“Rabbimiz biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamazsan Ziyana uğrayanlardan oluruz.”
(A’râf, 7:23)
Ne oldum değil, ne olacağımın dünyasıdır yaşadığımız dünya… ‘Asla yapmam’ dediklerimizle yarınlarda yapabileceklerimiz arasında saklanan yerdir dünya… Keşkelerin, pişmanlıkların, endişelerin sıra sıra dizilip hayat yolculuğumuzda tecrübeye dönüştüğü yerdir dünya… Kınadığımız şeylerden kınanacağımız, söyleyip de arkasında durmadığımız söylevlerden uyarılacağımız yerdir dünya…
“Bana bir şey olmaz.” deyip “Bir defalık yanlıştan ne çıkar?” diyerek yol alanların; yolun sonunda “ne çok yanılgı yaşadım.” diyenlerin yeridir dünya… Kimi zaman hatalarla yüzleşmekten kaçındığımız, kimi zaman kendimizden kaçtığımız yerdir dünya…
Fani bir kapıdan, ebedi bir âleme geçiş yapacağımız yerdir dünya… Bir imtihan, bir sınav, bir kendini tanıma, anlam yolculuğudur dünya. Neden, niçin, nasılların cevap bulduğu yerdir dünya. Yaratılış amacımızın doğasından kopmayarak, bu seyirde yol alabilmenin; cesareti ve gayreti içinde olduğumuz yerdir dünya…
Bu yazının devamı
209. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
“Çok okuyan mı, yoksa çok gezen mi daha çok bilir?” diye meşhur bir söz vardır. Doğrusu ben bu sözü çok gerekli bir söz olarak görmüyorum. Çünkü ‘bilmek’ tek başına bir anlam ifade etmeye yetmez. Zira aslolan bilmek değil, anlamaktır. Dolayısıyla âlemin bilmek üzerine değil, anlamak üzerine inşâ edildiğini düşünüyorum. Anlamak, zihnin bilgi üzerinde arayış hamlesiyle takla atmasıdır.
Oyun bozuldu ve sokaklar boşaldı. Fakat eve dönen de olmadı. Mevsimler karıştı. Çiçeklerin adı unutuldu.
Kardeşlerden biri hasta olursa, diğeri pencereden seyrederdi karın sessizliğini. Şimdi kardeşlerin pencereleri sırt sırta. En güzel top oynayan işte onunki süper kahraman desenli bir perde, hiç açılmıyor artık . Eski sokağa bakan diğer pencerede de bir rüzgar gülü duruyor.
Her sabah kardeşler, erkenden kayboluyorlar ortalıktan.
İnsan, diğer yaratılmışlardan farklı olarak düşünen, taşınan ve tercih eden bir varlık. Akledip tercih ediyor olması onu sorumluluk sahibi kılıyor. Nihayetinde tercihlerinin sorumluluğunu üstlenen ve hesabını vermeyi de göze alan bir varlık; insan…
Kurduğunuz sistemin içinde kontrolü elden kaybederseniz yok olmaya mahkumsunuzdur. Devasa bir sistemin küçük dişlilerinden olarak, büyüklük rolüne soyunursanız da yok olmaya mahkum olursunuz. Gelişiminizi tamamlamadan, kendinizi olanın üzerinde görmek hem kendinizi hem de etrafınızdakileri felakete sürekler. Bunun farkına da varamazsınız. Farkındalık, ancak; felaketin size isabet etmesinden sonra gerçekleşir
Hayatı Ciddiye Almanın Bir Adıdır Tövbe
“Rabbimiz biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamazsan Ziyana uğrayanlardan oluruz.”
(A’râf, 7:23)
Ne oldum değil, ne olacağımın dünyasıdır yaşadığımız dünya… ‘Asla yapmam’ dediklerimizle yarınlarda yapabileceklerimiz arasında saklanan yerdir dünya… Keşkelerin, pişmanlıkların, endişelerin sıra sıra dizilip hayat yolculuğumuzda tecrübeye dönüştüğü yerdir dünya… Kınadığımız şeylerden kınanacağımız, söyleyip de arkasında durmadığımız söylevlerden uyarılacağımız yerdir dünya…
“Bana bir şey olmaz.” deyip “Bir defalık yanlıştan ne çıkar?” diyerek yol alanların; yolun sonunda “ne çok yanılgı yaşadım.” diyenlerin yeridir dünya… Kimi zaman hatalarla yüzleşmekten kaçındığımız, kimi zaman kendimizden kaçtığımız yerdir dünya…
Fani bir kapıdan, ebedi bir âleme geçiş yapacağımız yerdir dünya… Bir imtihan, bir sınav, bir kendini tanıma, anlam yolculuğudur dünya. Neden, niçin, nasılların cevap bulduğu yerdir dünya. Yaratılış amacımızın doğasından kopmayarak, bu seyirde yol alabilmenin; cesareti ve gayreti içinde olduğumuz yerdir dünya…
Bu yazının devamı 209. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Entelektüel Bir Haslet Olarak Eleştirellik
“Çok okuyan mı, yoksa çok gezen mi daha çok bilir?” diye meşhur bir söz vardır. Doğrusu ben bu sözü çok gerekli bir söz olarak görmüyorum. Çünkü ‘bilmek’ tek başına bir anlam ifade etmeye yetmez. Zira aslolan bilmek değil, anlamaktır. Dolayısıyla âlemin bilmek üzerine değil, anlamak üzerine inşâ edildiğini düşünüyorum. Anlamak, zihnin bilgi üzerinde arayış hamlesiyle takla atmasıdır.
Kardeşlerim
Oyun bozuldu ve sokaklar boşaldı. Fakat eve dönen de olmadı. Mevsimler karıştı. Çiçeklerin adı unutuldu.
Kardeşlerden biri hasta olursa, diğeri pencereden seyrederdi karın sessizliğini. Şimdi kardeşlerin pencereleri sırt sırta. En güzel top oynayan işte onunki süper kahraman desenli bir perde, hiç açılmıyor artık . Eski sokağa bakan diğer pencerede de bir rüzgar gülü duruyor.
Her sabah kardeşler, erkenden kayboluyorlar ortalıktan.
Meşru İle Gayri Meşru Olan Arasında İnsan
İnsan, diğer yaratılmışlardan farklı olarak düşünen, taşınan ve tercih eden bir varlık. Akledip tercih ediyor olması onu sorumluluk sahibi kılıyor. Nihayetinde tercihlerinin sorumluluğunu üstlenen ve hesabını vermeyi de göze alan bir varlık; insan…
Kurtlukta Düşeni Yemek Kanundur
Kurduğunuz sistemin içinde kontrolü elden kaybederseniz yok olmaya mahkumsunuzdur. Devasa bir sistemin küçük dişlilerinden olarak, büyüklük rolüne soyunursanız da yok olmaya mahkum olursunuz. Gelişiminizi tamamlamadan, kendinizi olanın üzerinde görmek hem kendinizi hem de etrafınızdakileri felakete sürekler. Bunun farkına da varamazsınız. Farkındalık, ancak; felaketin size isabet etmesinden sonra gerçekleşir
Sinvar’ın Âsası
Yüzündeki öfkeyi kim görmüş başka bir yüzde?
Başka yüzlerin öfkesi, anlata anlata bitirilemeyecek borçlar çıkarır.
Küsmüş suratlar dökülür insanların öfkelerinden.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.