Sanki yıllarca uykuda kalmışım Ashab-ı Kehf gibi, birden uyanmışım da her şey değişmiş, çağ bile.
“Sen neden, kimden kaçtın da bunca zaman derin uykulara daldın?” diye soruyorum kendime. Her günüm bir yıl gibi geçmişçesine derin izler bırakırken kalbimde, “Değdi mi bu kadar uykuya?” diye sormadan edemiyorum. Ashab-ı Kehf’in mücadelesini sen ne kadar yaşadın da kaçmayı hak ettin sorusu gelir ardından. Onlar kadar dinin için mücadele ettin mi? Peki, onlar kadar imanın var mı ki senin? Ama onlar tek değillerdi de senin gibi. Gerçi sen de tek sayılmazsın. Senden öte senden ziyade kaç benlik daha taşıyorsun bu topraktan olma bedende. Taşıdığın her sıfatla yeni bir sen oluyorsun. Bazen “evlat” vasfınla sorumluluğunun altında eziliyorsun, “Yeterince evlatlık yapabildim mi?” sorusu ve “Acaba?”lar arasında gelgitler yaşarken buluyorsun kendini.
Bu yazının devamı
206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Edebiyatın onarıcı ve özelde şiirin diriltici nefesinin yaşadığımız ağır insanlık tablosu önünde nasıl bir karşılığa ve etkiye sahip olacağının düşünülmesi gerekiyor evvela. Şiire bu anlamda kişiye bilinç aşılama ve karşı koyma azmi yükleyen
Thierry Dedieu’nun Yakouba kitabı öğrencilere okunur. Tüm metin baştan sona da okunabilir; ara ara okumayı durdurarak, sorular sorarak öğrenci aktif okuyucu olmaya teşvik edilerek de okunabilir. Görselleriyle birlikte sesli kitap versiyonu da izlettirilebilir:
İnsanlık tüketmeyi öğrendiğinden beri huzura kavuşamadı. Çünkü tüketmeyi öğrenen insanın kodlarına yok etmenin temel hazları işlendi. Temel sorun yok edilenin de evrende bir yer kaplayacağını düşünmemekti. Sonsuzluk algısında meydana gelen dönüşüm de bu konuda etkili.
Yine uzun uzun yollar yürüdükten sonra seyyahın yolu bir kasabaya varmış. Bu kasaba; ormanın içinde, ince toprak yolları olan, evleri birbirine mesafeli, güzel, ferah bir yermiş. Kış artık kendini iyice hissettirdiğinden, seyyah hemen kendine kalacak yer bulma kaygısına düşmüş.
“Bilir misin nedir o sarp yokuş? Bir kişiyi daha zincirlerinden kurtarmaktır. Veya açlık gününde muhtaçları doyurmaktır. Mesela yakın olan bir yetimi, ya da evsiz, barksız, yurtsuz, yuvasız bir düşkünü… Daha sonra iman edenlerden olmak ve birbirine hakkı ve merhameti tavsiye etmektir”. Beled/12-17 Bir nefes, bir nefes daha diyorum… Bir nefes daha istiyorum Allah’ım! Şu uçlarını …
Derin Uykular
Sanki yıllarca uykuda kalmışım Ashab-ı Kehf gibi, birden uyanmışım da her şey değişmiş, çağ bile.
“Sen neden, kimden kaçtın da bunca zaman derin uykulara daldın?” diye soruyorum kendime. Her günüm bir yıl gibi geçmişçesine derin izler bırakırken kalbimde, “Değdi mi bu kadar uykuya?” diye sormadan edemiyorum. Ashab-ı Kehf’in mücadelesini sen ne kadar yaşadın da kaçmayı hak ettin sorusu gelir ardından. Onlar kadar dinin için mücadele ettin mi? Peki, onlar kadar imanın var mı ki senin? Ama onlar tek değillerdi de senin gibi. Gerçi sen de tek sayılmazsın. Senden öte senden ziyade kaç benlik daha taşıyorsun bu topraktan olma bedende. Taşıdığın her sıfatla yeni bir sen oluyorsun. Bazen “evlat” vasfınla sorumluluğunun altında eziliyorsun, “Yeterince evlatlık yapabildim mi?” sorusu ve “Acaba?”lar arasında gelgitler yaşarken buluyorsun kendini.
Bu yazının devamı 206. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Ahmet Örs’ten “Halkada Duranlara”: Poetik Bir Yoklama
Edebiyatın onarıcı ve özelde şiirin diriltici nefesinin yaşadığımız ağır insanlık tablosu önünde nasıl bir karşılığa ve etkiye sahip olacağının düşünülmesi gerekiyor evvela. Şiire bu anlamda kişiye bilinç aşılama ve karşı koyma azmi yükleyen
Bir Felsefe Atölyesi Örneği
Thierry Dedieu’nun Yakouba kitabı öğrencilere okunur. Tüm metin baştan sona da okunabilir; ara ara okumayı durdurarak, sorular sorarak öğrenci aktif okuyucu olmaya teşvik edilerek de okunabilir. Görselleriyle birlikte sesli kitap versiyonu da izlettirilebilir:
Baumanın Iskarta Hayatlar Kavramı Üzerinden ‘İsraf Atık Ve Getto’
İnsanlık tüketmeyi öğrendiğinden beri huzura kavuşamadı. Çünkü tüketmeyi öğrenen insanın kodlarına yok etmenin temel hazları işlendi. Temel sorun yok edilenin de evrende bir yer kaplayacağını düşünmemekti. Sonsuzluk algısında meydana gelen dönüşüm de bu konuda etkili.
Seyyah II
Yine uzun uzun yollar yürüdükten sonra seyyahın yolu bir kasabaya varmış. Bu kasaba; ormanın içinde, ince toprak yolları olan, evleri birbirine mesafeli, güzel, ferah bir yermiş. Kış artık kendini iyice hissettirdiğinden, seyyah hemen kendine kalacak yer bulma kaygısına düşmüş.
Sarp Yokuşu Aşabilmek
“Bilir misin nedir o sarp yokuş? Bir kişiyi daha zincirlerinden kurtarmaktır. Veya açlık gününde muhtaçları doyurmaktır. Mesela yakın olan bir yetimi, ya da evsiz, barksız, yurtsuz, yuvasız bir düşkünü… Daha sonra iman edenlerden olmak ve birbirine hakkı ve merhameti tavsiye etmektir”. Beled/12-17 Bir nefes, bir nefes daha diyorum… Bir nefes daha istiyorum Allah’ım! Şu uçlarını …
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.