Tövbe… Eğer gerçekten bir zihin oyunu değilse ve gerçekten hazin bir boşluğu dolduruyorsa ağırlığınca altın demektir. Peki, hayatın pek çok safhasında bir telâfi olarak görebileceğimiz bu duygu derinliği, siyaseten darmadağın edilmiş bir toplumun kaderini, elden çıkarılmış bütün kıymet unsurlarını yeni baştan bir araya getirip telâfi edebilir mi? Yönetim katında, siyasetin içinde ve yüksek bürokraside ve aydınların dünyasında yaşanmış pek çok taşkın gerginlikten sonra, gerçekten de samimi bir kimliğe dayalı gerçek bir tövbe olabilir mi? Hele hele son bir iki asırlık siyasi serüvenimizde pişmanlıklarından dolayı geri adım atmalar pek nadir olarak yaşanmıştır.
Bu yazının devamı
209. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Bütünsel Yaklaşım son dönemde İslâmî metinlerin bilimsel bir perspektifle tetkik edilmesini konu edinen metot önerilerinden birisidir. Aynı zamanda Mehmet Apaydın’ın doktora tezi olan bu metot, araştırmacılara geçmiş dönemde metinlerin anlaşılması maksadıyla uygulanagelen yöntemlerden farklı bir yol önermektedir. Bu çalışmada gerek İslâmî ilimler alanında uzmanlaşmış gerekse ilgili araştırmaları yakından takip eden okuyucu kitlesi açısından bu metodun neler önerdiği ve gelecekte ne tür sonuçlar verme potansiyeline sahip olduğu hususunu irdelemeye çalışacağız.
Ağlayan bir çocuk görünce, onunla beraber ağlamak geliyor içimden. Gülen bir çocuk görünce de, gülmeden edemem. Nerede bir çocuk görsem, onu sevmek, onunla şakalaşmak ve oynamak isterim. Renkleri, ırkları, dilleri hiç önemli değil. Hepsi sevimli, hepsi günahsız, hepsi masum. Onlar zaten hep aynı dili konuşur. Daha çok ağlayışlarıyla ve gülüşleriyle meramlarını anlatmaya
Gündelik dil felsefesinin yapıldığı döneme “İkinci Analiz Dönemi” denir. Gündelik dil filozofları biçimsel dilin analizleriyle değil; doğal dillerle ilgilenmiştir. Kuşkusuz gündelik dil filozoflarından bazıları analizlerinde biçimsel dili de kullanmışlardır. Ancak bu analizler çok azdır.
Kendi nefsimize karşı pek koruyucu olan duyarlılığımızla, hayata dair bütün evrensel değerleri yalnızca kendimize yakıştırıp topladığımız ve bizim dışımızda elle tutulur hiçbir gerçeğin olmadığı kanaatini taşıyan tasavvurlarımızla acaba bizler, gerçekte Kur’an rûhunun beslediği islâmî bir hayatın ne kadar içindeyiz? Zira bugün Müslümanların yaşama biçimlerini besleyen algılama tarzlarına dikkat ettiğinizde, onların gerçek bir hayatı değil, kırık …
Giriş: İnsan Neyi Kaybetti? İnsan, yalnızca yaşayan değil, yaşadıklarına bir anlam vermek isteyen varlıktır. Başına gelenlerin nedenini bilmek, hayatını daha büyük bir bütünün içinde görmek ister. Doğumdan ölüme uzanan bu yolun rastgele olmadığını düşünmek, acının ve kaybın karşısında tutunabileceği bir söz bulmak ister. Belki de bu yüzden insanlık tarihi boyunca din, sadece inanılan birtakım hükümlerden …
Tövbenin Siyaseti ya da Siyasetin Tövbesi
Bu imtidad-ı cevre kim bahtın şitabı var
Mihnet medâr olan feleğe intisâbı var
Eyler nesîm-i subhu bize girdbâd-ı gam
Bu râzigâr-ı bîmededin inkılâbı var
Nedim[1]
Tövbe… Eğer gerçekten bir zihin oyunu değilse ve gerçekten hazin bir boşluğu dolduruyorsa ağırlığınca altın demektir. Peki, hayatın pek çok safhasında bir telâfi olarak görebileceğimiz bu duygu derinliği, siyaseten darmadağın edilmiş bir toplumun kaderini, elden çıkarılmış bütün kıymet unsurlarını yeni baştan bir araya getirip telâfi edebilir mi? Yönetim katında, siyasetin içinde ve yüksek bürokraside ve aydınların dünyasında yaşanmış pek çok taşkın gerginlikten sonra, gerçekten de samimi bir kimliğe dayalı gerçek bir tövbe olabilir mi? Hele hele son bir iki asırlık siyasi serüvenimizde pişmanlıklarından dolayı geri adım atmalar pek nadir olarak yaşanmıştır.
