Bir karanlık bul ve onu yıka.
Akıl kıyısında eşelenme, kalp denizine dal. Karanlığı karanlıkla yenebileceğin düşüncesinden tevbe et.
Uyanmak karanlığı bulmaktır aslında. Yüzümüzde ezbere bildiğimiz mahmurlukla karanlığı bileklerinden yakalamaktır uyanmak.
Karanlığı yıkamak neyi değiştirir fikri seni eylemesin.
Kur’a hep kendi içimizdeki günahkâra çıkar.
Sen kendi aksini izlemeye meyledip denize düşeni ve içinde haksızlık olan karanlığı yutan balığı hatırla.
Bozuk iklimlere dayadım sırtımı Masmavi bozkırın serin akşamlarına sığındım Dünyanın en gülünç hallerinde Gençliğimin beyazlamış uğultusu Bir durmuş zaman. Nazar değmiş ve eskimiş, çevresi süslü Karşımda ışıyan yemyeşil gözlere. Zaman, Kalbimin zambakları besleyen güneşinde İlgisiz yüzlerde okunan derin çizgilerdesin. Bak sensiz nice soğuk yıl geçti, Bana gün hep dün, yine dündü İçimde büyüyen el değmemiş …
Bir emanettir bu dünya,
Coğrafyalar değişir, gökyüzü hep aynı kalır,
Yeryüzü dönüşürken zaman çoğu şeyi alır.
Başımıza gelse de bunca bela,
Azim olan Allah doğruyu söyledi Lila.
Bir rüyanın fevkinde
Fevkalade bir gezegende
Yürüyordum durmadan
Ebediyet filizlerini görmek için
Sonsuzluk bahçesinde
Biraz seyrettikten sonra
Nehir kıyısında rastladım
Bir âheng-i hümâya
Susuzluktan bîtâb düşmüştü
Yorgun kanatlarıyla selamladı beni
Dedim: Ey biçare dilhûn!
Neden bekler durursun?
Yudumla âb-ı hayatı
Güneş rengi dudaklarıyla
Uzanıp semaya
Sildi gözlerindeki demi…
Dönüşüm
Çözülmeye yüz tutmuş cümlelerini
Ve seni
Kışa benzettim seni.
Mevsim güldü
Sen güldün.
Bu yüzden bana bugün ağaçlar ilginç değil
Şaşırdığım çiçekler ilginç değil.
Ben üşüyerek soydum içimden seni
Çıkardım tüm sorgulamalarımı büründüğüm hikâyelerden.
Sıyrıldım koştum bambaşka bir mevsime
Bulanık zihinler arkamda birikti hep
Dağ oldular, yol oldular, bir de uçurum.
Eğilip kendi çizdiğim vadide uçtum
Güvercin sesi kurtardı beni
Takıldığım tapınaklar.
Yemyeşil bir hava yokladı durdu.
Hayran kaldım yeniden bir dönüşe.
Anladım herkesin herkese ihtiyacı var,
Ve hiçbir zaman mümkün değil şu çanlara sağırlık.
Hiçbir zaman mümkün değil şarkısızlık.
Kesin dönüş hiçbir zaman mümkün değil
Söyle bana,
Hangi köşede ışık?
İlgili Yazılar
Şair Tutanağı: Yağmur Duası
Bir karanlık bul ve onu yıka.
Akıl kıyısında eşelenme, kalp denizine dal. Karanlığı karanlıkla yenebileceğin düşüncesinden tevbe et.
Uyanmak karanlığı bulmaktır aslında. Yüzümüzde ezbere bildiğimiz mahmurlukla karanlığı bileklerinden yakalamaktır uyanmak.
Karanlığı yıkamak neyi değiştirir fikri seni eylemesin.
Kur’a hep kendi içimizdeki günahkâra çıkar.
Sen kendi aksini izlemeye meyledip denize düşeni ve içinde haksızlık olan karanlığı yutan balığı hatırla.
Bir yakınlık dibimde
Bozuk iklimlere dayadım sırtımı Masmavi bozkırın serin akşamlarına sığındım Dünyanın en gülünç hallerinde Gençliğimin beyazlamış uğultusu Bir durmuş zaman. Nazar değmiş ve eskimiş, çevresi süslü Karşımda ışıyan yemyeşil gözlere. Zaman, Kalbimin zambakları besleyen güneşinde İlgisiz yüzlerde okunan derin çizgilerdesin. Bak sensiz nice soğuk yıl geçti, Bana gün hep dün, yine dündü İçimde büyüyen el değmemiş …
Lila’ya Söylem
Bir emanettir bu dünya,
Coğrafyalar değişir, gökyüzü hep aynı kalır,
Yeryüzü dönüşürken zaman çoğu şeyi alır.
Başımıza gelse de bunca bela,
Azim olan Allah doğruyu söyledi Lila.
Seyir
Bir rüyanın fevkinde
Fevkalade bir gezegende
Yürüyordum durmadan
Ebediyet filizlerini görmek için
Sonsuzluk bahçesinde
Biraz seyrettikten sonra
Nehir kıyısında rastladım
Bir âheng-i hümâya
Susuzluktan bîtâb düşmüştü
Yorgun kanatlarıyla selamladı beni
Dedim: Ey biçare dilhûn!
Neden bekler durursun?
Yudumla âb-ı hayatı
Güneş rengi dudaklarıyla
Uzanıp semaya
Sildi gözlerindeki demi…
Kudüs Bakışlı Çocuğa Minnetle
Ey çağın ebabili,
Kudüs gülüşlü çocuk
Öğrettiğin onca şey için
Sana minnettarız