Hayat yolu daima düz değildir. İnanan insan yol boyunca inişler, çıkışlar, çıkmaz sokaklar ve kaybolmalar ile sınanır. Başına bir kaza gelir, kaybolur… ama asla yitip gitmez. Yol onu bir ağacın dibine getiriverir. Kaybolmuşluk hissi ile denizin karanlığına gömülür. Bir kuyuda kalır da hayatı tersine döner, başka yollara sapar. Yolunu kaybeden insan kendini de kaybeder.
İnsan her daim yolcudur. Yavrucuğum, adımlarına dikkat et. Güdülerinin seni yönetmesine izin vermemek için dik tut bilincini ve bedenini. Aksi hâlde yolcu olduğunu unutur ve bilincini kaybedersin. Yolda olmak, sınanmaktır. Ve günahların çoğu imtihan sırasında düşülen çukurlardadır. Tehlikeyi sezemeyecek kadar bilincini kaybedip çıkmaz sokaklara saparsan zincirleme kazalara kurban gidersin.
Bu yazının devamı
209. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Sinema ile yaşanmışlıklar arasında sıkı bir bağ olduğu gibi, sinemasal konjonktür ile gerçeklik, temsil ve ideolojilerin aktarımı üçgeninde de önemli bağlantılar mevcuttur. Sinema filmleri tarihsel olayları ve toplumsal vakaları yeniden irdelerken kurgu devreye girmektedir.
Yeşil ışığın gözleri kapanmak üzere. Can havliyle gaz pedalına asılanlar, başlarını omuzlarına çekerek ışığın öte yakasına geçmeye gayret ediyor. Birbirine karışıyor kornalar. Camdan dışarı uzanıveriyor eller. Ardından yanan sarı ışığın hüzünden ziyade korkuyu çağrıştıran soğukluğu gözlere yansıyor.
Yol bazen çok uzunmuş gibi gelir insana.
Yapılacak şeyleri yaymışsındır daha yaşayacağını sandığın hayatına.
Kafanda hayata dair kaba taslak bir plan vardır.
Birgün aniden birşeyler oluverir.
Birden yolunun kısaldığını anlarsın.
Her an başka başka nedenlerle seni bulabilecek “son” düşüncesi daha da yakınlaşmıştır sana.
Sığdırmaya çalışırsın kısalan yoluna, uzunca gördüğün yol için düşündüklerini.
İrade etmek tercih etmektir. Her tercih de bir vazgeçiş ve bir kabule yaslanır. Ancak yapılan tercihler sağlam değerler düzeni üzerinde temelleniyorsa bir anlam ifade ederler. İrade dediğimiz öyle güçlü bir mekanizmadır ki insan varlığını en zirveye çıkaran bir güç… Aynı zamanda kullanılmadığında ya da yanlış kullanıldığında insanı en ilkel ve canlıların en şerlisi haline dönüştüren bir güç…
Düşünüyoruz… Bir dergi olsa diyoruz; bütün aileyi kapsayacak, her yaş grubu çocuğa hitap edebilecek, anne babaların da sahiplenebileceği, okuyup okutabilecekleri, eğitici, öğretici, eğlendirici.
Biz mi çıkarsak diyoruz sonra. Ama nasıl? Gücümüz yeter mi? Öncelikle en azından beş sayıyı hazırlamalıyız ki devamının gelip gelmeyeceğini görelim. Deniyoruz ve olabileceğini görüyoruz. Adını da “Adak Çocuk” koyuyoruz dergimizin, hak yola adanmış nesillere bir dua niyetine.
Her ay içerik hazırlama, bilgisayarda temize geçirme, ressama verme, metin ve resimlerin uyumu için kontrol ve düzeltme, renk ayırımına götürme, matbaaya gönderme, heyecanla dergilerin baskıdan gelmesini bekleme, dergiler evin kapısına geldiğinde “acaba bir hata var mı” endişesiyle daha kapıdan içeri almadan göz gezdirme…
Tevbe Hayat Yolunun Neresindedir?