Bu yazının devamı 209. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Bir Metin Usûlü Önerisi Olarak “Bütünsel Yaklaşım Metodu”
Bütünsel Yaklaşım son dönemde İslâmî metinlerin bilimsel bir perspektifle tetkik edilmesini konu edinen metot önerilerinden birisidir. Aynı zamanda Mehmet Apaydın’ın doktora tezi olan bu metot, araştırmacılara geçmiş dönemde metinlerin anlaşılması maksadıyla uygulanagelen yöntemlerden farklı bir yol önermektedir. Bu çalışmada gerek İslâmî ilimler alanında uzmanlaşmış gerekse ilgili araştırmaları yakından takip eden okuyucu kitlesi açısından bu metodun neler önerdiği ve gelecekte ne tür sonuçlar verme potansiyeline sahip olduğu hususunu irdelemeye çalışacağız.
Çocukların Dünyası
Ağlayan bir çocuk görünce, onunla beraber ağlamak geliyor içimden. Gülen bir çocuk görünce de, gülmeden edemem. Nerede bir çocuk görsem, onu sevmek, onunla şakalaşmak ve oynamak isterim. Renkleri, ırkları, dilleri hiç önemli değil. Hepsi sevimli, hepsi günahsız, hepsi masum. Onlar zaten hep aynı dili konuşur. Daha çok ağlayışlarıyla ve gülüşleriyle meramlarını anlatmaya
Gündelik Dil Felsefesi
Gündelik dil felsefesinin yapıldığı döneme “İkinci Analiz Dönemi” denir. Gündelik dil filozofları biçimsel dilin analizleriyle değil; doğal dillerle ilgilenmiştir. Kuşkusuz gündelik dil filozoflarından bazıları analizlerinde biçimsel dili de kullanmışlardır. Ancak bu analizler çok azdır.
Silinmemiş Bir Hayâl’in Adı: Bektaş
Kendi nefsimize karşı pek koruyucu olan duyarlılığımızla, hayata dair bütün evrensel değerleri yalnızca kendimize yakıştırıp topladığımız ve bizim dışımızda elle tutulur hiçbir gerçeğin olmadığı kanaatini taşıyan tasavvurlarımızla acaba bizler, gerçekte Kur’an rûhunun beslediği islâmî bir hayatın ne kadar içindeyiz? Zira bugün Müslümanların yaşama biçimlerini besleyen algılama tarzlarına dikkat ettiğinizde, onların gerçek bir hayatı değil, kırık …
Kayıp Anlamın Peşinde Yeni Kutsallar Postmodern Bireyin Dinî Gelenekten Spiritüel Deneyime Yolculuğu
Giriş: İnsan Neyi Kaybetti? İnsan, yalnızca yaşayan değil, yaşadıklarına bir anlam vermek isteyen varlıktır. Başına gelenlerin nedenini bilmek, hayatını daha büyük bir bütünün içinde görmek ister. Doğumdan ölüme uzanan bu yolun rastgele olmadığını düşünmek, acının ve kaybın karşısında tutunabileceği bir söz bulmak ister. Belki de bu yüzden insanlık tarihi boyunca din, sadece inanılan birtakım hükümlerden …
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.