Bir şeyi korumak, zarar verecek şeylerden sakınmak, bir şeyi başka bir şeyle tehlikelere karşı koruma altına almak anlamındaki ”hikaye” kökünden gelen “ittika” sözlükte; kuvvetli bir himayeye girerek korunmak, sakınmak, kendini muhafaza altına almak anlamlarına gelir. (Dini. Kav. söz. sh. 347) İttikanın isim şekline ise “takva” denilmektedir.
Cahiliye döneminde de kullanılan bu kelimeler, ‘bir tehlikeyi önlemek üzere konulmuş engel ve siperi ifade ediyordu’ (Diyanet. Tef. Kur. Yolu. Cilt-1 sf. 210). Kur’an’ın nuzülünden sonra da yine sözlük anlamı itibariyle değişmemiş, belki kapsamı genişleyerek İslami bir mahiyet kazanmıştır.
Ragıp El İsfehani müfredatında; “takva sözcüğü şeri dilde, günaha girmeye neden olacak şeylerden nefsini korumak… yasak olan şeyi terk etmek…” diye tanımlamıştır.
Terim anlamı itibariyle de “takva”; bir müminin Allah’ın sınırlarına uyma konusunda ihlasla gösterdiği hassasiyetin, titizlik ve itinanın adıdır denebilir.
Tabi, netice itibariyle aynı kapıya çıkan farklı tanımlar yapmak da mümkündür…
Ayrımcılığın önlenmesi, çocuğun yüksek yararı, yaşama ve gelişme hakkı, çocuğun görüşlerinin dikkate alınması gibi dört temel ilke üzerine bina edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ilk maddesi çocuğun tanımıyla başlar. Her türlü ayrımcılığı yasaklayan sözleşmede çocuğun yüksek yararı, kötü muamele ve istismardan korunma hakkı başta olmak üzere, birçok hak maddeler halinde sözleşmede yer almıştır.
Devlet talebiyle kast edilen ise genellikle, kendi amaçları doğrultusunda bu yapıyı kullanmak isteyen ideolojik grupların toplumsal hareket aşamasında açığa vurdukları siyasal istençtir. Bu yapı, mahiyeti gereği “erk” sahibidir ve gruplar “büyük hedeflerine” ulaşabilmek için buna muhtaçtırlar.
Gözetim, 18. yüzyılda, fizikî sınırların, duvarların, kamu mekânlarının ve şehrin bir kısmını içeren ve düzenin sağlanması için iktidara “güç” kazandıran panoptikonlar aracılığıyla sağlanmaktayken; 21. yüzyılda, Bauman’ın dediği gibi, sınırları olmayan, akışkan ve bireysel düzlemde mikropanoptikonlar yani akıllı cihazlarla dijital olarak sağlanmaktadır. Artık insanın sadece rasyonelliği değil irrasyonelliği de çeşitli denetim mekanizmalarının, gözetim teknolojilerinin boyunduruğu altındadır.
Doğduğunda güneş, herkesin ve her şeyin üstüne doğar. Hiçbir şey ve hiçbir kimse ona ilgisiz kalamaz. İşler ona göre başlar, ona göre şekillenir ve gelişir. Güneşin doğudan yükselmesi, onu doğunun malı kılmadığı gibi, batıdan batması ise batıya küskünlüğünden değildir. O, tayin edilen vakit ve yörüngesinde hareket eder. O, her gün doğmaya devam eder.
Türkiye’de, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, dinin kültürel, sosyal, sınıfsal, ekonomik birçok görüngülerine hayatın giriftliği ve karmaşası içinde tanıklık etmeyi sürdürmekteyiz. Zaten evrensel düzeyde “hayat”la ilintisini tüm geri çektirme çabalarına rağmen ısrarla vurgulayan din, değişimin çok farklı boyutlarında adından söz ettirdiği gibi, bundan sonra da hayattan geri dönen tüm yanlışların müracaat edeceği yegane adres olarak …
Takva Sahibi Birisi Allah’tan Niçin Korksun
Bir şeyi korumak, zarar verecek şeylerden sakınmak, bir şeyi başka bir şeyle tehlikelere karşı koruma altına almak anlamındaki ”hikaye” kökünden gelen “ittika” sözlükte; kuvvetli bir himayeye girerek korunmak, sakınmak, kendini muhafaza altına almak anlamlarına gelir. (Dini. Kav. söz. sh. 347) İttikanın isim şekline ise “takva” denilmektedir.