“Tam düşecekken tutunduğum tuğlayı
rabb bellemeyeceğim”
İsmet ÖZEL
Yavrucuğum…
Hayat yolu daima düz değildir. İnanan insan yol boyunca inişler, çıkışlar, çıkmaz sokaklar ve kaybolmalar ile sınanır. Başına bir kaza gelir, kaybolur… ama asla yitip gitmez. Yol onu bir ağacın dibine getiriverir. Kaybolmuşluk hissi ile denizin karanlığına gömülür. Bir kuyuda kalır da hayatı tersine döner, başka yollara sapar. Yolunu kaybeden insan kendini de kaybeder.
İnsan her daim yolcudur. Yavrucuğum, adımlarına dikkat et. Güdülerinin seni yönetmesine izin vermemek için dik tut bilincini ve bedenini. Aksi hâlde yolcu olduğunu unutur ve bilincini kaybedersin. Yolda olmak, sınanmaktır. Ve günahların çoğu imtihan sırasında düşülen çukurlardadır. Tehlikeyi sezemeyecek kadar bilincini kaybedip çıkmaz sokaklara saparsan zincirleme kazalara kurban gidersin.
Bu yazının devamı 209. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Süreyya’yı Sinemada Taşlamak
Sinema ile yaşanmışlıklar arasında sıkı bir bağ olduğu gibi, sinemasal konjonktür ile gerçeklik, temsil ve ideolojilerin aktarımı üçgeninde de önemli bağlantılar mevcuttur. Sinema filmleri tarihsel olayları ve toplumsal vakaları yeniden irdelerken kurgu devreye girmektedir.
Kaplumbağa Hızına Ulaşmak
Yeşil ışığın gözleri kapanmak üzere. Can havliyle gaz pedalına asılanlar, başlarını omuzlarına çekerek ışığın öte yakasına geçmeye gayret ediyor. Birbirine karışıyor kornalar. Camdan dışarı uzanıveriyor eller. Ardından yanan sarı ışığın hüzünden ziyade korkuyu çağrıştıran soğukluğu gözlere yansıyor.
Yolun Sonu Görününce!
Yol bazen çok uzunmuş gibi gelir insana.
Yapılacak şeyleri yaymışsındır daha yaşayacağını sandığın hayatına.
Kafanda hayata dair kaba taslak bir plan vardır.
Birgün aniden birşeyler oluverir.
Birden yolunun kısaldığını anlarsın.
Her an başka başka nedenlerle seni bulabilecek “son” düşüncesi daha da yakınlaşmıştır sana.
Sığdırmaya çalışırsın kısalan yoluna, uzunca gördüğün yol için düşündüklerini.
Anlamlar Büyük Karakterler Küçük
İrade etmek tercih etmektir. Her tercih de bir vazgeçiş ve bir kabule yaslanır. Ancak yapılan tercihler sağlam değerler düzeni üzerinde temelleniyorsa bir anlam ifade ederler. İrade dediğimiz öyle güçlü bir mekanizmadır ki insan varlığını en zirveye çıkaran bir güç… Aynı zamanda kullanılmadığında ya da yanlış kullanıldığında insanı en ilkel ve canlıların en şerlisi haline dönüştüren bir güç…
Bir “Çocuk ve Aile Dergisi” Çıkarma Serüveni
Düşünüyoruz… Bir dergi olsa diyoruz; bütün aileyi kapsayacak, her yaş grubu çocuğa hitap edebilecek, anne babaların da sahiplenebileceği, okuyup okutabilecekleri, eğitici, öğretici, eğlendirici.
Biz mi çıkarsak diyoruz sonra. Ama nasıl? Gücümüz yeter mi? Öncelikle en azından beş sayıyı hazırlamalıyız ki devamının gelip gelmeyeceğini görelim. Deniyoruz ve olabileceğini görüyoruz. Adını da “Adak Çocuk” koyuyoruz dergimizin, hak yola adanmış nesillere bir dua niyetine.
Her ay içerik hazırlama, bilgisayarda temize geçirme, ressama verme, metin ve resimlerin uyumu için kontrol ve düzeltme, renk ayırımına götürme, matbaaya gönderme, heyecanla dergilerin baskıdan gelmesini bekleme, dergiler evin kapısına geldiğinde “acaba bir hata var mı” endişesiyle daha kapıdan içeri almadan göz gezdirme…
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.