“Dil, varlığın evidir.” diyor, Martin Heidegger. Varlığı, düşünceyi anlamak, etkilemek ancak dil aracılığıyla mümkündür. İnsan kelimeler ve kavramlar aracılığıyla düşünür, her şeyi adı ile algılar. Var olanları adlandırarak onların özelliklerini belirler, kendisi ile diğer varlık alanları arasındaki ilişkileri kurar. Kavramlara yüklenen anlamlar eşyayı, hayatı, olayları, evreni anlamlandırmada doğrudan etkilidir. Kavramlar dünya görüşüne ve dini perspektife şekil verirler. Kelimeler, kavramlar hangi anlam dünyasını yüklenmişse varlıklarla o anlam dünyası üzerinden ilişki kurar. Bu ilişkiler zihni doğrudan yönlendirir ve zihin bu ilişkiler üzerinden düşünür.
Düşünme, kavramlar aracılığıyla gerçekleşir. Örneğin, “ağaç” kavramı bütün ağaçları içine alan genel bir kavramdır. İnsanın zihninde “ağaç” kavramı yoksa eğer etrafında bulunanların ağaç olduğunu bilemez. Kavramlar bilmeyi sağlayan yapılardır.
Kavramlar olmadan yeni bir düşüncenin inşa edilmesi mümkün değildir.
Bu yazının devamı
201. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Zor yıllarda aydın olmak… Ya da aydına ihtiyaç duymak… Cesaretin budandığı, korkunun egemen kılındığı zamanlarda… Bid’atlerle kucaklaşıldığı, düş kurulmasına bile engellerin çıktığı zamanlarda… Sarsıcı, dönüştürücü, yozlaştırıcı, bir değişim sürecinden geçilmektedir. Bu değişim sürecinde özellikle Müslüman aydınlarda, öncü kadrolarda düşünsel bakımdan yalpalamalar yaşanmakta, görece olumluluklara razı olmanın, bazı imkânlar elde etmenin etkisiyle sistem içi değişime eklemlenmeler …
Modernizm ve postmodernizm kavramlarına dönük yapılmış tanımlamalar çoğunlukla dönemsel özellik ve pratik yaşam biçimlerinden, ele alınan disiplinin belirlemiş olduğu paradigmadan hareketle ortaya koyulmakta ve bu şekilde ele alınan kavramın tanımlamasına yönelik oldukça farklı ve geniş bir tanımlar yelpazesi ile karşı karşıya kalınmaktadır. Çalışmamızın ilgili olduğu konu, kavramların felsefi boyutuyla ilişkili olduğu için önceliğimiz kavramın ilgili anlam sahasına dönük tanımları ve felsefe sözlüklerinin yer verdiği tanımlamalar olacaktır.
Günler, aylar, yıllar geçiyor ve dünyamız kederleriyle yaşlanıyor. Savaşlar, sahte barışlar, yalanlar üzerine kurulmuş aldatıcı anlaşmalar, zulümler, kahırlar, heder edilen canlar ve hayatla sürüp giden ama hiç değişmeyen insanlığın tarihi,
Tevhide dayalı bir nizam olan İslam’da bilindiği gibi hüküm ve talimatlar, ilke ve mesajlar sadece Allah’a karşı sorumluluklarımızdan ibaret olmayıp insanlara dair de çok büyük yekûn tutan vecibelerimiz vardır (Hukuk-u ‘ibad). Elbette dinin aslı başta Allah’a ve bildirdiği iman esaslarına gerektiği gibi iman etmek,
Tarih boyunca müziğin saraylarda yer aldığı ve hükmedenler tarafından müzisyenlerin himaye edildiği bilinmektedir. Türk tarihinde de müzisyenlerin himaye edildiği örneklere rastlamak mümkündür. Kadim Türk devletlerinde de müzisyenlerin himaye edildikleri bilinen gerçektir.
