Kurduğunuz sistemin içinde kontrolü elden kaybederseniz yok olmaya mahkumsunuzdur. Devasa bir sistemin küçük dişlilerinden olarak, büyüklük rolüne soyunursanız da yok olmaya mahkum olursunuz. Gelişiminizi tamamlamadan, kendinizi olanın üzerinde görmek hem kendinizi hem de etrafınızdakileri felakete sürekler. Bunun farkına da varamazsınız. Farkındalık, ancak; felaketin size isabet etmesinden sonra gerçekleşir.
Bu yazının devamı
196. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Ellerindeki telefonlarla gezdikleri dünyalardan haberdar değiliz. Birden, bize benzemeyen, bizimle ilgisi olmayan bir dünyada yaşayan bir gençle karşılaşabiliyoruz. Çareler aramaya başlıyoruz. Birilerini, yetkin birilerini bulup çocuğumuzla ilgilensin, o saçma fikir ve davranışlarından vazgeçsin istiyoruz. Biz bu durumu fark ettiğimizde ise, çoktan iş işten geçmiş oluyor.
Rutine dair hoş bir resimli kitap okumuştum yakınlarda. Kıymetli dostumun rutin övgüsü peşisıra çıkmıştı karşıma. Arkadaş sohbetlerinden tutun da, anne-baba nasihatlerine, okuldaki derslere, dini söylemlere varıncaya kadar hemen her yerde,
“Kader! Değiştirilmesi ve önceden bilinmesi mümkün olmayan bir hakikat. Alın yazısı dedikleri herkes için büyük bir sır. Yaşanır, yaşarken de öğrenilir. Kader de insanın kaderidir. Dünyanın yaratıldığı andan, Âdem ile Havva’nın cennetten çıkarıldığından beri bu hep böyledir. Aslında kaderin sır olması bile bir kaderdir. Ta o andan itibaren asırlar boyu, günden güne, her dakika ve her an bir sır olan kader, herkes için sonsuza dek gizemini korumaya devam edecektir…”
Yolum, ömrüm boyunca hiç ayak basmadığım; kıssalarda, hikâyelerde, belgesellerde dinleyip gördüğüm çöllerden bir çöle düştü. Yalnız bu çöl diğer çöllerden biraz farklı. Kum taneleri, kelimelerden oluşan bir çöl. Her ayak basışımda kelimeler de yer değiştiriyor.
“Biz, kendi hayatımızı değerli kılacağız, her birimiz zihni kapasitelerimiz açısından, geliştirdiğimiz yeteneklerimiz bakımından birer hazine olmaya yöneleceğiz. Öyle ki, bir gün canımızı İslam uğruna vermemiz gerektiğinde Allah için hazineler feda edebilelim, ölmeyi göze alışımız basit hazlardan, basit tatmin vasıtalarından vazgeçmemiz anlamına gelmesin. Batarsak güneşler olarak batabilelim.” İSMET ÖZEL Öncelikle İslami hareket veya İslami dâvâcılık kavramlarının …
Kurtlukta Düşeni Yemek Kanundur
Kurduğunuz sistemin içinde kontrolü elden kaybederseniz yok olmaya mahkumsunuzdur. Devasa bir sistemin küçük dişlilerinden olarak, büyüklük rolüne soyunursanız da yok olmaya mahkum olursunuz. Gelişiminizi tamamlamadan, kendinizi olanın üzerinde görmek hem kendinizi hem de etrafınızdakileri felakete sürekler. Bunun farkına da varamazsınız. Farkındalık, ancak; felaketin size isabet etmesinden sonra gerçekleşir.
Bu yazının devamı 196. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Çocuklarımız Bizim mi?
Ellerindeki telefonlarla gezdikleri dünyalardan haberdar değiliz. Birden, bize benzemeyen, bizimle ilgisi olmayan bir dünyada yaşayan bir gençle karşılaşabiliyoruz. Çareler aramaya başlıyoruz. Birilerini, yetkin birilerini bulup çocuğumuzla ilgilensin, o saçma fikir ve davranışlarından vazgeçsin istiyoruz. Biz bu durumu fark ettiğimizde ise, çoktan iş işten geçmiş oluyor.
Bir Rutinbozar ve Çocuksavar Olarak Savaş
Rutine dair hoş bir resimli kitap okumuştum yakınlarda. Kıymetli dostumun rutin övgüsü peşisıra çıkmıştı karşıma. Arkadaş sohbetlerinden tutun da, anne-baba nasihatlerine, okuldaki derslere, dini söylemlere varıncaya kadar hemen her yerde,
“Eller Ne Derse Desin, Kullar Kader Yazamaz”
“Kader! Değiştirilmesi ve önceden bilinmesi mümkün olmayan bir hakikat. Alın yazısı dedikleri herkes için büyük bir sır. Yaşanır, yaşarken de öğrenilir. Kader de insanın kaderidir. Dünyanın yaratıldığı andan, Âdem ile Havva’nın cennetten çıkarıldığından beri bu hep böyledir. Aslında kaderin sır olması bile bir kaderdir. Ta o andan itibaren asırlar boyu, günden güne, her dakika ve her an bir sır olan kader, herkes için sonsuza dek gizemini korumaya devam edecektir…”
Anahtar Kelimeler
Yolum, ömrüm boyunca hiç ayak basmadığım; kıssalarda, hikâyelerde, belgesellerde dinleyip gördüğüm çöllerden bir çöle düştü. Yalnız bu çöl diğer çöllerden biraz farklı. Kum taneleri, kelimelerden oluşan bir çöl. Her ayak basışımda kelimeler de yer değiştiriyor.
Bir Heves Olarak İslami Hareket Veya İslami Dâvâcılık
“Biz, kendi hayatımızı değerli kılacağız, her birimiz zihni kapasitelerimiz açısından, geliştirdiğimiz yeteneklerimiz bakımından birer hazine olmaya yöneleceğiz. Öyle ki, bir gün canımızı İslam uğruna vermemiz gerektiğinde Allah için hazineler feda edebilelim, ölmeyi göze alışımız basit hazlardan, basit tatmin vasıtalarından vazgeçmemiz anlamına gelmesin. Batarsak güneşler olarak batabilelim.” İSMET ÖZEL Öncelikle İslami hareket veya İslami dâvâcılık kavramlarının …
Alışverişe devam et