. İşbu tespitler üzerinden ana başlığı “İslam İnsanlığa Ne Vadediyor” olan değerlendirme dosyasına bir yazıyla katkıda bulunmayı düşünürken ister istemez söz konusu istatistiğin üst ve alt sıralarına bakarak bir mukayese yapma ihtiyacı doğdu. Öteden beri, benzer istatistikler karşısında mesafeli bir duruşum vardı; mevcut endeks aramızdaki makası biraz daha açtı, öncelikle okuyucularıma bu kanaatimi iletmek istiyorum.
Doğru ve Hedef Odaklı Bir Çocuk Edebiyatı
Çocuk edebiyatı; çocuklara dilin ve çizginin anlatım imkânlarıyla insan doğasını anlatır, sevdirir, hayatı tanımlamalarına ve anlamlandırmalarına yardımcı olur; estetik bir araçtır. Çocuk edebiyatı; efsaneleri, destanları, masalları hayal gücünün yardımıyla uçlara taşıyarak gerçekliğin sınırlarını genişletip düşseli geliştirmeye daha fazla imkân sağlayan ve ayrıca insan ile doğa, insan ile hayvan arasındaki ayrımları büyük oranda ortadan kaldıran ikili bir nitelik taşır. Ağaçlar konuşur, hayvanlar konuşur, bulutlar konuşur, ayrımlar silinir…
Gelecekte İnsan
Kimi temel kavramlar günlük yaşamımızın içine o kadar çok girerler ki, kavram bilincimizde herhangi bir yer etmezler. Biz hiçbir zaman bu kavramlar üzerine düşünmeyiz. Bu kavramları bir değişim veya güçlüklerin yaşandığı dönemler geçirirken farkına varırız. Bu kavramlardan en önemlilerinden biri benlik kavramıdır.
İslam’dan Değil, Ama Müslümanlardan Korkulur
Geçen gün bir tv kanalında sevdiğim bir doçent kardeşimiz İslam’ın korkulacak bir din olmadığını, aksine barış ve esenlik dini olduğunu, İslamafobyanın insanları ürkütüp İslam’dan uzak tutmak için İslam ve Müslüman sevmez emperyalist güçler tarafından kasıtlı olarak oluşturulduğunu anlatıyordu.
Kamusal Alan Kimlerin Alanıdır
Herkesin kabul edebileceği ortak davranış kuralları var mıdır? Yoksa kişiden kişiye, toplumdan topluma değişen rölatif bir durum mu söz konusudur? İnsan, tüm zaman ve mekânlarda değişmeden kalan bir öze sahip midir? Eğer sahip ise insanın bu özü ahlâklı bir varlık olmasına elverişli midir?
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.