Oblomovizm, kronik olarak kayıtsızlık ya da tembelliği ikame eden bir kelime olarak ede biyatın unutulmaz karakteri Oblomov’dan doğmuştur. Oblomov’un yavaşlığı, isteksizliği, üşengeçliği ilk anda hep bir karakter sorunuymuş gibi düşünülmüştür. Fakat biraz üzerinde durulduğunda Oblomov’un içinde bulunduğu durumun, onun yalnızca kişisel özelliklerinden kaynaklanmadığı, meselenin -elbette- bir sosyal, toplumsal yönünün olduğu ortaya çıkmaktadır. Oblomov kararsızlık ve tembellikten felç olmuş bir karakterdir, eylemeyişi okuyucuda belki de bir öfkeye sebep olur. Fakat Oblomov bir karakter özelliğini yansıtmakla kalmaz, bir dönemin yarattığı buhranın vücut bulmuş halidir aynı zamanda. On dokuzuncu yüzyıl Rusya’sında yaşanan Sanayi Devrimi etkisi, toprak sistemindeki köklü değişimler aynı zamanda toplumsal ilişkilerin de dramatik bir şekilde değişmesine sebep olmuştur. Birinci Oblomovluk Dönemi olarak bahsedeceğim bu süreç bugün baştan yaşanıyor gibidir; İkinci Oblomovluk Dönemi’nin faili ise yapay zekâdır.
1. Birinci Oblomovluk Dönemi
Sosyal değişimin “gereksizleştirdiği” üst sınıf bireyi olan Oblomov’un uyuşukluğu Rusya’nın modernite sancıları çektiği döneme denk gelir. Bu dönemde feodal yapılar ve eski toprak sahipliği sistemi çökme noktasındadır; söz konusu dönemde erken kapitalist ilişkilerin ve endüstriyel uygulamaların geleneksel yapının yerini almaya başladığı gözlenir. Rus sanayi devrimi Batı Avrupa’nın gerisinde kalmış olsa da devam etmekte, fabrikalar hızla artmakta, şehirleşme giderek hızlanmaktadır. Tarım ekonomisinin bel kemiği serflik 1861’de kaldırılmış, milyonlarca serf özgürleşmiştir (Eryılmaz, 2016, s.27-30).
Bu yazının devamı
222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Tarih boyunca birbirine muhalif birçok kesim tarafından övülen ve sahip çıkılan bir kavramı tartışmaya açalım; ‘Hukukun üstünlüğü’. Aristo’ya kadar götürebileceğimiz yazınsal tartışmalarda hukukun üstünlüğü söylemi ilginç bir şekilde her kesim tarafından olumlanmış bir kavramdır.
Eleştiri, ibadet titizliğinde yapılması gereken bir faaliyettir. Eleştiride amaç hakikate ulaşmaktır. Eleştiri; yapmaktan çok yıkmaya hizmet eder, hele hele saldırı ya da düşmanlığa dönüşürse amacından büsbütün uzaklaşmış olur. Eleştiri; daha iyiye, daha güzele ulaşmak için yürütülen bir faaliyet olmalıdır.
Büyük insanlık kalabalığının tarih boyunca boy gösterdiği tutuculuğun en çok sanat olayı bahsinde ortaya çıktığı bilinmektedir. Yobazlar bazen sanatın herhangi bir dalını kullanarak öteki türlerine ve tiplerine muhalefet ederken bazen de doğrudan doğruya herhangi bir sanat dalını yasaklamaya, karalamaya, kötülemeye çalışarak icraatlarını sürdürmüşlerdir. Bu tutumun en vahim yanı kanaatimce din kisvesi altında yapılmış olmasıdır; en tehlikeli hali de budur.
Kurumsallaşmış dinlerin kutsal addettikleri yazılı metinleri bulunur. Genellikle sözlü geleneğe yaslanan bu kutsal metinler doğrudan veya dolaylı olarak tanrıyla ilişkilendirilmiştir. İbrahim aleyhisselamın ortak ata kabul edildiği Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’da Zât-ı İlâhî’nin doğrudan ve elçileri vasıtasıyla insanlıkla konuştuğuna inanılmaktadır. Bu dinlerde Tanrı’nın insanlığa seslenişi olarak kabul gören ilâhî kelam/sözler zamanla yazıya geçirilerek kutsal kitap hüviyeti kazanmıştır.
