‘Şartlar böyle’ ifadesi, genelde mevcut hali kanıksamayı, biraz daha ağırdan almayı veya tedbirli olmayı salık veriyor bize. Gençler ne düşünüyorlar acaba? Şartları zorlayacak, ona teslim olmayacak ruhu taşıyan gençler!Cesur çıkışların, cesur ve özgüvenli sorgulamaların tedbirli fikir sahipleriyle yoğrulması şart. Biri diğerine feda edilebilir gibi değil. Fakat gelişim, cesaret ve olgunlukla buluşabildiğinde olabilen bir şeydir. Sizleri gençlerin sorularımıza cevaplarıyla baş başa bırakıyoruz. MERVE ÇİL Hilal TAĞTEKİN / İSTANBUL ÜNİV. HUKUK FAK. Müslümanlar olarak yaşadığımız çağda şartlarımızı belirleyen faktörler nelerdir? Bunlar değiştirilebilir mi? Müslümanların son dönemde şartları mı değişti yoksa idealleri mi? Hilal TAĞTEKİN: Yaşadığımız şartlar tek tek maddelendirilemez. Birkaç baskın madde olarak şunlar söylenebilir: Bu toplum ne zamandan beri bu şekilde bilmiyoruz, ben Müslüman olmanın ülkemizde bir partizanlık hali aldığını düşünüyorum. Bu durumda şartlar kesim kesim değişecektir. Bir kesim siyasi yönelimler...
Hazcılık bir tercih değil, kaybolmuş ruhun kaçışıdır. İnsanın gülmemesi, tebessüm dahi etmemesi hatta surat asması gereken yerde gülmesi; gülmesi gerektiği yerde surat asması ‘laubaliliktir’. Üzerinde düşünülesi bir konuda düşünmeyip geçiştirilmesi ve hakeza aksi durum için de farklı değildir.
Tarifi zor işler karşısında el-insaf, el-vicdan deriz. Hatta, karşılaştığımız manzaranın dehşet verici bir acımasızlıkta olduğunu ima etmek için ses tonumuzu kabalaştırır ve ağzımızı doldura doldura ‘vicdansız’ deriz. Peki nedir ‘vicdan’? Acıma duygumuz mu, merhametimiz mi, zulme karşı çıkan hangi yanımız?
Âdem’e eşyanın isimlerini öğreten, kaleme ve onun yazdıklarına yemin eden, güzel bir kelimeyi/sözü, kökleri yere, dalları göğe doğru uzayan güzel bir ağaca benzeten Allah’a hamd ederim ki kelimeleri seçebilme, onları tercih edebilme bahtiyarlığına
Kelimeler, zihninizde beliren düşünce ve kalbinizde oluşan duygunun varlık sahnesine çıkma ihtiyacından doğar. Duygu ve düşüncenin bir tür tecessüm ettirilmiş halidir. Hangi duygu ve düşünceyi hangi kelimenin karşılayıp o duygu ve düşünceye hangisinin daha iyi
Nesnelliğin, teorinin ya da temsilin çöktüğü; bunlar üzerine kurulmuş bir bilgi telakkisinin ona ilişkin tarihsel birikimin arkeolojik bir kalıntıya dönüştüğü; doğrunun, yanlışın, siyaset ve sanat telakkisinin yerlerde süründüğü bir çağda artık yaşıyoruz.
Efendim Şartlar Böyle!
‘Şartlar böyle’ ifadesi, genelde mevcut hali kanıksamayı, biraz daha ağırdan almayı veya tedbirli olmayı salık veriyor bize. Gençler ne düşünüyorlar acaba? Şartları zorlayacak, ona teslim olmayacak ruhu taşıyan gençler!Cesur çıkışların, cesur ve özgüvenli sorgulamaların tedbirli fikir sahipleriyle yoğrulması şart. Biri diğerine feda edilebilir gibi değil. Fakat gelişim, cesaret ve olgunlukla buluşabildiğinde olabilen bir şeydir. Sizleri gençlerin sorularımıza cevaplarıyla baş başa bırakıyoruz. MERVE ÇİL Hilal TAĞTEKİN / İSTANBUL ÜNİV. HUKUK FAK. Müslümanlar olarak yaşadığımız çağda şartlarımızı belirleyen faktörler nelerdir? Bunlar değiştirilebilir mi? Müslümanların son dönemde şartları mı değişti yoksa idealleri mi? Hilal TAĞTEKİN: Yaşadığımız şartlar tek tek maddelendirilemez. Birkaç baskın madde olarak şunlar söylenebilir: Bu toplum ne zamandan beri bu şekilde bilmiyoruz, ben Müslüman olmanın ülkemizde bir partizanlık hali aldığını düşünüyorum. Bu durumda şartlar kesim kesim değişecektir. Bir kesim siyasi yönelimler...
Bu yazının devamı 184. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
184. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
Kişiye Özel ‘HAKİKAT’
Hazcılık bir tercih değil, kaybolmuş ruhun kaçışıdır. İnsanın gülmemesi, tebessüm dahi etmemesi hatta surat asması gereken yerde gülmesi; gülmesi gerektiği yerde surat asması ‘laubaliliktir’. Üzerinde düşünülesi bir konuda düşünmeyip geçiştirilmesi ve hakeza aksi durum için de farklı değildir.
Vicdani Çürüme
Tarifi zor işler karşısında el-insaf, el-vicdan deriz. Hatta, karşılaştığımız manzaranın dehşet verici bir acımasızlıkta olduğunu ima etmek için ses tonumuzu kabalaştırır ve ağzımızı doldura doldura ‘vicdansız’ deriz. Peki nedir ‘vicdan’? Acıma duygumuz mu, merhametimiz mi, zulme karşı çıkan hangi yanımız?
Dil Ülkesinden Söz Ülkesine
Âdem’e eşyanın isimlerini öğreten, kaleme ve onun yazdıklarına yemin eden, güzel bir kelimeyi/sözü, kökleri yere, dalları göğe doğru uzayan güzel bir ağaca benzeten Allah’a hamd ederim ki kelimeleri seçebilme, onları tercih edebilme bahtiyarlığına
Dil Evreninden Söz Ülkesine
Kelimeler, zihninizde beliren düşünce ve kalbinizde oluşan duygunun varlık sahnesine çıkma ihtiyacından doğar. Duygu ve düşüncenin bir tür tecessüm ettirilmiş halidir. Hangi duygu ve düşünceyi hangi kelimenin karşılayıp o duygu ve düşünceye hangisinin daha iyi
Kamusal ve Özel Alan’dan Bütünlüklü Ahlaki Bir Yaşama
Nesnelliğin, teorinin ya da temsilin çöktüğü; bunlar üzerine kurulmuş bir bilgi telakkisinin ona ilişkin tarihsel birikimin arkeolojik bir kalıntıya dönüştüğü; doğrunun, yanlışın, siyaset ve sanat telakkisinin yerlerde süründüğü bir çağda artık yaşıyoruz.