İmal etme eylemi genellikle fabrikalardan hareketle mamul dediğimiz şey üzerinden doğrudan müdahale ile gerçekleşen bir eylem olarak düşünülse de imalin kökensel olarak daha sofistike boyutlarının söz konusu olduğunu söylemek mümkündür. Çağdaş felsefede oldukça önemli isimlerden olan Deleuze ve Guattari, çağdaş kapitalist yaşam pratiği içerisinde özellikle “kapitalizm ve şizofreni” metninde çağdaş zamanlara özgü özneleşme pratiğinin insanı nasıl bir varoluşsal duruma angaje ettiğini, insan üzerinde nasıl bir etkide bulunduğunu, insanı; belli şeyleri isteyen, belli şeyleri arzulayan, belli şeyleri talep eden varlık oluşsal reflekslerini belli doğrultuda serpilip gelişmeye razı eden sürecin analizini yaparak bu sürecin nihai kertede bir arzu- nesne diyalektiği olduğu tespitinde bulunurlar. Yani bir anlamda ortaya çıkarılan şey, kapitalist yaşam pratiği içerisinde arzu ve nesnelerin eş zamanlı üretilmesinin sonucunda beşeri öznelerin belli şeyleri arzulayan makinelere, varlıklara dönüştürülerek bir arzu-nesne diyalektiğine tâbi kılınmalarının gösterilmesidir.
Deleuze ve Guattari’nin arzu felsefeleri bir anlamda bu kodlanmış arzuları kod bozumuna uğratarak serbest dolaşıma açmak gibi bir ideale sahiptir. Bu ideal bağlamında onların geliştirmeye çalıştıkları politika, -dini veya uhrevi bir kaygı gütmeden- bir anlamda insanın özgürlük idealini modern düşüncenin en başından beri insanın önüne koymuş olduğu özgürlük ve eşitlik ideali çerçevesinde ortaya konulan ahlak ve siyaset düşüncesinin en radikal düzlemdeki karşılığı olarak okunabilecek bir arzu politikasıdır.
Bu yazının devamı
215. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Öyle bir dönemden geçiliyor ki ahlâki ve vicdani değerler kaybolmakta, düzeysizlik dip yapmakta ve adeta bir değerler savrulması yaşanmaktadır. Olağanüstü değişim, dönüşüm, belirsizlik, altüst oluş zamanlarından geçilmektedir doğrusu.
Bazı kelimeler yüreğimizden tank gibi geçerken, bazı kelimeler meramımızı anlatmakta kifayetsiz kalmaktadır. Çünkü kelimelerin de ruhu vardır. Kelimeler asırlar boyunca bir milletin dilinde, gönlünde yaşayarak ruh ve mânâ kazanır. Mesela ‘yapıt’ ile ‘eser’ bir midir? Selimiye Camiî, Mimar Sinan’ın yapıtı mı yoksa eseri midir? “Cümle” ile “tümce” aynı şey midir? Cümle âlem yerine tümce âlem diyebilecek miyiz? Kelimeler yüreğimizden geçerken, sözcükler bir yumru gibi takılır kalır gırtlağımızda.
Daha önce toplumsal ilişkilerce belirlenen insan modeli, toplumsal ilişkilerin belirlediği, ahlakın belirlediği, dinin belirlediği ya da daha çok böyle pagan toplumlarında da olsa oradaki kabilevi töre ilişkilerinin belirlediği insan modeli Sanayi Devrimi ve hemen sonrasında 19. yüzyılda ise bu defa daha iktisadi içerikle tanınmaya başlanıyor. Burada şöyle bir tartışma ortaya çıkıyor: Acaba insan doğasını nasıl tanımlayabiliriz, bir insan doğası var mı, bu insan doğası gerçekten hani toplumsal ilişkiler tarafından mı belirleniyor yoksa ekonominin merkezde olduğu ve ekonominin diğer tüm toplumsal ilişkileri belirlediği bir insan doğası mı, bu insanı nasıl tanımlayabiliriz?
Latince “cultura” sözcüğünden gelen kültür, genel olarak işleme veya toprağı işleme anlamındadır. Etimolojik olarak “tarım” anlamını taşıyan kültür, daha sonra Batı dillerinde “culture” olarak kullanılmıştır. Fonetik bir benzerlikle Türkçeye “kültür” alarak yansımıştır.
Müslümanların son iki yüzyıldır siyasi, askeri, ekonomik, kültürel, fikri ve düşünce alanlarında bir çöküş yaşadığı konusunda Müslim- gayri Müslim herkes ittifak etmiş durumda. Bu önerme zorunlu olarak iki yüzyıl öncesinde Müslümanların bu alanlarda güçlü ve yetkin olduğu konusunda da bir ittifakın varlığına da işaret eder.
