“Rabbimiz biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamazsan Ziyana uğrayanlardan oluruz.”
(A’râf, 7:23)
Ne oldum değil, ne olacağımın dünyasıdır yaşadığımız dünya… ‘Asla yapmam’ dediklerimizle yarınlarda yapabileceklerimiz arasında saklanan yerdir dünya… Keşkelerin, pişmanlıkların, endişelerin sıra sıra dizilip hayat yolculuğumuzda tecrübeye dönüştüğü yerdir dünya… Kınadığımız şeylerden kınanacağımız, söyleyip de arkasında durmadığımız söylevlerden uyarılacağımız yerdir dünya…
“Bana bir şey olmaz.” deyip “Bir defalık yanlıştan ne çıkar?” diyerek yol alanların; yolun sonunda “ne çok yanılgı yaşadım.” diyenlerin yeridir dünya… Kimi zaman hatalarla yüzleşmekten kaçındığımız, kimi zaman kendimizden kaçtığımız yerdir dünya…
Fani bir kapıdan, ebedi bir âleme geçiş yapacağımız yerdir dünya… Bir imtihan, bir sınav, bir kendini tanıma, anlam yolculuğudur dünya. Neden, niçin, nasılların cevap bulduğu yerdir dünya. Yaratılış amacımızın doğasından kopmayarak, bu seyirde yol alabilmenin; cesareti ve gayreti içinde olduğumuz yerdir dünya…
Bu yazının devamı
209. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İnsanlar, hem de onların en masumları, boy boy türlü türlü hayvanlar, envai çeşit nebatat yok olup gitmeseydi; açlık susuzluk kol gezmeseydi, tahribat sadece mimari ve kültürel boyutta olsaydı bile savaşın ne korkunç, ne zalimce bir lanet olduğunu hemen herkes anlardı.
Filistin meselesi, yalnızca bir toprak işgali ya da bölgesel bir çatışma değil, aynı zamanda çağdaş dünyanın adalet, sömürgecilik, insan hakları ve uluslararası siyaset gibi meselelerle imtihanıdır. Bugün için bu küresel ölçekte bir gerçektir ve böyledir.
Kaybolmak öznenin değişimiyle anlam kazanıyor. Sonuçta herkes bir yerlerde, kimseyi kara delik yutmuyor, uzaylılar kadavra malzemesi olarak kullanmıyor, ecinni taifesiyle pişpirik âlemlerine gömüldüklerini de zannetmiyorum.
Burası dünyaydı geçici yürüyüş alanımız… Yürürken levhalara dikkat edip yolumuzu şaşırmayacaktık. Doğru görüp doğru düşünecektik. Doğru düşünüp doğru yaşayacaktık. Hoşumuza gitse de gitmese de yoldaki işaretleri takip edecektik.
Hayatı Ciddiye Almanın Bir Adıdır Tövbe
“Rabbimiz biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamazsan Ziyana uğrayanlardan oluruz.”
(A’râf, 7:23)
Ne oldum değil, ne olacağımın dünyasıdır yaşadığımız dünya… ‘Asla yapmam’ dediklerimizle yarınlarda yapabileceklerimiz arasında saklanan yerdir dünya… Keşkelerin, pişmanlıkların, endişelerin sıra sıra dizilip hayat yolculuğumuzda tecrübeye dönüştüğü yerdir dünya… Kınadığımız şeylerden kınanacağımız, söyleyip de arkasında durmadığımız söylevlerden uyarılacağımız yerdir dünya…
“Bana bir şey olmaz.” deyip “Bir defalık yanlıştan ne çıkar?” diyerek yol alanların; yolun sonunda “ne çok yanılgı yaşadım.” diyenlerin yeridir dünya… Kimi zaman hatalarla yüzleşmekten kaçındığımız, kimi zaman kendimizden kaçtığımız yerdir dünya…
Fani bir kapıdan, ebedi bir âleme geçiş yapacağımız yerdir dünya… Bir imtihan, bir sınav, bir kendini tanıma, anlam yolculuğudur dünya. Neden, niçin, nasılların cevap bulduğu yerdir dünya. Yaratılış amacımızın doğasından kopmayarak, bu seyirde yol alabilmenin; cesareti ve gayreti içinde olduğumuz yerdir dünya…
Bu yazının devamı 209. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Benim Sadık Yarim Işıl Işıl Barış
İnsanlar, hem de onların en masumları, boy boy türlü türlü hayvanlar, envai çeşit nebatat yok olup gitmeseydi; açlık susuzluk kol gezmeseydi, tahribat sadece mimari ve kültürel boyutta olsaydı bile savaşın ne korkunç, ne zalimce bir lanet olduğunu hemen herkes anlardı.
Bir İnsanlık Meselesi Olarak Filistin, Bir Vicdan Alanı Olarak Edebiyat
Filistin meselesi, yalnızca bir toprak işgali ya da bölgesel bir çatışma değil, aynı zamanda çağdaş dünyanın adalet, sömürgecilik, insan hakları ve uluslararası siyaset gibi meselelerle imtihanıdır. Bugün için bu küresel ölçekte bir gerçektir ve böyledir.
Özgür Ruhların ve Tutsak Bedenlerin Şehri
Özgürlükler ülkesi amerika!
Her şey var orda, Özgürlük dışında
Ve dağıtıyor özgürlüğü Ortadoğuya
Kaybolmamak İçin Yola Çıkanlara; Hiç Durmayanlara
Kaybolmak öznenin değişimiyle anlam kazanıyor. Sonuçta herkes bir yerlerde, kimseyi kara delik yutmuyor, uzaylılar kadavra malzemesi olarak kullanmıyor, ecinni taifesiyle pişpirik âlemlerine gömüldüklerini de zannetmiyorum.
Son Nefes
Burası dünyaydı geçici yürüyüş alanımız… Yürürken levhalara dikkat edip yolumuzu şaşırmayacaktık. Doğru görüp doğru düşünecektik. Doğru düşünüp doğru yaşayacaktık. Hoşumuza gitse de gitmese de yoldaki işaretleri takip edecektik.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.