Senaryosunu Harvey Gates’in yazdığı ve Roy Del Ruth tarafından yönetilen 1928 yapımı Terör (The Terror) ve Soğuk Savaş dönemindeki Sabotaj (Sabotage, 1936) adlı filmler, terör ve terörizm olgusunun sinema filmleri aracılığıyla ele alınmasının ilk örnekleri arasındadır. 1920’li yıllarda başlayan ve 2020’li yıllara kadar bir asırdır devam eden terör, terörizm olgusunu konu edinen sinema veya televizyon filmleri, meseleyi politik bir açıdan irdeleyerek ideolojik yönüyle öne çıkar. Bu durum ABD’de 11 Eylül 2001 olaylarına kadar uzayan ve medya, ekonomi, uluslararası ilişkiler ve siyaset gibi pek çok alanı içine alan gelişmeleri ve değişimleri beraberinde getirir. Bu süreçte 11 Eylül olaylarının dolaylı veya doğrudan birçok alanı kapsadığı aşikârdır ve özellikle medya ve sinema bunların başında gelir.
11 Eylül olaylarından şimdiye on sekiz yıl geçti fakat bu olayların etkisi uzun bir süredir dünya kamuoyunu etkisi altına almaya devam ediyor. Ortadoğu’da yaşanan savaşlar ve bölgeyi etkisi altına alan çatışmalar için 11 Eylül öncesi ve sonrası atmosferi iyi okumak gerekir. 11 Eylül öncesi sinemada terör ve terörizm olgusunda “ikiz kuleler, depremler ve uzaylıların istilası” temaları dikkat çekmektedir.
Gördüğümüz ilk gölgelikte takılı kalmayacaktık. Bizim için asıl hedef o gölgelik değildi. Biz onun için burada değildik. Bizim daha önemli daha aşkın bir görevimiz vardı. Amaçlar sapınca araçlar doğruyu gösteremezler. Onun içindir ki araçlar amaçların önüne geçmemeli. Nereye gideceğini bilmeyen bir kimse, hangi aracı kullanırsa kullansın; araç ona yolunu gösteremeyecektir. Ama nereye gideceğini bilen bir kimse için her araç bir yol göstericidir.
Öğretmen mi iyi değil, yanlış öğretmene mi denk geldiler acaba? Ama torpil işlerini sevmiyorlar, kısmetlerine hangi öğretmen düşerse… dediklerine pişman olmuş gibiydiler. Çünkü, falanca öğretmenin özel eğitim görmesi gereken bir çocuğu bile en iyi okullara yerleştirecek eğitim metodları izlediğini de duymuşlardı. Özel eğitim hangi şartlarda gerekir? Falanca arkadaşın çocuğu, üzerinden kendi çocuğunun özel durumunu çözmek için acele eden , ortaya çıkan sorunları bir an önce çözmeye çalışan anne ve baba! Ve tüm bunları izlerken resim defterine hiç resim yapmadan ilk tatile ulaşan, okul çıkışında hararetli konuşmaları uzaktan izleyen o çocuk, gerçekte nasıldı?
Kore Savaşı (Güney Kore’de Hanguk-jeonjaeng (Han-Guk Savaşı) veya Yugio sabyeon yani 25 Haziran Olayı, (Kuzey Kore’de Chogukhaebang chŏnjaeng yani Vatan Kurtuluş Savaşı), 1950-1953 yılları arasında yapılan, Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki savaştır. Soğuk Savaş’ın ilk sıcak çatışması olmuştur. Savaş, ABD ve müttefiklerinin, daha sonra da Çin’in müdahalesiyle uluslararası bir boyut kazanmıştır. Kore Savaşı sonunda …
“Kader! Değiştirilmesi ve önceden bilinmesi mümkün olmayan bir hakikat. Alın yazısı dedikleri herkes için büyük bir sır. Yaşanır, yaşarken de öğrenilir. Kader de insanın kaderidir. Dünyanın yaratıldığı andan, Âdem ile Havva’nın cennetten çıkarıldığından beri bu hep böyledir. Aslında kaderin sır olması bile bir kaderdir. Ta o andan itibaren asırlar boyu, günden güne, her dakika ve her an bir sır olan kader, herkes için sonsuza dek gizemini korumaya devam edecektir…”
“ Evleri mevsimlere kapatmamakla başlar hikâyeler. Uçuşan bir çiçeğin rüzgârla rüzgârın çocuk kovalamacası ile doğrudan ilgisi vardır.” Bir düzen ile doğarız. Yerli yerinde, sıralı ve rengârenk bir uyum, estetik ve letafet kuşatır bizi. Bakmakla hareketlenen hisler, duyma mesafesi bu dengenin bir parçası haline gelmemize olanak …
11 Eylül Sonrası Sinemada Terörizm: Hain Filminin Analizi
Senaryosunu Harvey Gates’in yazdığı ve Roy Del Ruth tarafından yönetilen 1928 yapımı Terör (The Terror) ve Soğuk Savaş dönemindeki Sabotaj (Sabotage, 1936) adlı filmler, terör ve terörizm olgusunun sinema filmleri aracılığıyla ele alınmasının ilk örnekleri arasındadır. 1920’li yıllarda başlayan ve 2020’li yıllara kadar bir asırdır devam eden terör, terörizm olgusunu konu edinen sinema veya televizyon filmleri, meseleyi politik bir açıdan irdeleyerek ideolojik yönüyle öne çıkar. Bu durum ABD’de 11 Eylül 2001 olaylarına kadar uzayan ve medya, ekonomi, uluslararası ilişkiler ve siyaset gibi pek çok alanı içine alan gelişmeleri ve değişimleri beraberinde getirir. Bu süreçte 11 Eylül olaylarının dolaylı veya doğrudan birçok alanı kapsadığı aşikârdır ve özellikle medya ve sinema bunların başında gelir.
