ÜÇ ZOR MESELE -TEKNİK, MEDENİYET, YABANCILAŞMA- İSMET ÖZEL, TİYO YAYINLARI
“Türkiye’de hurafeciliğin canlılığını koruyarak günümüze ulaşmasının sebeplerinin başında sanıyorum, hurafeye karşı bizzat dindarların yoğun ve etkili bir mücadele vermemiş olmaları gelir. Türkiye’de Batılılaşma başladığı zaman, Batıcı kafalar doğrudan İslam’a saldıramadıklarından, taarruzlarını halkın arasında yaşayan düzmece değerlere yönelttiler. Eleştirinin Frenk hayranı züppeler tarafından yapılması, dindarları eleştiriden yana çıkmaktan alıkoydu. Öyle ki dindarlar istemedikleri halde hurafe savunucusu konumuna düştüler. Bu durumda dindarlar, din adı altında toplanabilecek ne varsa onu korumak, muhafaza etmek, bozulmasının önüne geçmek, hızını kesmek amacıyla muhafazakâr ve gelenekçi bir durumu kabullenmek zorunda kaldılar. Hatta bazı değerleri elde tutabilmek için birçoklarını elden çıkartmaya yani bozulmanın bir sınırına kadar tahammül göstermeye razı oldular.”
Şair, düşünür ve yazar İsmet Özel, J. P. Sartre’ın ‘yaşamalı mı, anlatmalı (yazmalı) mı?’ sorusunu Batılı aydın için yaşamak meselesi, anlattıklarıyla (yazdıklarıyla) tam tamına çakışmıyor diye cevaplar zira O’na göre yaşadıklarımız zaten bir şeyler anlatmaktadır dolayısıyla yazdıklarımız da bunlardan başkası olmamalıdır. Özel’e göre insan, Allah’ın ona verdiği adı, kendi tanımı olarak kabul eden insandır. Bu insan iman etmiş ve Allah da ona ‘Müslüman’ adını vermiştir. Bundan böyle bu insanın bütün yapıp ettikleri kendi tanımına sahip çıkmaktan ibarettir. Müslüman sözü kapsayıcı bir tanımdır, ayrıca başka sıfatlarla desteklenmeye ihtiyaç göstermez. İslamiyet, bir bütünün ifadesidir, ayrıca bir senteze yönelmesine gerek yoktur. Öyleyse Müslüman’ın gerek bireysel hayatını düzenlemek gerekse toplumun kuruluşunu İslam esaslarına göre yeniden ayarlamak için girişeceği mücadele, araçlara bağlanma (medeniyet) mücadelesi değil; araçları aşma (siyaset) mücadelesidir.
Bu yazının devamı
183. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Özgürlük ve zorunluluk meselesi tüm insanlar için önemlidir ve herkesi ilgilendirir fakat ben (Müslüman Dünya da dâhil olmak üzere) Üçüncü Dünya için daha önemli ve ilgili olduğunu iddia ediyorum. Bizler (aşağı yukarı Chaucer ve eseri Frankleyn gibi) modernitenin eşiğinde beklediğimizden, onu belli
“Kur’an’a göre insan değersiz bir şey değildir. Maddenin bir kereliğine ve sonsuza kadar yok olacak, minicik bir parçası değildir. Bedeniyle öyle olsa dahi, ruhuyla birlikte doğada sürüklenir ve ‘şeylerin hiç doğmadığı yere’ değil, şeylerin gerçek olduğu yere doğru ilerler.”
“Esasında akademik aklın(Kantçı anlamdaki) eleştirisini sorgulamaların genellikle dokunmadığı bir noktaya kadar itmek ve skhole(Yunanca: boş zaman, İngilizce: okul) durumunun, yani serbest ve dünyadaki aciliyetlerden ve dünyadan azat olmuş zaman durumunun varsayımlarının
Öncelikle, terörizmin bir kişinin davranışını etkilemek, cezaya çarptırmak ya da intikam almak amacıyla yasadışı şiddet kullanımı şeklinde tanımlanması gerektiğini düşünüyorum. Eğer terörü bu şekilde tanımlarsak, keşfedeceğimiz ilk şey, küresel olarak hem
“Günümüzde hiç duraksamadan iyiliğimizi isteyen her şeye karşı mücadele etmek zorundayız. Zira hegemonyanın sırrı burada -yasak ve içerdiği tüm değerler sisteminin kaldırılmasında, lakaytlık, abartılı boyutlara varan hoşgörü, aşırı şeffaflıkta-
‘İslam’ Münakaşa Değil; ‘Mütalaa Edilmelidir’
ÜÇ ZOR MESELE -TEKNİK, MEDENİYET, YABANCILAŞMA- İSMET ÖZEL, TİYO YAYINLARI
“
Türkiye’de hurafeciliğin canlılığını koruyarak günümüze ulaşmasının sebeplerinin başında sanıyorum, hurafeye karşı bizzat dindarların yoğun ve etkili bir mücadele vermemiş olmaları gelir. Türkiye’de Batılılaşma başladığı zaman, Batıcı kafalar doğrudan İslam’a saldıramadıklarından, taarruzlarını halkın arasında yaşayan düzmece değerlere yönelttiler. Eleştirinin Frenk hayranı züppeler tarafından yapılması, dindarları eleştiriden yana çıkmaktan alıkoydu. Öyle ki dindarlar istemedikleri halde hurafe savunucusu konumuna düştüler. Bu durumda dindarlar, din adı altında toplanabilecek ne varsa onu korumak, muhafaza etmek, bozulmasının önüne geçmek, hızını kesmek amacıyla muhafazakâr ve gelenekçi bir durumu kabullenmek zorunda kaldılar. Hatta bazı değerleri elde tutabilmek için birçoklarını elden çıkartmaya yani bozulmanın bir sınırına kadar tahammül göstermeye razı oldular.”
