İnsan, kelimeler ve kavramlarla konuşur ve düşünür. Hele İlahi Vahyin okuyucusu ve mü’mini ise bu sahadaki hassasiyetini, kendisiyle konuşan Rabbinin kelimelerine, hususi bir itina göstererek yapar. Ben, okuryazarlık hayatım boyunca, daima İlahi Kelam’ı, bana hitap ederken kullandığı
Hayatı ve varlığı kategorik ayırımlara tabi tutma meselesinin bizim ülkemizdeki tarihi yaklaşık yüzyıl öncesine dayanıyor. Avrupa’da ise çok daha eskilere… Tanrının hakkı ve Sezar’ın hakkı diye iki ayrı varlık düzleminden bahsedildiğini biliyoruz. Yani dini ve dünyevi olan diye iki farklı varlık düzlemi.
Oruç Allah’a teslimiyetin bir şiarı. Kulun kendini arındırması… Vakitleri belli bir ibadet… Hikmetini ve faydası üzerinde düşünülecek olursa hem bireysel hem toplumsal bir çok faydayı muhtevi. Kimilerine göre şenlik, kimilerine göre sadece açlık, kimlerine göreyse susuzluk… İnsanların çoğunun susuzluğundan açlığından bahsetmesi de ilgin. Zira bu oruç. Doğasında açlık, susuzluk, biraz yoksunluk biraz yorgunluk var. Arınma …
Çağdaş dönemin en önemli meydan okuması ise kanaatimce, Müslüman kimliğinin muhafazası ile evrensel değerlere entegrasyon arasındaki dengenin nasıl sağlanacağı meselesidir. Bu, yalnızca teorik bir tartışma değil, aynı zamanda Müslüman toplumların geleceğini şekillendirecek temel bir tercih sorunudur.
Kredi kartları, alışveriş merkezleri, tüketici kredileri… Son dönemler iyiden iyiye toplumun birer parçası haline gelmiş durumda. Tüketimin kışkırtıldığı, insanların zaaflarının tahrik edildiği, emeğin ve kazancın sömürüldüğü bir dünyada yaşıyoruz artık. Acaba Müslümanlar tüketim çılgınlığının neresindeler? İhtiyacımızdan fazlasını tüketmek zorunda mıyız? Dinler ve ideolojiler “tüketim” olgusundan nasıl etkileniyorlar? Diğer bir ifadeyle dinler ve ideolojiler “Tüketim Toplumu” …
Soruşturma
‘Şartlar böyle’ ifadesi, genelde mevcut hali kanıksamayı, biraz daha ağırdan almayı veya tedbirli olmayı salık veriyor
bize.
Gençler ne düşünüyorlar acaba?
Şartları zorlayacak, ona teslim olmayacak ruhu taşıyan gençler!
Cesur çıkışların, cesur ve özgüvenli sorgulamaların tedbirli fikir sahipleriyle yoğrulması şart.
Biri diğerine feda edilebilir gibi değil.
Fakat gelişim, cesaret ve olgunlukla buluşabildiğinde olabilen bir şeydir.
Sizleri gençlerin sorularımıza cevaplarıyla baş başa bırakıyoruz.
Bu yazının devamı 184. sayıda.
Devamını okumak için satın alın
Bu sayıyı satın aldığınızda tüm yazılar açılır.
184. Sayıyı Satın AlGiriş yap
İlgili Yazılar
“İnsan Hakları” Hakk’a Baş Kaldırmış Egemenin Hakkı
İnsan, kelimeler ve kavramlarla konuşur ve düşünür. Hele İlahi Vahyin okuyucusu ve mü’mini ise bu sahadaki hassasiyetini, kendisiyle konuşan Rabbinin kelimelerine, hususi bir itina göstererek yapar. Ben, okuryazarlık hayatım boyunca, daima İlahi Kelam’ı, bana hitap ederken kullandığı
Kamusal ve Özel Alan’dan Bütünlüklü Ahlaki Bir Yaşama
Hayatı ve varlığı kategorik ayırımlara tabi tutma meselesinin bizim ülkemizdeki tarihi yaklaşık yüzyıl öncesine dayanıyor. Avrupa’da ise çok daha eskilere… Tanrının hakkı ve Sezar’ın hakkı diye iki ayrı varlık düzleminden bahsedildiğini biliyoruz. Yani dini ve dünyevi olan diye iki farklı varlık düzlemi.
Soruşturma
Oruç Allah’a teslimiyetin bir şiarı. Kulun kendini arındırması… Vakitleri belli bir ibadet… Hikmetini ve faydası üzerinde düşünülecek olursa hem bireysel hem toplumsal bir çok faydayı muhtevi. Kimilerine göre şenlik, kimilerine göre sadece açlık, kimlerine göreyse susuzluk… İnsanların çoğunun susuzluğundan açlığından bahsetmesi de ilgin. Zira bu oruç. Doğasında açlık, susuzluk, biraz yoksunluk biraz yorgunluk var. Arınma …
Fıkıhta İçtihadın Yeri ve Önemi Üzerine
Çağdaş dönemin en önemli meydan okuması ise kanaatimce, Müslüman kimliğinin muhafazası ile evrensel değerlere entegrasyon arasındaki dengenin nasıl sağlanacağı meselesidir. Bu, yalnızca teorik bir tartışma değil, aynı zamanda Müslüman toplumların geleceğini şekillendirecek temel bir tercih sorunudur.
Soruşturma
Kredi kartları, alışveriş merkezleri, tüketici kredileri… Son dönemler iyiden iyiye toplumun birer parçası haline gelmiş durumda. Tüketimin kışkırtıldığı, insanların zaaflarının tahrik edildiği, emeğin ve kazancın sömürüldüğü bir dünyada yaşıyoruz artık. Acaba Müslümanlar tüketim çılgınlığının neresindeler? İhtiyacımızdan fazlasını tüketmek zorunda mıyız? Dinler ve ideolojiler “tüketim” olgusundan nasıl etkileniyorlar? Diğer bir ifadeyle dinler ve ideolojiler “Tüketim Toplumu” …
Alışverişe devam et