Cahiliye döneminde de kullanılan bu kelimeler, ‘bir tehlikeyi önlemek üzere konulmuş engel ve siperi ifade ediyordu’ (Diyanet. Tef. Kur. Yolu. Cilt-1 sf. 210). Kur’an’ın nuzülünden sonra da yine sözlük anlamı itibariyle değişmemiş, belki kapsamı genişleyerek İslami bir mahiyet kazanmıştır.
Ragıp El İsfehani müfredatında; “takva sözcüğü şeri dilde, günaha girmeye neden olacak şeylerden nefsini korumak… yasak olan şeyi terk etmek…” diye tanımlamıştır.
Terim anlamı itibariyle de “takva”; bir müminin Allah’ın sınırlarına uyma konusunda ihlasla gösterdiği hassasiyetin, titizlik ve itinanın adıdır denebilir.
Tabi, netice itibariyle aynı kapıya çıkan farklı tanımlar yapmak da mümkündür…
Bu yazının devamı 180. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
180. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
BM Çocuk Hakları Sözleşmesine Eleştirel Yaklaşım
Ayrımcılığın önlenmesi, çocuğun yüksek yararı, yaşama ve gelişme hakkı, çocuğun görüşlerinin dikkate alınması gibi dört temel ilke üzerine bina edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ilk maddesi çocuğun tanımıyla başlar. Her türlü ayrımcılığı yasaklayan sözleşmede çocuğun yüksek yararı, kötü muamele ve istismardan korunma hakkı başta olmak üzere, birçok hak maddeler halinde sözleşmede yer almıştır.
Devlet Talebinden Vazgeçilebilir mi?
Devlet talebiyle kast edilen ise genellikle, kendi amaçları doğrultusunda bu yapıyı kullanmak isteyen ideolojik grupların toplumsal hareket aşamasında açığa vurdukları siyasal istençtir. Bu yapı, mahiyeti gereği “erk” sahibidir ve gruplar “büyük hedeflerine” ulaşabilmek için buna muhtaçtırlar.
Panoptikon ve Varolmanın Dayanılmaz Ağırlığı
Gözetim, 18. yüzyılda, fizikî sınırların, duvarların, kamu mekânlarının ve şehrin bir kısmını içeren ve düzenin sağlanması için iktidara “güç” kazandıran panoptikonlar aracılığıyla sağlanmaktayken; 21. yüzyılda, Bauman’ın dediği gibi, sınırları olmayan, akışkan ve bireysel düzlemde mikropanoptikonlar yani akıllı cihazlarla dijital olarak sağlanmaktadır. Artık insanın sadece rasyonelliği değil irrasyonelliği de çeşitli denetim mekanizmalarının, gözetim teknolojilerinin boyunduruğu altındadır.
Meraksızlık, Rahatperestlik ve Eleştiri
Doğduğunda güneş, herkesin ve her şeyin üstüne doğar. Hiçbir şey ve hiçbir kimse ona ilgisiz kalamaz. İşler ona göre başlar, ona göre şekillenir ve gelişir. Güneşin doğudan yükselmesi, onu doğunun malı kılmadığı gibi, batıdan batması ise batıya küskünlüğünden değildir. O, tayin edilen vakit ve yörüngesinde hareket eder. O, her gün doğmaya devam eder.
Zaafiyetleri “Muhafaza” Etmek
Türkiye’de, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, dinin kültürel, sosyal, sınıfsal, ekonomik birçok görüngülerine hayatın giriftliği ve karmaşası içinde tanıklık etmeyi sürdürmekteyiz. Zaten evrensel düzeyde “hayat”la ilintisini tüm geri çektirme çabalarına rağmen ısrarla vurgulayan din, değişimin çok farklı boyutlarında adından söz ettirdiği gibi, bundan sonra da hayattan geri dönen tüm yanlışların müracaat edeceği yegane adres olarak …
Alışverişe devam et