Muhitimde çok sık telâffuz edilen bir kavram var; şartlar kavramı… “Efendim, şartlar bunu gerektiriyor. Bu böyle oldu çünkü şartlar bunu zorunlu kıldı. Mevcut şartlar gereği böyle olmasında fayda vardır. Öyle yapmak zorundaydılar çünkü şartlar öyle vs.“ Her konuda gereğinden fazla yerini bulan ve beni de oldukça endişelendiren bu renksiz ifade tarzının, ortaya konulan hareketlerdeki eksiklikleri ve problemli karmaşıklıkları örten sıkıntılı bir tarafı olduğu muhakkak. Kullanıldığı her yerde âdeta meseleyi örtmeye, kapatmaya çalışan avam diline uygun düşen tarafları var. Halkın, kalabalık kitlelerin günlük hayatın dili olarak bu tarz konuşmalarının herhangi bir önemi yoktur. Çünkü onların dili bir sokak dilidir ama hayatı üç beş sahneden ibaret olsa da, gururdan kıvranan bazı fikir firarilerinin ve tavan arası ulemâlarının, her yenilgiyi şartların mecbur ettiği gösterişli bir zafer(!) gibi gösteriyor olmaları elbette bir hastalık hâlidir. Bu yönüyle bakıldığında bu mefhum, asla düşünen mes’ul bir zihnin ürünü değildir. Çünkü yaşanılmış tecrübeler göstermiştir ki; “şartlar“ üzerinden sürdürülen hayatlar, bize ait olmayan bazı olguları da zamanlı zamansız kabullenip bayağılıklar içinde zehirlenmemizi sağlamıştır. “Suç ve Ceza“da Marmaledov; “Nereye gideceğini bilmemenin ne anlama geldiğini biliyor musunuz?“ diye önemli bir soru sorar. Bu soru bir mânâda herkesin, ama özellikle de Müslüman zümrelerin kendi nefislerine sormaları lâzım gelen bir sorudur.
Bu yazının devamı
184. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Zevkinde sefasında gamında kederinde
Canan gide rindân dağıla mey ola rizân
böyle gecenin hayr umulur mu seherinde
Hayr umma eğer sadr-ı cihan olsa da
Bilfarz her kim ki hasâset ola ırk u güherinde
Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
Gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde
Anlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât
Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde
Ayînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
Halklar sana kulluk etsin,
Uluslar boyun eğsin.
Kardeşlerine egemen ol,
Kardeşlerin sana boyun eğsin.
Sana lanet edenlere lanet olsun,
Seni kutsayanlar kutsansın.”
Ruhun doğal eğilimlerinden olan sanat tutkusuna, insanoğluyla yaşıt diyebiliriz. Sanat olgusunun sarmalı içinde insanın eğilimleri, hayalleri, duyguları, tasavvurları, bulunur çünkü. Evrende ve fıtratta varolduğu için sanata müştaktır ama içinin derinliklerinde bulunan sanat gerçeğini somutlaştıramaz her insan.
Gözetim ve gözetleme olgusunun insanlık tarihi kadar geçmişe dayandığı ve her dönemin kendine has unsurları ile görünür olduğu kabul edilmektedir. Modern bir tarih okumasıyla duruma bakacak olursak; Ortaçağın sonlarına kadar Tanrı’nın hükümranlığının etkin olduğu bir dünyadan bahsedebiliriz. Yeniçağ ile birlikte hükümdarların Tanrı’dan rol çalarak kendilerini Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcileri ilan etmeleri, hükümdarların hükümranlığının daha baskın olduğu bir sürece geçildiğini göstermektedir.
Masallar, çocuk edebiyatını besleyen en zengin kaynaklardan biri olagelmiştir. Samed Behrengi’den John Boyne’a birçok yazar doğrudan ya da dolaylı bir şekilde masallarla alışveriş hâlinde olmuştur. Uyarlama, motif, tema, tip, ödünçleme, parodi, ters yüz etme teknikleriyle masallar bundan sonra da çocuk edebiyatı için bereketli bir damar olmayı sürdürecek gibi görünmektedir.