Onlar kendilerini, milyonlarca insanın akıllarına ve ruhlarına kılavuzluk edecek asiller olarak görüyorlardı. Onlara göre bu halk, sahibi olduğu köylülüğü ve kısır zekâsıyla dosdoğru şeylere îman edemezdi ve işte bu yüzden kitlelerin geleceğine âit ilmihâli de yine kendileri
Herkesin Her Şey Olabildiği Çağda Hiçbir Şey Ol(a)mamak / İmkânın Yorgunluğu
Oblomovizm, kronik olarak kayıtsızlık ya da tembelliği ikame eden bir kelime olarak ede biyatın unutulmaz karakteri Oblomov’dan doğmuştur. Oblomov’un yavaşlığı, isteksizliği, üşengeçliği ilk anda hep bir karakter sorunuymuş gibi düşünülmüştür. Fakat biraz üzerinde durulduğunda Oblomov’un içinde bulunduğu durumun, onun yalnızca kişisel özelliklerinden kaynaklanmadığı, meselenin -elbette- bir sosyal, toplumsal yönünün olduğu ortaya çıkmaktadır. Oblomov kararsızlık ve tembellikten felç olmuş bir karakterdir, eylemeyişi okuyucuda belki de bir öfkeye sebep olur. Fakat Oblomov bir karakter özelliğini yansıtmakla kalmaz, bir dönemin yarattığı buhranın vücut bulmuş halidir aynı zamanda. On dokuzuncu yüzyıl Rusya’sında yaşanan Sanayi Devrimi etkisi, toprak sistemindeki köklü değişimler aynı zamanda toplumsal ilişkilerin de dramatik bir şekilde değişmesine sebep olmuştur. Birinci Oblomovluk Dönemi olarak bahsedeceğim bu süreç bugün baştan yaşanıyor gibidir; İkinci Oblomovluk Dönemi’nin faili ise yapay zekâdır.
1. Birinci Oblomovluk Dönemi
Sosyal değişimin “gereksizleştirdiği” üst sınıf bireyi olan Oblomov’un uyuşukluğu Rusya’nın modernite sancıları çektiği döneme denk gelir. Bu dönemde feodal yapılar ve eski toprak sahipliği sistemi çökme noktasındadır; söz konusu dönemde erken kapitalist ilişkilerin ve endüstriyel uygulamaların geleneksel yapının yerini almaya başladığı gözlenir. Rus sanayi devrimi Batı Avrupa’nın gerisinde kalmış olsa da devam etmekte, fabrikalar hızla artmakta, şehirleşme giderek hızlanmaktadır. Tarım ekonomisinin bel kemiği serflik 1861’de kaldırılmış, milyonlarca serf özgürleşmiştir (Eryılmaz, 2016, s.27-30).
Bu yazının devamı 222. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Hukukun Üstünlüğü Bir Safsatadan mı İbaret?
Tarih boyunca birbirine muhalif birçok kesim tarafından övülen ve sahip çıkılan bir kavramı tartışmaya açalım; ‘Hukukun üstünlüğü’. Aristo’ya kadar götürebileceğimiz yazınsal tartışmalarda hukukun üstünlüğü söylemi ilginç bir şekilde her kesim tarafından olumlanmış bir kavramdır.
Ahlakın Eleştirisi ya da Eleştiri Ahlakı
Eleştiri, ibadet titizliğinde yapılması gereken bir faaliyettir. Eleştiride amaç hakikate ulaşmaktır. Eleştiri; yapmaktan çok yıkmaya hizmet eder, hele hele saldırı ya da düşmanlığa dönüşürse amacından büsbütün uzaklaşmış olur. Eleştiri; daha iyiye, daha güzele ulaşmak için yürütülen bir faaliyet olmalıdır.
Kaçıncı Sanattır Müzik
Büyük insanlık kalabalığının tarih boyunca boy gösterdiği tutuculuğun en çok sanat olayı bahsinde ortaya çıktığı bilinmektedir. Yobazlar bazen sanatın herhangi bir dalını kullanarak öteki türlerine ve tiplerine muhalefet ederken bazen de doğrudan doğruya herhangi bir sanat dalını yasaklamaya, karalamaya, kötülemeye çalışarak icraatlarını sürdürmüşlerdir. Bu tutumun en vahim yanı kanaatimce din kisvesi altında yapılmış olmasıdır; en tehlikeli hali de budur.
İsrâiliyat Algımız ve Türkçe Tora Tefsiri Üzerine
Kurumsallaşmış dinlerin kutsal addettikleri yazılı metinleri bulunur. Genellikle sözlü geleneğe yaslanan bu kutsal metinler doğrudan veya dolaylı olarak tanrıyla ilişkilendirilmiştir. İbrahim aleyhisselamın ortak ata kabul edildiği Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’da Zât-ı İlâhî’nin doğrudan ve elçileri vasıtasıyla insanlıkla konuştuğuna inanılmaktadır. Bu dinlerde Tanrı’nın insanlığa seslenişi olarak kabul gören ilâhî kelam/sözler zamanla yazıya geçirilerek kutsal kitap hüviyeti kazanmıştır.
Sizler Yaptığınız Şeylersiniz Söylediğiniz Değil
Onlar kendilerini, milyonlarca insanın akıllarına ve ruhlarına kılavuzluk edecek asiller olarak görüyorlardı. Onlara göre bu halk, sahibi olduğu köylülüğü ve kısır zekâsıyla dosdoğru şeylere îman edemezdi ve işte bu yüzden kitlelerin geleceğine âit ilmihâli de yine kendileri
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.