Özel alan kamusal alana göre daha net bir alan gibi duruyor. Özel alan ‘mahrem alanımız’ diyoruz. Kamusal alansa kendimiz gibi olamadığımız bir alan gibi… Ne dersiniz, kamusal alan – özel alan ayırımı hakkında?
Özel alanın daha net bir alan gibi durduğunu söylemek aslında bu ikiliğin yani kamusal ve özel alan ikilemesinin belirsizliğini akla getirmektedir ki bu da her iki kavramın da buraların lügatinde önceden beri yer almadığını dile getirmeye bir vesile oluşturur. Çünkü bu mesele literatürde ele alınırken eski Yunan’a, on beşinci yüzyıl, on sekizinci yüzyıl Avrupasına gidilir ama biraz daha doğudan pek bahsedilmez. –bahsedilse de bunun doğruluğu tartışmalı hale gelir-. Çünkü diğer birçok Avrupalı kelime gibi bu kullanımlar da oralardan ithalen çeviridirler.
Özel alanı bugün biz kendimize ait bir kavram olarak değil de işte bu tercemeten ahvalde yeniden inşa ederek anlamaya çalışıyoruz. Bu, Müslümanlar olarak farklı bir uzaya taşınmamızdan kaynaklanıyor ve en kötüsü de bugün ne kendi uzayımızı ne de taşındığımız uzayı yerli yerince değerlendirebilecek durumdayız.
Bu yazının devamı
194. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bir kekemeliktir gidiyor, Dillerimiz mi kekeme yoksa akıl-fikirlerimiz mi? Yoksa ikisi mi? Bizce ikisi birbiriyle ilintili. Kekemelik derken, bir şeyler ‘der gibi’ vapıp dememek, diyecekmiş gibi ümitlendirmek ama ‘diyemeyip’ hakikatin arkasında-çevresinde dolanıp
İçtihat, etimolojik kökeninde yer alan “cehd” ve “gayret” kavramlarından da anlaşılacağı üzere, şer‘î hükümlerin belirlenmesinde, özellikle kesin bilgi (kat’i delil) bulunmayan durumlarda, zann-ı galibe (kuvvetli kanaate) dayalı bir hükme ulaşma çabasını ifade eder.
Oruç Allah’a teslimiyetin bir şiarı. Kulun kendini arındırması… Vakitleri belli bir ibadet…Hikmetini ve faydası üzerinde düşünülecek olursa hem bireysel hem toplumsal bir çok faydayı muhtevi. Kimilerine göre şenlik, kimilerine göre sadece açlık,
İnsan, kelimeler ve kavramlarla konuşur ve düşünür. Hele İlahi Vahyin okuyucusu ve mü’mini ise bu sahadaki hassasiyetini, kendisiyle konuşan Rabbinin kelimelerine, hususi bir itina göstererek yapar. Ben, okuryazarlık hayatım boyunca, daima İlahi Kelam’ı,
Kredi kartları, alışveriş merkezleri, tüketici kredileri… Son dönemler iyiden iyiye toplumun birer parçası haline gelmiş durumda. Tüketimin kışkırtıldığı, insanların zaaflarının tahrik edildiği, emeğin ve kazancın sömürüldüğü bir dünyada yaşıyoruz artık.
Kamusal ve Özel Alan’dan Bütünlüklü Ahlaki Bir Yaşama
Soruşturma: Fatih Bütün
Özel alan kamusal alana göre daha net bir alan gibi duruyor. Özel alan ‘mahrem alanımız’ diyoruz. Kamusal alansa kendimiz gibi olamadığımız bir alan gibi… Ne dersiniz, kamusal alan – özel alan ayırımı hakkında?
Özel alanın daha net bir alan gibi durduğunu söylemek aslında bu ikiliğin yani kamusal ve özel alan ikilemesinin belirsizliğini akla getirmektedir ki bu da her iki kavramın da buraların lügatinde önceden beri yer almadığını dile getirmeye bir vesile oluşturur. Çünkü bu mesele literatürde ele alınırken eski Yunan’a, on beşinci yüzyıl, on sekizinci yüzyıl Avrupasına gidilir ama biraz daha doğudan pek bahsedilmez. –bahsedilse de bunun doğruluğu tartışmalı hale gelir-. Çünkü diğer birçok Avrupalı kelime gibi bu kullanımlar da oralardan ithalen çeviridirler.
Özel alanı bugün biz kendimize ait bir kavram olarak değil de işte bu tercemeten ahvalde yeniden inşa ederek anlamaya çalışıyoruz. Bu, Müslümanlar olarak farklı bir uzaya taşınmamızdan kaynaklanıyor ve en kötüsü de bugün ne kendi uzayımızı ne de taşındığımız uzayı yerli yerince değerlendirebilecek durumdayız.
Bu yazının devamı 194. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kekemelik Zihinde ve Kalptedir
Bir kekemeliktir gidiyor, Dillerimiz mi kekeme yoksa akıl-fikirlerimiz mi? Yoksa ikisi mi? Bizce ikisi birbiriyle ilintili. Kekemelik derken, bir şeyler ‘der gibi’ vapıp dememek, diyecekmiş gibi ümitlendirmek ama ‘diyemeyip’ hakikatin arkasında-çevresinde dolanıp
Fıkıhta İçtihadın Yeri ve Önemi Üzerine
İçtihat, etimolojik kökeninde yer alan “cehd” ve “gayret” kavramlarından da anlaşılacağı üzere, şer‘î hükümlerin belirlenmesinde, özellikle kesin bilgi (kat’i delil) bulunmayan durumlarda, zann-ı galibe (kuvvetli kanaate) dayalı bir hükme ulaşma çabasını ifade eder.
Mücadele İlim, Hikmet ve Tefekkür ile
Oruç Allah’a teslimiyetin bir şiarı. Kulun kendini arındırması… Vakitleri belli bir ibadet…Hikmetini ve faydası üzerinde düşünülecek olursa hem bireysel hem toplumsal bir çok faydayı muhtevi. Kimilerine göre şenlik, kimilerine göre sadece açlık,
“İnsan Hakları” Hakk’a Baş Kaldırmış Egemenin Hakkı
İnsan, kelimeler ve kavramlarla konuşur ve düşünür. Hele İlahi Vahyin okuyucusu ve mü’mini ise bu sahadaki hassasiyetini, kendisiyle konuşan Rabbinin kelimelerine, hususi bir itina göstererek yapar. Ben, okuryazarlık hayatım boyunca, daima İlahi Kelam’ı,
Tüketmek ve Tükenmek Denkleminde Tüketim Toplumu
Kredi kartları, alışveriş merkezleri, tüketici kredileri… Son dönemler iyiden iyiye toplumun birer parçası haline gelmiş durumda. Tüketimin kışkırtıldığı, insanların zaaflarının tahrik edildiği, emeğin ve kazancın sömürüldüğü bir dünyada yaşıyoruz artık.
Alışverişe devam et