Şair, düşünür ve yazar İsmet Özel, J. P. Sartre’ın ‘yaşamalı mı, anlatmalı (yazmalı) mı?’ sorusunu Batılı aydın için yaşamak meselesi, anlattıklarıyla (yazdıklarıyla) tam tamına çakışmıyor diye cevaplar zira O’na göre yaşadıklarımız zaten bir şeyler anlatmaktadır dolayısıyla yazdıklarımız da bunlardan başkası olmamalıdır. Özel’e göre insan, Allah’ın ona verdiği adı, kendi tanımı olarak kabul eden insandır. Bu insan iman etmiş ve Allah da ona ‘Müslüman’ adını vermiştir. Bundan böyle bu insanın bütün yapıp ettikleri kendi tanımına sahip çıkmaktan ibarettir. Müslüman sözü kapsayıcı bir tanımdır, ayrıca başka sıfatlarla desteklenmeye ihtiyaç göstermez. İslamiyet, bir bütünün ifadesidir, ayrıca bir senteze yönelmesine gerek yoktur. Öyleyse Müslüman’ın gerek bireysel hayatını düzenlemek gerekse toplumun kuruluşunu İslam esaslarına göre yeniden ayarlamak için girişeceği mücadele, araçlara bağlanma (medeniyet) mücadelesi değil; araçları aşma (siyaset) mücadelesidir.
Bu yazının devamı 183. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
İslam’ın İnsanlığa Vaadi
Özgürlük ve zorunluluk meselesi tüm insanlar için önemlidir ve herkesi ilgilendirir fakat ben (Müslüman Dünya da dâhil olmak üzere) Üçüncü Dünya için daha önemli ve ilgili olduğunu iddia ediyorum. Bizler (aşağı yukarı Chaucer ve eseri Frankleyn gibi) modernitenin eşiğinde beklediğimizden, onu belli
Meşruiyetin Görünümleri
“Kur’an’a göre insan değersiz bir şey değildir. Maddenin bir kereliğine ve sonsuza kadar yok olacak, minicik bir parçası değildir. Bedeniyle öyle olsa dahi, ruhuyla birlikte doğada sürüklenir ve ‘şeylerin hiç doğmadığı yere’ değil, şeylerin gerçek olduğu yere doğru ilerler.”
Mücadele İlim, Hikmet ve Tefekkür ile
“Esasında akademik aklın(Kantçı anlamdaki) eleştirisini sorgulamaların genellikle dokunmadığı bir noktaya kadar itmek ve skhole(Yunanca: boş zaman, İngilizce: okul) durumunun, yani serbest ve dünyadaki aciliyetlerden ve dünyadan azat olmuş zaman durumunun varsayımlarının
Dil Evreninden Söz Ülkesine
Öncelikle, terörizmin bir kişinin davranışını etkilemek, cezaya çarptırmak ya da intikam almak amacıyla yasadışı şiddet kullanımı şeklinde tanımlanması gerektiğini düşünüyorum. Eğer terörü bu şekilde tanımlarsak, keşfedeceğimiz ilk şey, küresel olarak hem
Kişiye Özel ‘HAKİKAT’!
“Günümüzde hiç duraksamadan iyiliğimizi isteyen her şeye karşı mücadele etmek zorundayız. Zira hegemonyanın sırrı burada -yasak ve içerdiği tüm değerler sisteminin kaldırılmasında, lakaytlık, abartılı boyutlara varan hoşgörü, aşırı şeffaflıkta-
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.