11 Eylül olaylarından şimdiye on sekiz yıl geçti fakat bu olayların etkisi uzun bir süredir dünya kamuoyunu etkisi altına almaya devam ediyor. Ortadoğu’da yaşanan savaşlar ve bölgeyi etkisi altına alan çatışmalar için 11 Eylül öncesi ve sonrası atmosferi iyi okumak gerekir. 11 Eylül öncesi sinemada terör ve terörizm olgusunda “ikiz kuleler, depremler ve uzaylıların istilası” temaları dikkat çekmektedir.
Bu yazının devamı 189. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
189. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Son Nefes
Gördüğümüz ilk gölgelikte takılı kalmayacaktık. Bizim için asıl hedef o gölgelik değildi. Biz onun için burada değildik. Bizim daha önemli daha aşkın bir görevimiz vardı. Amaçlar sapınca araçlar doğruyu gösteremezler. Onun içindir ki araçlar amaçların önüne geçmemeli. Nereye gideceğini bilmeyen bir kimse, hangi aracı kullanırsa kullansın; araç ona yolunu gösteremeyecektir. Ama nereye gideceğini bilen bir kimse için her araç bir yol göstericidir.
Çocuğum Nasıl
Öğretmen mi iyi değil, yanlış öğretmene mi denk geldiler acaba? Ama torpil işlerini sevmiyorlar, kısmetlerine hangi öğretmen düşerse… dediklerine pişman olmuş gibiydiler. Çünkü, falanca öğretmenin özel eğitim görmesi gereken bir çocuğu bile en iyi okullara yerleştirecek eğitim metodları izlediğini de duymuşlardı. Özel eğitim hangi şartlarda gerekir? Falanca arkadaşın çocuğu, üzerinden kendi çocuğunun özel durumunu çözmek için acele eden , ortaya çıkan sorunları bir an önce çözmeye çalışan anne ve baba! Ve tüm bunları izlerken resim defterine hiç resim yapmadan ilk tatile ulaşan, okul çıkışında hararetli konuşmaları uzaktan izleyen o çocuk, gerçekte nasıldı?
Alternatif Ayla Hikâyesi
Kore Savaşı (Güney Kore’de Hanguk-jeonjaeng (Han-Guk Savaşı) veya Yugio sabyeon yani 25 Haziran Olayı, (Kuzey Kore’de Chogukhaebang chŏnjaeng yani Vatan Kurtuluş Savaşı), 1950-1953 yılları arasında yapılan, Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki savaştır. Soğuk Savaş’ın ilk sıcak çatışması olmuştur. Savaş, ABD ve müttefiklerinin, daha sonra da Çin’in müdahalesiyle uluslararası bir boyut kazanmıştır. Kore Savaşı sonunda …
“Eller Ne Derse Desin, Kullar Kader Yazamaz”
“Kader! Değiştirilmesi ve önceden bilinmesi mümkün olmayan bir hakikat. Alın yazısı dedikleri herkes için büyük bir sır. Yaşanır, yaşarken de öğrenilir. Kader de insanın kaderidir. Dünyanın yaratıldığı andan, Âdem ile Havva’nın cennetten çıkarıldığından beri bu hep böyledir. Aslında kaderin sır olması bile bir kaderdir. Ta o andan itibaren asırlar boyu, günden güne, her dakika ve her an bir sır olan kader, herkes için sonsuza dek gizemini korumaya devam edecektir…”
Evi Yuva Yapan
“ Evleri mevsimlere kapatmamakla başlar hikâyeler. Uçuşan bir çiçeğin rüzgârla rüzgârın çocuk kovalamacası ile doğrudan ilgisi vardır.” Bir düzen ile doğarız. Yerli yerinde, sıralı ve rengârenk bir uyum, estetik ve letafet kuşatır bizi. Bakmakla hareketlenen hisler, duyma mesafesi bu dengenin bir parçası haline gelmemize olanak …
Alışverişe devam et