Her Paradigmanın Kendine Özgü Bir Dili Vardır
“Dil, varlığın evidir.” diyor, Martin Heidegger. Varlığı, düşünceyi anlamak, etkilemek ancak dil aracılığıyla mümkündür. İnsan kelimeler ve kavramlar aracılığıyla düşünür, her şeyi adı ile algılar. Var olanları adlandırarak onların özelliklerini belirler, kendisi ile diğer varlık alanları arasındaki ilişkileri kurar. Kavramlara yüklenen anlamlar eşyayı, hayatı, olayları, evreni anlamlandırmada doğrudan etkilidir. Kavramlar dünya görüşüne ve dini perspektife şekil verirler. Kelimeler, kavramlar hangi anlam dünyasını yüklenmişse varlıklarla o anlam dünyası üzerinden ilişki kurar. Bu ilişkiler zihni doğrudan yönlendirir ve zihin bu ilişkiler üzerinden düşünür.
Düşünme, kavramlar aracılığıyla gerçekleşir. Örneğin, “ağaç” kavramı bütün ağaçları içine alan genel bir kavramdır. İnsanın zihninde “ağaç” kavramı yoksa eğer etrafında bulunanların ağaç olduğunu bilemez. Kavramlar bilmeyi sağlayan yapılardır.
Kavramlar olmadan yeni bir düşüncenin inşa edilmesi mümkün değildir.
Bu yazının devamı 201. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Kurulu Sistemlerin Truva Atı Olmak
Zor yıllarda aydın olmak… Ya da aydına ihtiyaç duymak… Cesaretin budandığı, korkunun egemen kılındığı zamanlarda… Bid’atlerle kucaklaşıldığı, düş kurulmasına bile engellerin çıktığı zamanlarda… Sarsıcı, dönüştürücü, yozlaştırıcı, bir değişim sürecinden geçilmektedir. Bu değişim sürecinde özellikle Müslüman aydınlarda, öncü kadrolarda düşünsel bakımdan yalpalamalar yaşanmakta, görece olumluluklara razı olmanın, bazı imkânlar elde etmenin etkisiyle sistem içi değişime eklemlenmeler …
Modernizm ve Postmodernizm – Farklılaşan Şiddet Görünümlerinin Zemini –
Modernizm ve postmodernizm kavramlarına dönük yapılmış tanımlamalar çoğunlukla dönemsel özellik ve pratik yaşam biçimlerinden, ele alınan disiplinin belirlemiş olduğu paradigmadan hareketle ortaya koyulmakta ve bu şekilde ele alınan kavramın tanımlamasına yönelik oldukça farklı ve geniş bir tanımlar yelpazesi ile karşı karşıya kalınmaktadır. Çalışmamızın ilgili olduğu konu, kavramların felsefi boyutuyla ilişkili olduğu için önceliğimiz kavramın ilgili anlam sahasına dönük tanımları ve felsefe sözlüklerinin yer verdiği tanımlamalar olacaktır.
Söyleyecek Son Bir Sözümüz Olmalı
Günler, aylar, yıllar geçiyor ve dünyamız kederleriyle yaşlanıyor. Savaşlar, sahte barışlar, yalanlar üzerine kurulmuş aldatıcı anlaşmalar, zulümler, kahırlar, heder edilen canlar ve hayatla sürüp giden ama hiç değişmeyen insanlığın tarihi,
Kur’ân’da İnfak
Tevhide dayalı bir nizam olan İslam’da bilindiği gibi hüküm ve talimatlar, ilke ve mesajlar sadece Allah’a karşı sorumluluklarımızdan ibaret olmayıp insanlara dair de çok büyük yekûn tutan vecibelerimiz vardır (Hukuk-u ‘ibad). Elbette dinin aslı başta Allah’a ve bildirdiği iman esaslarına gerektiği gibi iman etmek,
Elhân-ı Osmanî (Osmanlı Sarayında Müzik ve Himâye)
Tarih boyunca müziğin saraylarda yer aldığı ve hükmedenler tarafından müzisyenlerin himaye edildiği bilinmektedir. Türk tarihinde de müzisyenlerin himaye edildiği örneklere rastlamak mümkündür. Kadim Türk devletlerinde de müzisyenlerin himaye edildikleri bilinen gerçektir.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.