Özel alan kamusal alana göre daha net bir alan gibi duruyor. Özel alan ‘mahrem alanımız’ diyoruz. Kamusal alansa kendimiz gibi olamadığımız bir alan gibi… Ne dersiniz, kamusal alan – özel alan ayırımı hakkında?
Özel alanın daha net bir alan gibi durduğunu söylemek aslında bu ikiliğin yani kamusal ve özel alan ikilemesinin belirsizliğini akla getirmektedir ki bu da her iki kavramın da buraların lügatinde önceden beri yer almadığını dile getirmeye bir vesile oluşturur. Çünkü bu mesele literatürde ele alınırken eski Yunan’a, on beşinci yüzyıl, on sekizinci yüzyıl Avrupasına gidilir ama biraz daha doğudan pek bahsedilmez. –bahsedilse de bunun doğruluğu tartışmalı hale gelir-. Çünkü diğer birçok Avrupalı kelime gibi bu kullanımlar da oralardan ithalen çeviridirler.
Özel alanı bugün biz kendimize ait bir kavram olarak değil de işte bu tercemeten ahvalde yeniden inşa ederek anlamaya çalışıyoruz. Bu, Müslümanlar olarak farklı bir uzaya taşınmamızdan kaynaklanıyor ve en kötüsü de bugün ne kendi uzayımızı ne de taşındığımız uzayı yerli yerince değerlendirebilecek durumdayız.
Oruç Allah’a teslimiyetin bir şiarı. Kulun kendini arındırması… Vakitleri belli bir ibadet…Hikmetini ve faydası üzerinde düşünülecek olursa hem bireysel hem toplumsal bir çok faydayı muhtevi. Kimilerine göre şenlik, kimilerine göre sadece açlık,
Bir kekemeliktir gidiyor, Dillerimiz mi kekeme yoksa akıl-fikirlerimiz mi? Yoksa ikisi mi? Bizce ikisi birbiriyle ilintili. Kekemelik derken, bir şeyler ‘der gibi’ vapıp dememek, diyecekmiş gibi ümitlendirmek ama ‘diyemeyip’ hakikatin arkasında-çevresinde dolanıp
Tarifi zor işler karşısında el-insaf, el-vicdan deriz. Hatta, karşılaştığımız manzaranın dehşet verici bir acımasızlıkta olduğunu ima etmek için ses tonumuzu kabalaştırır ve ağzımızı doldura doldura ‘vicdansız’ deriz. Peki nedir ‘vicdan’? Acıma duygumuz mu, merhametimiz mi, zulme karşı çıkan hangi yanımız?
Maddi ve manevi alandaki dengenin orantısız bir şekilde bozulması, endişe ve kaygıyı daha çok bizlere dayatıyor. Yarına dair kayıp ve umut kavramları bende maddi ve manevi kavramlara karşılık geliyor. Çağımız insanı kayıplarını daha çok maddi olarak düşünüyor.
Yabancı korkusu, bir tür yerinden, mülkünden olma ve hatta istila edilme korkusu olarak oldukça arkaik bir korku. Günümüzde ise buna bir de işinden ve konforundan edilme korkusu ve yabancılardan nefret duygusu eklense de bu, oldukça akıldışı ve insaniyete aykırı bir
Kamusal ve Özel Alan’dan Bütünlüklü Ahlaki Bir Yaşama
Özel alan kamusal alana göre daha net bir alan gibi duruyor. Özel alan ‘mahrem alanımız’ diyoruz. Kamusal alansa kendimiz gibi olamadığımız bir alan gibi… Ne dersiniz, kamusal alan – özel alan ayırımı hakkında?
Özel alanın daha net bir alan gibi durduğunu söylemek aslında bu ikiliğin yani kamusal ve özel alan ikilemesinin belirsizliğini akla getirmektedir ki bu da her iki kavramın da buraların lügatinde önceden beri yer almadığını dile getirmeye bir vesile oluşturur. Çünkü bu mesele literatürde ele alınırken eski Yunan’a, on beşinci yüzyıl, on sekizinci yüzyıl Avrupasına gidilir ama biraz daha doğudan pek bahsedilmez. –bahsedilse de bunun doğruluğu tartışmalı hale gelir-. Çünkü diğer birçok Avrupalı kelime gibi bu kullanımlar da oralardan ithalen çeviridirler.
Özel alanı bugün biz kendimize ait bir kavram olarak değil de işte bu tercemeten ahvalde yeniden inşa ederek anlamaya çalışıyoruz. Bu, Müslümanlar olarak farklı bir uzaya taşınmamızdan kaynaklanıyor ve en kötüsü de bugün ne kendi uzayımızı ne de taşındığımız uzayı yerli yerince değerlendirebilecek durumdayız.
Bu yazının devamı 194. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
194. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Mücadele İlim, Hikmet ve Tefekkür ile
Oruç Allah’a teslimiyetin bir şiarı. Kulun kendini arındırması… Vakitleri belli bir ibadet…Hikmetini ve faydası üzerinde düşünülecek olursa hem bireysel hem toplumsal bir çok faydayı muhtevi. Kimilerine göre şenlik, kimilerine göre sadece açlık,
Kekemelik Zihinde ve Kalptedir
Bir kekemeliktir gidiyor, Dillerimiz mi kekeme yoksa akıl-fikirlerimiz mi? Yoksa ikisi mi? Bizce ikisi birbiriyle ilintili. Kekemelik derken, bir şeyler ‘der gibi’ vapıp dememek, diyecekmiş gibi ümitlendirmek ama ‘diyemeyip’ hakikatin arkasında-çevresinde dolanıp
Vicdani Çürüme
Tarifi zor işler karşısında el-insaf, el-vicdan deriz. Hatta, karşılaştığımız manzaranın dehşet verici bir acımasızlıkta olduğunu ima etmek için ses tonumuzu kabalaştırır ve ağzımızı doldura doldura ‘vicdansız’ deriz. Peki nedir ‘vicdan’? Acıma duygumuz mu, merhametimiz mi, zulme karşı çıkan hangi yanımız?
Dil Evreninden Söz Ülkesine
Maddi ve manevi alandaki dengenin orantısız bir şekilde bozulması, endişe ve kaygıyı daha çok bizlere dayatıyor. Yarına dair kayıp ve umut kavramları bende maddi ve manevi kavramlara karşılık geliyor. Çağımız insanı kayıplarını daha çok maddi olarak düşünüyor.
Göç ve Zenofobi Kim Yerli, Kim Yabancı?
Yabancı korkusu, bir tür yerinden, mülkünden olma ve hatta istila edilme korkusu olarak oldukça arkaik bir korku. Günümüzde ise buna bir de işinden ve konforundan edilme korkusu ve yabancılardan nefret duygusu eklense de bu, oldukça akıldışı ve insaniyete aykırı bir
Alışverişe devam et