Efendim Şartlar Böyle
Hiç akla gelir miydi bu âşıklığım ey dil
Kim derdi ki bir gün bana divane desinler
Lâ Edrî
Muhitimde çok sık telâffuz edilen bir kavram var; şartlar kavramı… “Efendim, şartlar bunu gerektiriyor. Bu böyle oldu çünkü şartlar bunu zorunlu kıldı. Mevcut şartlar gereği böyle olmasında fayda vardır. Öyle yapmak zorundaydılar çünkü şartlar öyle vs.“ Her konuda gereğinden fazla yerini bulan ve beni de oldukça endişelendiren bu renksiz ifade tarzının, ortaya konulan hareketlerdeki eksiklikleri ve problemli karmaşıklıkları örten sıkıntılı bir tarafı olduğu muhakkak. Kullanıldığı her yerde âdeta meseleyi örtmeye, kapatmaya çalışan avam diline uygun düşen tarafları var. Halkın, kalabalık kitlelerin günlük hayatın dili olarak bu tarz konuşmalarının herhangi bir önemi yoktur. Çünkü onların dili bir sokak dilidir ama hayatı üç beş sahneden ibaret olsa da, gururdan kıvranan bazı fikir firarilerinin ve tavan arası ulemâlarının, her yenilgiyi şartların mecbur ettiği gösterişli bir zafer(!) gibi gösteriyor olmaları elbette bir hastalık hâlidir. Bu yönüyle bakıldığında bu mefhum, asla düşünen mes’ul bir zihnin ürünü değildir. Çünkü yaşanılmış tecrübeler göstermiştir ki; “şartlar“ üzerinden sürdürülen hayatlar, bize ait olmayan bazı olguları da zamanlı zamansız kabullenip bayağılıklar içinde zehirlenmemizi sağlamıştır. “Suç ve Ceza“da Marmaledov; “Nereye gideceğini bilmemenin ne anlama geldiğini biliyor musunuz?“ diye önemli bir soru sorar. Bu soru bir mânâda herkesin, ama özellikle de Müslüman zümrelerin kendi nefislerine sormaları lâzım gelen bir sorudur.
Hesap Oluştur / Giriş Yap
Bu yazının devamı 184. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Mevcut Toplumda Bir Din Telâkkisi
Zevkinde sefasında gamında kederinde
Canan gide rindân dağıla mey ola rizân
böyle gecenin hayr umulur mu seherinde
Hayr umma eğer sadr-ı cihan olsa da
Bilfarz her kim ki hasâset ola ırk u güherinde
Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
Gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde
Anlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât
Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde
Ayînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
Tevrat’tan Siyonizm’e: Seçilmiş Katiller
Halklar sana kulluk etsin,
Uluslar boyun eğsin.
Kardeşlerine egemen ol,
Kardeşlerin sana boyun eğsin.
Sana lanet edenlere lanet olsun,
Seni kutsayanlar kutsansın.”
Sanat ve Sanatımız
Ruhun doğal eğilimlerinden olan sanat tutkusuna, insanoğluyla yaşıt diyebiliriz. Sanat olgusunun sarmalı içinde insanın eğilimleri, hayalleri, duyguları, tasavvurları, bulunur çünkü. Evrende ve fıtratta varolduğu için sanata müştaktır ama içinin derinliklerinde bulunan sanat gerçeğini somutlaştıramaz her insan.
Yasaların Gözetiminde Hayat
Gözetim ve gözetleme olgusunun insanlık tarihi kadar geçmişe dayandığı ve her dönemin kendine has unsurları ile görünür olduğu kabul edilmektedir. Modern bir tarih okumasıyla duruma bakacak olursak; Ortaçağın sonlarına kadar Tanrı’nın hükümranlığının etkin olduğu bir dünyadan bahsedebiliriz. Yeniçağ ile birlikte hükümdarların Tanrı’dan rol çalarak kendilerini Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcileri ilan etmeleri, hükümdarların hükümranlığının daha baskın olduğu bir sürece geçildiğini göstermektedir.
Ütopyaya Masal Aşısı ya da Masaldan Ütopyaya Bir Yol Var mı?
Masallar, çocuk edebiyatını besleyen en zengin kaynaklardan biri olagelmiştir. Samed Behrengi’den John Boyne’a birçok yazar doğrudan ya da dolaylı bir şekilde masallarla alışveriş hâlinde olmuştur. Uyarlama, motif, tema, tip, ödünçleme, parodi, ters yüz etme teknikleriyle masallar bundan sonra da çocuk edebiyatı için bereketli bir damar olmayı sürdürecek gibi görünmektedir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.