Mülkiyet, Özgürlük ve Adalet Bağlamında İktisadi İnsanın İmali
İmal etme eylemi genellikle fabrikalardan hareketle mamul dediğimiz şey üzerinden doğrudan müdahale ile gerçekleşen bir eylem olarak düşünülse de imalin kökensel olarak daha sofistike boyutlarının söz konusu olduğunu söylemek mümkündür. Çağdaş felsefede oldukça önemli isimlerden olan Deleuze ve Guattari, çağdaş kapitalist yaşam pratiği içerisinde özellikle “kapitalizm ve şizofreni” metninde çağdaş zamanlara özgü özneleşme pratiğinin insanı nasıl bir varoluşsal duruma angaje ettiğini, insan üzerinde nasıl bir etkide bulunduğunu, insanı; belli şeyleri isteyen, belli şeyleri arzulayan, belli şeyleri talep eden varlık oluşsal reflekslerini belli doğrultuda serpilip gelişmeye razı eden sürecin analizini yaparak bu sürecin nihai kertede bir arzu- nesne diyalektiği olduğu tespitinde bulunurlar. Yani bir anlamda ortaya çıkarılan şey, kapitalist yaşam pratiği içerisinde arzu ve nesnelerin eş zamanlı üretilmesinin sonucunda beşeri öznelerin belli şeyleri arzulayan makinelere, varlıklara dönüştürülerek bir arzu-nesne diyalektiğine tâbi kılınmalarının gösterilmesidir.
Deleuze ve Guattari’nin arzu felsefeleri bir anlamda bu kodlanmış arzuları kod bozumuna uğratarak serbest dolaşıma açmak gibi bir ideale sahiptir. Bu ideal bağlamında onların geliştirmeye çalıştıkları politika, -dini veya uhrevi bir kaygı gütmeden- bir anlamda insanın özgürlük idealini modern düşüncenin en başından beri insanın önüne koymuş olduğu özgürlük ve eşitlik ideali çerçevesinde ortaya konulan ahlak ve siyaset düşüncesinin en radikal düzlemdeki karşılığı olarak okunabilecek bir arzu politikasıdır.
Bu yazının devamı 215. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Hiçbir Şey Taşlaşmış Vicdanları Sızlatmaz
Öyle bir dönemden geçiliyor ki ahlâki ve vicdani değerler kaybolmakta, düzeysizlik dip yapmakta ve adeta bir değerler savrulması yaşanmaktadır. Olağanüstü değişim, dönüşüm, belirsizlik, altüst oluş zamanlarından geçilmektedir doğrusu.
Kelimeler ki Tank Gibi Geçer Adamın Yüreğinden
Bazı kelimeler yüreğimizden tank gibi geçerken, bazı kelimeler meramımızı anlatmakta kifayetsiz kalmaktadır. Çünkü kelimelerin de ruhu vardır. Kelimeler asırlar boyunca bir milletin dilinde, gönlünde yaşayarak ruh ve mânâ kazanır. Mesela ‘yapıt’ ile ‘eser’ bir midir? Selimiye Camiî, Mimar Sinan’ın yapıtı mı yoksa eseri midir? “Cümle” ile “tümce” aynı şey midir? Cümle âlem yerine tümce âlem diyebilecek miyiz? Kelimeler yüreğimizden geçerken, sözcükler bir yumru gibi takılır kalır gırtlağımızda.
Hayatın Merkezine Oturan Kaygı: Ekonomik Kaygılı İnsan Çağı
Daha önce toplumsal ilişkilerce belirlenen insan modeli, toplumsal ilişkilerin belirlediği, ahlakın belirlediği, dinin belirlediği ya da daha çok böyle pagan toplumlarında da olsa oradaki kabilevi töre ilişkilerinin belirlediği insan modeli Sanayi Devrimi ve hemen sonrasında 19. yüzyılda ise bu defa daha iktisadi içerikle tanınmaya başlanıyor. Burada şöyle bir tartışma ortaya çıkıyor: Acaba insan doğasını nasıl tanımlayabiliriz, bir insan doğası var mı, bu insan doğası gerçekten hani toplumsal ilişkiler tarafından mı belirleniyor yoksa ekonominin merkezde olduğu ve ekonominin diğer tüm toplumsal ilişkileri belirlediği bir insan doğası mı, bu insanı nasıl tanımlayabiliriz?
Yemekteyiz: Kendi(liği)mizi Yiyoruz
Latince “cultura” sözcüğünden gelen kültür, genel olarak işleme veya toprağı işleme anlamındadır. Etimolojik olarak “tarım” anlamını taşıyan kültür, daha sonra Batı dillerinde “culture” olarak kullanılmıştır. Fonetik bir benzerlikle Türkçeye “kültür” alarak yansımıştır.
Müslümanların Düşünce Ve Fikir Üretmedeki Kısırlığının Nedenleri Ve Yeni Bir Müslüman Fikriyatın İmkânı Meselesi
Müslümanların son iki yüzyıldır siyasi, askeri, ekonomik, kültürel, fikri ve düşünce alanlarında bir çöküş yaşadığı konusunda Müslim- gayri Müslim herkes ittifak etmiş durumda. Bu önerme zorunlu olarak iki yüzyıl öncesinde Müslümanların bu alanlarda güçlü ve yetkin olduğu konusunda da bir ittifakın varlığına da işaret eder.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.