Saatlerce masanın başında durdu, neden sonra sandalyeyi hızlıca çekti ve oturdu. Günlerdir elinden düşürmediği romana baktı. Bir bekleyiş ve umut ediş ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi dedi mırıldanarak. Kitabı eline aldı ve bir süre evirip çevirdikten sonra “Ah Drago” dedi. “Ah Drago…” Kitabın adını ve yazarını ancak kendi duyabileceği bir ses tonuyla tekrarladı: “Tatar Çölü/Dino Buzzati…” Yazmaya duyduğu derin iştah kabardı aniden. Masaya oturuşundan belliydi aslında. Bu çölü, teğmeni ve içine düştüğü çaresizliği anlatacaktı. Anlatmalıydı elbette. Bu derin sessizliğe günlerdir aynı soruyu yöneltiyordu. Yazmalıydı ki bir cevap bulabilsin. Neydi o soru… Soru şu: “İnsanın yazgısından kaçması mümkün mü?”
Bir süre sonra ve fakat hızlıca klavye tuşları, odada bir o yana bir bu yana oldukça ritimli bir ahenk tutturarak, yazının o insanı aniden sarıveren büyüsüne kapılmıştı. İlk paragraf bittikten sonra yazdıklarını hızlıca okudu.
“Romanın kahramanı genç teğmen Drago, ülkenin sınırındaki kalelerden birine atanır. Drago kaleyi görür görmez geri dönmeye karar verir. Fakat daha sonra gelişen olaylar, Drago’yu kaleye bağlar. Zamanla kale, Drago’nun kaderi haline gelir.
Bu yazının devamı
197. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın
olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken
gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
Post-kolonyal çalışmaların şekillendirdiği alanların başında kültür çalışmaları ve edebiyat gelir. Edebi eserlerin birçoğu dönemin siyasi, toplumsal ve ekonomik altyapısından etkilenir veya döneme damgasını vuran olaylar ve süreçler yazarlara, şairlere ilham kaynağı olur.
Kesin bende bir tuhaflık var, bundan eminim. Bir şeyleri yanlış anlıyor, yapayanlış değerlendiriyor olmalıyım. Yoksa insanlık tarihinin baştan aşağı çarpık bir gelişimini; tüm kurumlarının insanlığa rağmen karakter kazandıklarını kabullenmemiz gerekir ki bu pek mümkün gözükmüyor.
Çok eski zamanların birinde bir koyun sürüsü varmış. Bu sürü çoban tarafından her sabah kırlara götürülür, otlatılır, akşam olunca da ağıla kapatılırmış. Gel zaman, git zaman sürüye yeni bir koyun katılmış.
Yıllar diyorum, geçip gidiyorlar… Biraz tortuları, biraz pişmanlıkları, biraz ümitleri besleyip-silmekle birlikte. Takvimler diyorum, rakamlardan ibaret değil sadece. Neler neler hatırlatıyor o günü işaret eden takvimler. Öyle ya mezar taşlarındaki tarih de rakamdan ibaret değil bildiğin gibi.
Tek ülkeli, tek milletli, tek dilli kurgulara öyle alıştırıldık ki, bunu insanlığın kanunu sanmaya, sanmanın ötesinde inanmaya ve inanmayana kem bakmaya başladık. Kimlerdensin sorusunun tek ve kesin cevabı olmalıydı, herkes yerini bilmeliydi.
Sessizlik Öyküleri II
Saatlerce masanın başında durdu, neden sonra sandalyeyi hızlıca çekti ve oturdu. Günlerdir elinden düşürmediği romana baktı. Bir bekleyiş ve umut ediş ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi dedi mırıldanarak. Kitabı eline aldı ve bir süre evirip çevirdikten sonra “Ah Drago” dedi. “Ah Drago…” Kitabın adını ve yazarını ancak kendi duyabileceği bir ses tonuyla tekrarladı: “Tatar Çölü/Dino Buzzati…” Yazmaya duyduğu derin iştah kabardı aniden. Masaya oturuşundan belliydi aslında. Bu çölü, teğmeni ve içine düştüğü çaresizliği anlatacaktı. Anlatmalıydı elbette. Bu derin sessizliğe günlerdir aynı soruyu yöneltiyordu. Yazmalıydı ki bir cevap bulabilsin. Neydi o soru… Soru şu: “İnsanın yazgısından kaçması mümkün mü?”
Bir süre sonra ve fakat hızlıca klavye tuşları, odada bir o yana bir bu yana oldukça ritimli bir ahenk tutturarak, yazının o insanı aniden sarıveren büyüsüne kapılmıştı. İlk paragraf bittikten sonra yazdıklarını hızlıca okudu.
“Romanın kahramanı genç teğmen Drago, ülkenin sınırındaki kalelerden birine atanır. Drago kaleyi görür görmez geri dönmeye karar verir. Fakat daha sonra gelişen olaylar, Drago’yu kaleye bağlar. Zamanla kale, Drago’nun kaderi haline gelir.
Bu yazının devamı 197. sayıda.
Devamını okumak için hesabınıza giriş yapın
Dijital içeriklere erişebilmek için kullanıcı hesabınızın olması gerekir. Satın alma işlemini hesabınız açıkken gerçekleştirdiğinizde içerikler hesabınıza tanımlanır.
İlgili Yazılar
Toni Morrison ve Ötekilerin Kökeni
Post-kolonyal çalışmaların şekillendirdiği alanların başında kültür çalışmaları ve edebiyat gelir. Edebi eserlerin birçoğu dönemin siyasi, toplumsal ve ekonomik altyapısından etkilenir veya döneme damgasını vuran olaylar ve süreçler yazarlara, şairlere ilham kaynağı olur.
Asla Süper Kahraman Olmayan Bir Çocuğun Dünyaya Tutunma Macerası
Kesin bende bir tuhaflık var, bundan eminim. Bir şeyleri yanlış anlıyor, yapayanlış değerlendiriyor olmalıyım. Yoksa insanlık tarihinin baştan aşağı çarpık bir gelişimini; tüm kurumlarının insanlığa rağmen karakter kazandıklarını kabullenmemiz gerekir ki bu pek mümkün gözükmüyor.
Kötülük Eden Kötülük Bulur
Çok eski zamanların birinde bir koyun sürüsü varmış. Bu sürü çoban tarafından her sabah kırlara götürülür, otlatılır, akşam olunca da ağıla kapatılırmış. Gel zaman, git zaman sürüye yeni bir koyun katılmış.
Mektup XIII
Yıllar diyorum, geçip gidiyorlar… Biraz tortuları, biraz pişmanlıkları, biraz ümitleri besleyip-silmekle birlikte. Takvimler diyorum, rakamlardan ibaret değil sadece. Neler neler hatırlatıyor o günü işaret eden takvimler. Öyle ya mezar taşlarındaki tarih de rakamdan ibaret değil bildiğin gibi.
Şam’dan Dostum Geldi: Bin Dilde Hakikat Şarkısı Söyledi
Tek ülkeli, tek milletli, tek dilli kurgulara öyle alıştırıldık ki, bunu insanlığın kanunu sanmaya, sanmanın ötesinde inanmaya ve inanmayana kem bakmaya başladık. Kimlerdensin sorusunun tek ve kesin cevabı olmalıydı, herkes yerini bilmeliydi.
Alışverişe devam et
Nida Dergisi Destek
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Yardım almak istediğiniz konuyu aşağıdan seçebilirsiniz.
Hangi konuda yardımcı olabiliriz?
Bize mesaj bırakın
İletişim bilgileriniz yalnızca talebinize dönüş yapmak amacıyla kullanılır.